-Sıla Gündüz Monopoly’nin Gerçek Hikayesi: Çalınan Bir İdealin Portresi “Öyle […]
Irmak Çağlayan Jean Baudrillard: Simülasyon, Hipergerçeklik ve Modern Dünyanın İllüzyonu […]
-Sıla Gündüz İllüstrasyonlar: Beyza Büyük Sanayi Devrimi ile birlikte tarlada […]
-Mustafa Burak Avcı Kimilerine göre 20. yüzyılın en büyük medya […]
-Baran Sönmez İllüstrasyonlar: Sanam Maghrebi Isaac Asimov henüz 1964 gibi […]
-Zülaysu Altındal İllüstrasyon: Beyza Büyük 9 Kasım 1934’te New York, […]
Köy Enstitüleri, aklın ve bilimin ışığında Cumhuriyet ideolojisini ülkenin bütün tebaası ile buluşturan bir projeydi. Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması amacıyla yurdun dört bir yanında kurulan Köy Enstitüleri’yle hem bireysel hem de toplumsal bir aydınlanma hedeflenmekteydi.
Afife Jale, cesareti ve öngörüsü ile Türk Tiyatro sahnesinin dönüşümünde önemli bir rol oynarken aynı zamanda kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu bir dönemde önyargıları yıktı. Cesur ve özgün duruşu ile gelecek nesillere ilham kaynağı olan Afife Jale, hayallerindeki Türk Tiyatrosunun temellerini attı.
Sinemanın propaganda gücü, sinema aygıtının keşfinden itibaren çeşitli devlet liderlerince kabul edilmiş ve sinema tüm sanatlar arasında en önemlisi olarak tarif edilmiştir. Propaganda gücünü, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk Sinemasının ulusal kimlik inşasındaki rolü ve Cumhuriyet’in kuruluş döneminde aştığı badireleri hatırlatma işlevi ile düşünmek önem taşır.
Ernest Hemingway 30 Eylül 1922 günü Kanada’da yayım yapan Toronto Daily Star gazetesinin muhabiri olarak, zaferle biten Türk Kurtuluş savaşının sonuçlarını gözlemleyip anlatmak üzere İşgal altındaki İstanbul’a gelmiştir. Bu yazı Hemingway’in Türkiye’de geçirdiği günleri ve gazeteci olarak izlediği Lozan antlaşmasının izlenimlerini aktarmaktadır.



