<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>spor arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/spor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/spor/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 13:27:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>
	<item>
		<title>Mert Aydın: Halit Kıvanç, Cumhuriyet Tarihi Gibi Bir İnsan</title>
		<link>https://contextdergi.com/mert-aydin-cumhuriyet-tarihi-gibi-bir-insan-halit-kivanc/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/mert-aydin-cumhuriyet-tarihi-gibi-bir-insan-halit-kivanc/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 09:30:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medyanın Şairi: Halit Kıvanç Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Kıvanç]]></category>
		<category><![CDATA[mert aydın]]></category>
		<category><![CDATA[NTV Spor]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halit Kıvanç, emekliliğinin ardından televizyondan ve radyodan uzaklaşmadı, konuk olduğu sohbet ve eğlence programlarının yanı sıra TRT ve NTV’deki spor programlarında da bizlerle olmaya devam etti. 2010’lu yılların başında NTV ekranlarındaki “Futbol Bir Aşk’’ programını ise Mert Aydın’la birlikte sundular.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/mert-aydin-cumhuriyet-tarihi-gibi-bir-insan-halit-kivanc/">Mert Aydın: Halit Kıvanç, Cumhuriyet Tarihi Gibi Bir İnsan</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Ege Kürkcü, Sedat Erol</em></strong></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;"><em>Halit Kıvanç, emekliliğinin ardından televizyondan ve radyodan uzaklaşmadı, konuk olduğu sohbet ve eğlence programlarının yanı sıra TRT ve NTV’deki spor programlarında da bizlerle olmaya devam etti. 2010’lu yılların başında NTV ekranlarındaki “Futbol Bir Aşk’’ programını ise Mert Aydın’la birlikte sundular. Bu program ile hafta sonu sabahlarına eğlenceli ve bilgilendirici bir spor sohbeti taşıdılar. Televizyon efsanesi Halit Kıvanç, 50’lerden başlayarak birçok neslin hafızasında yer edindi. LCD televizyonlarında NTV Spor’u açıp kenardaki puan durumlarını, gol krallığı tablolarını izleyerek büyüyen yeni neslin ise; Dünya Kupası efsanelerini anlatan, enteresan hikâyelere sahip olan bir futbol ansiklopedisi, bir bilgi pınarı olarak hafızlarına kazındı.</em></span></p></blockquote>
<p>NTV Spor yıllarındaki ekip arkadaşı, şu sıralar Ada Sahilleri adlı podcast serisini ilgiyle takip ettiğimiz ve sağduyulu bakışıyla spor gazeteciliğine ışık tutan Mert Aydın, Halit Kıvanç’ı Context Dergi’ye anlattı.</p>
<p><strong>Ege Kürkcü:</strong> <strong>Halit Kıvanç’ın yazar, editör, sunucu, çevirmen, hukukçu, radyocu olmak gibi pek çok meslek koluyla bağlantısı var. Peki sizin Halit Kıvanç dendiğinde aklınıza hangi rol geliyor?</strong></p>
<p><strong>Mert Aydın:</strong> Sizler gençsiniz, ben Halit Kıvanç’ı tanıdığımda çocuktum, ben çocukken bile Halit Kıvanç 50’li yaşlarının üstündeydi, herhalde 55-60 yaşlarındaydı. Halit Kıvanç o zamanlar çok sevdiğim spor sayfalarında görünüyordu. Onu maç anlatırken izleme, dinleme şansına sahip olmuştum. Aynı zamanda da hafta sonu akşamları müzik, eğlence programlarını sunan kişiydi. Ama benim için Halit Kıvanç dünya kupasıydı. Çünkü organizasyonları gezmiş, maçlara gitmiş ve onları anlatmıştı. Ama sadece maç anlatmakla kalmamış, ilk gittiği dünya kupasında yayıncı olarak değil gazeteci olarak da yer almış birisiydi. 1954 ve 1958 Dünya Kupalarında, gazeteci ve muhabir olarak organizasyonlarda bulunmuştu. Dünya kupası dışında, çocukluğumdan hatırladığım gazete eklerinde yayımlanan, mizah ve futbol mizahı yazıları müthişti. Benim için en kritik olanı, 1986 Dünya Kupasından önce TRT’de “Meksika 86” adında program yapmasaydı. Bu programın her bölümünde, kendine has yorumlarıyla ve belgesel görüntüleri eşliğinde eski dünya kupalarını anlatıyordu. Geçmişte dünya kupalarında oynamış, teknik adamlık yapmış ve o esnada Türkiye’de olan insanlar ile röportaj yapardı: Mesela Jupp Derwall bunlardan biriydi. Beşiktaş’ın, Fenerbahçe’nin başında Yugoslav teknik adamlar vardı, bunlar 1950’li dünya kupalarından oyunculardı ve o dünya kupalarındaki anılarını anlatırlardı. Müthiş bir programdı. Yani benim de Dünya Kupası tarihine bu kadar merak salmamı sağlayan program oydu. Dünya Kupası’ndan önce yayınlanmıştı ve müthiş bir programdı.</p>
