İş Dünyasının Öncü Sesi: Fortune 500 – Ersan Taylan

Yayın Tarihi: 21 Nisan 2026
Toplam Okunma: 40
Okuma süresi: 11,4 dakika

-Aslı Şen

Ekonomi haberciliği yalnızca rakamları aktarmak değil, verileri süzgeçten geçirerek anlamlandırmakta yatıyor. İş dünyasının en prestijli listesi Fortune 500 hangi kriterlerle hazırlanıyor? Finans editörlüğünün inceliklerini, yapay zekâyla değişen üretim süreçlerini ve sektörün geleceğini konuştuğumuz bu söyleşide; Fortune Türkiye Finans Editörü Ersan Taylan sorularımızı yanıtladı.

Aslı Şen: Öncelikle sizi tanıyarak başlamak isteriz. Ersan Taylan kimdir? Fortune Türkiye ile yollarınız nasıl kesişti?

Ersan Taylan: Dönemin etkili ekonomi dergilerinden olan Para Dergisi’nde stajyer arandığını bir arkadaşım aracılığı ile öğrendim. 1999 yılının son aylarıydı. Başvuru yaptım. Derginin Yayın Yönetmeni Aydın Demirer ile yaptığım görüşmenin ardından stajyer olarak kabul edildim. Aynı yıl işe başladım. Bu süreçte Anadolu Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü’nden mezun oldum. Ekonomi basınında kesintisiz olarak 25 yıldır muhabir-editör olarak çalışıyorum…

İlköğretim yıllarım İstanbul Beyoğlu ve Şişli’de geçti. Özellikle lise döneminde yazılar hazırlayıp dönemin popüler dergilerine gönderiyordum. İlk yazım, Gani Müjde tarafından çıkarılan mizah dergisi Deli’de yayımlanmıştı. O dönemler internet yoktu ancak Beyazıt Devlet Kütüphanesi ve Atatürk Kitaplığı, ben ve arkadaşlarım için muazzam yerlerdi. Taksim’deki Atatürk Kitaplığı’nın gazete-dergi arşivinden hâlâ yararlanıyorum.

A.Ş: Uzun yıllar Turkuvaz Dergi’de editörlük yapmışsınız. Fortune Türkiye’de iş dünyası üzerine yoğunlaşmaya nasıl karar verdiniz?

E.T: Derginin yanı sıra, dijital içerik üretimi için bir departman kurulmuştu. Buradaki görevimden ayrıldıktan kısa bir süre sonra, girişimcilik alanında portal-gazete ve dergi yayınları olan Erem Yayınları’nda 4-5 ay çalıştım. Daha sonra Fortune Türkiye’den teklif alınca finans editörü olarak çalışmaya başladım.

A.Ş: Finans editörlüğü, medya sektöründe oldukça niş bir alan olarak düşünülebilir. İşin içine ekonomi ve finans dinamikleri girdiğinde, editöryal süreçler nasıl bir değişime uğruyor?

E.T: Aslında zaman içinde kendiliğinden gelişen bir uzmanlık oluşuyor. Haberlerinizi hazırlarken doğru analizler yapabilmek için hem piyasalarla ilgili kavramları bilmeniz hem de çok hızlı olmanız gerekiyor. Aynı zamanda rakamlara, verilere şüpheyle yaklaşmanız gerekiyor. Yani size anlatılan, gösterilen her şeyi koşulsuz doğru kabul etmek yerine; değerlendirip, analiz etmeniz şart. Haber kaynağınızın sizi yanlış yönlendirebileceğini her zaman aklınızın bir köşesinde tutmalısınız. Manipülasyon ve spekülasyonlara karşı dikkatli olmanız gerekiyor. Şirketler ya da kamu otoriteleri önemli bilgilerini sizinle paylaşıyorlar. Bunları analiz edip bir haber haline getirebilmeniz için bazı kavramlara, teknik bilgilere hakim olmanız gerekiyor. İlk yıllarda bir iktisat, işletme öğrencisi gibi ders kitaplarını alıp çalışıyordum. Bunların yanı sıra üniversitelerin düzenlediği finansla ilgili bazı eğitimlere de katılmıştım.

