<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tiyatro arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/tiyatro/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/tiyatro/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 13:15:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>
	<item>
		<title>Bilgi Toplumunun Sahne Üzerindeki Provası: Forum Tiyatro</title>
		<link>https://contextdergi.com/bilgi-toplumunun-sahne-uzerindeki-provasi-forum-tiyatro/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/bilgi-toplumunun-sahne-uzerindeki-provasi-forum-tiyatro/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 13:13:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akademiden Topluma: Bilim İletişimi Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Forum Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[güzel sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[halkla beraber]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[oyunculuk]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaş bilimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=3762</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Nazım Sarıkaya Bilimsel bilginin akademik çevrelerde, sanatsal üretimin ise kurumsal yapılar içerisinde sınırlandırılması, her iki alanın da toplumsal yaşamla kurduğu ilişkiyi zayıflatır. Oysa hem bilim hem de sanat insanın dünyayı anlama, deneyimleme ve dönüştürme çabalarının ayrılmaz parçalarıdır. Bu nedenle bilimsel düşüncenin toplumla paylaşılması kadar, sanatsal üretimin kamusal alana açılması da ortak bir sorumluluk olarak görülmelidir.  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/bilgi-toplumunun-sahne-uzerindeki-provasi-forum-tiyatro/">Bilgi Toplumunun Sahne Üzerindeki Provası: Forum Tiyatro</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>-Nazım Sarıkaya</strong></em></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-3764 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-18-at-13.41.29-2-scaled.jpeg" alt="" width="1920" height="2560" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-18-at-13.41.29-2-200x267.jpeg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-18-at-13.41.29-2-225x300.jpeg 225w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-18-at-13.41.29-2-400x533.jpeg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-18-at-13.41.29-2-600x800.jpeg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-18-at-13.41.29-2-768x1024.jpeg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-18-at-13.41.29-2-800x1067.jpeg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-18-at-13.41.29-2-1152x1536.jpeg 1152w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-18-at-13.41.29-2-1200x1600.jpeg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-18-at-13.41.29-2-1536x2048.jpeg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-18-at-13.41.29-2-scaled.jpeg 1920w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></p>
<p>Bilimsel bilginin akademik çevrelerde, sanatsal üretimin ise kurumsal yapılar içerisinde sınırlandırılması, her iki alanın da toplumsal yaşamla kurduğu ilişkiyi zayıflatır. Oysa hem bilim hem de sanat insanın dünyayı anlama, deneyimleme ve dönüştürme çabalarının ayrılmaz parçalarıdır. Bu nedenle bilimsel düşüncenin toplumla paylaşılması kadar, sanatsal üretimin kamusal alana açılması da ortak bir sorumluluk olarak görülmelidir.</p>
<p>Bu bağlamda forum tiyatro, bilimsel ve sanatsal iletişimin kesiştiği özgün bir model sunar. Haziran ayında İstanbul Beykent Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Oyunculuk Bölümü tarafından Sarıyer Spor Kulübü Kafeteryasında düzenlenen forum tiyatro etkinliği, bu modelin toplumsal etkisini doğrudan gözlemleyebileceğimiz bir örnek oluşturdu. “Komplo Teorileri ve Bilim İletişimi” başlığıyla gerçekleştirilen etkinlik, Brezilyalı tiyatro kuramcısı Augusto Boal’ın Ezilenlerin Tiyatrosu yaklaşımından esinle kurgulandı.</p>
<p>Forum tiyatro, Paulo Freire’nin Ezilenlerin Pedagojisi adlı eserinde savunduğu diyalog temelli ve katılımcı öğrenme anlayışından esinlenir. Freire’ye göre eğitim bilgi aktarımı değil, karşılıklı öğrenme ve özgürleşme sürecidir. Boal, bu pedagojik anlayışı tiyatro alanına taşıyarak seyircinin pasif bir izleyici olmaktan çıkıp aktif bir katılımcıya dönüştüğü yeni bir sahne ilişkisi kurmuştur.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3765 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-19-at-01.50.29-scaled.jpeg" alt="" width="1920" height="2560" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-19-at-01.50.29-200x267.jpeg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-19-at-01.50.29-225x300.jpeg 225w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-19-at-01.50.29-400x533.jpeg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-19-at-01.50.29-600x800.jpeg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-19-at-01.50.29-768x1024.jpeg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-19-at-01.50.29-800x1067.jpeg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-19-at-01.50.29-1152x1536.jpeg 1152w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-19-at-01.50.29-1200x1600.jpeg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-19-at-01.50.29-1536x2048.jpeg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/WhatsApp-Image-2025-07-19-at-01.50.29-scaled.jpeg 1920w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></p>
<p>Forum tiyatroda, toplumsal bir soruna odaklanan kısa bir oyun sahnelenir. Bu oyun; baskı, eşitsizlik ya da ayrımcılık gibi bir durumu temsil eder. Ardından seyirciler, oyuna müdahâle etmeye ve karakterlerin eylemlerini değiştirmeye davet edilir. Bu sürece katılan izleyicilere Boal “seyirci-oyuncu” (spect-actor) adını verir. Seyirci-oyuncular, sahneye çıkarak alternatif davranış biçimlerini dener, toplumsal sorunlara dair çözüm yollarını ifade ederler. Forum tiyatro bu yönüyle katılımcı düşünmeyi teşvik eden bir sosyal pratik olarak değerlendirilmelidir. Sarıyer’deki uygulamada, bilimsel bilgi ile toplumsal algı arasındaki kopukluk bilim ve komplo teorileri çatışmasıyla görünür kılındı. Aşı karşıtlığı, çevre krizi, GDO’lu gıdalar gibi gündelik hayatta sık karşılaşılan konulara dair kısa sahneler aracılığıyla, bilime yönelik güvensizlik içeren durumlar kurgulandı.</p>