<p>Benim için Halit Kıvanç, dünya kupası ile eş anlamlıydı. Halit ağabeyin meşhur Pele hikayesi var. Eski dünya kupalarıyla ilgili, gittiği gitmediği organizasyonları anlatabilirdi. Çünkü, 1930’lu dünya kupalarına gitmiş olma ihtimali yok ama onlarla ilgili yapmış olduğu araştırmalar var. O kupalar ile ilgili hikâyeler özellikle internet diye bir şeyin olmadığı günlerde bizler için, meraklıları için çok müthiş, çok acayip işlerdi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2118 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-mert-aydin.webp" alt="" width="683" height="366" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-mert-aydin-200x107.webp 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-mert-aydin-300x161.webp 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-mert-aydin-400x214.webp 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-mert-aydin-600x322.webp 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-mert-aydin.webp 683w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>E.K.:</strong> <strong>Halit Kıvanç ile çalışan herkes ‘’Çalışmayı çok sever, programlarına, yayınlarına çok disiplinli bir şekilde hazırlanır’’ der ve sizin de örnek verdiğiniz gibi araştırmacı gazeteci kimliği bulunduğunu söyler, siz Halit Kıvanç’ın gazetecilik kimliği ile ilgili ne söylersiniz?</strong></p>
<p><strong>M.A.</strong>: Müthiş, mesela 1950’li yıllarda iki arkadaşı ile bir spor gazetesi çıkarıyorlar. Bu o dönem için çok cesurca bir iş ve ellerinde çok büyük bir sermaye olmadan bu işe girişmişler. Milliyet’in spor sayfaları için yaptıklarıyla da çok özel bir insan ve aslında enteresan bir detay da var. Buradan TSYD (Türkiye Spor Yazarları Derneği) Başkanı Oğuz Tongsir’e de bu konu için teşekkür etmek istiyorum. TSYD kurulurken Halit ağabey doğal olarak kurucu ekibin içinde, ancak kurulma sürecinde oradayken hemen ardından BBC’de görevli olarak bir yıl yaşadığı bir İngiltere macerası var. O sırada İngiltere’de ve o yüzden de teknik olarak adı kurucu üyelerin arasında yer almıyor. Aslında kurucu üyelerden biri olduğu herkes tarafından kabul ediliyor ama ismi orada bulunmuyor. Sağ olsun Oğuz Tongsir, Halit ağabey vefat etmeden önce onu da kurucu üyeler listesine aldı. Sonuç olarak spor yazarlığı teşkilatının kurucularından birinden bahsediyoruz, bu çok önemli özelliklerinden biri. Halit ağabey ile çalışma dönemine gelirsek, ben açıkçası böyle olacağını düşünmemiştim öncesinde. Daha önceden onunla program yapanlardan titizliğini, çalışma aşkını biliyordum ama benimle program yaptığı esnada yaşını düşünerek böyle olacağını düşünmemiştim. Cuma günleri benim saat 8 ile 10 arasında canlı yayınım oluyordu, saat 12 gibi de Halit ağabeyle bant yayınımız çekilirdi ama Halit ağabey ben daha canlı yayınımdayken gelmiş ve çantasından kağıtlarını çıkarmış, çalışmalarına başlamış olurdu. Ben canlı yayından çıktığımda o yapmamız gerekenleri kafasında toparlamış oluyordu ve bana da hep ‘’Sen de iki üç şey anlatırsın, eklersin’’ derdi.</p>
<p>Daha da ilginci 2002 yılında onun daha genç, 70’li yaşlarında olduğu dönemde bir kanalda ‘’Dünya Kupası Tarihi’’ programı yaparken karşısında bir meslektaşımız vardı, o tabii ki benim gibi bu işe meraklı olmadığı için Dünya Kupası ile ilgili hiçbir fikri yok ve Halit ağabey onun da diyaloglarını yazıyormuş bana da arkadaşlarım anlatırdı. Neyse ki bizde öyle bir durum yoktu sağ olsun bana ilk andan itibaren beri güvendi, dünya kupası tarihi programı da yaptık. 2014 Dünya Kupası öncesinde 1930’dan başlayarak günümüze kadar bütün kupaların tarihinin programını beraber yaptık orada benim de program sırasında konuşmamı teşvik ediyordu, benim de söylediğim şeyleri notlarına ekliyordu. Ama çok çalışkandı, inanılmaz notlarla karşıma geliyordu. Bazen öyle hikâyeler anlatıyordu ki benim diyecek bir şeyim kalmıyordu. İşte 1948 yılındaki bir radyo maç anlatımı ile ilgili bir yazı çıkarıyor, kendisi daktiloya yazmış yıllar önce. Günümüzde özellikle internet çağında bu çok yapılan bir şey değil. Ama geçmişte benim gençliğimde çok yapılırdı, gazete küpürleri bulunurdu dosyasında. Sadece kendisinin yazdığı ya da kendisi ile ilgili olan şeyler değil mesela beğendiği bir dış haber. Örneğin, 1973 yılında Tercüman Gazetesi spor sayfalarında bir tane haber görmüş, kesmiş ve o dosyaya atmış. İşte ‘’Almanya’da bir köyde bir adam 11 çocuğu varmış hepsinden takım kurmuş’’ mesela bunun gibi acayip hikâyeler, müthiş hikâyeler, bunları saklamış. Böyle olduğu zaman onunla o program öncesi program toplantısı yapmak bile çok eğlenceli olabiliyordu.</p>
<p>Çıkardığı öyle enteresan şeyler olabiliyordu ki masanın üzerine koyduğunda ben çok şaşırıyordum. Yani hikâyeler, seçtiği şeyler, yazdığı şeyler bana iki üç şey sen de ekle dediğinde onun yaptığı şeylerin, kestiği haberlerin ilginçliği yanında ‘’Ne yapabilirim?’’ diye ben de bayağı korkuyordum. Bazen, hani bu kadar ilginç bir şey bulma şansım yok diye düşünüyordum. Ben de farklı şeyler üretebilmek için çalışıyordum. Onun dışında televizyonculukta çok özel olan bir şey var yani Halit ağabey o bant yayını da canlı yayın gibi çekiyordu.</p>
<h4>Biz 2018’e kadar bu programı yaptık. Düşünün 93 yaşındaydı biz son programımızı yaptığımızda hâlâ o ısrarcı, detaycı özelliği vardı. Belki de onca yıl başarılı olmasının en büyük nedenlerinden biri bu özellikleriydi.</h4>
