<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>futbol arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/futbol/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/futbol/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 13:25:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Futbol Belgeselleri: Perde Arkasına Bir Bakış</title>
		<link>https://contextdergi.com/futbol-belgeselleri/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/futbol-belgeselleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 09:10:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Medyanın Şairi: Halit Kıvanç Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[futbol belgeselleri]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Kıvanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Futbol belgeselleri, işin perde arkasını daha önce hiç olmadığı kadar iyi gözlemlemenin popüler bir yolu haline geldi. Takımların nasıl antrenman yaptıkları, atılan imzaların ardındaki nedenleri ve yeni hikayelerin ortaya çıktığı süreçte futbol dünyasında yaşanan her şeyi görmek mümkün oluyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/futbol-belgeselleri/">Futbol Belgeselleri: Perde Arkasına Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Berke Cihan</em></strong></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">Futbol belgeselleri, işin perde arkasını daha önce hiç olmadığı kadar iyi gözlemlemenin popüler bir yolu haline geldi. Takımların nasıl antrenman yaptıkları, atılan imzaların ardındaki nedenleri ve yeni hikayelerin ortaya çıktığı süreçte futbol dünyasında yaşanan her şeyi görmek mümkün oluyor. Oyuncuları sahada izlemek güzel olsa da onları bir de sinematik açıdan izlemek de işe ayrı bir hava katıyor. Son dönemde zirvelerden diplere düşen takımların, Avrupa’nın tepesine tırmananların ve de her şeyin ateşleyicisi olan taraftarların hikayelerini bir hafta sonu kaçamağında izleyebileceğiniz belgesellerle derledik.</span></p></blockquote>
<h4><span style="color: #ff0000;">Sunderland ‘Til I Die (1.Sezon)</span></h4>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-2126 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/sunderland-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/sunderland-200x267.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/sunderland-225x300.jpg 225w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/sunderland-400x534.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/sunderland-600x800.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/sunderland-768x1024.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/sunderland-800x1067.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/sunderland.jpg 1063w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" />Bu belgesel, ülkemizde de zaman zaman ortaya çıkan kulüplerin sahiplik tartışmalarına örnek olabilecek kötü bir deneyimi anlatıyor. Sunderland, 2006-2007 sezonu sonunda Premier League’e çıktıktan sonra, 2008 Eylül’de Kildare Patners’in kurucusu Ellis Short tarafından satın alınmıştır. On yıl üst üste Premier League’de kalma başarısı gösteren kulüp, gelen kötü yatırımlar ve planlama hataları sonucu 2016- 2017 sezonunu Premier League’de son sırada bitirerek Championship’e, yani bir alt lige düşmüştür. Belgeselimiz, Sunderland’in düşüşünün ardından kulübün sahibi Ellis Short’un takıma yaptığı yatırımı azaltması ve kulübün mali açıdan zor bir döneme girmesiyle başlar. Başkanın yatırımı azaltmasına rağmen idari ekip, taraftar ve şehir üst lige çıkacaklarına inanırlar. Ancak sezon ilerledikçe Championship’in yoğun temposu için yeterince derin olmayan kadroda, talihsiz sakatlıklar yaşanır ve sezonu son sırada bitirirler. Sezonun sonlarına doğru taraftarın geleceğe umutla bakmasını sağlayan bir gelişme yaşanır. Sunderland kulübü Nisan 2018’ de İngiliz iş adamı Stewart Donald tarafından satın alınır ve kulüp ile şehir yeniden kenetlenerek umutlarını tazeler. Bu belgeselde Sunderland şehrinin tarihi, taraftarların kulübe olan bağı çok detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Ancak daha çok futbolun görünmeyen yüzü olan Kulüplerin mali yapısı, idari ekip, teknik ekip ve oyuncuların üzerindeki baskı, kiralık oyuncuların kulübe olan bağları, bazı futbolcuların paraya olan bağlılığı detaylı bir şekilde paylaşılması ile son zamanlarda çıkan en iyi spor belgesellerinden birisidir.</p>
<h4 class="p1"><span style="color: #ff0000;">Sunderland ‘Til I Die (2.Sezon)</span></h4>
<p>Belgeselimizin ikinci sezonunda Championship’den de EFL League One’a düşen takımımız, yeni başkan ve yönetimi ile kulübü olduğu mali çöküntüden çıkarmak gibi zorlu bir göreve başlar. Başkan ve idari ekip İngiltere 3. Lig olan EFL League One’da taraftarı stadyuma çekmek için projeler üretirken takım lige Josh Maja önderliğinde iyi bir başlangıç yapar. Sunderland kulübünde her şeyin yavaş yavaş yerine oturduğu düşünülürken o sırada kulübü şoke eden bir haber gelir. Sunderland altyapısının bir ürünü olan Josh Maja, EFL League One’da çıktığı 24 karşılaşmada 15 gol ve 2 asist ile takımın yıldızı olmuştur ancak sezon sonu sözleşmesi bitecektir. Sunderland yönetimi ile Maja’nın sözleşme görüşmeleri devam ederken Bosman Kuralları çerçevesinde, istediği kulüp ile görüşme hakkı vardır. Sonuç olarak Maja, Ligue 1 ekiplerinden Bordeaux ile sezon sonunda transferi için anlaşmıştır. Haberi duyan başkan Stewart Donald, belki de en büyük pişmanlığı olacak bir karar vermiş ve Bordeaux kulübü ile görüşerek Maja’yı devre arası apar topar göndermiştir.</p>
<p>Devre arası transfer döneminin sonlarına doğru gerçekleşen bu transferden sonra, Sunderland Kulübü Josh Maja’nın yerine oyuncu arayışlarına başlamış ve Will Grigg üzerine yoğunlaşmıştır. Transfer döneminin kapanmasına dakikalar kalmasına rağmen süren pazarlıklar sonucunda, ciddi bir bonservis ücreti ile Sunderland’a imza atar. Sunderland, sezonun ikinci yarısında performansında ufak düşüş olmasına rağmen sezonu beşinci sırada bitirmiş ve üst lige terfi maçlarına katılma hakkı kazanmıştır. Bu maçların ilk turunda rakibi Porstmouth’u eleyen Sunderland, playoff finalinde Charlton Athletic’e 2-1 kaybederek Championship’e çıkamaz. Devre arasında 3.4M€ karşılığında takıma katılan Will Grigg, çıktığı 18 maçta 4 gol 2 asist ile vasat bir performans sergiler. Bu belgeselde; altyapıdan çıkan oyuncuların önemi, oyuncular ile gerçekleşen sözleşme görüşmeleri ve devre arası transferin zorlukları ekranlara taşınmıştır. Belki de başkan Stewart Donald’ın, Josh Maja’dan para kazanma düşüncesi olmasa Sunderland ekibi üst lige çıkmayı başaracaktı ve Will Grigg gibi bir yüksek harcamanın altına imza atmayacaktı.</p>
<div class="page" title="Page 45">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4><span style="color: #ff0000;">FC Bayern, Behind the Legend</span></h4>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2356 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Fc-Bayern-Behind-The-Legend-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Fc-Bayern-Behind-The-Legend-200x113.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Fc-Bayern-Behind-The-Legend-300x169.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Fc-Bayern-Behind-The-Legend-400x225.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Fc-Bayern-Behind-The-Legend-600x338.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Fc-Bayern-Behind-The-Legend-768x432.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Fc-Bayern-Behind-The-Legend-800x450.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Fc-Bayern-Behind-The-Legend-1024x576.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Fc-Bayern-Behind-The-Legend-1200x675.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Fc-Bayern-Behind-The-Legend-1536x864.jpg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Fc-Bayern-Behind-The-Legend.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Bu belgeselde, Bayern Münih’i diğer kulüplerden ayıran yönetim tarzı ön plana çıkıyor. Bayern Münih’in Covid-19 döneminde geçirdiği maddi sıkıntılardan bu süreçte yapılan çevrimiçi antremanlara kadar her şey anlatılıyor. Pandemi döneminde oynanan sezonda kulübün gelir arayışlarını; teknik ekibin, idari ekibin ve futbolcuların prösedürlere karşı yaklaşımlarını gördüğümüz belgeselde, Almanya’nın altyapı sistemini de gözlemleyebiliyoruz. Altyapı maçlarından görüntüler ve Serge Gnabry, Leroy Sane, Leon Goretzka gibi oyunculardan gelişim süreçlerini dinliyoruz. Nico Kovac’ın takımdan ayrılması ile göreve gelen Hans-Dieter Flick’in maç önü ve soyunma odası konuşmalarını izleyebiliyoruz. Bu belgeseli, diğer belgesellerden ayıran en önemli konusu ise teknik direktör transferi üzerine gerçekleşiyor. Hans-Dieter Flick’in sezon sonunda Bayen Münih’den ayrılıp Almanya Milli Futbol Takımı’nın başına getirileceği açıklandıktan sonra Bayern Münih hoca arayışlarına başlıyor ve 25M€ karşılığında Julian Nagelsmann transferi gerçekleşiyor.</p>
</div>
</div>
<h4><span style="color: #ff0000;">All or Nothing Arsenal</span></h4>
<div class="layoutArea">
<div class="page" title="Page 45">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><span style="color: #000000;"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2355 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Arsenal-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Arsenal-200x113.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Arsenal-300x169.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Arsenal-400x225.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Arsenal-600x338.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Arsenal-768x432.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Arsenal-800x450.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Arsenal-1024x576.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Arsenal-1200x675.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Arsenal-1536x864.jpg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Arsenal.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></span>Amazon Prime Video’nun efsaneleşmiş belgesel dizi serisinin son yapımı olan “All or Nothing: Arsenal”, bizlere uzun süre başarısızlıkla anılan takımın kötü gidişi durdurma çabalarını anlatıyor. 2020-2021 sezonunu Premier League’de sekizinci sırada bitirerek herhangi bir Avrupa kupasına katılamayan Londra ekibi, 2021-2022 sezonuna birkaç transfer yaparak başlar. Ancak 3 mağlubiyet ve 0 gol ile sezonu açan Londra ekibi en kötü lig başlangıçlarından birini yapar. Yönetim, taraftar tepkisine rağmen takımın teknik direktörü Mikel Arteta’nın arkasında durur ve Arsenal yavaş yavaş yükselişe geçer. Bu belgeselin en önemli yanı, takımın kaptanı Pierre-Emerick Aubameyang ve Mikel Arteta’nın arasında geçen tartışmadır. Aubameyang’ın kaptanlığının alınması spekülasyonların iyice artmasına yol açar. Neredeyse her basın toplantısında Aubameyang ile ilgili sorularla karşı karşıya kalan Arteta ve Arsenal’in önüne, Ocak ayı transfer döneminin son gününde bir fırsat çıkar. Mali olarak zor günler geçiren Barcelona Aubameyang’ı kiralamak ister.</p>
