Bir Sahafın Elinde Yapay Zekâ – Volkan Samet Altuntaş

Yayın Tarihi: 21 Nisan 2026
Toplam Okunma: 16
Okuma süresi: 12,6 dakika

-Ali Gülbetekin

Yapay zekâ, binlerce yıllık Anadolu geleneğini yarına taşıyan, tarihsel bir bellek işlevi görebilir mi? Müzik endüstrisinin demokratikleşmesini, getirdiği etik tartışmaları, üretim aşamalarını, teknik detayları ve Anadolu Rock kültürünü konuştuğumuz bu söyleşide, sahaflığın birikimini ve müzik yeteneğini harmanlayan Volkan S. Altuntaş, yapay zekâ temelli müzik üretimi için yeni bakış açıları sunuyor.

Ali Gülbetekin: Öncelikle merhaba, vakit ayırdığınız için çok teşekkürler. İlk olarak sizi tanıyabilir miyiz? Volkan Samet Altuntaş kimdir?

Volkan Samet Altuntaş: Ben Volkan Samet Altuntaş. 1991 doğumluyum. Asıl alanım edebiyat ve şiir. On yıldan uzun süre sahaflıkla iştigal ettim. Grafik tasarım ve resim ile de uğraştım, eğitim aldım. Yaklaşık iki yıldır “AI Müzik” üzerine çalışmalar yapıyorum, diğer her şeyi bırakıp tamamen bu alana odaklandım.

A.G: Kanal içinde iddianız “Anadolu Pop/Rock” müzik, bir şeyi anadolu rock yapan nedir? Ona Psychedelic alt türünü kazandıran nedir? Siz neden bu müzik türünü tercih ettiniz?

V.S.A: Anadolu Rock dediğimiz şey; bu toprakların binlerce yıllık sözlü geleneğiyle, yani türkülerin, deyişlerin, halk makamlarının, 60’lar ve 70’lerde Batı’dan gelen rock sound’unun buluşması. Onu “Anadolu” yapan şey ise batının gitarını, basını, davulunu alıp bizim usullerimizle, bağlama yürüyüşlerimizle çalmak. Ama bu sadece teknik bir birleşim değil; aynı zamanda o dönemin kimlik arayışı, isyanı ve kendini ifade etme çabasıyla da ilgili bir ruh hali. Psychedelic tarafı ise biraz daha derinde. Batı’da psychedelic müzik stüdyo efektleri, reverb’ler, fuzz pedallarıyla tanımlanırken bizde bu hâl zaten müziğin özünde vardı. Halk müziğimizdeki ağıtlar, halk edebiyatı, deyişler, sufi şiirleri, özellikle Alevi-Bektaşi geleneğinin o transa yakın tekrar hissi zaten başlı başına bilinç genişletici bir yapıya sahip. Erkin Koray, Moğollar, Barış Manço gibi isimlerin yaptığı şey bu doğal trans halini fark edip elektrik gitarla, rock’ın enerjisiyle buluşturmak oldu. Yani biz psychedelic olmayı Batı’dan öğrenmedik, kendi köklerimizde zaten vardı. Ben bu türü tercih ettim çünkü hem hikâye anlatımı var hem de sesin derinliği. Edebiyat geçmişimden dolayı söze, sembole ve hikâyeye bağlıyım. Bu müzik tam orada duruyor. Ayrıca sahaflık yaptığım yıllarda hep unutulmuş şeylerin peşindeydim; eski dergiler, plaklar, afişler… Bu müzik de bana böyle geliyor. Tozlu raflarda kalmış ama hâlâ diri bir ruh taşıyor.

A.G: Global sahnede “Anadolu Pop/Rock’un” yerini dünden bugüne nasıl görüyorsunuz? Sizce özgün olarak bugün halâ devam ediyor mu yoksa geçmişin bir tekrarı mı yaşanıyor?

V.S.A: 70’lerin Anadolu Rock akımı, aslında Türkiye’nin modernleşme sancılarının müzikal bir ifadesiydi. Fikret Kızılok, Moğollar, Erkin Koray, Barış Manço, Cem Karaca gibi isimler sadece müzik yapmıyor; “yerel” olanı evrensel dile çeviriyorlardı. Bu yüzden dünya sahnesinde benzersiz bir yer kazandılar. Bugün baktığımızda, “Anatolian Psychedelic” adı altında bu müzik yeniden doğuyor.