<p>Örneğin bir sahnede, çalıştığı fabrikada GDO’lu gıdalar üreten bir işçi, kansere yakalandığını öğrenip diğer çalışanları uyarmaya çalıştı. Ancak ekonomik kaygılarla hareket eden işçiler, bilimsel raporlara rağmen bilgiye direnç gösterdi. Bu çatışma anı, izleyicilerin müdahâleleriyle yeniden yapılandırıldı: Kimileri sahneye bir sendika başkanı olup patronlara karşı mücadele verdi, kimileri ise yorumlarıyla olay örgüsünü başka yönlere çekti.</p>
<p>Etkinlik sonrasındaki açık forumda birçok katılımcı, benzer etkinliklerin ülkemizde daha sık düzenlenmesi gerektiğini dile getirdi. İnsanlar yanlış veya doğru olduğunu dikkate almadan kendilerini ifade etmekten, başkalarının ve kendilerinin düşünceleri üzerine düşünmekten keyif aldı. Genç bir üniversite öğrencisiyle emekli bir vatandaşın aynı sahnede bir durumu tartışması, tiyatronun bilgiye dayalı bir kamusal alan yaratmadaki kapsayıcı gücünü gözler önüne serdi.</p>
<p>Forum tiyatro, bilim iletişiminin etkileşime dayalı ve katılımcı yollarla sürdürülmesi gerekliliğini gösterdi. Bilimsel bilginin topluma ulaşmasında onun yalnızca içerik açısından doğruluğu değil, nasıl temsil edildiği ve sunulduğu artık belirleyici hâle gelmektedir. Bu nedenle bilim iletişiminde, genelde sanatın özelde tiyatronun açtığı deneyimsel ve kolektif alanlar toplumsal diyaloğu güçlendirmektedir.</p>
<p>Augusto Boal’ın ifadesiyle “Tiyatro hayatın provasıdır.” Bilgiye erişimin demokratikleşmesi ancak bu tür katılımcı ve etkileşimli modellerle mümkün olabilir. Sarıyer’deki forum tiyatro etkinliği, yalnızca bir oyun değil; aynı zamanda daha açık ve sorgulayıcı bir bilgi toplumunun sahne üzerindeki provalarından biriydi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3763 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/111111111111111.jpg" alt="" width="2185" height="1890" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/111111111111111-200x173.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/111111111111111-300x259.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/111111111111111-400x346.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/111111111111111-600x519.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/111111111111111-768x664.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/111111111111111-800x692.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/111111111111111-1024x886.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/111111111111111-1200x1038.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/111111111111111-1536x1329.jpg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/111111111111111.jpg 2185w" sizes="(max-width: 2185px) 100vw, 2185px" /></p>
<p><a href="https://contextdergi.com/bilgi-toplumunun-sahne-uzerindeki-provasi-forum-tiyatro/">Bilgi Toplumunun Sahne Üzerindeki Provası: Forum Tiyatro</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/bilgi-toplumunun-sahne-uzerindeki-provasi-forum-tiyatro/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadıköy’ün Gizli Hazinesi: Süreyya Operası</title>
		<link>https://contextdergi.com/kadikoyun-gizli-hazinesi-sureyya-operasi/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/kadikoyun-gizli-hazinesi-sureyya-operasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Aug 2024 09:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğin Sanatı: Oyun Tasarımı Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[opera]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Operası]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=3105</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Seda Akbulut Bazı yerler vardır, bakmadan önünden geçip gidersiniz. Süreyya Operası da öyle yerlerdendir. İstanbul Kadıköy’de General Asım Gündüz Caddesi üzerinde yer alır. Kadıköy meydanından on dakikalık yürüyüşle ulaşılması kolaydır. Nostaljik bir yolculuk deneyimi için ise Moda Tramvayı’nın Bahariye Durağı tercih edilir. Etrafa sorduğunuzda alacağınız en kolay yol tarifi “Meydandan yukarı doğru yürüyün, boğa heykelini  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/kadikoyun-gizli-hazinesi-sureyya-operasi/">Kadıköy’ün Gizli Hazinesi: Süreyya Operası</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Seda Akbulut</em></strong></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">Bazı yerler vardır, bakmadan önünden geçip gidersiniz. Süreyya Operası da öyle yerlerdendir. İstanbul Kadıköy’de General Asım Gündüz Caddesi üzerinde yer alır. Kadıköy meydanından on dakikalık yürüyüşle ulaşılması kolaydır. Nostaljik bir yolculuk deneyimi için ise Moda Tramvayı’nın Bahariye Durağı tercih edilir. Etrafa sorduğunuzda alacağınız en kolay yol tarifi “Meydandan yukarı doğru yürüyün, boğa heykelini görünce sağa dönün biraz ilerleyince solda kalan ihtişamlı bina” şeklinde olacaktır. Ben de aynı bu şekilde katıldığım bir opera deneyimimi sizlere aktarmak istedim.</span></p></blockquote>
<p><img decoding="async" class="wp-image-3108 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-scaled.jpg" alt="" width="283" height="378" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-200x267.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-225x300.jpg 225w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-400x533.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-600x800.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-768x1024.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-800x1067.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-1152x1536.jpg 1152w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-1200x1600.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-1536x2048.jpg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 283px) 100vw, 283px" />Öyleyse Süreyya Operası’nın doğuş hikâyesinden bahsedelim. Süreyya İlmen’in Kadıköy’e eşi benzeri olmayan bir tiyatro ve sinema binası yapma hayâli 1900 yılında Viyana’da seyrettiği bir opera ile doğuyor. Kaleme aldığı anılarında o günü şöyle anlatır;</p>
<p><strong>“O akşam Viyana Operası’nın sahnesi açıldığı zaman bulutlar arasından görülen güzel bir mehtap ile karşılaşmıştık. Bulutlar üzerinde birçok melek uçuşuyordu, bazıları da süzülerek yere iniyorlar ve tekrar uçuşarak bulutlara çıkıyorlardı. Bu manzarayı en önce İstanbul’da, benim tiyatromda halka göstermek arzusuna o zamanlardan beri kavuşmak istiyordum.”</strong></p>