<p>Arsenal ve Barcelona’nın arasında geçen pazarlıklar sonucunda Arsenal oyuncunun sözleşmesini fesheder ve Aubameyang Katalan ekibine katılır. Sezonu Şampiyonlar Ligi potasında bitirmek isteyen Arsenal, sezonun son sekiz maçında alınan dört galibiyet ve dört mağlubiyet ile sezonu beşinci sırada Avrupa Ligi potasında bitirir.</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/futbol-belgeselleri/">Futbol Belgeselleri: Perde Arkasına Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/futbol-belgeselleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Futbol Kitaplığı: Taraftarlar, Otobiyografiler ve Öyküler</title>
		<link>https://contextdergi.com/futbol-oykuleri/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/futbol-oykuleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2023 09:30:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Medyanın Şairi: Halit Kıvanç Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[futbol kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Kıvanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Futbolu farklı bakış açılarından kaleme alan yazarların eserlerine değindiğimiz bu okuma köşesinde; en iyi takımları, taraftarları, otobiyografileri ve futbolun arka planındaki ekonomik yüzünü anlatan kitapları inceledik.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/futbol-oykuleri/">Futbol Kitaplığı: Taraftarlar, Otobiyografiler ve Öyküler</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="page" title="Page 42">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong><em>-Ege Kürkcü</em></strong></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">Futbolu farklı bakış açılarından kaleme alan yazarların eserlerine değindiğimiz bu okuma köşesinde; en iyi takımları, taraftarları, otobiyografileri ve futbolun arka planındaki ekonomik yüzünü anlatan kitapları inceledik.</span></p></blockquote>
<div class="page" title="Page 42">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2338 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/kupalarin-kupasi-dunya-kupasi-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/kupalarin-kupasi-dunya-kupasi-199x300.jpg 199w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/kupalarin-kupasi-dunya-kupasi-200x301.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/kupalarin-kupasi-dunya-kupasi-400x602.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/kupalarin-kupasi-dunya-kupasi-600x903.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/kupalarin-kupasi-dunya-kupasi-681x1024.jpg 681w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/kupalarin-kupasi-dunya-kupasi-768x1155.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/kupalarin-kupasi-dunya-kupasi-800x1204.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/kupalarin-kupasi-dunya-kupasi.jpg 997w" sizes="(max-width: 199px) 100vw, 199px" />Halit Kıvanç &#8211; Kupaların Kupası Dünya Kupası</h4>
<div class="page" title="Page 42">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Halit Kıvanç, Türkiye’de ilk spor gazetesini çıkaran, radyo ve televizyon yayıncılığının gelişmesine büyük katkıları olan bir efsane. Olimpiyatlarda ve tarihe geçen uluslararası karşılaşmalarda mikrofona geçerek sesiyle Türk halkının hafızalarına kazındı. Ancak onun en ünlü anıları hep FIFA Dünya Kupası’ndaydı. Dile kolay, tam<br />
on Dünya Kupası finalini radyo ve televizyondan aktardı. 1930’dan 2002’ye kadar olan süreçteki tüm Dünya Kupası tarihini ustasının kaleminden okumak isteyenlere farklı bir bakış açısı sunan kitap, sadece futbolseverlere değil bir gezginin kaleminden farklı kültürleri merak edenlere de hitap ediyor.</p>
<h4>Johan Cruyff &#8211; Benim Oyunum</h4>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 42">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 42">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2339 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/johan-cruyff-197x300.jpeg" alt="" width="197" height="300" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/johan-cruyff-197x300.jpeg 197w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/johan-cruyff-200x304.jpeg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/johan-cruyff-400x609.jpeg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/johan-cruyff.jpeg 536w" sizes="(max-width: 197px) 100vw, 197px" />“İstese sahadaki her pozisyonun en iyisi olabilirdi.’’ Kitabın kapağında bu cümle yer alıyor. Cruyff o kadar çok yönü olan bir oyuncuydu ki zekasıyla, fiziğiyle ve yeteneğiyle sahanın her yerinde bir şekilde yer alıyordu. Spor dünyasının en saygı duyulan otoritelerinden birisi olan France Football dergisine göre, Pele ve Maradona’dan sonra tarihin en iyi üç futbolcusundan birisi olarak gösteriliyordu. Futbolculuğunda kendi adıyla anılan ‘’Cruyff Dönüşü’’ ile birlikte bir devrim yaptı. Yenilikçi kimliği ile birlikte hocalık döneminde de futbola yeni taktikler ve formasyonlar kazandırdı. Oyuncuyken 24, teknik direktörken 14 kupa kazanarak tarihe geçen ve futbolun efsane devrimcisi olarak nitelendirilen Cruyff, bütün oyunculuk ve teknik direktörlük kariyerini Benim Oyunum adını verdiği kitabında anlatıyor.</p>
</div>
</div>
</div>
<h4>Franklin Foer &#8211; Futbol Dünyayı Nasıl Açıklar?</h4>
<div class="page" title="Page 42">
<div class="page" title="Page 43">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 43">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2342 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/futbol-dunyayi-nasil-acikalr-196x300.jpeg" alt="" width="196" height="300" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/futbol-dunyayi-nasil-acikalr-196x300.jpeg 196w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/futbol-dunyayi-nasil-acikalr-200x306.jpeg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/futbol-dunyayi-nasil-acikalr-400x612.jpeg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/futbol-dunyayi-nasil-acikalr-600x918.jpeg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/futbol-dunyayi-nasil-acikalr-669x1024.jpeg 669w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/futbol-dunyayi-nasil-acikalr-768x1175.jpeg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/futbol-dunyayi-nasil-acikalr.jpeg 800w" sizes="(max-width: 196px) 100vw, 196px" />Futbol, ilk gününden itibaren insanlar için yaşamla paralel gitmiş ve büyük bir kesimin hayatında önemli izler bırakmıştır. Bu kitapta da, bir sporun insanların hayatını nasıl değiştirebileceği, sosyolojik ve tarihsel açıdan dünyada nasıl büyük etkiler yaratabileceğinden bahsediliyor. Kitap farklı bölümlerde, Sırp milliyetçisi futbol taraftarlarının ülke ordusunun en önemli taburunu oluşturmasından, kulüplerin birbirine düşmanlıklarının sebeplerinden, kadınların futboldaki yerinden ve bir kulüpten daha fazlası olan adeta sivil toplum kuruluşuna bürünmüş yapılanmalardan bahsediyor. Futbolun, <a href="https://contextdergi.com/futbol-belgeselleri/">futboldan</a> daha fazlası olduğunu düşünen insanların kesinlikle okuması gerekiyor.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<h4>James Montague &#8211; Oyunun Efendileri</h4>
<div class="page" title="Page 43">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 43">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2343 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/oyunun-efendielri-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/oyunun-efendielri-193x300.jpg 193w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/oyunun-efendielri-200x311.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/oyunun-efendielri.jpg 386w" sizes="(max-width: 193px) 100vw, 193px" />Ekonomik şartların futbolu da vurmasıyla birlikte kulüpler ayakta kalmak için farklı yöntemlere başvurmaya başladı. Kimileri oyuncularını yüksek fiyatlara satıyor, kimileri lisanslı ürün satışlarını taraftarlarına sunuyor. İşi kolay yoldan çözmek için sıcak para arayışında olanlar da kulübü değişik ülkelerden sermayelere satıyor. Rus siyasetçi Abramovich’in Chelsea’yi satın almasıyla başlayan bir dalga bütün dünyaya yayıldı ve en büyük kulüplerin bile satılmasına yol açtı. Endüstriyel futbolun dünyayı ele geçirmesini ve futbolun yalnızca saha içinde oynanmayan bir oyun olduğunu ustaca gözler önüne seren bu kitap büyük kulüplerin etrafında şekilleniyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 43">
<div class="layoutArea">
<div class="page" title="Page 43">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Nick Davidson &#8211; Korsanlar, Punklar ve Siyaset</h4>
</div>
</div>
</div>
<div class="column">
<div class="page" title="Page 43">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2346 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/korsanlar-punklar-ve-siyaset-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/korsanlar-punklar-ve-siyaset-193x300.jpg 193w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/korsanlar-punklar-ve-siyaset-200x311.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/korsanlar-punklar-ve-siyaset-400x621.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/korsanlar-punklar-ve-siyaset-600x932.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/korsanlar-punklar-ve-siyaset.jpg 644w" sizes="(max-width: 193px) 100vw, 193px" />Alt ligler çoğunlukla gözden kaçar ve buralarda mücadele eden kulüpler de zamanla sönerek gider. Bazıları gözden uzak varolmaya devam ederken bir kısmı kapanma yoluna<br />
kadar gidebilir. Ancak bu takımların taraftarları takımlarına ölümüne sadıktır. Çünkü gözleri başarıda değil takımlarının kimliklerindedir. Almanya’nın Hamburg bölgesinde yer alan FC St. Pauli takımı da başarılarıyla değil karakteristik özellikleriyle ön plana çıkmış bir takım. Şehirdeki “suçlular, çapulcular ve korsanlar” gibi gruplarla dolu olan tribünleri var. Kulübün simgesi ise bir korsan bayrağı. Çok ilginç bir hikayesi olan kulübü anlatan kitabı okuyarak futbolun bambaşka yönleriyle bağ kurabilirsiniz.</p>
</div>
</div>
<h4>David Squires &#8211; Çizgilerle Dünya Futbol Tarihi</h4>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 43">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 43">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2347 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/cizgilerle-dunya-futbol-tarihi-202x300.jpg" alt="" width="202" height="300" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/cizgilerle-dunya-futbol-tarihi-200x297.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/cizgilerle-dunya-futbol-tarihi-202x300.jpg 202w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/cizgilerle-dunya-futbol-tarihi-400x594.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/cizgilerle-dunya-futbol-tarihi.jpg 404w" sizes="(max-width: 202px) 100vw, 202px" />İngiliz çizer David Squires futbolun sert duvarlarını çizgilerle resmediyor ve işin içine mizah da harmanlayarak tarihin gerçekliğinden asla şaşmıyor. Futbolun hem şaşaalı hem de kirli yüzü bu kitapta yer alıyor. Bildiğimiz çizgi romanlardan uzakta duran bu kitabın en önemli özelliği, futbol tarihindeki en görkemli anları ve şöhretleri anlatmak için mizaha başvururken işi fantastik boyuta taşımadan gerçekleri olduğu gibi yansıtması. Yediden yetmişe her futbolseverlerin mutlaka başucunda yer alması gereken bir kitap.</p>