A.Ş: Fortune gibi küresel bir derginin Türkiye ayağında çalışmak iş yapma biçiminizi nasıl değiştirdi? Global yayıncılık ağı size nasıl bir perspektif sağlıyor?

E.T: Fortune yaklaşık yüz yıllık geçmişi olan saygın bir iş dünyası dergisi. Her şeyden önce içerik oluştururken haberi destekleyecek ve doğrulayacak farklı bilgiler, rakamlar eklenmesinin önemine vurgu yapan bir yayın. Örneğin, bir şirket haberi yazarken, şirket yetkililerinin verdikleri bilgileri aktarmakla yetinmeyip, aynı zamanda o bilgilerin doğru olup olmadığını, abartı içerip içermediğini ortaya koyacak rakamlara, bulunduğu sektördeki konumunu doğru bir perspektifle değerlendirecek değişik kaynaklardan verilere de ulaşmanın öneminin bilincindeyiz. Elbette bu aslında sadece Fortune’la sınırlı bir yaklaşım değil, olmamalı. Gazeteci haberini yaparken objektif kriterleri her zaman göz önünde bulundurmalı. Bu durum, ekonomi haberciliğinde daha da önem kazanıyor. Öte yandan, Fortune’un alameti farikası sayılabilecek başta en büyük 500 şirket (ABD, global ve yakın zamanda yayımlanmaya başlayan Avrupa’nın en büyük 500 şirketi) sıralaması ve daha sonra ortaya çıkan diğer sıralamaların (En başarılı CEO’lar, 40 yaş altı yöneticiler, en başarılı iş kadınları, en inovatif şirketler vs) tamamen objektif kriterlere dayanması açısından da dergi örnek teşkil ediyor. Fortune Türkiye, yayın hayatına başladığı 2008 yılından beri her yıl Türkiye’nin en büyük 500 şirketini son derece titiz bir bilanço incelemesine dayanarak, bağımsız kriterlerle sıralıyor. Derginin Türkiye ayağının saygın, güvenilir bir kaynak haline gelmesinde bu 500 sıralamasının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde objektif bir çalışma olarak sunulmasının da payı olduğunu söyleyebilirim. Kısacası haber yazarken ya da içerik oluştururken en önemli kriter; etki altında kalmadan, size aktarılan bilgileri gerek rakamlarla gerekse farklı kaynaklarla teyit ederek doğruluğundan emin olmak ve verilere geniş bir perspektiften bakabilmektir. Gazeteciliğin bu temel ilkesinin Fortune’da daha fazla altının çizildiğini, önemsendiğini söylemem yanlış olmaz.

A.Ş: Bir finans editörünün iş takvimi ve yayına hazırlık süreci nasıl işliyor? Piyasaların dinamik yapısı içinde zamanı ve içerik havuzunu nasıl yönetiyorsunuz?

E.T: Bu dönem yaşadığımız en büyük problem zaman. Fortune her ay yayınlanıyor. İçerikleri belirlerken, Fortune US ve Türkiye’den haberleri bir arada okuyor ve dikkate alıyoruz. Bölüm editörleri Fortune’daki her kategoride ve her sektör üzerine ayrı ayrı analizler yapıyor. Aynı zamanda uzmanlık alanlarına ait içeriklerle ilgili röportajlar yaparak kendi gündemlerini belirliyorlar. Bu sürecin ardından en çarpıcı, dikkat çekici ve haber değeri yüksek olan içerikleri seçiyoruz. Editörler haberlere katkı sağlamak amacıyla çeşitli araştırmaları ve raporları inceliyor, pek çok uzmandan görüş alıyorlar. Tüm bilgiler derin bir analizden geçtikten sonra haberler, okuyucuya “hap bilgi” olarak sunabileceğimiz bir formata geliyor ve Fortune’da yer alıyor.