<p>Bu arzuyla 1923 yılında Süreyya Operası’nın temelleri atılır. Süreyya Operası binası Avrupa kentlerindeki tiyatro ve opera binalarını aratmayacak güzellikte bir yapı. Görünüm itibari ile Bahariye Caddesi’nin hengâmesinde en sade, ben buradayım diye bağırmayan lâkin davetkâr mekânı desek yeridir.</p>
<p>Kapıdan girer girmez bizleri fuaye salonu karşılıyor. Salona adım attığınız anda kendinizi zaman tünelinde yolculuk yapmaya başlamış hissedebilirsiniz. Bu kısım Paris’teki Champs Elysee Tiyatrosu’ndan esinlenerek yapılmış. Fuayelerden iki taraflı merdivenlerle çıkılan binanın ikinci katında hâli hazırda açık olmayan bir kafe mevcut. Salonun sağ ve sol kısımlarında oyunu beklerken dinlenmek üzere oturma grupları ve fuayenin var olan geniş alanını daha da geniş gösteren büyük aynalar mevcut. Oyuna girerken montumuzu, ceketimizi vermek üzere ücretsiz hizmet sunan bir vestiyer de var. Süreyya Operası için oldukça önemli isimlerden birisi olan Suzan Lütfullah’ın da büstünü görmek mümkün. Suzan Lütfullah Süreyya Opereti Topluluğu’nun primadonnası olarak anılırdı. Süreyya Opereti Topluluğu Süreyya Operasında oynamak üzere oyuncu yetiştiren bir topluluktu.</p>
<p>Sahne kapıları genellikle oyuna on beş dakika kala açılıyor ve davetliler içeriye alınıyor. Sahneden içeri girdiğinizde fuaye salonunun sadece fragman olduğunu, asıl ihtişamın burada olduğunu anlıyoruz. Duvarlardaki figürlü rölyefleri, tavanlarındaki freskler ve yaldızlı kartonpiyerleri ile misafirlerine tam bir estetik tatmin yaşatıyor. Seyirci kapasitesi 570 kişilik olan bu salondaki oyunları balkondan izleme şansınız da mevcut. 1. ve 2. kat balkonlarının da biletleri ana salondan alacağınız biletler ile aynı fiyatta olacak. Sahnenin bu kısmında Alman mimari yapısı tercih edilmiş. Duvarlarındaki resimler Naci Kalmukoğlu’na, yapının cephesinde ve sahne portal çevresinde yer alan kabartma heykeller heykeltıraş İhsan Özsoy’a ait. Koltuklar, halılar ve avizeler 2003’te gerçekleşen restorasyon çalışmalarında özel olarak burası için yaptırılıp, üretilmiş. Bina eski olunca havalandırma konusu da bir soru işareti oluyor tabii ama hiç merak etmeyin yapılan restorasyon çalışmalarında bu konunun da üzerinden durulmuş ve eski haline zarar verilmeden havalandırma sistemi kurulmuş.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-3110 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-scaled.jpg" alt="" width="318" height="238" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-200x150.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-300x225.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-400x300.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-600x450.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-768x576.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-800x600.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-1024x768.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-1200x900.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-1536x1152.jpg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-scaled.jpg 2560w" sizes="(max-width: 318px) 100vw, 318px" />Bilet fiyatlarından bahsedecek olursak fiyatlar 35 ila 60 lira arasında değişiklik gösterebiliyor. Öğrenci, öğretmen, 65 yaş üstü için indirimli bilet imkânlarından yararlanılabiliyor.</p>
<p>Süreyya Operası her sene ekim ayı başında yayımlanan yıllık temsil programına göre kapılarını sanatseverlere açıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze miras kalan bu güzel binanın sanat kokan havasını solumak isteyenler için, www. sureyyaoperasi.kadikoy.bel.tr adresinden etkinlik takvimine ve detaylı bilgiye ulaşmak mümkün.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/kadikoyun-gizli-hazinesi-sureyya-operasi/">Kadıköy’ün Gizli Hazinesi: Süreyya Operası</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/kadikoyun-gizli-hazinesi-sureyya-operasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batıkan Köse ile Senaryo ve Metin Yazarlığı</title>
		<link>https://contextdergi.com/gercege-bakmiyorum-ekrandaki-hikayelerden-ilham-aliyorum/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/gercege-bakmiyorum-ekrandaki-hikayelerden-ilham-aliyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Aug 2024 09:15:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Geleceğin Sanatı: Oyun Tasarımı Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Batıkan Köse]]></category>
		<category><![CDATA[BKM]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[skeç]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=3096</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Bilge Arslan , Elif Su Yevsükof Sektörün dizi ve tiyatro alanlarında faaliyet gösteren Batıkan Köse, iki alan arasındaki farklılıklara ve sürecin nasıl ilerlediğine değindi. Meslekte istikrarın önemine vurgu yapan Köse, ancak istikrarlı olabilenlerin işi sürdürebileceğini belirtti. Sektöre giriş sürecini anlatan Batıkan Köse bu süreçte yaşadıklarını ona kattıklarını anlatıyor. Batıkan Köse kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/gercege-bakmiyorum-ekrandaki-hikayelerden-ilham-aliyorum/">Batıkan Köse ile Senaryo ve Metin Yazarlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Bilge Arslan , Elif Su Yevsükof</em></strong></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">Sektörün dizi ve tiyatro alanlarında faaliyet gösteren Batıkan Köse, iki alan arasındaki farklılıklara ve sürecin nasıl ilerlediğine değindi. Meslekte istikrarın önemine vurgu yapan Köse, ancak istikrarlı olabilenlerin işi sürdürebileceğini belirtti. Sektöre giriş sürecini anlatan Batıkan Köse bu süreçte yaşadıklarını ona kattıklarını anlatıyor.</span></p></blockquote>
<p><strong>Batıkan Köse kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?</strong></p>
<p>İstanbul doğumlu bir yazar ve senaristim. Genelde hikâye anlatıyorum ve neredeyse her alanda çalıştım. Ben bu işlere biraz genç yaşta başladım. 2014 yılında İletişim Yayınları’ndan kitabım çıktı. Sonrasında ise bir edebiyatçı olarak yazarlığa başladım, 2017 yılında ikinci kitabım çıktı. Bu kitaplardan sonra beni BKM’den bir arkadaş aradı. Skeç yazıp yazamayacağımı sordu. Ben de yazarım dedim. 3 tane skeç yazdım ve yazdığım skeçler oynandı. Daha sonra orada bulunan yetkili biri bana sen bize gel dedi ve bu şekilde skeç yazmaya başladım. 2018’den beri skeç yazıyorum ve başlangıcım bu şekilde oldu. Batıkan Köse kimdir sorusunun cevabı şu an tam olarak budur.</p>
