Türkiye Cumhuriyeti artık yeni bir görsel kültüre ihtiyaç duyuyordu ve bunun en önemli ayaklarından biri ulusal mimarinin ortaya çıkışıydı.
Günümüzün hızla değişen medya ekosisteminde, dijital medya araçlarının da çeşitlenmesiyle birlikte radyo, artık göz ardı edildiği düşünülen bir kitle iletişim aracı olarak değerlendirilebilir.
Nutuk, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna uzanan süreci kapsayan ve Cumhuriyet’in yol haritasını oluşturan temel bir metindir. Bu çalışma, Nutuk metninde sıkça geçen kelimelerin analizini sunar.
Tarih boyunca hiçbir zaman anaerkil bir toplum var olmadı. Kadın, güçlü olduğu yerde eşitliği getiriyordu. Bizim tarihimizde de tam olarak böyle oldu. Bu hikâye, Cumhuriyet kadınının hikâyesi. Bu hikâye, uzun yıllar süren bir mücadelenin başarı hikayesi.
Ülkeye yayılan 21 bölgede kurulu Cumhuriyetin öğretmen yetiştiren okulları, Köy Enstitülerinin verimsiz toprakları, modern bir tarım ülkesinin uygulama bahçeleri olmuştu...Bir başka içerik, bir başka biçimde yine olabilir.
“Bugün bildiğimiz, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, tarihi serüvenine 1916’da “İdman Bayramı” olarak başlar. Savaşla sekteye uğramasına rağmen o da tıpkı Cumhuriyet gibi küllerinden doğar ancak sonrasında sürekli tahvil edilir.”
Mustafa Kemal Atatürk, eşsiz bir asker, örnek bir devlet adamı, devrimci bir liderdi. Ama unutmamalı ki, O, çocukluğundan başlayarak kültür ve sanatla kendini geliştirmiş, cephelerde bile çantasından kitap eksik etmemiş aydın bir insandı. Bu nedenle Söylev, Mustafa Kemal’den beklendiği gibi, hitabet sanatının benzersiz bir yapıtı; akıcı, öğretici, bir tarih dersi örneği oldu.
“Değil mi, evvela kendini ve mümkünse bütün vatanı kurtaracak olan Anadolu’dur. O halde kararımızı vermiş olalım, Anadolu Ajansı...”
Türkiye Cumhuriyeti, 600 yıllık Osmanlı saltanatının yerini alırken yalnızca yeni bir rejime değil aynı zamanda yeni bir kültüre de merhaba diyordu. Genç Türkiye her ne kadar muazzam bir gayretin ardından gelen büyük bir zaferin meyvesi olsa da, bedeli de o denli ağır ve yıpratıcı olmuştu.
Kurtuluş Savaşı’nda en sıcak çatışmaların yaşandığı, düşmanın Polatlı önlerine geldiği, top seslerinin Ankara’dan duyulabildiği günlerde Atatürk, onca yoğun çalışmasının içinde Maarif, bugünkü adıyla Milli Eğitim Kongresini de toplamıştı. 16 Temmuz 1921’de toplanan kongre, yeni Türkiye’nin eğitim politikasını saptamak ve sorunlara bir çözüm bulmak amacını taşıyordu.