</div>
<h4>Tobias Jones Ultra &#8211; İtalyan Futbolunun Yerin Altındaki Yüzü</h4>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 43">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 43">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2348 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/ultra-195x300.jpg" alt="" width="195" height="300" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/ultra-195x300.jpg 195w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/ultra-200x307.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/ultra-400x614.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/ultra-600x922.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/ultra.jpg 651w" sizes="(max-width: 195px) 100vw, 195px" />Avrupa’da taraftar ve tribün kültürü dendiğinde akla birkaç ülke gelir. Sırbistan, Almanya, İngiltere, Türkiye ve İtalya. Hepsinin birbirinden koyu, radikal ve sabıkalı taraftarları bulunsa da İtalya’da bazen işler çığırından çıkıyor. İtalyanlar organize ve şiddetli taraftarlardır, birçok grupları kaçakçılık ve uyuşturucu madde kullanımıyla kötü ün salmıştır.<br />
Cehennem Melekleri ve holiganlığın bir karışımı olarak oluşan bu topluluklar çoğu zaman mafyanın emirleriyle çalışır. Bunların yanında modern futbola karşı direnen, isyancı banliyö halkları da bulunuyor. Jones bu kitabında İtalyan futbolunun tribünlerini mercek altına alarak Juventus, Torino, Lazio, Roma, Genoa, Catania ve Cosenza takımları hakkında yazıyor.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://contextdergi.com/futbol-oykuleri/">Futbol Kitaplığı: Taraftarlar, Otobiyografiler ve Öyküler</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/futbol-oykuleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halit Kıvanç: Dünya Kupalarının Hem Sesi Hem Şahidi</title>
		<link>https://contextdergi.com/dunya-kupalarinin-hem-sesi-hem-sahidi-halit-kivanc/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/dunya-kupalarinin-hem-sesi-hem-sahidi-halit-kivanc/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Oct 2023 09:02:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Medyanın Şairi: Halit Kıvanç Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Kıvanç]]></category>
		<category><![CDATA[turnuva]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu coğrafyada herkesin bir Halit Kıvanç anısı vardır. Kiminin izleyici, kiminin dinleyici, kiminin okur olarak...’’ bu sözler sunucu, yazar ve seslendirme sanatçısı Yekta Kopan’a ait. Kendisi böyle söylemiş ya, usta Halit Kıvanç için biz de ‘’Halit Kıvanç’ın her dünya kupasında bir anısı vardır. Kiminde izleyici, kiminde sunucu, kiminde muhabir olarak...’’ diyebiliriz.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/dunya-kupalarinin-hem-sesi-hem-sahidi-halit-kivanc/">Halit Kıvanç: Dünya Kupalarının Hem Sesi Hem Şahidi</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Ege Kürkcü</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><em>‘‘</em></span><em>Bu coğrafyada</em> <em>herkesin bir Halit Kıvanç anısı vardır. Kiminin izleyici, kiminin dinleyici, kiminin okur olarak&#8230;’’ bu sözler sunucu, yazar ve seslendirme sanatçısı Yekta Kopan’a ait. Kendisi böyle söylemiş ya, usta Halit Kıvanç için biz de ‘’Halit Kıvanç’ın her dünya kupasında bir anısı vardır. Kiminde izleyici, kiminde sunucu, kiminde muhabir olarak&#8230;’’ diyebiliriz. </em></p>
<p><em>Nedir bu Dünya Kupası? Nedir Halit Kıvanç için bu kupanın önemi? Futbolla ilgilenen ilgilenmeyen herkes dört yılda bir düzenlenen ve tüm dünyanın öne çıkan otuz iki takımını buluşturan bu turnuvayı duymuştur. 2002’de her şeyin farkında olan nesil ise bu turnuvayla büyümüştür. Her ülkenin hayalinde olan bu büyük turnuvayı yayınlamak ise çok büyük bir iştir. Çünkü gol haberi bekleyen yüz binlere hatta ve hatta milyonlara seslenirsiniz. Halit Kıvanç ise bu işte bir ikon haline gelmiştir. Bu kupanın onun için değerini 2002 Dünya Kupası’ndan önce kaleme aldığı kitabından kendi sözleriyle okuyalım:</em></p>
<h3><span style="font-size: 14pt;"><em>‘</em></span><span style="font-size: 14pt;"><em>‘</em></span><span style="font-size: 14pt;"><em>&#8230; Oynaması ayrı zevk, seyretmesi ayrı zevk, konuşması ayrı zevk olduğu için okuması da ayrı zevk olmalı, diye düşününce oturdum, şöyle gerilere doğru bakmaya başladım. Oooo, gördüğüm, yaşadığım ya da dinlediğim, duyduğum, okuduğum bütün bu anıları sevenlerine duyursam. Üstelik futbolun en büyük coşkusu ‘Dünya Kupası’ bir kez daha her yanı sararken. Bir geçit yaptı tüm Dünya Kupası maçları, kimi anılarımda, kimi gözlerimin önünde&#8230;’’</em></span></h3>
<h4><strong><span style="color: #800000;"><img decoding="async" class="wp-image-2111 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1930.jpg" alt="" width="570" height="1135" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1930-151x300.jpg 151w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1930-200x398.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1930-400x796.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1930-514x1024.jpg 514w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1930.jpg 570w" sizes="(max-width: 570px) 100vw, 570px" /></span></strong></h4>
<h4><span style="color: #800000; font-size: 18pt;"><span style="color: #000000;">1930- Uruguay- İlk Kupa</span></span></h4>
<p><strong>‘’&#8230; ufak tefek bir futbol adamı, Jules Rimet çıktı sahneye. FIFA’nın başına geçen hukukçu Rimet, öylesine azimliydi ki&#8230; Hiç yılmadan çalıştı, savundu ve 1920’den 1929’a kadar yorulmadan çevresini inandırmak için çaba harcadı. Sonunda da başardı. FIFA, 1929’da Barcelona’daki toplantısında ‘Dünya Kupası’ projesinin temellerini atarken, Jules Rimet de futbol tarihine ‘Dünya Kupası’nın Babası’ olarak geçiyordu.’’ </strong></p>
<p>Halit Kıvanç, 1930 yılındaki Dünya Kupası’nda henüz beş yaşında bir çocuktu. Kelimeleri bile bilmeyen, harf okuyamayan bir çocuk. 1934 Dünya Kupası’ndan itibaren küçüklüğünde düzenlenen kupa organizasyonlarını araştıracak, o yılların dergilerinden bölümler alarak kitabına koyacak ve fi nalin gollerini yaşamış gibi kitabında anlatacaktı. Halit Kıvanç, dönemin şartlarında uçağa bile binemeyen futbolcuların gemi güvertesinde yaptıkları antrenmanları, hakemin kılık kıyafetini, Uruguay’ın nasıl ev sahibi olduğunu ve katılacak on üç ülkenin nasıl belirlendiğini adeta yaşamış gibi anlattı ve okuyucularına o dönemleri yaşattı. İlk kupa, ev sahibi Uruguay’ın fi nal mücadelesinde Arjantin’i 4-2 mağlup edip ‘’İlk Şampiyon’’ ünvanını kazanmasıyla sona erdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-2315 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1934-dunya-kupasi.jpg" alt="" width="1183" height="1920" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1934-dunya-kupasi-185x300.jpg 185w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1934-dunya-kupasi-200x325.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1934-dunya-kupasi-400x649.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1934-dunya-kupasi-600x974.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1934-dunya-kupasi-631x1024.jpg 631w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1934-dunya-kupasi-768x1246.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1934-dunya-kupasi-800x1298.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1934-dunya-kupasi-946x1536.jpg 946w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1934-dunya-kupasi.jpg 1183w" sizes="(max-width: 1183px) 100vw, 1183px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1934 İtalya &#8211; Kupa Avrupa’ya taşınıyor</span></h4>
<p><b>Böylece tarihteki ilk uzatmalı Dünya Kupası finali başladı. Uzatmada İtalya takımı, hele Arjantinli asları şahane bir oyun tutturmuştu. 95. dakikada Guaita’nın pasıyla dalan Schiavio, köşeden zafer golünü atıyor, 2-1’lik galibiyeti getiriyordu. İtalyanlar kupayı kazanmanın sevinci içinde hocaları Pozzo’yu omuzlarda yükseltirken, Pozzo’nun gözleri tribünde Mussolini’yi arıyordu. Spor adamı, diktatörü ezmişti.’’</b></p>
<p>1934 Dünya Kupası oynanırken Halit Kıvanç, ilkokul sıralarında olan bir çocuktu. Futbol meraklısı büyüklerinden, mahalledeki ağabeylerinden ya da okuldaki arkadaşlarından ‘dünya kupası’ diye bir olay duymamıştı. Daha sonra sokakta yürürken gördüğü bir spor dergisinde görkemli bir ‘dünya kupası‘ başlığı görecek ve bu kupadan haberdar olacaktı. Halit Kıvanç’ın ilgisini dünya kupasına çeken ve İtalyan siyasetinin büyük etkileriyle birlikte çeşitli skandallarını da barındıran bu organizasyonda zafer, finalde Çekoslovakya’yı 2-1 mağlup eden İtalya’nın oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3342 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/10/MUNDIAL-1938-1.jpg" alt="" width="719" height="977" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/10/MUNDIAL-1938-1-200x272.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/10/MUNDIAL-1938-1-221x300.jpg 221w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/10/MUNDIAL-1938-1-400x544.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/10/MUNDIAL-1938-1-600x815.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/10/MUNDIAL-1938-1.jpg 719w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></p>
<h4></h4>
<h4></h4>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1938 Fransa &#8211; İtalya arka arkaya şampiyon</span></h4>
<p><b>“İşte Pozzo ve çocukları, 1934’ten sonra 1938’de de kupayı kucaklayınca futbol dünyası ‘’Evet’’ diyordu, ‘’Kabul&#8230; En büyük İtalya&#8230;’’. Ya dört yıl sonra? Bekleyen görecekti&#8230;’’</b></p>
<p>1938’de üçüncü kez düzenlenen dünya kupasına Fransa ev sahipliği yaptı. Halit Kıvanç ise o yıllarda ortaokula gidiyordu ve giderek futbola merak sarmıştı. Futbola genç yaşta olan ilgisiyle çevresinde de tanınmaya başlamıştı. Çetrefilli bir eleme sürecine sahip olan, turnuvanın favorilerinden olan Avusturya’nın turnuvadan önce Almanya tarafından haritadan silindiği ve Hollanda Doğu Hint Adaları (günümüzdeki adıyla Endonezya) gibi sürpriz takımların katıldığı bir organizasyon gerçekleşti. İlginç bir hâl alan 1938 Dünya Kupası’nın finali de destansı bir mücadeleye sahne oldu. Son şampiyon İtalya, favorilerden biri olan Macaristan’ı tam altı gol çıkan karşılaşmada 4-2 yendi. Bu final Halit Kıvanç dâhil birçok <a href="https://contextdergi.com/futbol-belgeselleri/">futbol</a> otoritesi tarafından tarihin en unutulmaz maçı olarak adlandırılacaktı.</p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1942 ve 1948 kayıp yıllar</span></h4>
<p><b>‘’Ama nerede? Nerede oynanabilirdi ki! Dünya kupasının yerini dünya savaşı almıştı. Masum futbol topları, vahşi bombaların yıktığı binaların altında kalmıştı. Onlarla oynayacak gençlerle beraber&#8230;’’</b></p>
<p>1942 ve 1946’da düzenlenecek dünya kupası organizasyonları sırasında FIFA, Avrupa’da yükselen tansiyon ve ancak kendisini ayakta tutmaya yetecek kadar kaynağa sahip olduğu için turnuvayı gerçekleştiremedi. Halit Kıvanç bu dönemlerde savaşın pek çok güzellik gibi dünya kupasını da ezip geçtiğini ve zamanın adeta durduğunu söylüyor. Halit Kıvanç ve diğer futbol tutkunları da tarihteki dördüncü kupasına kavuşmak için tam on iki yıl, yani 1950’ye kadar beklemek zorunda kalıyorlar.</p>