<p>Yani biz bir kerede, bir avazda çekiyorduk öyle söyleyeyim. Sıkıntı olmadığı sürece başladığımız gibi gerçekten canlı yayınmış gibi çekiyorduk. Ve Halit ağabey inanılmaz şık giyinip geliyordu, ben ne yaparsam yapayım onun kadar şık olma şansım yoktu. Mendiller, renkler hep uyumlu. Karşısına kamera geldiğinde ekranın karşısında saçını ve kravatını bir daha düzetiyordu. Benim için çok şaşırtıcı olan bir şey var, sonradan fark ettim Ercan Taner de yapıyor, TRT spor servisine girenlerin aldığı bir eğitim var. Orada mutlaka eğitimcilerden biri Halit ağabey oluyormuş. Halit ağabey yayına girmeden önce önüne bir şeyler yazardı, bana “Mert Aydın değil mi?” derdi “Evet ağabey” derdim, bize BBC’de öğrettiler canlı yayında insan kendi adını bile unutur, karşımda oğlum bile olsa, kim olursa olsun ben ismini yazarım derdi. İnanılmaz derecede titiz bir yayında bir yanlışı fark ettiğinde ‘’Bunu baştan çekelim’’ deme şansı var, çok az yapıyordu o yanlışı ama yaptığı zaman kendisi fark edip hemen bu bölümü baştan alalım derdi.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Prodüktörümüz Pınar vardı. Çekim biterdi Pınar’a bir sürü resim, fotoğraf, gazete küpürü verirdi. Şu fotoğraf şu habere konulacak, şu resim şu habere koyulacak, sana verdiklerim arasında yok ama şu resmi mutlaka bul gibi Pınar’a çok fazla ev ödevi verirdi, zorlardı. İşine sahip çıkan birisiydi çektiği programların yayınını izlerdi, hangi tarihte hangi programın yayınlanacağını takip ederdi, mesela bizim program cumartesi saat 11’de yayınlanırdı ama diyelim ki o saatte Galatasaray divan kurulunda bir şey var canlı yayınla bağlantı yapılırdı. Sonuçta NTV Spor haberin içinde olan bir kanaldı ve canlı yayın gerekirdi veya bir basın toplantısı oldu diyelim. O saatte basın toplantısına bağlanılması gerekirdi bu yüzden yayın yirmi dakika geç başlardı. Halit ağabey arardı ve “Neden bölüm yayınlanmıyor’’ diye sorardı. Takip ederdi bölüm yayınlanıyor mu yayınlanmıyor mu, saat kaçta yayınlanıyor. Gecikme olduğunda ağabey derdik birazdan başlayacak ya da ağabey bugün bir sorun oldu bölüm bugün yayınlanamıyor falan. Ben mesela çektiğim programların tekrarını izleyemem ama Halit ağabey izlerdi, arkadaşlarından tepkileri alırdı. Bazen eğer dışarıda ve programı seyredemiyorsa birisi onu arar ve söylermiş. Program yayınlanamamış bir şey mi var arkadaşlar arıyor program yayınlanmıyor diye bildirirdi. Bu konuda inanılmaz titizliğe sahipti. Biz 2018’e kadar bu programı yaptık. Düşünün 93 yaşındaydı biz son programımızı yaptığımızda hâlâ o ısrarcı, detaycı özelliği vardı. Belki de onca yıl başarılı olmasının en büyük nedenlerinden biri bu özellikleriydi diye düşünüyorum.</p>
<p><b>Sedat Erol: </b><strong>Sizin, Halit Kıvanç ile beraber çalışırken yayın öncesi ritüelleri, hazırlıkları, alışkanlarından edindiğiniz yayın pratikleri oldu mu?</strong></p>
<p><b>M.A.:</b> Tabii ki birtakım şeyleri almış olabilirim o sırada fark etmiyorsunuz neyi alıp, neyi almadığınızı ama tabii ki Halit ağabey spiker, ben spiker değilim. Halit ağabey uzun yıllar spikerlik yaptığı için spikerlerin bu tip programlarda olayı modere etme, kontrol etme, yönetme gibi durumları var ve onların birtakım ritüelleri bizim gibi karşısına çıkanlardan farklı. Mesela Ercan ağabeyde görüyorum isimler yazılıyor mutlaka önüne yazıyor ismi, en iyi bildiği ismi bile yazıyor. Bunlar önemli ama tabii ki farkında olmadan aldığınız şeyler oluyor, olmaması mümkün değil.</p>
<p><b>E.K.:<span class="Apple-converted-space"> </span></b> <strong>Futbol Bir Aşk programı üzerinden devam etmek istiyorum biraz da, aynı zamanda Halit Kıvanç’ın kitabıyla aynı ismi taşıyor program. Bu program kanal üzerinden Halit Kıvanç’a giden bir teklif miydi, nasıl ikna ettiniz ya da ondan mı çıktı bu fikir, Futbol Bir Aşk programının hikayesini öğrenebilir miyiz?</strong></p>
<p><b>M.A.:</b> Aslında benden önce de bu programı Halit ağabey tek başına yapıyordu. Halit ağabey zaten NTV kurulduğundan beri o kurumun içindeydi ve bu sadece sporla da sınırlı değildi, o yüzden ekstra bir teklif söz konusu değildi. Sadece bir şekilde Fuat Akdağ beni de onun yanına katmaya karar verdi bir yerden sonra. Bizim Halit ağabeyle ilk resmi tanışmamız 2010 Dünya Kupası’ndan birkaç gün önceydi. 2010 Dünya Kupası ile ilgili bizim kanalda üç saate yakın süren acayip bir program vardı. Allah rahmet eylesin Emre Gönlüşen programı sunuyordu, ben vardım, Murat Demiryas vardı ve Halit ağabey vardı. Ve biz grupları tek tek değerlendiriyorduk canlı yayında. Bir grubun, bir takımın tarihinden bahsederken Halit Ağabey hemen başlardı 1954 Dünya Kupası’ndan. İlerleyen dönem içerisinde biz beraber program yapmaya başladık özellikle 2014 Dünya Kupası’ndan önce bütün kupaları içeren bir program yaptık. Arada da zaman zaman bazı eski futbolcular hayatını kaybediyordu onlarla ilgili stüdyoda canlı yayınlar yaptık. 2014-2015 gibi de beraber Futbol Bir Aşk programını yapmaya başladık. Biz hep önceden başlardık, ilk önce birkaç program paket çekerdik sonra yayınlanmaya başlardı. Çünkü hastalık veya stüdyonun dolu olması gibi birtakım sorunlar olabiliyordu onun için hep yedekli gidiyorduk.</p>