Özellikle Avrupa’da DJ setlerinde, film müziklerinde, plak topluluklarında Anadolu tınıları yeniden popüler. Ancak çoğu zaman bu dönüşüm Türkiye’nin içinden değil, dışarıdan geliyor. Benim için önemli olan şu: O dönemin ruhunu bir retro nostaljiye sıkıştırmadan, bugünün teknolojisiyle, bugünün bilinciyle yeniden canlandırmak. Yani evet, bu müzik hâlâ özgün olabilir ama o özgünlüğü sound’da değil, niyette aramak lazım. Benim hedefim o ruhu bugünün üretim araçlarıyla yeniden anlamlandırmak.

A.G: Nikbinler Band’in Eylülzede eseri, sosyal mecralarda bir polemik yarattı, bu olay yapay zekâ teknolojisinin müzik bağlamında ilk defa bu kadar kusursuz iş üretmesiyle mi alakalı?

V.S.A: Eylülzede eseri bir kolektif çalışmanın eseri. Sözler 2014 yılında Serkan Selay tarafından yazılmış ve bestelenen bir eser. Bunu Nikbinler Band yorumladı, sevgili Berika KA seslendirdi, ben ise yapay zekâ araçlarıyla tüm bunların yeniden aranjesini, masteringini, düzenlemesini, vokal ve sound efektlerini ayarladım. Günümüzün popüler tabirlerinden birini kullanmak gerekirse hibrit bir çalışma oldu. Hiçbir beklenti, planlama, reklam çalışmaları olmadan tamamen herkesin severek üzerinde çalıştığı gönülden gelen bir çalışma oldu. Eylülzede belki de bu yüzden bu kadar çok sevildi ve ilgi gördü.

A.G: Peki, dinleyiciler müziğin yapay zekâ tarafından üretilmiş olmasına nasıl tepki veriyor? Öğrendiklerinde bakış açıları değişiyor mu?

V.S.A: Eylülzede, dediğim gibi kolektif çalışmanın hibrit bir ürünü. Ancak benim tamamen yapay zekâ araçlarıyla hem müzik hem vokallerini üreterek çalışmalarımı paylaştığım Anatolian Lab adlı kanalımdaki yorumlara bakarsak şu an %95 civarında olumlu bir yaklaşım var. Anatolian Lab kanalıyla birlikte Türkiye’de ve hatta dünyada yapay zekâ müziğe karşı olan ön yargılar kırıldı ve bir eşik geçildi.

A.G: Global ve ünlü müzisyenlerin birçoğu yapay zekâya karşı manifestolar yayımlayıp mikrofon bıraktı, ürettiğiniz iş üzerinden baktığınızda siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu durum etik ve vicdani bir dilemma yaratıyor mu?

V.S.A: 2024 yılında bu manifestolara destek veren Universal Music, bugün farklı bir konumda ve görüşte olduğunu biliyorum. Keza kendim de bir MESAM üyesi olarak da yine 2024 yılındaki görüşlerin artık değiştiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Biz burada farkında olmadan sektörde bir devrim gerçekleştirdik. Burada etik açısından veya vicdani açıdan bir problem yahut dilemma olduğunu düşünmüyorum. Vakti zamanında elektro gitar çıktığında, synthesier çıktığında da insanlar bunlarla yapılan şey müzik değil gibi tepkiler ortaya koymuşlar. Bugün yapay zekâ bir araç ve enstrüman görevini görüyor. Bana göre kavga etmenin veya karşı çıkmanın bir anlamı yok. Yaptığım görüşmelerde duyduklarımdan anladığım kadarıyla artık müzisyenler ve yapım şirketleri yapay zekâyı bir araç olarak kullanmak yönündeki anlayışa daha yakınlar. Belki de bunu değiştirdik.

A.G: Sizce yapay zekâ gelecekte müzik dünyasını nasıl değiştirecek/yönlendirecek? Müzik dünyasına yeni girecek olan sanatçılar için teknolojik ve ekonomik bir bağımlılık yaratacak mı?