<h4><span style="font-size: 18pt;"> </span></h4>
<p><b><span class="Apple-converted-space"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-2318 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-scaled.jpeg" alt="" width="1944" height="2560" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-200x263.jpeg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-228x300.jpeg 228w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-400x527.jpeg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-600x790.jpeg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-768x1012.jpeg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-777x1024.jpeg 777w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-800x1054.jpeg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-1166x1536.jpeg 1166w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-1200x1581.jpeg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-1555x2048.jpeg 1555w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1950-dunya-kupasi-1-scaled.jpeg 1944w" sizes="(max-width: 1944px) 100vw, 1944px" /></span></b></p>
<h4></h4>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1950 – Dünya Kupası’na gidiyor muyuz?</span></h4>
<p><b>‘’… Türkiye 7-0 Suriye. İşte hepsi bu kadarla kalacaktı. Bu tarihi maçımız, sadece tarihe geçecek ve dünya kupası hayali de sönüp kaybolacaktı. Çünkü Rio yolunu kapatan bir duvar dikilmişti takımımızın önüne: PARASIZLIK! …’’</b></p>
<p>Tarihte dördüncü kez düzenlenecek olan dünya kupası, savaşın etkisinden yavaşça sıyrılıyor ve oldukça heyecanlı bir eleme turuna sahne oluyordu. Eleme sürecinde birçok sürpriz yaşanmış, beklenmeyen takımlar turnuvaya dâhil olmuştu. Biz de tarih yazarak katılmaya hak kazanmamıza rağmen maddi sıkıntılar yüzünden İskoçya, Fransa ve Hindistan’la birlikte turnuvadan çekilmek zorunda kalıyorduk. Turnuvanın içindeki sonuçlar da bir başka hikâyeydi ve bu turnuvada tarihin en kalabalık maçı rekoru da kırılacaktı. Halit Kıvanç sürpriz bir sonucu şöyle anlatıyor: ‘’İngilizler futbolun hocası, ABD de en acemi öğrencisi sayılıyordu. Sorulan tek soru ABD’nin kaç golle yenileceğiydi…’’. İşte böyle diyordu Halit Kıvanç, ne var ki maç sona erdiğinde ABD gülen taraf olacaktı ve Halit Kıvanç da bu anlardan ‘’İngiltere’nin futboldaki itibarı kırılmıştı.’’ diyerek bahsetmişti. Final ise, saha içinde geri dönüşe sahne olmuş Brezilya’yı 2-1’le geçen Uruguay kupayı ikinci kez müzesine götürmüştü.</p>
<p><b><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2319 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1954.jpeg" alt="" width="1200" height="627" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1954-200x105.jpeg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1954-300x157.jpeg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1954-400x209.jpeg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1954-600x314.jpeg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1954-768x401.jpeg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1954-800x418.jpeg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1954-1024x535.jpeg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1954.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1954 İsviçre – Dünya Kupası’na gidiyoruz!</span></h4>
<p><b>‘’Türk Milli Futbol Takımı, tarihte ilk kez bir Dünya Kupası’nda oynuyor. On altı finalistten biri Türkiye… Sevincimiz büyük… Hele benim… Bu muhteşem olayı yerinde izleme şansına erişen bir avuç Türk arasındayım.’’</b></p>
<p>1954 Dünya Kupası, Türk halkının finallerde maça çıkma şansı göreceği ilk dünya kupası olmuş ve tanıklık edenlere muhteşem bir duygu yaşatmıştı. Her Türk insanında olduğu gibi Halit Kıvanç için de bu kupa çok özeldi. Turnuvayı İsviçre’de anlatarak Türk spor medyasında tarihe geçmekle kalmamıştı. Halit Kıvanç, aynı zamanda ‘’Üç Kafadar’’ olarak nam salan Halit Talayer ve Alp Zirek ile Türkiye’nin ilk günlük spor gazetesi olan Türkiye Spor’u çıkarmıştı. Amaçları dünya kupası boyunca oynadığımız maçları<span class="Apple-converted-space"> </span>halkımıza gururla anlatmaktı. Turnuvaya Batı Almanya karşısında bulduğumuz erken golle başlamış fakat aynı maçta 4-1 mağlup olarak hüsrana uğramıştık. İkinci maçta ise Güney Kore’yi tam 7-0’la geçmiş fakat gruptan çıkma mücadelesinde Batı Almanya’ya tekrardan diş geçiremeyerek ilk dünya kupası maceramıza kötü bir şekilde veda etmiştik. Turnuvanın galibiyse bize iki maçta toplam on bir gol atan Batı Almanya’dan başkası değildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><img decoding="async" class="alignnone wp-image-2320 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/pelebrazil.webp" alt="" width="1600" height="1138" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/pelebrazil-200x142.webp 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/pelebrazil-300x213.webp 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/pelebrazil-400x285.webp 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/pelebrazil-600x427.webp 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/pelebrazil-768x546.webp 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/pelebrazil-800x569.webp 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/pelebrazil-1024x728.webp 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/pelebrazil-1200x854.webp 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/pelebrazil-1536x1092.webp 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/pelebrazil.webp 1600w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1958 İsveç – Solna’da bir kral yükseliyor.</span></h4>
<p><b>‘’Altıncı dünya kupası bir bakıma ihtiyar delikanlılar kupasıydı. İşte İngiliz Wright otuz altı, Alman Walter, Macar Bozsik, İsveçli Gren otuz sekiz, Macar Hidegkuti, İsveçli Liedholm otuz dokuz, Arjantinli Labruna ise kırk iki yaşındaydı. Ama bunca ihtiyar delikanlı arasında on yedi yaşında körpecik bir genç herkesi bastıracak, futbol tarihinin en parlak güneşi olarak gözleri kamaştıracaktı.’’</b></p>
<p>İsveç’te düzenlenen 1958 Dünya Kupası’na katılmaya çok yakındık. Fakat son eleme turlarında karşımıza İsrail çıkınca, o dönemki devlet politikamız gereği maça çıkmadık ve yerimize giren Galler, İsrail’i geçerek turnuva finallerine gitti. Hatta gruplardan sonra Brezilya’ya, on yedi yaşındaki bir çocuğun liderlik ettiği Brezilya’ya yenileceklerdi. Kim bilir? Belki de kader bizi Pele’nin gazabından korumuştu. Turnuvaya Fransızların yirmi beş yaşındaki forveti Just Fontaine, on üç gol atıp ‘’Bir Dünya Kupası’nda en çok gol atan oyuncu’’ sıfatıyla damga vurmuştu. Fakat herkesin gözü sambacıların 17 yaşındaki prensi Edson Arantes do<span class="Apple-converted-space"> </span>Nascimento’nun, yani Halit Kıvanç’la röportajından sonra hem Türkiye’nin hem de dünyanın tanıdığı Pele’nin üstündeydi. Halit Kıvanç da Pele ile olan röportajını şöyle anlatıyor:<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b>“Öteki Avrupalı spiker ve gazeteciler de o 17’lik gencin yanına sokulmuyor. Eee biz Türküz… Teknikte üstün ülkelerin adamı olmadığım için, ‘önce insanlık’ duygusu itti beni, o gence doğru… Herkes Zito ile konuşurken, onun resimlerini alırken, kamerayla çekerken, ben Pele’ye, yani Brezilya’nın yedek oyuncusuna yöneldim. Yabancı dil bilmiyordu. Brezilyalı spiker yardımıma koştu. Yanına oturdum, epey konuştuk spiker meslektaşımın çevirisiyle… Zaten çok fazla anlatacak şeyi de yoktu. Sadece kendisine niye ‘Pele’ adını taktıklarını anlattı. Milli takım formasıyla bir Dünya Kupası maçına çıkacağı için çok heyecanlı olduğunu söyledi. Türkiye’yi tanımıyordu. Bize ait bir iki soru sordu. Hemen yukarı odama çıkıp bizim gazetelerden getirdim. Baktı. İlgilendi. Sonra spor sayfasındaki yıldızlar dikkatini çekti. Sen de oyna sana da yıldız vereceğiz, dedim. Güldü. En fazla yıldız alması dileğimi ekledim. Sonra da Brezilyalı spikere fotoğraf makinemi verdim. Beraber resimler çektirdik. Teşekkür edip ayrıldım.’’ İşte Pele, dünya kamuoyunun karşısına bu hikayeyle çıktı ve inanılmaz rekorlara imza atacak kariyerine bir dünya şampiyonu olarak başladı.</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b> </b></p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1962 Şili – Depremin yaraları sarılmadan futbol başlar</span></h4>
<p><b>‘’Üçüncü grupta bir önceki kupanın şampiyonu Brezilya, herkesin merakını kamçılıyordu. Öyle ya, Brezilya’da Pele vardı. Pek çok futbolsever, Brezilya’dan çok İsveç’te parlayan Pele’yi görmek için stadyuma gelecekti. Bir Şili okulunda öğrenciler, ‘’Pele’yi seyretmemize izin vermezseniz okulu yakarız’’ diye tehdit etmişlerdi müdürlerini…’’</b></p>
<p>Şili, 1962’de düzenleyeceği dünya kupasına inanılmaz derecede iyi hazırlanıyordu. Hükümetleri tarafından dünya kupasına büyük bir titizlikle hazırlanan organizasyon komitesi kurulmuştu. Komitenin başına da ünlü spor adamı Carlos Dittborn getirilmişti. Hazırlıklar tam gaz sürerken Şili’yi 9.5 büyüklüğündeki bir deprem sarstı. Turnuvaya ev sahipliği yapacak bütün tesisler büyük hasar gördü. Herkes turnuvanın el değiştirmesi gerektiğini, Şili’nin yaralarını sarması gerektiğini söylese de Dittborn’un başında olduğu komite gerekli onarımları yaparak tesisleri kupanın başlama tarihine yetiştirme sözü verdi. Muhteşem bir çalışma sonucu ülke genelindeki spor tesisleri<span class="Apple-converted-space"> </span>onarıldı ve turnuvaya birkaç hafta kala her yer dünya kupasına hazır hâle gelmişti. Fakat bu başarının mimarı olan Carlos Dittborn’un vücudu yorgunluğu kaldıramadı ve turnuvanın başlamasına birkaç hafta kala, 28 Nisan 1962’de kalp krizi geçirdi ve hayata gözlerini yumdu.</p>
<p>Dünya Kupası hazırlıkları Şili’de devam ederken ülkemize baktığımızda elemeler döneminde büyük bir gelişme yaşandı. Halit Kıvanç ve beraberindekiler İstanbul’da yer alan İTÜ TV stüdyolarında televizyon tarihimizin ilk naklen maç yayını gerçekleştirildi. İnönü Stadyumu’nda Türkiye ve Sovyet takımları arasında oynanan maçın spikeri ise Halit Kıvanç’tan başkası değildi. Şili’ye geri dönersek, birkaç ay önce büyük bir felaket atlatan ülkede adeta bir futbol şöleni başladı ve birbirinden ilginç olaylara sahne oldu. İlk on iki maçta tam otuz yedi futbolcu sakatlandı, tribünlerde hayatını kaybedenler oldu. Bazı maçlar olaylar sebebiyle polis raporuna bile yazıldı. Pele’sini erkenden kaybeden Brezilya ise eksikliğe rağmen, onun tribünden izlediği şampiyonayı zaferle noktalayarak arka arkaya ikinci kupasını kazandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><span style="font-size: 18pt;"><b style="font-size: 16px;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-3343 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/10/1966-dunya-kupasi.jpg" alt="" width="470" height="657" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/10/1966-dunya-kupasi-200x280.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/10/1966-dunya-kupasi-215x300.jpg 215w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/10/1966-dunya-kupasi-400x559.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/10/1966-dunya-kupasi.jpg 470w" sizes="(max-width: 470px) 100vw, 470px" /></b></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1966 İngiltere – Futbol evine dönüyor</span></h4>