<p>Bir de Halit ağabeyin çok önemli bir özelliği, gerçek bir televizyon yıldızı olmasıydı. Şimdi bizler yıldız değiliz, televizyona çıkıp konuşuyoruz ama her televizyona çıkan yıldız olmaz. Ama Halit ağabey gerçekten bir yıldızdı, bir süper yıldızdı o yüzden Halit ağabeyi tanımayan bir insan yoktu. Mesela bir kız gelirdi Halit ağabey ile fotoğraf çektirmek isterdi. Halit ağabey de “Hemen, tabi kızım’’ derdi hemen fotoğraf çekinirdi. Hanım görmesin kıskanır beni gibi espriler yapardı. Kendi canı sıkkın olsa bile herkesle güler yüzle, onları mutlu edecek şekilde konuşurdu. Onlarla ilgilenirdi. Stajyer gelse stajyer ile ilgilenirdi. Kuaför gelirdi, makyajcı gelirdi onlarla ilgilenirdi. Bulunduğu ortamda bir hava yaratırdı, bir ambiyans yaratırdı gerçekten çok hoş bir şey oluşurdu. Çevresine herkes toplanırdı yine başlardı Pele’yi anlatırdı, diğer hikâyeleri anlatırdı yine etrafında bir aile oluşurdu. Bir sürü insan gelirdi. Gençler gelirdi çünkü gençler bilmiyordu onun anılarını ve orada çok renkli, çok hoş bir ortam oluşurdu</p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-2332 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-300x170.png" alt="" width="339" height="192" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-200x114.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-300x170.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-400x227.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-600x341.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/image.png 710w" sizes="(max-width: 339px) 100vw, 339px" />E.K: </b><strong>Sizin de dünya kupasına bir merakınız oluştu ve tarihi ile ilgili sizin de yazdığınız bir kitap var. Siz kendiniz de söylediniz Halit Kıvanç’ın dünya kupası anlatımları ile büyüdüğünüzü. Halit Kıvanç’ın anlattıklarının oluşturduğu bir merakın bu kitabın oluşmasına direkt olarak etki ettiğini söyleyebilir miyiz?</strong></p>
<p><b>M.A.:</b> Yüzde yüz, zaten “Meksika 86” programı benim direkt olarak bu işin tarihi ile ilgilenmemi sağlayan program. “Meksika 86” programından önce büyüklerimiz Pele gibi önemli oyuncuları anlatırlardı ama bütün o eski oyuncularla ilgili daha çok kitap okumamı, daha çok belgesel seyretmemi “Meksika 86” programı sağladı.</p>
<p><b>E.K.: </b><strong>Öğrencilik döneminizde TRT’deki isim yazma anınızdan bahsettiniz peki birlikte yan yana çalıştığınız dönemde iş olarak hatırladığınız bir anınız var mı?</strong></p>
<p><b>M.A.: </b>Herhalde onlarca anımız olmuştur ama şimdi böyle söyleyince net bir anı gelmiyor. Bir reklam arası vermemiz gerekiyor diyelim programda, banttan da çekiyor olsak o reklam arasını söylemek gerekiyor. Bazen bu reklam arasını Halit ağabey mi verecek ben mi vereceğim. Genelde Halit ağabey veriyordu ama Halit ağabey bana işaret vermemi söylüyor reklam arası için ama bazen bir türlü göz göze gelemiyorduk. En sonunda ben Halit ağabey reklam arası vermem lazım diyordum, o bölümü kesiyorlardı, ondan sonra o söylemek zorunda kalıyordu.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b>E.K.: </b><strong>Vefatından sonraki bir röportajınızda Cumhuriyet tarihi gibi bir insan olduğunu söylüyordunuz. Halit Kıvanç’ın bahsettiğiniz arşivciliği, gazete küpürleri, bunların hepsine tek tek tanık olması ‘’Cumhuriyet Tarihi gibi insan’’ tanımının altında yatan sebepler sanırım?</strong></p>
<p><b>M.A.:<span class="Apple-converted-space"> </span></b> Tabii ki onlarda var ama sonuçta 1925 yılında doğmuş bir insandan bahsediyoruz. Cumhuriyetin kurulmasından iki yıl sonra dünyaya gelmiş. Mesela gözleri dolarak anlattığı bir hikâye var. 1938 yılında Atatürk vefat ettiğinde Halit ağabey Pertevniyal Lisesi’nde öğrenci, Atatürk’ün cenazesi de İstanbul sokaklarından geçiyor. Her geçtiği semtte okullardan iyi öğrencileri de cenazenin yanında yürüyüşe katıyorlar. Fatih bölgesinden geçerken de Halit ağabey okulda çok iyi notlara sahip olduğu için Atatürk’ün naaşı ile yürüyor. Mesela bu hikâye çok etkileyici, onun anlatımıyla benim burada anlatmam çok da aynı etkide olmaz tabii. Bu çok özel bir hikâye, çoğu insanın anlatabileceği, yaşayabileceği bir hikâye değil. Aynı insandan 2000’li yıllardan bir şey de dinliyorsun. Çok acayip hikâyeler, cumhuriyetin ilk yıllarına ait çok özel hikâyelerden bahsediyoruz. Cumhuriyetin bütün safhalarını yaşamış bir insandan bahsediyoruz. Bu yüzden de çok çok önemli bir insandı. Belki de Türkiye’nin simge insanlarından bir tanesiydi.</p>
<p><b>E.K.:</b> <strong>Ben de spor spikeri olmak istiyorum, bu işe merak saldığım dönemde de Ercan Taner, Melih Gümüşbıçak’la vardı. Halit Kıvanç’ı da sizinle yaptığı program vesilesiyle tanıdım yaşım gereği, o günden beri de hem kariyeri olsun hem Türk sporuna ve Türk medyasına genel olarak kattıkları olsun büyük bir hayranlıkla takip ettim kendisini.</strong></p>