<p>Arada senaryo yazıyorum, bazen ise bir kitabın diziye uyarlanması gibi uluslararası işler oluyor ve onlara tretman yazıyorum. Film geliştirme atölyelerine katılıyorum ve animasyonla uğraşıyorum. Yaptığımız animasyonları festivallere gönderiyoruz. Kısaca şu an yazının her alanında bulunuyorum.</p>
<p><strong>Animasyonun sadece yazım tarafında mısınız?</strong></p>
<p>Hayır, sadece yazım tarafında değilim aynı zamanda animasyonu da çiziyorum. Yazma, çizme ve çekim gibi işler yapıyorum. Radyo, Sinema ve Televizyon mezunuyum bu yüzden sanatın her alanında bulundum. Kendimce çizgi filmler, küçük felsefi animasyonlar yapıyorum. Böyle şeyler yapmayı seviyorum fakat pandemi döneminde biraz saldım. Öncesinde de çiziyordum ama ben bunu paylaşayım havasında değildim. Bu konuda biraz eski kafalıyım. Instagram’a geç girdim, TikTok’u hiç anlamadım ki hâlâ anlamıyorum. Gerçekten keşfet kısmına basmaya korkuyorum. Bu yüzden sadece 2-3 arkadaş takip ediyorum ama şu sıralar sıkıldıkça düzenli paylaşımlarda ve üretimlerde bulunuyorum. Ayrıca yayımlamadığım çok fazla içeriğim var. Ben ürettiklerimi hemen yayımlamam.</p>
<p><strong>İlk hikâyenizi ne zaman, kime okuttunuz? Tepkisi ne oldu, acımasız mıydı?</strong></p>
<p>Yazdıklarımı ilk ağabeyim okuyor, her zaman o okur. Tabii bir ağabey acımasızlığı da gerekiyor, bence dost acı söyleyemiyor. Senaryo, öykü gibi hangi konuda olursa olsun yazı meselesinde ağabeyime çok güveniyorum. Ağabeyimden ve birkaç arkadaşımdan fikir almaya çalışırım ama genellikle aldığım bu fikirleri hiç uygulamam. Böyle bir huyum var aslında, sormayı, fikir almayı, danışmayı çok severim ama uygulamam. İlk profesyonel anlamda öykümü yazdığımda hatırladığım güzel olmuş dedi ama havalara uçmadık, ne güzel öykü demedik. Bunların hepsi yavaş yavaş oldu.</p>
<p><strong>O zaman da hep yazıyordunuz. Belki de o yüzden bir şaşırma olmamıştır.</strong></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-3099 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/the-beatles.jpg" alt="" width="353" height="198" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/the-beatles-200x113.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/the-beatles-300x169.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/the-beatles-400x225.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/the-beatles-600x338.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/the-beatles-768x432.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/the-beatles-800x450.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/the-beatles-1024x576.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/the-beatles-1200x675.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/the-beatles.jpg 1280w" sizes="(max-width: 353px) 100vw, 353px" />Ben yazdıklarımı liseden beri dergilere gönderiyordum fakat sonuç almam 4-5 seneyi buldu, tam da üniversite yıllarıma denk geldi. Sonra ise dergiler gönder bir bakalım demeye başladı. Bana büyüklerim hep önce öykülerden başlanır sonra kitap yazılır, bunlar yavaş yavaş yapılır derlerdi. Ben ise beklemek istemediğimi ve kitap yazacağımı söyledim çünkü sürekli olarak yaşımız geçiyor düşüncesindeydim. Yine The Beatles’tan örnek vereceğim, adamlar 22 yaşında dünyayı fethetmiş, biz neden 30-40 yaşını bekliyorduk? Bana saçma geliyordu. Bu yüzden direkt olarak bir kitap yazdım ve İletişim Yayınları’na gönderdim. Editör bana, “İlginç ya bunlar, gönder sen” dedi ve bu şekilde böyle bir yola girdim. Hiç yavaş yavaş yükseleyim gibi bir duruma girmedim, kitabı direkt yazıp gönderdim. Bence insan böyle olmalı.</p>
<h4> “Bir skeç yazarken genellikle canımızı sıkan sorunlara yöneliyoruz. Bazen bu konularda o kadar skeç yazıyoruz ki fikirler tükeniyor.”</h4>
<p><strong>Yazdığınız ilk skeç neydi ve nasıl sonuçlandı? Bir skeç yaratma süreci nasıl işliyor?</strong></p>
<p>Yazdığım ilk skeç Durdurucular’dı. 2018-2019 olması gerek tam tarihi hatırlamıyorum. Yazarken üzerine çok fazla düşündüm. Beşiktaş’tan karşıya geçmeye çalışırken sürekli durdurmaya çalışan anketçiler, parfüm satanlar var ya onlarla dalga geçen bir skeçti.</p>
<p>Bir skeci yaratırken ilk olarak toplantı yapıyoruz ve Bir skeci yaratırken ilk olarak toplantı yapıyoruz ve f i kir alışverişinde bulunuyoruz. Biz ne anlatalım, canımızı ne sıkıyor gibi sorunlara yöneliyoruz. Bazen canımızı sıkan konularda çok fazla skeç yazdığımız için konular tükenmiş oluyor. Biz de bu durumlarda parodi, dizi ve TikTok videolarından yola çıkarak bir şeyler yapıyoruz. Bunlara yöneliyoruz ve buna bir hikâye yazalım, karakter koyalım diyoruz. İlk önce 10 sayfa bir şey yazıyoruz ve ortaya saçıyoruz artık ne çıkarsa diye. Sonra arkadaşlar onu şakalıyor. Yani genelde yazılar tek yazılmıyor, oynayanlar ve biz bir şeyler ekliyoruz. Beş altı kişi kolektif bir çalışma oluyor.</p>
<p><strong>Çalışmalarınızda ilham kaynağınız ne oluyor? İlham aldığınız yazarlar oluyor mu?</strong></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-3100 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/pngwing.com-1.png" alt="" width="203" height="195" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/pngwing.com-1-200x192.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/pngwing.com-1-300x288.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/pngwing.com-1-400x384.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/pngwing.com-1-600x576.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/pngwing.com-1-768x737.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/pngwing.com-1-800x768.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/pngwing.com-1-1024x983.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/pngwing.com-1-1200x1152.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/pngwing.com-1-1536x1474.png 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/pngwing.com-1.png 1563w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" />Çizgi filmlerden çok fazla ilham alıyorum. Özellikle Cartoon Network‘ü ve Nickelodeon’ı çok seviyorum. Fox Kids’te geriye dönüp baktığım çizgi filmler oluyor ve onları arşivlemeyi çok seviyorum. Regular Show’u çok seviyorum, Seinfeld’ten aldıklarım var. Ben gerçeğe çok bakmıyorum, ekranda ki hikâyelerden ilham alıyorum. Haber beni çok fazla beslemiyor ve haber izlemeyi çok sevmiyorum. Karikatürler daha çok ilgimi çekiyor, özellikle Umut Sarıkaya karikatürleri. Zihnimi çalıştıran içerikler beni besliyor ama sosyal medya beslemiyor. Yabancıları dinlemeyi çok seviyorum özellikle ilk defa tanıştığım birini dinlemeyi çok seviyorum. İnsanlar ilk defa tanıştıklarında daha fazla şey anlatıyor, birden içlerini döküyorlar. Sormuyorum ama her şeyi anlatıyor, ‘bana bunu kimse yapamaz’ diyor. Belki dostuna, ailesine anlatmayacağı konuları anlatıyor.</p>