<p><b>‘’… İngilizler futbolu yarattıklarını öne sürüp, kendilerini bu sporun babası sayıyorlardı. Ne var ki, çocuklar babayı geçmiş, şampiyonluğu hiçbir zaman ona bırakmamışlardı. İşte şeytanın ayağı 1966’daki 8. Dünya Kupası finallerinde kırıldı. O güne dek hep tökezlemişti İngiltere…’’</b></p>
<p>İngilizler futbolun mucidi olmalarına rağmen zirveye hep çok yaklaşmış ama hiçbir zaman kupanın ucundan tutamamışlardı. Ev sahipliği yapacakları 1966 Dünya Kupası’na ayrı bir özenle hazırlanıyorlar, ellerindeki en iyi oyuncularla bir yıldızlar karması kuruyorlardı. Ancak kendilerini bu turnuvayı kazanmaya o kadar kaptırmışlardı ki çok önemli bir kaybı görmüyorlardı. Bu size şaka gibi gelebilir ama kupa kaybolmuştu, paha biçilemeyen som altın kupa çalınmıştı… En azından öyle sanılıyordu. Vitrinde kendi halinde duran kupayı birisi almıştı ve günlerce bulunamadı. En sonunda ise Londra’da bir parkta, çöplerin arasındaki gazetelere sarılı olarak bir köpek tarafından bulundu. Böyle bir hikâyeyle başlayan dünya kupası, her yıl olduğu gibi yine çok ilginç olaylarla devam etmişti. 1966 Dünya Kupası’nda ajansları karıştıran bir haberi Halit Kıvanç şöyle anlatıyor: ‘’Çeyrek finalin dördüncü maçı, Portekiz’le Kuzey Kore arasındaydı. Az bir seyirci toplamıştı bu karşılaşma… Hele basın pek ilgi göstermemişti. Nasılsa sonucu belliydi. Ancak öteki statlarda önemli buldukları maçları izleyen spor otoriteleri, basın bülteninde ‘’Kuzey Kore 1 – Portekiz 0’’ yazılı notu aldıklarında basın bürolarına koşmuşlardı. ‘’Mutlak yanlış vardır, yanlış yazılmıştır’’ diyen otoriteler çok geçmeden ‘’Kuzey Kore 2 – Portekiz 0’’ notuyla şaşkına dönüyorlardı.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Hele ‘’Kuzey Kore’nin Portekiz önünde 3-0 galibiyete yükseldiği’’ haberi geldiğinde… Bulundukları statlardaki maçı bırakmıştı basın mensupları…’’ Daha sonrasında ne mi olacaktı? Halit Kıvanç’ın böylesine şaşkınlıkla bahsettiği maçta dengeler bir anda değişti, sahneye Portekiz tarihinin Ronaldo ve Figo ile birlikte en büyük futbolcularından olan Mozambik asıllı Eusebio sahneye çıktı ve Portekiz 5-3’lük bir geri dönüşe imza attı. Charlton, Yashin, Eusebio, Garrincha gibi isimlerin damga vurduğu Dünya Kupası’nda Halit Kıvanç da çok enteresan bir anıya sahip olmuştu. TRT tarafından finali anlatmakla görevlendirilen Halit Kıvanç, Wembley Stadyumu’nun basın tribününe giriş yaptığında bütün anlatım masalarının dolu olduğunu gördü. Belki de çoğu kişinin aklına gelmeyecek bir spikerlik refleksiyle birlikte hemen bir telefon buldu. Ev sahibi İngiltere’nin zaferiyle sonuçlanacak bu maçı tarihte benzeri görülmemiş bir şekilde telefonla Türk radyolarına aktardı. Oradaki bütün meslektaşlarının ağzını açık bırakmıştı. İşte böyle hızlı çözümler üreten, yayınının aksamaması için her şeyi yapabilecek bir ustaydı Halit Kıvanç…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2322 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1970-dunya-kupasi.jpg" alt="" width="570" height="855" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1970-dunya-kupasi-200x300.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1970-dunya-kupasi-400x600.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1970-dunya-kupasi.jpg 570w" sizes="(max-width: 570px) 100vw, 570px" /></b></p>
<p><b> </b></p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1970 Meksika – Uğruna savaşlar verilen kupa</span></h4>
<p><b>“Çok geçmeden Pele, milli takımın iki yetkilisiyle yanımıza geldi. Gayet kibar, elini uzattı, Türkiye’den gelmiş ve kendisini ziyaret etmiş olduğumuz için teşekkür etti. O zaman çantamdan meşhur fotoğrafı çıkarıp uzattım. Önce bir baktı, sonra eğildi, daha dikkatle baktı. Sevinçle, ‘Harika…’ dedi. ‘… benim yedekliğim döneminde çekilmiş o kadar az resmim var ki!&#8230; Bunu alabilir miyim?’ Kendisine getirdiğimi söyledim…’’</b></p>
<p>1970 Dünya Kupası ile birlikte kupa, ilk kez Avrupa veya Güney Amerika dışında bir yerde düzenlenecekti. Bu dünya kupası belki de Halit Kıvanç için en çok anıyla dolu olan, oldukça anlamlı bir kupa olacaktı. Halit Kıvanç’ın bu kupada biriktirdiği anılardan bahsetmeden önce biraz kupanın genel görüntüsünden konuşalım. Hani demiştik ya ‘’Uğruna Savaşlar Verilen Kupa’’ diye, o hiç de mecazi bir söylem değil. 1970 Dünya Kupası’nın eleme aşamasında Honduras ve El Salvador arasındaki maçta yaşanan tribün olayları büyüyerek iki ülke arasında birkaç günlük aktif savaşa sebep olmuş ve bütün dünya şoka uğramıştı.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Günümüzde olsa yüksek ihtimalle iki takımın da men edilmesine sebep olacak bu olaylara FIFA tarafından yaptırım uygulanmamıştı. El Salvador tarihinde ilk kez Dünya Kupası’na katılmıştı. Son şampiyon İngiltere’nin kaptanı, efsane stoper Bobby Moore ise çirkin suçlamalara maruz kalmıştı. Moore, mücevher kaçakçılığıyla suçlanmış fakat bunun Kolombiyalılar tarafından yapılan bir oyun olduğu ortaya çıkmıştı. Gelelim Halit Kıvanç’ın 1970’te Meksika’da yaşadıklarına… Bir Dünya Kupası özel etkinliği olarak Avrupa’dan gelen gazeteciler ve Güney Amerika’dan gelen gazeteciler arasında bir gösteri maçı düzenlendi. Bu maçta da Halit Kıvanç, Avrupa Basın Karması takımının başına geçerek teknik direktörlüğünü yapmıştı. Halit Kıvanç’ın teknik direktörlüğünü yaptığı Avrupa Basın Karması, rakiplerini 7-4 yenerek bu gösteri maçını kazanmıştı. Bu sırada takımların da kampları devam ediyordu. Halit Kıvanç, turnuvada maç oynanmayan günlerden birinde Brezilya kampına giderek eski bir dostunu, Pele’yi ziyaret etti. Büyük uğraşlar sonucu girdiği Brezilya kampında saatlerce bekleyip, kapıdan giren Pele’yi görmesiyle eski bir dostuna ulaşmış gibi mutlu olduğunu anlatıyor Halit Kıvanç.</p>
<p>Aynı turnuvada oynanan Brezilya – İngiltere karşılaşmasında ise Halit Kıvanç muhteşem bir anlatım gerçekleştirmiş aktarılana göre. ‘’Aktarılana göre’’ diyorum çünkü Jairzinho, Pele, Rivelino ile muhteşem bir hücum oyununa sahip olan Brezilya, karşısında ise Charlton, Moore, Hurst gibi takım oyununa yatkın ayaklarıyla son şampiyon İngiltere vardı. Bu muhteşem maç, 1-0 Brezilya üstünlüğüyle bitse de Halit Kıvanç’ın anlatımı, hatlardaki bir sorun nedeniyle Türkiye’ye ulaşmadı. Yayın İstanbul’daki stüdyodan, bir stajyerin anlatımıyla gerçekleşti. Halit Kıvanç için oldukça önemli anılarla dolu olan bu turnuvanın finalinde de Pele zafere uzandı. Şampiyonluk, Brezilya’yı bir kez daha dünyanın en büyüğü yapıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><img decoding="async" class="wp-image-2323 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1974-dunya-kupasi.jpg" alt="" width="1280" height="1600" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1974-dunya-kupasi-200x250.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1974-dunya-kupasi-240x300.jpg 240w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1974-dunya-kupasi-400x500.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1974-dunya-kupasi-600x750.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1974-dunya-kupasi-768x960.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1974-dunya-kupasi-800x1000.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1974-dunya-kupasi-819x1024.jpg 819w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1974-dunya-kupasi-1200x1500.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1974-dunya-kupasi-1229x1536.jpg 1229w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1974-dunya-kupasi.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></b></p>
<p><b> </b></p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1974 Almanya – Türk halkı kupayı ilk kez naklen izliyor.</span></h4>
<p><b>“Maçların çeşitli şehirlere yayılması, Almanya’nın ülkemize yakın olması, TRT’nin bu ilk naklen yayında olabildiğince çok maçı vermek istemesi gibi nedenlerle, dünya kupasına kalabalık bir ekiple gitmiştik. Böylece yeni spor spikerlerimizin deneyim </b><b>kazanması gibi bir amaç da güdülüyordu. Bunun ne kadar doğru olduğu sonradan anlaşılacak, yurtdışından ilk kez maç anlatan gençler, kısa zamanda mesleklerinde büyük aşama kaydedeceklerdi…’’</b></p>
<p>1972 Yaz Olimpiyatlarında yaşanan bir terör olayı organizasyona damga vursa da Münih’te başarılı bir süreç ile anılan Almanlar, dokuz farklı şehirde dünya kupası için hazırlanıyordu. Olimpiyatlarda on yedi kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısının ardından Dünya Kupası için güvenlik önlemleri inanılmaz bir düzeyde artırıldı. Irkçı faaliyetlerin önüne geçmek için çalışmalar yapıldı. Almanlar, organizasyon anlamında muhteşem bir gayret ve disiplinle hazırlanırken Türkiye tarafında da tatlı bir telaş vardı. TRT, eski dünya kupası organizasyonlarına kıyasla daha yakın bir coğrafyada yapılacak turnuvada tarihte ilk kez naklen televizyon yayını gerçekleştirmek için özenle hazırlanmıştı. Spiker, muhabir, kameraman ve idareciler dâhil kalabalık bir ekiple Almanya’ya uçuldu. Hem dünya kupası hem de Türk gazeteciler hazırdı. Fakat Halit Kıvanç bu dünya kupasında Pele’siz durur muydu? Tabii ki de hayır. Bir içecek şirketinin reklamı için Almanya’ya gelen Pele ile bir televizyon çekimi yapmak isteyen Halit Kıvanç, yıldız ismin menajerinden gelen ‘’birkaç bin dolar’’ ücret talebiyle şaşkına uğramıştı. Herkes cebindeki paraları birleştirip karşılamaya çalışsa da ortaya çıkan istenilen ücretin yanına bile yaklaşamadı. En sonunda Halit Kıvanç kendisi devreye girerek Pele ile olan geçmişini menajere açıkladı ve Pele’nin haberi olması halinde bu işin kolaylaşacağını söyledi. Pele ise haberi duyar duymaz Halit Kıvanç’ın yanına gelerek çekimi hemen yapabileceklerini söyledi. Ve oradaki Türk heyetini de oldukça sevindirdi. Bu dünya kupasının neticesinde ev sahibi Batı Almanya zafere ulaşmıştı. Fakat yirmi sene sonra şampiyonluğa ulaşan takımın şampiyonluk kutlamasında bazı futbolcular eşlerine karşı davranışlardan rahatsız olmuş, şampiyon takımdaki neredeyse herkes milli takımı bıraktığını açıklamıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><img decoding="async" class="wp-image-2324 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1978-dunya-kupasi.jpg" alt="" width="550" height="816" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1978-dunya-kupasi-200x297.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1978-dunya-kupasi-202x300.jpg 202w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1978-dunya-kupasi-400x593.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1978-dunya-kupasi.jpg 550w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /></b></p>
<p><b> </b></p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1978 Arjantin – Kupa tekrardan Güney Amerika semalarında</span></h4>
<p><b>“Televizyonculuk açısından 1978 Dünya Kupası önemli bir dönüm noktasıydı. Federal Almanya ile Polonya arasındaki açılış maçını, ekran başında yetmiş iki ülkeden 970 milyon kişi izlemişti. Arjantin – Hollanda finalini izleyen televizyon seyircisi toplamının ise, 1 milyar 480 milyon kişi olduğu açıklandı. Bizim de ülkemize göre, en uzaktan yaptığımız naklen yayındı. Mendoza kentindeki maçları naklederken kırdığımız rekordu bu. Suudi Arabistan’ın otuz sekiz maçı da renkli olarak yayınlaması, ayrıca dikkati çekmişti.’’</b></p>