<p><b>M.A.: </b>Vefatından sonra bir bağlantıda sevgili İlker Yasin bir hikâye anlattı gözleri yaşararak. Halit ağabey 1983 yılında Cumhurbaşkanlığı Kupası finalinde Fenerbahçe – Trabzonspor maçı ile devre arasında mikrofonu İlker Yasin’e devrederek maç anlatmayı bıraktı. Ama Halit ağabey her Dünya Kupası’nda bir şekilde maç anlatmasa bile TRT’nin ekibinin içerisinde yer alıyordu. İlker ağabey dedi ki “Bazen biz Halit ağabeye kızardık gençler olarak. Halit ağabey artık sen emekli olmuşsun hala 1986, 1990 Dünya Kupası oluyor geliyorsun yayın yapıyorsun, böyle derdik’’ dedi. Ama Dünya Kupası’ndan sonra Halit Kıvanç bize bunları öğretti, biz niye bu adamı istemiyoruz diye kendimize kızardık da derdi. Yine bir Dünya Kupası’nda, İlker Yasin keçeli kalem ile not alırken Halit ağabey “Keçeli kalemle not alınmaz’’ demiş. İlker ağabey dinlememiş sonra bir yağmur yağmış ve İlker ağabeyin bütün notları gitmiş. Bunlar çok özel şeyler ve Halit ağabey bunları ilk yaşayanlardan birisi hep. Mesela 1966 Dünya Kupası finalini anlatacak radyodan ama TRT yayın başvurusunu geç yaptığı için anlatım kabini yok. Halit ağabey telefonla anlatıyor maçı radyoya. Bunlar artık günümüzde çok yaşanacak şeyler değil. Ama onlar olduğu için, bunlar yaşandığı için yayıncılık bu kadar ilerledi. Bunları göre göre, bu hataları, bu yanlışları, bu eksikleri göre göre ve onları yaşayan ve ondan sonra da olmaması için çaba gösteren bir insan olarak Türk medyasına yön verdi Halit ağabey…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/mert-aydin-cumhuriyet-tarihi-gibi-bir-insan-halit-kivanc/">Mert Aydın: Halit Kıvanç, Cumhuriyet Tarihi Gibi Bir İnsan</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/mert-aydin-cumhuriyet-tarihi-gibi-bir-insan-halit-kivanc/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ercan Taner: Hayatım Boyunca Unutamayacağım Şeyleri O’ndan Öğrendim</title>
		<link>https://contextdergi.com/ercan-taner-hayatim-boyunca-unutamayacagim-seyleri-ondan-ogrendim/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/ercan-taner-hayatim-boyunca-unutamayacagim-seyleri-ondan-ogrendim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Sep 2023 09:15:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medyanın Şairi: Halit Kıvanç Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Taner]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Kıvanç]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Spor yayıncılığımızın en ikonik seslerinden olan Ercan Taner, mesleğe başladığı TRT’de Halit Kıvanç’ın öğrencisiydi. 90’lardan itibaren futbol tarihimizin hafızalara kazınan anlarında mikrofonun başında olan Ercan Taner, Halit Kıvanç ile usta-çıraklıktan, ağabey-kardeş ilişkisine uzanan yakınlığını ve spor medyasının bugününe dair düşüncelerini paylaştı.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/ercan-taner-hayatim-boyunca-unutamayacagim-seyleri-ondan-ogrendim/">Ercan Taner: Hayatım Boyunca Unutamayacağım Şeyleri O’ndan Öğrendim</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Ege Kürkcü, Umut Yiğit</em></strong></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">Spor yayıncılığımızın en ikonik seslerinden olan Ercan Taner, mesleğe başladığı TRT’de Halit Kıvanç’ın öğrencisiydi. 90’lardan itibaren futbol tarihimizin hafızalara kazınan anlarında mikrofonun başında olan Ercan Taner, Halit Kıvanç ile usta-çıraklıktan, ağabey-kardeş ilişkisine uzanan yakınlığını ve spor medyasının bugününe dair düşüncelerini paylaştı.</span></p></blockquote>
<p><strong>Umut Yiğit:</strong> <strong>Halit Kıvanç cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze medya tarihinin tanığı bir isim. Radyonun daha sonra da televizyonun hayatımıza girdiği ilk günden itibaren Halit Kıvanç vardı. Siz de bu tarihin tanığı olmuş, nice insana örnek olmuş bu ismin öğrencilerinden birisiniz. O yüzden söyleşiye buradan başlamak istiyorum. Espritüel kişiliği, nezaketi, tasvir yeteneği gibi oldukça örnek teşkil eden bir isim Halit Kıvanç. Siz Halit Kıvanç’la nasıl tanıştınız ve bir öğretmen olarak Halit Kıvanç’ı nasıl değerlendirirsiniz?</strong></p>
<p><strong>Ercan Taner:</strong> Halit Ağabey’in benim hayatıma girişi TRT’deki hocam olarak gerçekleşti. Sınavları kazandıktan sonra kurum içi yapılan eğitimde bize derslere geldi. Canlı yayın konusunda ne kadar deneyimli olduğunu sizler de gayet iyi bilmektesiniz. Bu konularda öğretileri çok önemliydi. Canlı yayına nasıl hazırlanır bunları ilk ondan öğrendik. Canlı yayın esnasında tüm koşullara hazırlıklı olmanız gerekir öyle ki bir maça hazırlanırken 10-15 sayfayı bulan notlar çıkarabilirsiniz.</p>