<p><strong>Yaratıcı ekipte yer alıyorsunuz. Diğer ekiplerle olan koordinasyonu nasıl sağlıyorsunuz? Diğer birimlerle iletişiminiz ve koordinasyon süreci nasıl ilerliyor?</strong></p>
<p>Skeçleri üç dört kişi yazıyoruz ve gruba atıyoruz. Sonrasında okuma yapılıyor. Okuma esnasında yeni espriler ekleniyor veya çıkarılan kısımlar oluyor, bize revize geliyor. Sonra iki kere prova revizesi oluyor ve skeç son hâlini almış şekilde oynanıyor. Aslında skeç oynanana kadar sürekli yazıyoruz. Skeç 7 günde gerçekleşen bir olay ama dizi ve filmlerde süreç bu şekilde işlemiyor. Dizilerde bize bir tretman yazıyorum, onaylanıyor veya onaylanmıyor. Sonra senaryoya geçiyorum, bu senaryoya revize geliyor. Senaryo okunması için oyunculara gidiyor, yine bir revize geliyor veya yapımcı istemiyor ve sahne tekrar değişiyor. Çekilene kadar veya çekim esnasında yeni revizeler gelmeye devam ediyor ve ek çekimler yapılıyor. Bu 7-8 haftalık bir süreci kapsıyor.</p>
<p>Dizide olan benzer şey ise okuma revizesi. Oyuncu ben bunu okumam, yönetmen ben bunu çekmem diyor yani böyle şeyler olabiliyor. Mesela bu konuşmayı evin içine alalım, iki sahneyi birleştirelim gibi ekonomik çözümler üretiliyor. Genellikle dizi ve filmlerde estetikten çok ekonomik revizeler geliyor. Skeç veya seyirciye yönelik içeriklere daha komik, dinamik olsun gibi estetik bakış açılı eleştiriler geliyor.</p>
<p><strong>Yazdığınız ancak TV’de oynanması zor olduğu için ya da başka herhangi bir sebepten dolayı oynanamayan skeçleriniz/senaryolarınız oluyor mu? Bu durum size nasıl hissettiriyor?</strong></p>
<p>Bazen skeçler sansüre uğruyor veya kanal kesiyor. Bazen kendi içimizde espriyi yumuşatıyoruz, otosansür var. Film ve dizilerde zaten direkt otosansür Bazen skeçler sansüre uğruyor veya kanal kesiyor. Bazen kendi içimizde espriyi yumuşatıyoruz, otosansür var. Film ve dizilerde zaten direkt otosansür var çünkü yazamayacağımız konular oluyor. Başımıza çok büyük şeyler gelmedi. Bazen komik olmayan içerikte yayımlanmıyor, buna sansür denmez bu estetik bir tercih. Şu an spesifik olarak hatırlamıyorum ama yazdıklarımın 1-2 kere yayımlanmadığı oldu.</p>
<h4> “Dizi ve filmlere estetik revizelerden ziyade ekonomik revizeler geliyor.”</h4>
<p><strong>Anlatmaktan/ bahsetmekten çok hoşlandığınız bir durum veya şehir var mı?</strong></p>
<p>İlişkiler etrafında dönen konuları anlatmayı çok seviyorum, Woody Allen filmlerinde olduğu gibi. İki tarafında çekingen olduğu Türk dizileri gibi değil, Annie Hall gibi. İki tarafın olduğu, gerçeğe yakın ama esprili kısımların abartılı anlatıldığı içerikleri anlatmayı seviyorum. Bir de kişinin bürokrasi karşısındaki saftirik hâllerini yazmayı çok seviyorum. Şehir olarak ise genellikle İstanbul’u kullanmayı seviyorum çünkü ortam bana kaoslu geliyor. Bu yüzden hikâye için çok müsait bir yer. Özetle sorunuzun cevabı İstanbul ve ilişkiler hakkında yazmak.</p>
<p><strong>Bu durum karakterlerin devinimsel anlatımında ve dönüşümünde sizi nasıl etkiliyor? Hikâyenin başlangıcından bitiş aşamasına kadar giden yolda herhangi bir kalıp kullanıyor musunuz?</strong></p>
<p>Yazdıklarım bazen yazım sürecinde değişiyor. Ben kelimelerle oynamayı sevdiğim için belli bir olay örgüsüyle yola çıkmayı çok fazla sevmiyorum ki çıkınca da pek beğenilmiyor zaten. Mesela bu karakter şöyle olsun diyorum ama olmuyor, yapamıyorum ve karakter bambaşka bir laf diyor ama bunu neye göre belirliyorum bilmiyorum. Bazen bir diyalog akışı yazıyorum ama bana çok tek düze geliyor ve diyalogları bozarken bir anda hikâyeyi değiştirmiş oluyorum, hiç planlamadığım başka bir şey ortaya çıkıyor.</p>
<p>Mesela geçen gün ölü evi ziyareti ile ilgili bir yazı yazdım ve bu birden komediye dönüştü, nasıl olduğunu anlamadım. Aslında bunu yazarken ciddi bir şey olmasını umuyordum ama konu farklı bir yere evirildi. Yazının içerisindeki çocuk, cenazede helva verilir ya onu kafaya taktı, misafir terliğinin büyük olmasıyla dalga geçti. Yazdığım birden yayımlayamayacağım bir şeye dönüştü.</p>
<h4>“Genç ve yazı işlerine girmek isteyen birinin elinde ilk önce bitmiş bir iş olması lazım. Yarım olan şeyler hiçbir anlam ifade etmiyor.”</h4>
<p><strong>Tıkandığınız noktada neler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Aslında biz zaten bir iki sene önce tıkandık. Ben çok fazla tek başıma yazmadım, tek yazdığım skeç 7-8’i geçmiyor. Ben genelde fikir, espri ve ortak çalışmalarda çok fazla olurum. Çekim günü Cumartesi oluyor ve biz Pazartesi yine bir şey yazıyoruz. Cumartesi bitmiş, son revizeler yapılmış, Pazartesi yazmam gereken bomboş bir sayfa daha var ve işte o zaman algıları açıyoruz. Otobüse binerken dikkat kesiliyorum ve ne olur bu hafta bir şey olsun, bir gaf yapsın demeye başlıyorum. Zaten herkes gaf yaptığı için buna çok müsait bir coğrafyadayız ve bu bizi besliyor.</p>
<p>TikTok’tan beslenen çok fazla arkadaşım var ama ben onlara çok bakamıyorum, korkuyorum. Ben ne zaman keşfet kısmına baksam bir dayı çıkıyor, algoritma nasıl işliyor bilmiyorum. Aynı dayı değil, her seferinde farklı bir dayı. Ben bunlara gülmüyorum, bana çok ürpertici geliyor. Korkmaktansa ürpertici bulmak sanırım daha doğru bir tanım olabilir. Ben orayı yanlışlıkla girdiğiniz dev bir sirk gibi görüyorum, her şey var.</p>
<p><strong>Birçok skeç yazıyorsunuz. Peki bu süreçte hayal dünyanızı genişletmenize katkı sağlayan olaylar veya başka şeyler var mı?</strong></p>
<p>Düzenli olarak çizgi filmler izlerim, eski bölümleri takip ederim. Günde 1-2 saat çizgi film izlemeyi seviyorum ve onlardan çok besleniyorum. Dizi olarak ise Big Bang Theory gibi daha eskilere dönük diziler izliyorum. BBC’nin komedi skeç seri vardı, onları izlerdim. Böyle içeriklerden besleniyorum zaten ‘ben ana haberden besleniyorum’ diyen yoktur.</p>
<p><strong>Yazar olarak yazar olmak isteyen birine, tecrübelerinize dayanarak neler önerebilirsiniz?</strong></p>