V.S.A: Müzik dünyasına yeni girecek sanatçılar için müthiş bir kolaylık ve bağımsızlık imkânı sağlanacak. Yapay zekânın amaçlarından ve mümkün kıldıklarından belki de en önemlisi demokratik bir alan yaratmak oldu. Senin enstrüman yeteneğin olmayabilir, enstrüman alacak paran olmayabilir, sesin kötü olabilir yahut sesin iyi olabilir ama bir stüdyo kaydı alacak imkânın olmayabilir; fakat yapay zekâ araçlarıyla tüm bu handikapları aşarak yapmak istediğin müziği hayata geçirebilirsin. Bu çok ama çok önemli bir şey. 2026 yılı sonunda tüm dünyada yapay zekâ müziğinin piyasada ve dijital platformlarda %25 civarında olacağı öngörülüyor. Benim tahminim %30 sınırlarını zorlayacağı ve hatta aşacağı yönünde…

“Anadolu Rock dediğimiz şey, bu toprakların binlerce yıllık sözlü geleneğiyle, yani türkülerin, deyişlerin, halk makamlarının, 60’lar ve 70’lerde Batı’dan gelen rock sound’unun buluşması.”

“Benim için önemli olan şu: O dönemin ruhunu bir retro nostaljiye sıkıştırmadan, bugünün teknolojisiyle, bugünün bilinciyle yeniden canlandırmak. Yani evet, bu müzik hâlâ özgün olabilir; ama özgünlüğü sound’da değil, niyette aramak lazım. Benim hedefim o ruhu bugünün üretim araçlarıyla yeniden anlamlandırmak.”

A.G: Yapay zekâ üretiminde hangi modelleri veya yazılımları kullanıyorsunuz? Bu araçları hangi işlevleri için kullanıyorsunuz?

V.S.A: Bu alanda SUNO, UDIO, Riffusion gibi temel üretim için kullandığım araçlar var. Mastering ve post-prodüksiyon işlemleri için yine çeşitli AI araçları veya çeşitli DAW programları kullanıyorum: FL Studio, Ableton vb gibi.

A.G: Yapay zekâ aracılığıyla müzik oluştururken, kültürün getirdiği Anadolu havasını ve özellikle enstrümanlarının karakterini nasıl koruyorsunuz? Bu durum bir zorluk yaratıyor mu?

V.S.A: Burada devreye günümüzde “prompt mühendisliği” denilen iş devreye giriyor. Kullandığınız yapay zekâ aracına ne yapmak istediğinizi onun anlayacağı dilde en iyi şekilde anlatmanız gerekiyor. Zorluk yaratan durumlar oluyor elbette ancak bu da bir challenge hissi yaratıyor. Benim için üretim yaparken ve daha keyifli bir süreç olmaya başlıyor. Acaba nasıl yaparsam şu sonucu alırım, şöyle yaparsam nasıl olur? gibi gibi…

A.G: Peki, yapay zekâ araçları hangi müzik türleriyle daha uyumlu çalışıyor?

V.S.A: Aslında tüm müzik türleri fakat elektronik müzik türleri olan EDM, Techno, Disco, Hi-Tech vb tarzlarda daha iyi üretimler yapıyor. Ancak ben Kaside tarzı okumalar çalışmalar da yapıyorum, latin jazz da çalışıyorum, underground rap de yapıyorum, anadolu rock da üretiyorum…

A.G: Üretim sürecinde insan emeğinden araçların kullanımı dışında bir şekilde besleniyor musunuz? Zaruret Records bağlamında, gelecekte durum değişecek mi?

V.S.A: Bazen kendimiz vokal olarak okumalar yapıp kendi vokalimiz üzerinden eserlerin üretimini yapıyoruz. Zaruret Records ileride AI Müzik alanında lider bir label (marka) olarak sektörde yerini alacaktır, hedeflerimiz ve planlarımız bu yönde ilerliyor.

 

 

“Senin enstrüman yeteneğin olmayabilir, enstrüman alacak paran olmayabilir, sesin kötü olabilir yahut sesin iyi olabilir ama bir stüdyo kaydı alacak imkânın olmayabilir; fakat yapay zekâ araçlarıyla tüm bu handikapları aşarak yapmak istediğin müziği hayata geçirebilirsin.”

A.G: Bu işi yaparken teknik müzik bilgisi gerekli mi? Eğer önemliyse prompt yazabilme becerisi kadar önem teşkil ediyor mu?