<p>Fakat bu öyle bir maçtır ki o hazırladığınız notlardan sadece yarım sayfasını kullanabilirsiniz ama buna rağmen o 15 sayfayı kullanacağınız maçlar da olacaktır. Bu maç içi değişkenlere bağlı bir olay oluyor ve maç nasıl giderse siz o notları ona göre kullanabilirsiniz. Her şeyden önce bu konudaki örneklemelerini meslek hayatım boyunca hiç unutmadım. Her zaman maçlara kendi notlarımla hazırlanmayı ondan öğrendim.</p>
<h4>Radyo anlatımında başarılı olan, dinleyicinin kabul ettiği spikerler televizyon anlatımında büyük bir avantaja sahip olurlar.</h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2077 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc.jpg" alt="" width="1115" height="998" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-200x179.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-300x269.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-400x358.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-600x537.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-768x687.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-800x716.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc-1024x917.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/ercan-taner-halit-kivanc.jpg 1115w" sizes="(max-width: 1115px) 100vw, 1115px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gerçekten doğal bir şekilde bu konuda uzmandı ve yayında nasıl sakin kalınabileceğini bize örneklerle gösterdi. Çünkü yayında her an her şeyin olabileceği, sesin kesilebileceği, karşı tarafın sizi duymayacağı ve bu konuda mutlaka ilk olarak her zaman sakinliğin ön planda yer alması gerektiğini belirtirdi. İşin mutfağını öğrenme konusunda bizi hep motive ederek öğrenmemizi mümkün kıldı. İşin mutfağı derken; mutfak kurgu, haber yazma, haber toplama, röportaj yapma gibi süreçlerin perde arkasındaki üretim sürecinden bahsediyorum. Halit ağabey röportaja başlarken ilk sorunun önemini, karşımızdakinin vereceği cevaplara göre soru üretmenin kısacası bir röportaj tekniğinde olması gereken her şeyin süreç içerisinde nasıl gerçekleştiğini benzersiz örnekleriyle hem teorik hem de pratik olarak anlatabilen bir öğretmendi. Bence onun çok ayrı bir yeteneği vardı bu konuda. Hayatım boyunca unutmayacağım şeyler öğrendim diyebilirim.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Anladığım kadarıyla röportaj esnasında karşısındakini çok iyi dinleyip bir refleks olarak doğru soruyu sorabilme yeteneği bu. Peki sizce bu yeteneğin maç anlatımına etkisi neler oluyordu?</strong></p>
<p><strong>E.T:</strong> Tabii ki bu yeteneği böyle tanımlayabiliriz. Özellikle radyo anlatımında bu refleks sayesinde yer tarifi, takımların sahaya nasıl dizildiği, takımların forma renkleri gibi hususları aktarabiliyordu. Bunlar basit gibi görünse de radyo anlatımı için çok önemli hususlardır. Bu örnekleri çok sık verirdi ve şunu söylerdi; radyo anlatımında başarılı olan, dinleyicinin kabul ettiği spikerler televizyon anlatımında büyük bir avantaja sahip olurlar. Radyo ve televizyon ayrımının nasıl olduğunu onlar zaten bilmektedirler. Bu konuda da bence önemli derslerde örnekler aldık.</p>
<p><strong>Ege Kürkcü:</strong> <strong>1990 Dünya Kupası’nda ve sonraki süreçte <a href="https://contextdergi.com/nesiller-boyu-memleketin-en-taninmis-insani-babam-halit-kivanc/">Halit Kıvanç’</a>la sürekli birlikte çalıştınız. Neredeyse her Dünya Kupası’nın sesi olan bir ekol ile çalışmak nasıl bir duyguydu?</strong></p>
<p><strong>E.T:</strong> Halit Ağabeyi ben çocukluğumdan beri takip ederdim. 1984’ten sonra da birlikte çalışmaya başladık. Halit Ağabey görece en önemsiz yayına bile inanılmaz hazırlanan, yayın anında bant kayıtlarda özellikle bir buçuk saat o kaydı yaptıktan sonra benim içime sinmedi, bunu baştan alalım şuralarda galiba hata yaptık diyen, inanılmaz titiz ve disiplinli bir insandı.</p>
<p>Bunu 1990 Dünya Kupası’nda da gördüm. Zor olan, metni olmayan, az istihbarat gelmiş görüntüler üzerine yaptığı yorumlar beni çok etkilemişti. İşte İngiltere kampından gelen görüntülerin o anda canlı olarak seslendirilmesi ve bunun üzerine Halit Ağabeyin de yaptığı çalışmalarla hepimizi şaşırtan yorum ve bilgileri çok önemliydi. Diyelim ki o gün bir yayın olacak, Hollanda kampında bir olay var ya da İngiltere’den açıklamalar var. Bunların olabileceğini önceden kestirebilen bu konuyla ilgili işte Hollanda’da şunlar olabilir, İngiltere’de böyle gelişmeler olabilir gibi durumlarda “ben ne konuşurum” u bile hazırlayan ve bu konuyla ilgili çalışmalar yapan biriydi. Halit Usta her zaman araştırırdı, her zaman.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-2311 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/usta-cirak-1.tif" alt="" /></p>
<p><b>U.Y:</b> <strong>Bahsettiğiniz dönemde bilgiye ulaşmak da bugünkü kadar kolay değil. Bugünkü gibi bir haber akışı yok. Milli takım kamplarından aldığı bilgiler vs. diyorsunuz bu kaynaklarla ilişki kurmak zorunda değil sonuçta. Ama bu ilişkiyi nasıl kuruyordu?<span class="Apple-converted-space"> </span></strong></p>