<p>Bu soru bana çok fazla geliyor ve neredeyse her hafta Instagram’dan buna uzun bir yanıt veriyorum. Aslında yanıt çok kısa ve belli ama cevabı verirken uzatıyorum ki önemsediğim belli olsun. ‘Kendi sevdiğin şeyi yapmak’ belki çok klişe bir yanıt ama ben kendi sevdiğim şeyi yaptım. Çok okudum, baktım. Dinlemeyeceğin, okumayacağın şeyin üzerinde 10 saat harcamazsın. Ben kendi öykümü yazarken okumam söylenen yazarları çok sevmemiştim. Benim sevdiğim yazarlar daha ayrıksı, okullarda okutulmayan yazarlar. Yazılarım biraz daha onlara benzer mesela taklit etmek bence çok güzel bir şey. Bu ne yapıyor? diye taklit ederken yol seveceğin bir süreç oluyor. Mesela bir Yusuf Atılgan paragrafını alalım, ben yazsaydım ne çıkarırdım veya ne eklerdim diye düşünüyorum. Bir insanın sesini bulmasında biraz idollerinde yardımı oluyor ama sürece de çok kapılmamak lazım.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-3102 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/9130874863666.jpg" alt="" width="282" height="282" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/9130874863666-66x66.jpg 66w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/9130874863666-150x150.jpg 150w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/9130874863666-200x200.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/9130874863666-300x300.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/9130874863666.jpg 375w" sizes="(max-width: 282px) 100vw, 282px" />Ben skeç yazdığımda hiç skeç izlememiştim, sadece ben neye gülüyorum diye düşündüm. Sonradan ortama girince neyin tutup tutmadığını gördüm. İşin teknik kısmında ne kadar araştırmacı yanın olması gerekiyorsa, işe aşkla bağlanmak kısmında ise biraz bodoslama dalmak gerekiyor ve ben cidden bodoslama daldım. Oturup yazıyorum, okuyorum ve dergiye gönderiyorum, dergide çıkan kalitelere bakıyorum. Genç ve yazı işlerine girmek isteyen birinin elinde ilk önce bitmiş bir iş olması lazım. Yarım olan şeyler hiçbir anlam ifade etmiyor. Bir de söz konusu dergiler mi onu bilmek gerekiyor. Edebiyat, popüler kültür dergileri bunlara biraz bıktırırcasına mail atmak lazım. Kendimizi kapadığımız zaman evlerimizde kimse bizi fark etmiyor. İnsanın biraz dışa açık olması gerekiyor ama üretim sürecinde de bir o kadar kapalı olması lazım. İnsan güçlenene kadar kozasını çok yıpratmamalı çünkü gurur kırıcı şeylerde oluyor. Mutlaka çalışmak lazım, ben ilk kitabımı yazarken sürekli yazıp çizdim. İçerisinde 20 öykü vardı ve ben bu öyküleri yazana kadar kötü olan 100 tane öykü yazdım. Bu yüzden çalışmak çok önemli. Sevdiğim şeyleri yapmaktan kastım sırf tutar diye bir şey yazmak değil, kendi güldüğünüz şeyleri yazmak. Ben bir yazımı dergiye göndermeden önce 50 kere okuyorum ve cidden okumak gerekiyor. The Beatles’tan Paul McCartney’nin bir sözü var. Kendisi John Lennon’la gece yarısı bir otelde şarkı yazıyorlar ama hiç not ve ses kaydı almıyorlar. “Sabah uyandığımızda ya unutursak?” diye düşünüyorlar ama sonra diyorlar ki, “Sabah unuttuğumuz şarkıyı zaten biz yazmayalım.”</p>
<p><strong>“Keşke biri bana bundan bahsetmiş olsaydı!” dediğiniz ve sonradan fark ettiğiniz bir şey var mı?</strong></p>
<p>Sanırım her gün oluyor bazen açık bir gerçeği çok fazla düşünerek bulmak zorunda kalıyorum. Hiç unutamadığım bir olay var. İlk senaryolarımda Oscar alan filmleri izleyip incelemeye, senaryo yapısını çıkarmaya çalışıyordum. Sonra bir arkadaşım bana bunun Amerika’da kitapları var dedi. Aslında bunların şablonları varmış. Bir sene boyunca filmleri izleyerek dakika dakika şablon çıkarmıştım meğer bunun formülü kurslarda öğretiliyormuş. Bu bana bazen senaristlerin, yazarlarında şablonlara bakabileceğini öğretti. Sorunuza teknik konuların dışında cevap vermem gerekirse insan ilişkileri cevabını verebilirim. Çünkü hâlâ keşke önceden bilseydim dediğim şeyler, küçük bilgiler ve terimler öğreniyorum. Gerçi biz romanları da hayata dair küçük bilgiler edinmek için okuyoruz. Mesela hep, Dostoyevski okuyun, Kafka okuyun derler. Ben küçük insan ilişkilerini, insan kurnazlığını daha erken yaşta anlamak için onları okumamız gerektiğini düşünüyorum. Bence bu da önemli bir şey çünkü o kitabı okuyunca A-B karakterinin başına gelenleri, küçük insan kurnazlıklarını öğrenip bunlarla karşılaştığımızda ne yapmamız gerektiğini öğreniyoruz.</p>
<p><strong>Çok yönlüsünüz. Müzik de yapıyorsunuz, enstrümantal parçalarınız da var. Söz yazıyor musunuz, yazı yazmak ve şarkı sözü yazmak arasındaki farklar neler?</strong></p>
<p>Ben müziğe lisede başladım, gitar çalmak için çok heveslendim. Abim o dönem bateri çalmaya başlayacaktı. Birlikte harçlıklarımızı biriktirip gitar ve bateri aldık. Amacım kendi şarkılarımı yazıp yayımlamaktı. Yaptıklarımı Souncloud’da yayımlıyordum, The Beatles’a takıntılıydım. Abim ve ben ‘All You Need Is Love’ ve ‘Peace’ gibi kavramları benimsedik. The Beatles’ı müzik ve insanlığa bakış açısı olarak ele aldık ve o bizi biraz şekillendirdi. Ben zaten öykü, sinema ve müzik olarak ayrı düşünemiyorum, bence biriyle uğraşmak diye bir şey yok. Birine ulaştığınız zaman diğeri de geliyor. Film yapıyorum müziğini de yapayım gibi. Öykü yazarken sıkıldığımda müzik çalarım, müzikten sıkılırsam resim yaparım. Öğrencilik yıllarımda stok müzik arıyorduk, 2014 yılında üniversiteye başladım. Bu dönemde telifsiz müzik çok azdı. Ben bunu yaparım dedim ve bu şekilde yola çıktım. MIDI klavyem vardı ve 50 müzik yaptım. Hüzünlü, coşkulu, romantik akla gelebilecek her türde yaptım ve bunları Soundcloud’a attım. Soundcloud’un limitini o kadar çok aştım ki müzikleri azaltmak zorunda kaldım. Arkadaşlarıma filmlerinde kullanmaları için müzikler göndermeye başladım ve enstrümantal müzikte ilk çıkış noktam bu oldu. Bazen söz yazıp yayımlamadığım içeriklerde oluyordu. Dediğim gibi çıkış noktam arkadaşlarıma yardım olsun diye başlamamla oldu ve sonra kendim kullanmaya başladım. Müzik çalışmalarımı nasıl konumlandırdığıma gelince de onları bir öykü olarak düşünüyorum. Bazen bir öykü yazarken aklıma bir müzik geliyor veya tam tersi oluyor yani ikisini iç içe yürütüyorum.</p>
<p><strong>BKM gibi bir Kültür Merkezi içerisinde yapılan çalışmalar nasıl yürüyor, yazarlar için nasıl alanlar mevcut?</strong></p>