<p>Yine, yine ve yine yolun sonunda elendiğimiz bir dünya kupası düzenleniyordu Arjantin’de… Neredeyse her dünya kupasında olduğu gibi bu turnuvanın da ev sahipliği ve organizasyon süreci büyük tartışmaya yol açmıştı. Arjantin’de o dönemde gerçekleşen kalkışma sonucu asker yönetime el koydu. Dünya kupası dâhil bütün devlet organizasyonları askerin eline geçti. Bu olay sonrası FIFA hedef alındı ve katılımcı çoğu ülke güvenlik endişesiyle oyuncularını götürmeye çekindi. Yapılan incelemeler sonucunda, FIFA<span class="Apple-converted-space"> </span>sadece Arjantin’den güvenlik teminatı almakla yetindi. Dünya kupasının ev sahibini değiştirmedi. Bunun üzerine başta Hollandalı Cruyff, ev sahibi ülkeden Maradona gibi isimler olmak üzere birçok oyuncu dünya kupasına katılmadı. Olaylar eşiğinde gelişen kupada hem dünya hem de Türk televizyonculuğu açısından önemli gelişmeler yaşanıyordu. Televizyonun küresel anlamda yaygınlaşmasıyla maçların neredeyse hepsi bir öncekinin izlenme rekorunu kırdı.</p>
<p>Türkiye’de ise o güne kadarki en uzun mesafeli naklen televizyon yayını yapılıyordu. Ayrıca dünya kupasına gidemesek bile orada Halit Kıvanç ve TRT heyeti büyük bir sevgi görüyordu. Türk olduklarını öğrenenler tarafından ‘’ATATÜRK! ATATÜRK!’’ tezahüratlarıyla karşılanıyorlardı. Biz takım olarak gidemesek bile herkes elemelerdeki performansımızı ve namımızı duymuştu. Bu turnuvada oynanan İtalya – Almanya maçı için Halit Kıvanç, hayatında anlattığı en zor maç olduğunu söylüyor. O gün yoğun sis durumu yüzünden topu bile göremeden maç anlatmaya çalıştığını belirtiyor. Zor siyasi şartlar, hava muhalefetleri, eksik yıldızlar ve şike iddialarının ortaya çıktığı turnuvanın sonunda gülen taraf ise Arjantin’di. Cruyff olmadan final oynayarak herkesi şaşırtan Hollanda’yı uzatmalar sonucu devirdiler. Turnuva sona erdiğinde TRT ekibi, Türkiye’yle aradaki mesafeye rağmen bu kadar başarılı bir yayın yapmayı büyük bir övünç kaynağı olarak gördü. Ve şampiyonluğu kutlayan Arjantin halkına eşlik ederek kendi yayınlarının başarısını sokaklara çıkıp coşkulu bir şekilde kutladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><img decoding="async" class="wp-image-2325 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1982-dunya-kupasi.jpg" alt="" width="791" height="1200" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1982-dunya-kupasi-198x300.jpg 198w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1982-dunya-kupasi-200x303.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1982-dunya-kupasi-400x607.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1982-dunya-kupasi-600x910.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1982-dunya-kupasi-675x1024.jpg 675w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1982-dunya-kupasi-768x1165.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1982-dunya-kupasi.jpg 791w" sizes="(max-width: 791px) 100vw, 791px" /></b></p>
<p><b> </b></p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1982 İspanya – Futbolun öldüğü gün</span></h4>
<p><b>“Sevgili Öztürk Pekin arkadaşımla birlikte yapıyoruz yayını… İki spikerin önemli anlarda ortak anlatması yöntemini uyguluyoruz. Bir gol oldu mu, maçı anlatmakta olan spiker, golün öyküsünü, yorumunu öteki spikere bırakıyor… Fena da olmuyor hani… Maçın dört golünde ‘’Goool’’ diye bağırmak, Öztürk’e kısmet oldu. Ben ancak gollerin devamını getirdim.’’</b></p>
<p>Halit Kıvanç’ın bu sözleri kendisinin bu anlatış biçiminden oldukça keyif aldığını bizlere gösteriyor. Tarihteki on ikinci Dünya Kupası’nda Halit Kıvanç, spikerlik kariyerinde beşinci kez dünya kupası finali anlatıyordu. Bu dünya kupasını futbol açısından önemli kılan, İtalyanlar ve Brezilyalıların başlattığı bir konuydu: Futbolu futbol yapan güzel oyun mudur yoksa sonuç mudur? Bu dünya kupasının başından beri herkes bu<span class="Apple-converted-space"> </span>noktada kutuplaşmaya başlayacaktı. Brezilyalılar her şeyin kazanmaktan ibaret olmadığını, futbolun heyecan dolu ve zarif tarafına odaklanmıştı. Ülkelerinde yükselmiş olan tansiyondan uzaklaşarak sahada bambaşka bir ruha bürünüyordu. İtalyanlar ise turnuva tarihinin en disiplinli takımlarından biriydi ve tüm rakiplerine diz çöktürüyordu. Birbirinden tamamen zıt anlayıştaki bu iki takım yarı finalden önce karşı karşıya geldi ve tüm dünyanın dikkatini çeken bir karşılaşmayı sahneledi. Öyle ki bu karşılaşma turnuvanın finalinden bile daha çok ilgi gördü. Brezilya, rakibini Socrates ve Falcao ile kovalıyordu. İtalyanların afacan çocuğu Paolo Rossi ise futboldan men cezası yiyip geri dönüşünü yaptığı turnuvada belki de favori takıma hat-trick yaparak onların kupa yolundaki tüm heveslerini yıkıyordu. Turnuvanın bitişinde ise İtalya’nın önünü kimse kesemedi ve finalde Almanya’yı rahat geçen İtalyanlar şampiyon oldu. Peki 1982 Dünya Kupası’nda ‘’futbolun ölmesi’’ ne demekti? Aslında futbol öldü mü, ölmedi mi bilemeyiz. Fakat bu dünya kupasının en ikonik anlarından birisiydi o röportaj. Söz konusu röportajı veren kişi ise, o turnuvada Brezilya forması giyen ve ülkemizde Fenerbahçe’nin teknik direktörlüğünü yapan Zico’dan başkası değildi. <span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2326 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1986.jpg" alt="" width="1422" height="750" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1986-200x105.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1986-300x158.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1986-400x211.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1986-600x316.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1986-768x405.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1986-800x422.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1986-1024x540.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1986-1200x633.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1986.jpg 1422w" sizes="(max-width: 1422px) 100vw, 1422px" /></b></p>
<p><b> </b></p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1986 Meksika &#8211; Tanrının eli</span></h4>
<p><b>“31 Mayıs günü, Azteca Stadı’nda görkemli bir açılışla 13. Dünya Kupası başladı. Doğrusu ulusal giysili genç kızlarla erkeklerin dansı dakikalarca alkışlanıyor, hele dansın finalinde kızlarla delikanlıların öpüşmesi, binlerce seyirciyi tribünlerde havaya kaldırıyordu. Tabii bir tribünün bir köşesinde ayağa kalkanlar otururken, yan tribündekilerin kalkması ve tezahüratın bütün tribünleri dolaşması, yani ‘Meksika Dalgası’, bu görkemi daha da arttırıyordu…’’</b></p>
<p>1986 Dünya Kupası’nın alınan kararla birlikte Kolombiya’da düzenlenmesi kararlaştırılmıştı. Fakat ev sahibi ilanından birkaç ay sonra Kolombiya organizasyondan çekildiğini duyurdu. Böylece kupa, düzenlenmesine 3 yıl varken ‘’evsiz’’ kaldı. FIFA, aralarında Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Paraguay, Sovyetler Birliği, Türkiye, Güney Kore, Bulgaristan’ın bulunduğu ve daha önce kupaya ev sahipliği yapmayan ülkelerle görüşmeler gerçekleştirdi. Birçok ülke kupaya ev sahipliği yapmaya hazırlanmıştı bile. Ancak ortaya sürpriz bir aday çıktı: 1970’in ev sahibi Meksika. Kolombiya’ya ve adaylıktaki diğer rakiplerine kıyasla daha güçlü bir ekonomiye sahip olan Meksika’nın elinde bir de ilginç bir koz vardı. Ülkede yaşanan deprem felaketi dolayısıyla kalkınmanın hızlanması açısından FIFA’yı olaya duygusal yaklaşmaya zorladılar. 1986 Dünya Kupası’nın ev sahipliğini yapmaya hak kazandılar. Ayrıca bu turnuvada statü bir kez daha değişmiş ve turnuvaya katılan 24 takım 6 gruba ayrılmıştı. Turnuvaya damgasını vuran Diego Maradona, İngiltere ile oynanan çeyrek final maçında futbol tarihine ‘’Tanrının Eli’’ olarak geçecek gole imza attı. Maradona, takımını şampiyonluğa taşırken bu kupanın ‘’En Değerli Oyuncu’’ ödülünü de kazandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><img decoding="async" class="wp-image-2327 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-scaled.jpg" alt="" width="1820" height="2560" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-200x281.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-213x300.jpg 213w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-400x563.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-600x844.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-728x1024.jpg 728w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-768x1080.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-800x1125.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-1092x1536.jpg 1092w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-1200x1688.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-1456x2048.jpg 1456w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1990-dunya-kupasi-scaled.jpg 1820w" sizes="(max-width: 1820px) 100vw, 1820px" /></b></p>
<p><b> </b></p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1990 İtalya – Afrika’dan çıkan sürpriz yıldız.</span></h4>
<p><b>“Finaller başlarken, o tarihteki Cumhurbaşkanımız Turgut Özal, ev sahibi İtalya’yı favori göstermiş, ‘İtalyanlar kupayı kazanır’ demişti. Türkiye’de Fenerbahçe’de oynamakta olan Schumacher de İtalyanlara şans vermiş, kaç yıl kalesini koruduğu Alman Milli Takımı için ‘Bugünkü kadromuzla bizim takım, bırakın kupayı, yarı finale bile gelemez’ demecini vermişti.’’</b></p>
<p>Geçen yıllar ve gelişen teknoloji dünya kupasını da büyütüyor, oynanan maçların ve tribün şovları kupayı sürekli beklenen bir festivale dönüştürüyordu. 1990 Dünya Kupası da oldukça renkli bir altyapıya ve büyük hazırlığa sahip bir şekilde aydınlanmanın merkezinde, İtalya’da düzenleniyordu. Fakat tüm bu hazırlıklara ve renkli görüntülere rağmen sahada oynanan oyun hiçbir şekilde tatmin edici değildi. Golsüz maçlar ve zevksiz futbol taraftarları çileden çıkartmıştı. FIFA da bu monotonluğa seyirci kalmadı ve kaleciye geri pası yasaklayarak önemli bir adım attı. Toto Schillaci, Paul Gascoigne, Lothar Matthaus, Jürgen Klinsmann ve Franco Baresi gibi dünya klası futbolcularla birlikte mütevazı bir yıldız adını dünya sahnesine yazdırmaya ve sıkıcı giden turnuvayı eğlenceli hale getirmeye hazırlanıyordu: Kamerun’un süper oyuncusu Roger Milla. Afrika tarihinin en büyük golcülerinin arasına adını yazdıran Milla, 1990’da attığı dört gol ile yıldızlaştı ve ülkesini çeyrek finale kadar taşıdı. Belki kura şansı yanlarında olsaydı ve çeyrek finalde İngiltere ile karşılaşmasalardı daha da ileriye gidebilirlerdi. ‘’Ya olsaydı?’’ sorularıyla dolu olan bu turnuvanın sonunda Almanya toplamda üçüncü kez kupaya uzandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><img decoding="async" class="wp-image-2328 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1994-dunya-kupasi.jpg" alt="" width="699" height="1024" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1994-dunya-kupasi-200x293.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1994-dunya-kupasi-205x300.jpg 205w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1994-dunya-kupasi-400x586.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1994-dunya-kupasi-600x879.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1994-dunya-kupasi.jpg 699w" sizes="(max-width: 699px) 100vw, 699px" /></b></p>