<p><b>E.T: </b>Halit ağabey böyle organizasyonlar için kurulan basın merkezinde çok vakit geçirirdi. Sürekli yabancı meslektaşlarıyla iletişim halindeydi. Bir bakarsınız Hollandalılarla, bir bakarsınız Almanlarla konuşurdu. Aldığı bilgiyi de direkt aktarmak yerine işleyerek sunardı. Mesela “Hollanda kampında şunlar oldu ve bu sebeple bunlar olabilir” şeklinde değerlendirmeler yapardı. Zaten bir gazetecinin yapması gereken en önemli şey bu. <b><i>Sorgulamak, istihbarat toplamak ve işlevsel şekilde aktarmak.</i></b> Halit Ağabey bunları layıkıyla yapan biriydi. Sadece bir spiker değil aynı zamanda bir gazeteciydi yani o farkı da yayında hissediyordunuz. Bu çok ama çok önemli bir özellik.</p>
<p><b>E.K: </b><strong>Sizler bizim jenerasyonumuzun seslerisiniz. Ben çocukluğumda “Sergen attı şampiyonluk geldi” sonraki dönemde de Juventus maçındaki Sneijder golüyle birlikte bir sürü ikonik anlatımınıza şahit oldum. Halit Kıvanç’ın da sizin aklınızda yer eden ikonik bir anlatımı var mı?</strong></p>
<p><b>E.T: </b>Çok var ama radyo günlerine ait. Radyo günlerinde Halit Kıvanç’tan Fenerbahçe &#8211; Galatasaray, Beşiktaş &#8211; Fenerbahçe gibi derbi maçları dinlemek muazzam bir deneyimdi. Kulağımda maçın girişi şöyle yankılanıyor: “Mithatpaşa Stadı’ndayız Fenerbahçe çubuklu forma, Beşiktaş klasik beyaz formayla sahada. Bugün kaleci kazaklarında birisi sarı diğeri ise siyah” -ki o yıllarda çok modaydı siyah kaleci kazakları- Golün nasıl olduğunu öyle bir anlatırdı ki statta olmayan ve görüntü de görmeyen herkesin zihninde o gol tüm ayrıntılarıyla canlanırdı.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b>E.K:</b> <strong>Bunun dışında bir de bahsettiğiniz bir bağlantı anınız var size kısa sürmesi sebebiyle biraz küslük durumu yaşadığınız onun detaylarını verebilir misiniz?</strong></p>
<p><b>E.T:</b> Evet ama çok kısa bir süreydi bu küslük. 1994 Dünya kupası oynanıyordu. Çok sıkışık bir yayın programının içinde, o an Bodrum’da bulunan Halit Ağabey’e bağlandık. Fakat bağlantıda teknik problemler yaşadık. Yayıncılıkta saniyeler dakikalar çok önemlidir hele ki bir de canlı yayındaysanız. Halit Ağabey’in anlattıkları sarkınca yayını kesmemiz gerektiği söylendi. Bu yüzden de Halit Ağabey’in söyleyecekleri yarım kalmıştı. Önce bir süre bana kızdı ama hemen barıştık.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<h4>Golün nasıl olduğunu öyle bir anlatırdı ki statta olmayan ve görüntü de görmeyen herkesin zihninde o gol tüm ayrıntılarıyla canlanırdı.</h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3337 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo.jpg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-200x150.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-300x225.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-400x300.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-600x450.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-768x576.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo-800x600.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/09/ercan-taner-halit-kivanc-studyo.jpg 1024w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>E.K:</b> <strong>Halit Kıvanç’ın Türk spor yayıncılığı üzerinde çok büyük etkileri var. Onun etkisi ve oluşturduğu ekolun ışığında Türk spor yayıncılığının evrildiği nokta hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><b>E.T:</b> Bence çok başarılı bir yere gelmiştik ama işler zamanla değişti. İzleyiciler yayın anında durmaksızın heyecan talep ediyorlar. Heyecan odaklı olan da reyting odaklı esasında. Meselenin özünden uzaklaşmamıza sebep oluyor. Bu konuda ileri gidemediğimizi düşünüyorum.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Halit ağabey bir spiker olmanın da ötesinde çok da iyi bir yorumcuydu, bizde bir türlü yürümeyen bir durum var o da bir yorumcunun da katıldığı maç anlatımı. Esasında bu çağı açan insan Halit Ağabeydi. Şu anda dünyada yayıncılık konusunda söz sahibi olan ülkelerde yorumcu spiker ilişkisinin çok daha iyi olduğunu görüyoruz. Örneklerden yola çıkarak yorumcuların maçlara çok iyi hazırlandıklarını görüyorum aynı Halit Ağabey gibi. Spiker yorumcu ikilisinin ortaya koyduğu standart üstü anlatımlar var. Ben bu konuda biraz yerimizde saydığımız kanaatindeyim. İstediğimiz yere gelemedik şu anda.</p>
<p><b>U.Y:</b> <strong>Bunun sebebi Türkiye’de kurumsal yapıların oluşmasında yaşadığımı sıkıntı diyebilir miyiz? İşler kurumsal olmaktan çok kişisel ilerliyor sanırım.</strong></p>
<p><b>E.T: </b>Bence onunla bağlantısı var.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b>U.Y: </b><strong>Yani Halit Kıvanç gibi biri ekol yaratabilirdi ama işler bireysel olarak ilerlediği için bu olmadı. Bu da galiba işin heyecan ve reyting gibi yüzeysel kısmına odaklanmamızdan ötürü. Bana şöyle gibi geliyor, bilmiyorum siz ne düşüneceksiniz ama spikerliğe bizler çocukluğumuzda hep öykündük ve taklit ederek öğrendik. Ama bu işi gerçekten iş olarak yapmaya geldiğinde taklitten öteye gidilemedi. Sanki Halit Kıvanç’ı taklit etmek, Ercan Taner’i taklit etmek işin özüne inmemek gibi bir durum varmış gibi geliyor bana sizce nasıl?</strong></p>