<p>Bence alanında tek yer. Biri komedyen olmak, skeç yazmak istiyorsa uğraması gereken yer tam orası. Yol üstündeki kervansaray gibi bir yer, oradan çıkmayan birini tanımıyorum. Herkes orada bir kere stand-up yapmıştır ki bana bile yaptırdılar. Sahneye çıkmak istemeseniz bile sizi bir on dakika çıkartıyorlar ve onu mutlaka yaşamak gerekiyor. Herkesin kendi uzmanlığının olduğu, mutlaka uğranması gereken bir yer. Farklı departmanların uyumu beni çok şaşırtıyor. Mesela benzinlikte geçen bir skeç yazmıştım, bir gecede kartondan hazırlanan bir benzinlik geldi. İşte orada onların da yaratıcılığı var, skeci alıp hemen karakter bunu giysin, makyaj bu yapılsın diye yönlendiriyorlar. Çok iyi bir makyaj ve sanat ekibi var, bir anda dekorlar değişiyor. Ben bir skeç yazmıştım, içinde uzay var ve iki dakika sonra ise Graham Bell’in telefonu icat ettiği sahne geliyor. Bir anda bir masa, eski telefonlara dair dekorlar geldi ve bunu nereden bulduklarını bilmiyorum. O tiyatro ortamında bir yazar olarak yazdığın her şeyin gerçekleştiğini görüyorsun ve o bakımdan büyülü bir yer. Mesela sigara-kahve aralarına çıkılıyor. Bu esnada bir komedyen sana akşam yapacağı espriyi soruyor veya sen yazdığın skeci anlatıyorsun. Sürekli farklı mecralarda olan insanların fikir alışverişinde bulunduğu, güzel dostlukların geliştiği lunapark gibi bir yer. Bunları yaparken insanları parasını da kazandığı benzersiz bir ortam. Böyle bir sirkülasyonun olduğu başka bir yer var mı emin değilim. Her dönem yeni insanlar geliyor adeta bir kervansaray gibi.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3103" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/Ekran-Goruntusu-2.png" alt="" width="1920" height="1080" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/Ekran-Goruntusu-2-200x113.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/Ekran-Goruntusu-2-300x169.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/Ekran-Goruntusu-2-400x225.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/Ekran-Goruntusu-2-600x338.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/Ekran-Goruntusu-2-768x432.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/Ekran-Goruntusu-2-800x450.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/Ekran-Goruntusu-2-1024x576.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/Ekran-Goruntusu-2-1200x675.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/Ekran-Goruntusu-2-1536x864.png 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/Ekran-Goruntusu-2.png 1920w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></p>
<h4>“Bu meslekte istikrarlı olunması gerekiyor. Çünkü bizde iyi-kötü olanlar değil istikrarlı olanlar işi sürdürüyor.”</h4>
<p><strong>BKM Mutfak ile çalışma süreci size neler kattı?</strong></p>
<p>Televizyona göre düşünmeyi, kolektif çalışmayı öğrendim. Çünkü ben yazarlıktan geliyordum ve edebiyatta masaya oturup tek başınıza bir şeyler yazıyorsunuz. Burada ise oyuncusu, sanat ekibi vs. ile televizyonda yayımlanabilecek, komik olacak, seyirciyi sıkmayacak bir içerik yazmanız lazım ve bu bana yazma konusunda çok şey kattı. Tabii televizyon olduğu için otosansür var. Yaş kitlesi daha büyük ve çocuğuyla izlemeye gelenler olabiliyor. O noktada insan biraz aile babası gibi düşünmeye başlıyor. Bazen kendimi o ayara alıyorum ama kendim için bir şey yazacağım zaman bütün bu ayarları kapatıyorum. Yazarın aklında farklı kişilikler oluşuyor ve BKM de benim başıma gerçekten başka bir anakart taktı. Skeç yazma ve çabuk düşünme yeteneğim gelişti.</p>
<p><strong>BKM Mutfak ekibi içerisinde yazarlar ne gibi sorumluluklara sahip? Dikkat edilmesi gereken ne gibi unsurlar yer alıyor?</strong></p>
<p>Biz genellikle sorun yaşamadık. Zaten çok fazla elemeden geçtiğimiz için karşımıza kötü insan çıkmadı. Yeni gelen biri bile bize çok uzak biri olmuyor, bu alanda kendinden söz ettirmiş biri oluyor. Zamanla yarışıyoruz. Biri 3 saat yazdıktan sonra bayrağı başka birine veriyor ve bu maraton koşusu gibi devam ediyor. Diyelim ki bir espri bulunamadı, başka biri o konuda iyiyse o buluyor. Bu anlamda birbirimizi tamamlamamız gerekiyor.</p>
<p><strong>BKM’nin yazarlardan ne gibi beklentileri var? BKM’de yazarlık dışında başka görevler üstleniyor musunuz?</strong></p>
<p>Bir kere komik olması gerekiyor. Ayrıca en önem verilen konu istikrarlı olunması çünkü bizde iyi-kötü olanlar değil istikrarlı olanlar işi sürdürüyor. Burası ‘Ben bu hafta yazamadım’ cümlesini kaldıran bir iş değil. İnsan ilişkileri iyi olmak zorunda çünkü mizah da kapris kaldırmıyor. Kendim böyle birine hiç rastlamadım ama çok kaprisli biri bu alanda hayatını çok sürdüremez. Yazarlardan beklenti komik, istikrarlı ve revizelere açık olması. Revizesiz bir şeyi ne edebiyatta ne skeçte ne de BKM özelinde gördüm.</p>
<p><strong>Şu anki projeleriniz nelerdir?</strong></p>
<p>Şu an Eser Yenenler’in YouTube kanalı EYS TV’de içerik hazırlama, içeriğe uygun konuklarla ilgili bilgiler hazırlama işini yürütüyorum. İşimiz yine mizah ama bu sefer dijital bir hikâye anlatıcılığı var. Bugüne kadar yaptıklarımızdan ayrı, skeçten gelme bir ekip olarak bu sefer dijital hikâye anlatıcılığında dijital mizahın sınırlarını zorluyorum. İşlerimizi daha da görselleştirmeye, dijitale taşımaya karar verdik. Bizi ana akımdan tanıyan insanlara biz böyle bir şey yapıyoruz dedik. EYS TV’de içeriklerimizi izleyebilirler. Ayrıca başrolünde Çağatay Ulusoy’un yer aldığı, yapımcılığını Ay Yapım’ın üstlendiği Now TV’de yayımlanacak Gaddar dizisinin de senaristliğini üstlendim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/gercege-bakmiyorum-ekrandaki-hikayelerden-ilham-aliyorum/">Batıkan Köse ile Senaryo ve Metin Yazarlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/gercege-bakmiyorum-ekrandaki-hikayelerden-ilham-aliyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Tiyatro Sahnesinde Öncü Bir Portre: Afife Jale</title>
		<link>https://contextdergi.com/turk-tiyatro-sahnesinde-oncu-bir-portre-afife-jale/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/turk-tiyatro-sahnesinde-oncu-bir-portre-afife-jale/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2024 10:40:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[2.Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Afife Jale]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Türk tiyatrosu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Afife Jale, cesareti ve öngörüsü ile Türk Tiyatro sahnesinin dönüşümünde önemli bir rol oynarken aynı zamanda kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu bir dönemde önyargıları yıktı. Cesur ve özgün duruşu ile gelecek nesillere ilham kaynağı olan Afife Jale, hayallerindeki Türk Tiyatrosunun temellerini attı.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/turk-tiyatro-sahnesinde-oncu-bir-portre-afife-jale/">Türk Tiyatro Sahnesinde Öncü Bir Portre: Afife Jale</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Derya Özsoy</em></strong></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">Afife Jale, cesareti ve öngörüsü ile Türk Tiyatro sahnesinin dönüşümünde önemli bir rol oynarken aynı zamanda kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu bir dönemde önyargıları yıktı. Cesur ve özgün duruşu ile gelecek nesillere ilham kaynağı olan Afife Jale, hayallerindeki Türk Tiyatrosunun temellerini attı.</span></p></blockquote>