“Haber yazarken ya da içerik oluştururken en önemli kriter; etki altında kalmadan, size aktarılan bilgileri gerek rakamlarla gerekse farklı kaynaklarla teyit ederek doğruluğundan emin olmak ve verilere geniş bir perspektiften bakabilmektir.”

A.Ş: Bir ekibiniz var mı, yazar kadronuzu ve içerik takviminizi nasıl planlıyorsunuz?

E.T: Fortune, hem Global’de hem de Türkiye’de sadece deneyimli gazetecilerden ve editörlerden oluşan ekipler tarafından hazırlanıyor. Fortune Türkiye edisyonunda sadece bir yazar “vergi mevzuatı” üzerine köşe yazıyor. Bunun dışında dergide köşe yazarları bölümümüz yok. Dergimizi gazeteciliğe emek vermiş, asıl işi habercilik olan bir ekip çıkarıyor.

A.Ş: Sosyal medya platformlarının yükselişiyle birlikte iş dünyasına yönelik içerik tüketim pratikleri de ciddi biçimde değişti. Sizce okurlarınız bilgiyi hangi platformlardan ve nasıl tüketiyor?

E.T: Evet, haklısınız değişti. Bu değişim aslında sadece iş dünyası ile de sınırlı değil. Neredeyse herkes sosyal medya üzerinden gündemi takip ediyor. Fortune Türkiye olarak biz de web sitemizden popüler sosyal ağlara kadar her yerde gazeteci kimliğimizi unutmadan var olmaya çalışıyoruz.

A.Ş: Sizce dijitalleşmenin yoğun olduğu bu dönemde fiziksel dergi okuru sayısı azalıyor mu? Siz bu durumun önüne nasıl geçiyorsunuz?

E.T: Evet elbette azalıyor. Ancak okuyucu sayısı eski dönemlerin çok çok üzerinde. Dijital platformlar üzerinden dergi okuyanların sayısı sürekli artıyor. Bizler de bu alanlarda daha etkili olabilmek adına, video haberlerden sosyal ağlara hazırladığımız özel içeriklere kadar her mecra ve formatta içerik üretmeye çalışıyoruz. Bunlar için ayrı ayrı ekip arkadaşlarımız var.

A.Ş: Sizce ekonomi yayıncılığında “güven” hala belirleyici bir kriter mi? Okurun bir dergiye sadakat göstermesini sağlayan unsurlar neler?

E.T: Bana göre de çok doğru bir şey söylediniz. Evet, güven belirleyici bir unsur. Bunun dışında şeffafl ık, tarafsızlık da önemli. Diğer yandan bireysel bazı özelliklerinizi de geliştirmeniz gerekiyor. Meraklı, gözlemci ve takip etmeyi seven biri olmalısınız. Sosyal çevrenizi genişletmelisiniz. Ayrıca entelektüel açıdan kendinizi geliştirmelisiniz.

“Fortune Türkiye, yayın hayatına başladığı 2008 yılından beri her yıl Türkiye’nin en büyük 500 şirketini son derece titiz bir bilanço incelemesine dayanarak, bağımsız kriterlerle sıralıyor.”

 

 

A.Ş: Fortune 500 Türkiye listesinin editörlüğünü yürütüyorsunuz. Bu süreç nasıl işliyor? Bir şirketin sıralamadaki yeri hangi kriterlere göre belirleniyor?

E.T: Fortune 500 Türkiye Listesi, Türkiye’nin en büyük 500 şirketini net satışlarına göre sıralıyor. Araştırma kapsamında ayrıca şirketler; ihracat, faiz ve vergi öncesi kâr/zarar, aktif toplamı, özkaynaklarına göre de sıralanıyor. Sektörel ve iller dağılımının yanı sıra, borsa şirketlerinin finansal performanslarının da ayrıntılı yer aldığı listemizde, farklı kriterlere göre oluşturulan çeşitli alt listeler de yer alıyor. Fortune 500 Türkiye sıralaması, CRIF Türkiye ile birlikte hazırlanıyor. Bu çalışmanın amacı, satış hacimlerine göre Türkiye’nin önde gelen büyük firmalarının belirlenmesi ve temel finansal göstergeleri ile birlikte sıralanmasıdır. Finansal kurumlar ve holdingler (üretim yapan holdingler hariç) bu çalışmanın kapsamına dahil edilmiyor.