<p><b>E.T: </b>Bu saptama doğru. İnsanlar diğer anlatıcılardan etkilenebilirler ve bu yayınlarda da hissedilebilir. Halit Ağabeyin bir sözü vardır; <b><i>bir süre geçtikten sonra yavaş yavaş kendi sesiniz oturmaya başlar, işte o zaman o etkilenmenin dışında kalmak zorundasınız.</i></b> Bu süreden sonra artık tek başınıza kalarak ortaya siz ne koyabiliyorsunuz buna bakmanız gerekiyor. İşte nasıl başarılı olacağınıza dair bundan sonra başlıyor.</p>
<p>Tekrar yorum olayına geldiğimiz zaman yorumcuların bir takıma bağlı olması o takımın yıllarca formasını giymesi kabul edilebilir o formayı giyebilirler ama o yorumcular artık yeni bir şey ortaya koymak zorundadırlar. Nedir bu yeni şeyler? Oyunun hangi yöne gittiği, oyunda spikerle yorumcunun konuşmalarında izleyiciye maçta başka neler olabileceğini göstermek gibi. Burada bir örnek vereceğim; basketbolda Murat Murathanoğlu- İsmet Badem ikilisi ve daha sonraki ekipler bunu başardılar. Ben bu yüzden basketbol yorumcularını futbol yorumcularına göre bir adım önde görüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2307 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2.png" alt="" width="1534" height="1151" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-200x150.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-300x225.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-400x300.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-600x450.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-768x576.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-800x600.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-1024x768.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2-1200x900.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Ercan-Taner-2.png 1534w" sizes="(max-width: 1534px) 100vw, 1534px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>U.Y:</b> <strong>Bu esasında oyunun içinde kalmak yani oyunu okuyabilmek, taktiği stratejiyi anlayabilmek, bir takımın planını formasyonunu çözüp seyirciye bunu anlatmak<span class="Apple-converted-space"> </span>aynı zamanda bu seyirci içinde çok öğretici bir şey.</strong></p>
<p><b>E.T: </b>Tabii ki yani oyunun dışına çıkmamak. Oyuncuların özel hayatı, amcasının mesleği, hakemin daha önce ne yaptığı gibi şeyler konuşulabilir ama asıl önemli olan İngiltere ve Almanya’daki gibi izleyiciyi oyunun içinde tutacak şeylerden bahsetmek olmalı. Bu anlatıcının bence birinci görevi olmalı.</p>
<p><b>E.K: </b><strong>Bahsettiğiniz gibi Murat Murathanoğlu ve İsmet Badem var, onlardan sonra TivibuSpor’un Türkiye Ligi spikerleri var, EuroLeague’in son döneminde de İsmail Şenol ile birlikte basketbol yayıncılığını öne çıkaran noktalar var. Basketbol ve voleybol spikerlerinin bu sporları ön plana çıkarmada bir etkisi var mı? Özellikle Murat Kosova’nın Cenk Akyol üzerindeki anlatımı olabilir mi mesela?</strong></p>
<p><b>E.T:</b> Var olmaz olur mu? Murat Kosova’dan sonra İsmail Şenol sonra yine genç arkadaşlarımız var. Bence İhsan Bayülken çok önemli bir koç ve basketbol yayıncılığına da bir ışık getirdi. Bu isimlerin bakış açısı basketbolu izleyicilere sevdirdi. Ben onların anlatımında maç seyrederken oyundan zevk alıyorum. Basketbolda bunlar olabiliyorken futbolda neden olmasın? Mesela oyunda bir takımın savunmasının üçlüden dörtlüye nasıl döndüğü, duran toplarda A takımının B takımına göre nasıl avantaj sağlayabileceği gibi hususlar anlatılsa izleyicinin de hoşuna gideceğini düşünüyorum. İngiltere ve Almanya örneğini bu yüzden verdim. Onların hoşuna gidiyorsa bizim niye gitmesin?</p>
<p><b>E.K: </b><strong>İyi spikerler iyi bir konsantrasyonla oyun vizyonuna ulaşıyor. Mesela kenarda bir oyuncu ısındığı zaman kimin yerine gireceğini önceden söyleyebiliyorlar.</strong></p>
<p><b>E.T: </b>Olabiliyor tabii. Saha içinde de aksayan oyuncuların izleyiciye söylenmesi lazım. Bu oyuncu olmadı, şu ana kadar beşinci top kaybı ya da yoruldu ya da bugün formsuz gibi fark edilen durumların dile getirilmesi ve konuşulması şart bence.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Ben çok mutlu oldum. Hem Halit Ağabeyi yad ettik hem de meslekten konuştuk. Sizinle çalışmış ve bu röportajı yapmış olmaktan çok mutluyum. Görüşmek umuduyla.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/ercan-taner-hayatim-boyunca-unutamayacagim-seyleri-ondan-ogrendim/">Ercan Taner: Hayatım Boyunca Unutamayacağım Şeyleri O’ndan Öğrendim</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/ercan-taner-hayatim-boyunca-unutamayacagim-seyleri-ondan-ogrendim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