<p><b> </b></p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1994 ABD – Basketbol ülkesinde futbol oynamak.</span></h4>
<p><b>“Brezilya, yirmi dört yıllık özlemini dindiren bu şampiyonluğu günler geceler boyu kutladı. Tarihin en büyük karnavallarından birine sahne oldu Rio de Janeiro… Devlet başkanı bir gün resmi tatil ilan etti. Halk sabahlara kadar sokaklarda samba yaptı. Gösterilerde ölçüyü kaçıranlar çoktu. Bu arada yüze yakın insan yaralanmıştı. Brezilya’da hayat uzun bir süre durmuş; hemen her Brezilyalı, dans ederek ya da sevinç gözyaşlarıyla şampiyonluğu kutlamıştı.’’</b></p>
<p>1994’te bambaşka bir coğrafya bizi bekliyordu. Ülkelerinde basketbol sevgisi ile bilinen Amerika Birleşik Devletleri, futbolun zirvesi olan kupayı düzenlemek için kolları sıvadı. 1986 ve 1990’da da adaylık sürecine girmesine rağmen başarısız olan Amerika Birleşik Devletleri, bu organizasyona çok iyi hazırlandı. Amerikan futbolunun stadyumları dönüştürüldü. Bunlarla birlikte yeni futbol stadyumları da inşa edildi. Halit Kıvanç da bizlere, o dönem herkesin kafasında aynı soru işaretinin olduğunu söylüyordu. Basketbol, hokey, Amerikan futbolu ve beyzbolun üzerine uzmanlaşan bu coğrafyada futbolun nasıl karşılanacağı merak konusuydu. Ama bu dünya kupasında hem organizasyon anlamında sınıfı<span class="Apple-converted-space"> </span>geçtiler. Hem de oynadıkları futbol ile kamuoyunun takdirini kazandılar. Bu kupanın akıllarda en çok kalacak olayı ise hiç şüphesiz Amerika Birleşik Devletleri – Kolombiya maçında kendi kalesine gol atan Kolombiyalı Andres Escobar’ın, ülkesine döner dönmez bu hatası yüzünden suikaste kurban gitmesiydi. Şampiyon ise penaltılar ile İtalya’yı 3-2 ile yenen Brezilya olmuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><img decoding="async" class="wp-image-2329 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1998-dunya-kupasi.jpg" alt="" width="750" height="1000" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1998-dunya-kupasi-200x267.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1998-dunya-kupasi-225x300.jpg 225w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1998-dunya-kupasi-400x533.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1998-dunya-kupasi-600x800.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/1998-dunya-kupasi.jpg 750w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></b></p>
<p><b> </b></p>
<h4><span style="font-size: 18pt;">1998 Fransa – Beklenen büyüme gerçekleşiyor.</span></h4>
<p><b>‘’Dünya kupası 1930’da başladığında, dörder takımlı dört grup kurmanın kolaylığı düşünülmüş, ‘dört kere dört on altı eder.’ diyerek finallerin on altı takım arasında oynanması uygun görülmüştü. Ne var ki, o tarihte dünya çapındaki dev ekonomik kriz nedeniyle ilk kupaya katılma az olmuş ve bu ilk finaller de on üç takım arasında oynanmıştı. Sonra bu rakam on altıya tamamlanabildi. Gün geldi, ‘Finallere daha fazla takım alınsın.’ tezi ortaya atıldı. Çok geçmeden de finalist sayısı yirmi dörde çıkarıldı. Yirmi dört de dörde rahatça bölündüğünden, bu öneri çabuk kabul edilmişti. Nihayet 1998’de, futbolun en büyük heyecanına otuz iki takımın ortak olması öne sürüldü…’’</b></p>
<p>Bütün dünyanın peşinden koştuğu turnuva neden sadece 24 takımla oynanıyordu? Futbol kamuoyu 1994’den sonra bu soruyu kendi kendine sormaya başlamıştı. FIFA’nın üye sayısı gittikçe artıyordu. Dünya kupasının kıyısından dönen ülkeler, onlara daha fazla yer açılması konusunda FIFA’yı sıkıştırmaya başlıyordu. Halit Kıvanç bu kupa hakkında, her yerde dile getirilmeyen bir bilgi veriyordu. Birçok gazete bu dünya kupası için başlıklarını ‘’16. Dünya Savaşı’’ olarak değiştirmiş. Bunun sebebiyse 16. Dünya Kupası’nda tamı tamına yedi bin tane polis ve iki bin tane askerin görev alacak olması. Sahadaki enstantanelere baktığımızda ise tarihte ilk kez otuz iki takım kupada yer aldı. İlk kez altın gol kuralı uygulandı. Ülkemizde de forma giymiş Samuel Eto’o turnuvanın en genç oyuncusu oldu. Ve Fransızlar, hocaları Aime Jacquet önderliğinde futbolda bir devrim yaparak şampiyonluğa uzandı. Jacquet’in hücum futbolu Deschamps, Zidane, Desailly, Vieira, Trezeguet gibi yıldızlara muhteşem bir sistem verdi. Ve tarihin en dominant oyunlarından biriyle şampiyonluğu kendi evlerinde kazandılar.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/dunya-kupalarinin-hem-sesi-hem-sahidi-halit-kivanc/">Halit Kıvanç: Dünya Kupalarının Hem Sesi Hem Şahidi</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/dunya-kupalarinin-hem-sesi-hem-sahidi-halit-kivanc/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ercan Taner: Hayatım Boyunca Unutamayacağım Şeyleri O’ndan Öğrendim</title>
		<link>https://contextdergi.com/ercan-taner-hayatim-boyunca-unutamayacagim-seyleri-ondan-ogrendim/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/ercan-taner-hayatim-boyunca-unutamayacagim-seyleri-ondan-ogrendim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Sep 2023 09:15:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medyanın Şairi: Halit Kıvanç Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Taner]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Kıvanç]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Spor yayıncılığımızın en ikonik seslerinden olan Ercan Taner, mesleğe başladığı TRT’de Halit Kıvanç’ın öğrencisiydi. 90’lardan itibaren futbol tarihimizin hafızalara kazınan anlarında mikrofonun başında olan Ercan Taner, Halit Kıvanç ile usta-çıraklıktan, ağabey-kardeş ilişkisine uzanan yakınlığını ve spor medyasının bugününe dair düşüncelerini paylaştı.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/ercan-taner-hayatim-boyunca-unutamayacagim-seyleri-ondan-ogrendim/">Ercan Taner: Hayatım Boyunca Unutamayacağım Şeyleri O’ndan Öğrendim</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Ege Kürkcü, Umut Yiğit</em></strong></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">Spor yayıncılığımızın en ikonik seslerinden olan Ercan Taner, mesleğe başladığı TRT’de Halit Kıvanç’ın öğrencisiydi. 90’lardan itibaren futbol tarihimizin hafızalara kazınan anlarında mikrofonun başında olan Ercan Taner, Halit Kıvanç ile usta-çıraklıktan, ağabey-kardeş ilişkisine uzanan yakınlığını ve spor medyasının bugününe dair düşüncelerini paylaştı.</span></p></blockquote>
<p><strong>Umut Yiğit:</strong> <strong>Halit Kıvanç cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze medya tarihinin tanığı bir isim. Radyonun daha sonra da televizyonun hayatımıza girdiği ilk günden itibaren Halit Kıvanç vardı. Siz de bu tarihin tanığı olmuş, nice insana örnek olmuş bu ismin öğrencilerinden birisiniz. O yüzden söyleşiye buradan başlamak istiyorum. Espritüel kişiliği, nezaketi, tasvir yeteneği gibi oldukça örnek teşkil eden bir isim Halit Kıvanç. Siz Halit Kıvanç’la nasıl tanıştınız ve bir öğretmen olarak Halit Kıvanç’ı nasıl değerlendirirsiniz?</strong></p>
<p><strong>Ercan Taner:</strong> Halit Ağabey’in benim hayatıma girişi TRT’deki hocam olarak gerçekleşti. Sınavları kazandıktan sonra kurum içi yapılan eğitimde bize derslere geldi. Canlı yayın konusunda ne kadar deneyimli olduğunu sizler de gayet iyi bilmektesiniz. Bu konularda öğretileri çok önemliydi. Canlı yayına nasıl hazırlanır bunları ilk ondan öğrendik. Canlı yayın esnasında tüm koşullara hazırlıklı olmanız gerekir öyle ki bir maça hazırlanırken 10-15 sayfayı bulan notlar çıkarabilirsiniz.</p>
<p>Fakat bu öyle bir maçtır ki o hazırladığınız notlardan sadece yarım sayfasını kullanabilirsiniz ama buna rağmen o 15 sayfayı kullanacağınız maçlar da olacaktır. Bu maç içi değişkenlere bağlı bir olay oluyor ve maç nasıl giderse siz o notları ona göre kullanabilirsiniz. Her şeyden önce bu konudaki örneklemelerini meslek hayatım boyunca hiç unutmadım. Her zaman maçlara kendi notlarımla hazırlanmayı ondan öğrendim.</p>
<h4>Radyo anlatımında başarılı olan, dinleyicinin kabul ettiği spikerler televizyon anlatımında büyük bir avantaja sahip olurlar.</h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2077 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc.jpg" alt="" width="1115" height="998" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-200x179.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-300x269.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-400x358.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-600x537.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-768x687.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-800x716.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-1024x917.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc.jpg 1115w" sizes="(max-width: 1115px) 100vw, 1115px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gerçekten doğal bir şekilde bu konuda uzmandı ve yayında nasıl sakin kalınabileceğini bize örneklerle gösterdi. Çünkü yayında her an her şeyin olabileceği, sesin kesilebileceği, karşı tarafın sizi duymayacağı ve bu konuda mutlaka ilk olarak her zaman sakinliğin ön planda yer alması gerektiğini belirtirdi. İşin mutfağını öğrenme konusunda bizi hep motive ederek öğrenmemizi mümkün kıldı. İşin mutfağı derken; mutfak kurgu, haber yazma, haber toplama, röportaj yapma gibi süreçlerin perde arkasındaki üretim sürecinden bahsediyorum. Halit ağabey röportaja başlarken ilk sorunun önemini, karşımızdakinin vereceği cevaplara göre soru üretmenin kısacası bir röportaj tekniğinde olması gereken her şeyin süreç içerisinde nasıl gerçekleştiğini benzersiz örnekleriyle hem teorik hem de pratik olarak anlatabilen bir öğretmendi. Bence onun çok ayrı bir yeteneği vardı bu konuda. Hayatım boyunca unutmayacağım şeyler öğrendim diyebilirim.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Anladığım kadarıyla röportaj esnasında karşısındakini çok iyi dinleyip bir refleks olarak doğru soruyu sorabilme yeteneği bu. Peki sizce bu yeteneğin maç anlatımına etkisi neler oluyordu?</strong></p>
<p><strong>E.T:</strong> Tabii ki bu yeteneği böyle tanımlayabiliriz. Özellikle radyo anlatımında bu refleks sayesinde yer tarifi, takımların sahaya nasıl dizildiği, takımların forma renkleri gibi hususları aktarabiliyordu. Bunlar basit gibi görünse de radyo anlatımı için çok önemli hususlardır. Bu örnekleri çok sık verirdi ve şunu söylerdi; radyo anlatımında başarılı olan, dinleyicinin kabul ettiği spikerler televizyon anlatımında büyük bir avantaja sahip olurlar. Radyo ve televizyon ayrımının nasıl olduğunu onlar zaten bilmektedirler. Bu konuda da bence önemli derslerde örnekler aldık.</p>
<p><strong>Ege Kürkcü:</strong> <strong>1990 Dünya Kupası’nda ve sonraki süreçte <a href="https://contextdergi.com/nesiller-boyu-memleketin-en-taninmis-insani-babam-halit-kivanc/">Halit Kıvanç’</a>la sürekli birlikte çalıştınız. Neredeyse her Dünya Kupası’nın sesi olan bir ekol ile çalışmak nasıl bir duyguydu?</strong></p>