A.Ş: Türkiye’de şeffaf veri eksikliği sık tartışılan bir konu. Bu durum Fortune 500 listesinin oluşturulma sürecini nasıl etkiliyor?

E.T: Çalışmada CRIF Türkiye veritabanının yanı sıra, çok sayıda meslek kuruluşları, odalar, dernek ve birlik gibi kuruluşların bilgisine ve veri tabanına başvuruluyor. Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin dışında kalanlara direkt olarak ulaşılıyor. Fortune 500 Türkiye, bilgi paylaşımını kabul eden ve şeffaflığı, kurumsal yönetim ilkelerinden biri olarak benimseyen şirketlerin yer aldığı bir çalışmadır.

A.Ş: Sizce Fortune 500 listesi Türkiye’de iş dünyasının gerçek fotoğrafını ne ölçüde yansıtıyor? Liste, sektörel dönüşümleri okuma açısından nasıl bir rehber sunuyor?

E.T: Her şirkete aynı koşullarda ulaşılıyor, aynı bilgiler talep ediliyor ve aynı tarafsız değerlendirme yapılıyor. Listede yer alabilmek için “Sadece satış rakamım açıklansın ama diğer bilgilerime yer verilmesin” şeklinde yaklaşan ya da benzer ön koşullar ileri süren şirketlere listede yer verilmiyor. Fortune 500, büyük ilgi görüyor ve referans kabul ediliyor. “Fortune 500” içerisinde yer almak bir prestij sembolü olarak tanımlanıyor. Araştırmamız sıradan bir anket çalışması değil. Şirketlerin gelir tablosu ve bilançoları üzerinden yapılan titiz analizlerin sonucunda belirleniyor. Objektif, şeffaf ve anayasası önceden ilan edilen bir araştırma olan Fortune 500 Türkiye, Türkiye’de alıcı-pazarlayıcı veya tam konsolidasyon ilişkisi dikkate alınarak hazırlanan ilk listedir. Tüm bunlar sayesinde sadece listeye giren şirketlerin değil, faaliyet gösterdikleri sektörlerin de gelişimini, değişimini çok net görebilirsiniz.

A.Ş: Finans editörü olarak yapay zekânın veri yorumlama, içerik planlama ve hız gibi konularda iş yapma biçiminizi nasıl dönüştürdüğünü düşünüyorsunuz?

E.T: İlk faydasını deşifre konusuna sağladığı büyük kolaylıkta gördüm. Uzun röportajları otomatik olarak yazıya dökmek benim için bir mucizeydi. Eskiden ses kaydını alıp bunu tekrar dinleyerek deşifre etmek sıkıcı ve zaman alıcı bir işti. Uzun yıllardır yapay zekâ destekli bu uygulamaları kullanıyorum. Daha sonra bu teknoloji geliştikçe yeni özelliklerini de kullanmaya başladım. Bazı verileri otomatik analiz edip metinler üretebiliyor. Ancak bunlar henüz arzu ettiğimiz şüpheci ya da eleştirel bakış açısını henüz tam anlamıyla yansıtamıyor.

A.Ş: Türkiye’de finans haberciliğinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Genç gazetecilere ve öğrencilere ne önerirsiniz?

E.T: Finans, ekonomi haberciliği her zaman önemini koruyacaktır. Yaratıcılığını koruyabilen gazetecilerin gelecekte de ilgiyle takip edileceğine inanıyorum. Sadece habere odaklanmalısınız. Herhangi bir kurumu, otoriteyi korumak ve kollamak gazetecinin görevi değildir.

Yorum Yazın