V.S.A: Ben biraz da sahaf olmanın getirisiyle çok fazla müzik teorisi, müzik tarihi üzerine eski baskı kitaplara ulaşabiliyorum. Bu konuda kendimi geliştirmeye de devam ediyorum. Benim gözlemlediğim kadarıyla iyi bir müzik kulağına sahip olmak gerekiyor. Buna ek olarak biraz da bilgisayar becerisi ve prompt sihirbazlığı yapabilmek de önemli bir yer teşkil ediyor.

A.G: Yapay zekâ kalıplaşmış Anadolu Rock esintilerinden beslenerek mi bir ürün çıkarıyor yoksa prompt girerek, istediğiniz çalgının sesini siz mi belirliyorsunuz? Suno gibi yapay zekâ temelli uygulamaları kullanabilen herkes bunları üretebilir mi?

V.S.A: Bu aslında oldukça teferruatlı cevap isteyen bir soru. AI Müzik araçları aslında şimdiye kadar yapılmış olan hemen hemen tüm müzik eserlerini arşivinde barındırdığı için eğitim sürecinde, tüm bu eserlerin içindeki en iyi akor yürüyüşlerini, vokal seslerini, tempoları, nota dizilimlerini biliyor ve buna göre bir üretim yapıyor. Çok farklı üretim teknikleri var; tamamen sıfırdan promptla da üretim yapabilirsiniz, bir sample veya melodi kullanarak da… Herkes bunları üretebilir mi? sorunuza gelecek olursak, evet üretebilir. Bu durum, herkesin araba da kullanabilmesi, herkesin yemek de yapabilmesi gibi bir şey. “Evet, üretebilir” cevabını bu bağlamda düşünmek lazım.

“Herkes bunları üretebilir mi? sorunuza gelecek olursak, evet üretebilir. Bu durum, herkesin araba da kullanabilmesi, herkesin yemek de yapabilmesi gibi bir şey. ‘Evet, üretebilir’ cevabını bu bağlamda düşünmek lazım.”

A.G: Bu müzik ürünlerini tek başınıza mı yoksa bir ekip ile mi ortaya çıkarıyorsunuz?

V.S.A: Başlangıçta tek başımaydım, artık bir ekibimiz var. Ancak yine de tek başıma üretiyorum. Farklı konularda teknik destekler alıyorum diyebilirim.

A.G: Telif hakları bu süreçte nasıl bir alan kaplıyor? Telif anlaşmaları yapıyor musunuz? Youtube ve Spotify gibi platformlar bu işi meslek haline getirebilme olanağı için sürdürülebilir bir ekonomik getiri sağlıyor mu?

V.S.A: Telif hakları için gerek eser sahibi sanatçılarla veya anlaşmalı oldukları yapım şirketleriyle anlaşmalar ve görüşmeler yapılıyor. Bu konuda açıkçası telif izinleri için istenen ücretlerin yüksek olduğu kanısındayım. İlerleyen süreçlerde bu alanda da farklı çalışmalarımız olacak. Adaletli bir telif hakkı kanununun yasada yeri olması gerektiğini düşünüyorum. Meslek birlikleri ve odalarıyla görüşmek için daha genel, herkesi kapsayan, daha pratik bir işleyiş için gerekli çalışmaları hazırlıyoruz. Sürdürülebilir bir ekonomi sağlıyor mu? Bu biraz şans işi, bir çalışmanın Youtube’da ve Spotify’da ne kadar izleneceğini bilemiyorsunuz ancak genel anlamda evet, ekonomik bir getiri sağlıyor.

A.G: Yapay zekânın yetersiz kaldığı, kafanızdaki melodiyi tam oturtamadığınız oldu mu? Eğer oluyorsa evet bu daha iyiymiş gibi bir durum yaşadınız mı? Ya da tam olarak aynısını yapmak için bir uğraş veriyor musunuz?

V.S.A: Bazen bir şarkının binden fazla versiyonunu dinliyor oluyorum… 7-8 saat boyunca aralıksız hiç kalkmadan bir şarkı için uğraştığımı biliyorum. Bazen de hiç olmuyor… İki ay boyunca ara ara denemeler yaparak bitirdiklerim oluyor. Bazı zamanlarda da bir saat içerisinde her şeyi halletmiş oluyorsunuz.

A.G: Gelecekte bizleri neler bekliyor?

V.S.A: Gelecek? Gelecek diye bir şey varsa, herhalde o da bizleri bekliyordur…

Yorum Yazın