<p><strong>E.T:</strong> Halit Ağabeyi ben çocukluğumdan beri takip ederdim. 1984’ten sonra da birlikte çalışmaya başladık. Halit Ağabey görece en önemsiz yayına bile inanılmaz hazırlanan, yayın anında bant kayıtlarda özellikle bir buçuk saat o kaydı yaptıktan sonra benim içime sinmedi, bunu baştan alalım şuralarda galiba hata yaptık diyen, inanılmaz titiz ve disiplinli bir insandı.</p>
<p>Bunu 1990 Dünya Kupası’nda da gördüm. Zor olan, metni olmayan, az istihbarat gelmiş görüntüler üzerine yaptığı yorumlar beni çok etkilemişti. İşte İngiltere kampından gelen görüntülerin o anda canlı olarak seslendirilmesi ve bunun üzerine Halit Ağabeyin de yaptığı çalışmalarla hepimizi şaşırtan yorum ve bilgileri çok önemliydi. Diyelim ki o gün bir yayın olacak, Hollanda kampında bir olay var ya da İngiltere’den açıklamalar var. Bunların olabileceğini önceden kestirebilen bu konuyla ilgili işte Hollanda’da şunlar olabilir, İngiltere’de böyle gelişmeler olabilir gibi durumlarda “ben ne konuşurum” u bile hazırlayan ve bu konuyla ilgili çalışmalar yapan biriydi. Halit Usta her zaman araştırırdı, her zaman.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-2311 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/usta-cirak-1.tif" alt="" /></p>
<p><b>U.Y:</b> <strong>Bahsettiğiniz dönemde bilgiye ulaşmak da bugünkü kadar kolay değil. Bugünkü gibi bir haber akışı yok. Milli takım kamplarından aldığı bilgiler vs. diyorsunuz bu kaynaklarla ilişki kurmak zorunda değil sonuçta. Ama bu ilişkiyi nasıl kuruyordu?<span class="Apple-converted-space"> </span></strong></p>
<p><b>E.T: </b>Halit ağabey böyle organizasyonlar için kurulan basın merkezinde çok vakit geçirirdi. Sürekli yabancı meslektaşlarıyla iletişim halindeydi. Bir bakarsınız Hollandalılarla, bir bakarsınız Almanlarla konuşurdu. Aldığı bilgiyi de direkt aktarmak yerine işleyerek sunardı. Mesela “Hollanda kampında şunlar oldu ve bu sebeple bunlar olabilir” şeklinde değerlendirmeler yapardı. Zaten bir gazetecinin yapması gereken en önemli şey bu. <b><i>Sorgulamak, istihbarat toplamak ve işlevsel şekilde aktarmak.</i></b> Halit Ağabey bunları layıkıyla yapan biriydi. Sadece bir spiker değil aynı zamanda bir gazeteciydi yani o farkı da yayında hissediyordunuz. Bu çok ama çok önemli bir özellik.</p>
<p><b>E.K: </b><strong>Sizler bizim jenerasyonumuzun seslerisiniz. Ben çocukluğumda “Sergen attı şampiyonluk geldi” sonraki dönemde de Juventus maçındaki Sneijder golüyle birlikte bir sürü ikonik anlatımınıza şahit oldum. Halit Kıvanç’ın da sizin aklınızda yer eden ikonik bir anlatımı var mı?</strong></p>
<p><b>E.T: </b>Çok var ama radyo günlerine ait. Radyo günlerinde Halit Kıvanç’tan Fenerbahçe &#8211; Galatasaray, Beşiktaş &#8211; Fenerbahçe gibi derbi maçları dinlemek muazzam bir deneyimdi. Kulağımda maçın girişi şöyle yankılanıyor: “Mithatpaşa Stadı’ndayız Fenerbahçe çubuklu forma, Beşiktaş klasik beyaz formayla sahada. Bugün kaleci kazaklarında birisi sarı diğeri ise siyah” -ki o yıllarda çok modaydı siyah kaleci kazakları- Golün nasıl olduğunu öyle bir anlatırdı ki statta olmayan ve görüntü de görmeyen herkesin zihninde o gol tüm ayrıntılarıyla canlanırdı.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b>E.K:</b> <strong>Bunun dışında bir de bahsettiğiniz bir bağlantı anınız var size kısa sürmesi sebebiyle biraz küslük durumu yaşadığınız onun detaylarını verebilir misiniz?</strong></p>
<p><b>E.T:</b> Evet ama çok kısa bir süreydi bu küslük. 1994 Dünya kupası oynanıyordu. Çok sıkışık bir yayın programının içinde, o an Bodrum’da bulunan Halit Ağabey’e bağlandık. Fakat bağlantıda teknik problemler yaşadık. Yayıncılıkta saniyeler dakikalar çok önemlidir hele ki bir de canlı yayındaysanız. Halit Ağabey’in anlattıkları sarkınca yayını kesmemiz gerektiği söylendi. Bu yüzden de Halit Ağabey’in söyleyecekleri yarım kalmıştı. Önce bir süre bana kızdı ama hemen barıştık.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<h4>Golün nasıl olduğunu öyle bir anlatırdı ki statta olmayan ve görüntü de görmeyen herkesin zihninde o gol tüm ayrıntılarıyla canlanırdı.</h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3337 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo.jpg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-200x150.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-300x225.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-400x300.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-600x450.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-768x576.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-800x600.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo.jpg 1024w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>E.K:</b> <strong>Halit Kıvanç’ın Türk spor yayıncılığı üzerinde çok büyük etkileri var. Onun etkisi ve oluşturduğu ekolun ışığında Türk spor yayıncılığının evrildiği nokta hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><b>E.T:</b> Bence çok başarılı bir yere gelmiştik ama işler zamanla değişti. İzleyiciler yayın anında durmaksızın heyecan talep ediyorlar. Heyecan odaklı olan da reyting odaklı esasında. Meselenin özünden uzaklaşmamıza sebep oluyor. Bu konuda ileri gidemediğimizi düşünüyorum.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Halit ağabey bir spiker olmanın da ötesinde çok da iyi bir yorumcuydu, bizde bir türlü yürümeyen bir durum var o da bir yorumcunun da katıldığı maç anlatımı. Esasında bu çağı açan insan Halit Ağabeydi. Şu anda dünyada yayıncılık konusunda söz sahibi olan ülkelerde yorumcu spiker ilişkisinin çok daha iyi olduğunu görüyoruz. Örneklerden yola çıkarak yorumcuların maçlara çok iyi hazırlandıklarını görüyorum aynı Halit Ağabey gibi. Spiker yorumcu ikilisinin ortaya koyduğu standart üstü anlatımlar var. Ben bu konuda biraz yerimizde saydığımız kanaatindeyim. İstediğimiz yere gelemedik şu anda.</p>
<p><b>U.Y:</b> <strong>Bunun sebebi Türkiye’de kurumsal yapıların oluşmasında yaşadığımı sıkıntı diyebilir miyiz? İşler kurumsal olmaktan çok kişisel ilerliyor sanırım.</strong></p>
<p><b>E.T: </b>Bence onunla bağlantısı var.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b>U.Y: </b><strong>Yani Halit Kıvanç gibi biri ekol yaratabilirdi ama işler bireysel olarak ilerlediği için bu olmadı. Bu da galiba işin heyecan ve reyting gibi yüzeysel kısmına odaklanmamızdan ötürü. Bana şöyle gibi geliyor, bilmiyorum siz ne düşüneceksiniz ama spikerliğe bizler çocukluğumuzda hep öykündük ve taklit ederek öğrendik. Ama bu işi gerçekten iş olarak yapmaya geldiğinde taklitten öteye gidilemedi. Sanki Halit Kıvanç’ı taklit etmek, Ercan Taner’i taklit etmek işin özüne inmemek gibi bir durum varmış gibi geliyor bana sizce nasıl?</strong></p>
<p><b>E.T: </b>Bu saptama doğru. İnsanlar diğer anlatıcılardan etkilenebilirler ve bu yayınlarda da hissedilebilir. Halit Ağabeyin bir sözü vardır; <b><i>bir süre geçtikten sonra yavaş yavaş kendi sesiniz oturmaya başlar, işte o zaman o etkilenmenin dışında kalmak zorundasınız.</i></b> Bu süreden sonra artık tek başınıza kalarak ortaya siz ne koyabiliyorsunuz buna bakmanız gerekiyor. İşte nasıl başarılı olacağınıza dair bundan sonra başlıyor.</p>
<p>Tekrar yorum olayına geldiğimiz zaman yorumcuların bir takıma bağlı olması o takımın yıllarca formasını giymesi kabul edilebilir o formayı giyebilirler ama o yorumcular artık yeni bir şey ortaya koymak zorundadırlar. Nedir bu yeni şeyler? Oyunun hangi yöne gittiği, oyunda spikerle yorumcunun konuşmalarında izleyiciye maçta başka neler olabileceğini göstermek gibi. Burada bir örnek vereceğim; basketbolda Murat Murathanoğlu- İsmet Badem ikilisi ve daha sonraki ekipler bunu başardılar. Ben bu yüzden basketbol yorumcularını futbol yorumcularına göre bir adım önde görüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2307 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2.png" alt="" width="1534" height="1151" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-200x150.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-300x225.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-400x300.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-600x450.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-768x576.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-800x600.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-1024x768.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-1200x900.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2.png 1534w" sizes="(max-width: 1534px) 100vw, 1534px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>U.Y:</b> <strong>Bu esasında oyunun içinde kalmak yani oyunu okuyabilmek, taktiği stratejiyi anlayabilmek, bir takımın planını formasyonunu çözüp seyirciye bunu anlatmak<span class="Apple-converted-space"> </span>aynı zamanda bu seyirci içinde çok öğretici bir şey.</strong></p>
<p><b>E.T: </b>Tabii ki yani oyunun dışına çıkmamak. Oyuncuların özel hayatı, amcasının mesleği, hakemin daha önce ne yaptığı gibi şeyler konuşulabilir ama asıl önemli olan İngiltere ve Almanya’daki gibi izleyiciyi oyunun içinde tutacak şeylerden bahsetmek olmalı. Bu anlatıcının bence birinci görevi olmalı.</p>
<p><b>E.K: </b><strong>Bahsettiğiniz gibi Murat Murathanoğlu ve İsmet Badem var, onlardan sonra TivibuSpor’un Türkiye Ligi spikerleri var, EuroLeague’in son döneminde de İsmail Şenol ile birlikte basketbol yayıncılığını öne çıkaran noktalar var. Basketbol ve voleybol spikerlerinin bu sporları ön plana çıkarmada bir etkisi var mı? Özellikle Murat Kosova’nın Cenk Akyol üzerindeki anlatımı olabilir mi mesela?</strong></p>
<p><b>E.T:</b> Var olmaz olur mu? Murat Kosova’dan sonra İsmail Şenol sonra yine genç arkadaşlarımız var. Bence İhsan Bayülken çok önemli bir koç ve basketbol yayıncılığına da bir ışık getirdi. Bu isimlerin bakış açısı basketbolu izleyicilere sevdirdi. Ben onların anlatımında maç seyrederken oyundan zevk alıyorum. Basketbolda bunlar olabiliyorken futbolda neden olmasın? Mesela oyunda bir takımın savunmasının üçlüden dörtlüye nasıl döndüğü, duran toplarda A takımının B takımına göre nasıl avantaj sağlayabileceği gibi hususlar anlatılsa izleyicinin de hoşuna gideceğini düşünüyorum. İngiltere ve Almanya örneğini bu yüzden verdim. Onların hoşuna gidiyorsa bizim niye gitmesin?</p>
<p><b>E.K: </b><strong>İyi spikerler iyi bir konsantrasyonla oyun vizyonuna ulaşıyor. Mesela kenarda bir oyuncu ısındığı zaman kimin yerine gireceğini önceden söyleyebiliyorlar.</strong></p>
<p><b>E.T: </b>Olabiliyor tabii. Saha içinde de aksayan oyuncuların izleyiciye söylenmesi lazım. Bu oyuncu olmadı, şu ana kadar beşinci top kaybı ya da yoruldu ya da bugün formsuz gibi fark edilen durumların dile getirilmesi ve konuşulması şart bence.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Ben çok mutlu oldum. Hem Halit Ağabeyi yad ettik hem de meslekten konuştuk. Sizinle çalışmış ve bu röportajı yapmış olmaktan çok mutluyum. Görüşmek umuduyla.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/ercan-taner-hayatim-boyunca-unutamayacagim-seyleri-ondan-ogrendim/">Ercan Taner: Hayatım Boyunca Unutamayacağım Şeyleri O’ndan Öğrendim</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/ercan-taner-hayatim-boyunca-unutamayacagim-seyleri-ondan-ogrendim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