<p>Türk Tiyatro tarihinin, zengin kültürel mirasımızın ve değişime açık toplumsal yapımızın bir tezahürü olduğunu söyleyebiliriz. Başlangıcından günümüze tiyatromuz, toplumu şekillendiren sosyal, politik ve kültürel değişimleri yansıtan önemli dönüşümler geçirdi. Kökenleri, performansların ağırlıklı olarak gölge oyunu (Karagöz ve Hacivat) ve hikâye anlatımı (Meddah) gibi geleneksel biçimlerden etkilendiği Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanır. Tiyatronun bu ilk biçimleri, sözlü doğası ve komedi unsurlarıyla karakterize edilir ve toplumun her kesiminden insana eğlence sağlardı.</p>
<p>Ancak devamında, Batı etkisinin sanat formunu şekillendirmeye başladığı 19. yüzyıl, Türk Tiyatrosu için bir dönüm noktası oldu. Avrupa oyunlarının ve tiyatro tekniklerinin tanıtılması, modern Türk Tiyatrosu’nun kurulmasına yol açtı ve İstanbul, tiyatro etkinliklerinin merkezi haline geldi. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Türk Tiyatrosu modernleşme yolunda ilk adımı attı ve sanat biçimini Batı etkileriyle şekillendirmeye başladı. Başlangıçta toplumun daha muhafazakâr kesimlerinin direnişi ve eleştirileriyle karşı karşıya kalsa da, kadın oyuncuların sahneye çıkabilmesi için büyük bir fırsattı. Aynı zamanda 20. yüzyılın başları, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna tanık oldu. Yeni hükümet tiyatroyu ulusal birliği ve kültürel kimliği geliştirmenin bir yolu olarak gördü. Bu kimlik değişiminde elbette ki kadınların sesi yavaş yavaş duyulmaya başlayacaktı.</p>
<p>Dönemin getirdiği değişim sürecinin etkileri sebebiyle pek çok zorlukla karşılaşmış olsalar da kadınlar, tüm zorluklara rağmen Türk Tiyatrosu’na oldukça önemli katkılarda bulundular. Hem sahne içinde hem de sahne dışında ciddi roller üstlendiler. Türk tiyatro sahnesine farklı bakış açıları ve hikâyeler getirerek önde gelen aktrisler, yönetmenler, yazarlar ve yapımcılar haline geldiler.</p>
<p>Türk Tiyatrosu’nda kadınların ilk olarak karşılaştığı temel sorun cinsiyet eşitsizliği ve temsil eksikliği oldu. İlk yıllarda muhafazakâr toplumsal normlar ve kültürel gelenekler nedeniyle kadınların sahneye çıkmasına izin verilmedi. Bunun yerine erkek oyuncular kadın karakterleri canlandırdı. Kadınlar sıklıkla baş rolleri almakta zorluk çekiyor, çoğunlukla destekleyici ya da basmakalıp rollere düşürülüyorlardı. Ayrıca kadın oyun yazarları ve yönetmenlerin eksikliği sahnede tasvir edilen bakış açılarını ve hikâyeleri sınırlıyordu. Bu eşitsizlik ve temsil eksikliği, Türk tiyatro endüstrisinde kadınların ilerlemesini ve büyümesini engellemekteydi. Ancak bugün hepimiz biliyoruz ve alenen şahit oluyoruz ki; Türk Tiyatrosu’nda kadının yeri çok önemli ve çok yönlü. Türk Tiyatrosu’nun zengin bir tarihi var ve kadınlar bu tarihin şekillenmesinde ve gelişmesine katkı sunulmasında ciddi bir rol oynamaktalar.</p>
<p>Kadınlar Türk Tiyatrosu’nda yaptıkları çalışmalarla sosyal normlara meydan okumada ve cinsiyet eşitliğini savunmada etkili oldular. Pek çok kadın oyun yazarı, yönetmen ve aktör, tiyatroyu kadın hakları, cinsiyet rolleri ve toplumsal beklentilerle ilgili konuları araştırmak ve vurgulamak için kullandı. Oyunları ve performansları, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine değinen, değişimi teşvik eden bir platform sağladı. Tiyatronun sanatsal ve yaratıcı yönlerine önemli katkıları oldu. Oyun yazarları, yönetmenler, kostüm tasarımcıları, set tasarımcıları ve aktrisler olarak büyük başarılar elde ettiler ve prodüksiyonlara benzersiz bakış açıları ve yaratıcı enerji kattılar. Katkıları Türk Tiyatrosu’nun estetiğinin ve kültürel kimliğinin şekillenmesine yardımcı oldu. Başta Afife Jale olmak üzere Türk Tiyatrosu’nun ilk kadın oyuncuları gelecek vaat eden sanatçılara rol model ve ilham kaynağı oldular. Yeni nesil kadın sanatçılar, başarılı kadınları sahada görerek, sanatsal tutkularının peşinden gitme ve engelleri aşma konusunda güçlendiler. Bu, daha fazla kadının gösteri sanatlarına katılımını teşvik etmek ve sektördeki çeşitliliği ve kapsayıcılığı sağlamak açısından oldukça önemli hale geldi. Son yıllarda yalnız tiyatroda değil sanatın her alanında cinsiyet eşitliği ve eşit temsile duyulan ihtiyaç giderek daha fazla kabul görmeye başladı. Eğitim, finansman ve mentorluk fırsatlarının arttırılması da dâhil olmak üzere, kadınların her düzeyde katılımını desteklemek ve teşvik etmek için çaba sarf edilmeye başlandı.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-2579 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Web-yakalama_13-12-2023_82910_.jpeg" alt="" width="784" height="250" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Web-yakalama_13-12-2023_82910_-200x64.jpeg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Web-yakalama_13-12-2023_82910_-300x96.jpeg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Web-yakalama_13-12-2023_82910_-400x128.jpeg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Web-yakalama_13-12-2023_82910_-600x191.jpeg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Web-yakalama_13-12-2023_82910_-768x245.jpeg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Web-yakalama_13-12-2023_82910_.jpeg 784w" sizes="(max-width: 784px) 100vw, 784px" /></p>
<h4>Afife’nin Yolunda…</h4>
<p>Afife Jale, 1919 yılında 17 yaşındayken sahneye çıktı ve sahneye çıkan ilk Türk kadınlarından biri olarak engelleri aştı. Toplumsal normların kadınların kamusal hayata katılımını kısıtladığı bir dönemde geleneklere meydan okudu ve oyunculuk tutkusunun peşinden gitti. Yeteneği, çok yönlülüğü ve işine olan bağlılığıyla tanındı. Türk ve Batı yapımı eserlerin de aralarında bulunduğu geniş bir oyun yelpazesinde sahne aldı. Performansları, duygusal derinlikleri ve karakterlerinin özgün tasvirleriyle biliniyordu.</p>
<p>Jale, oyunculuk yeteneğinin ötesinde Türk Tiyatrosu’na da önemli katkılarda bulundu. Profesyonel oyunculuk okullarının kurulmasını savundu ve Türkiye’de tiyatro sektörünün standartlarının yükseltilmesi için çalıştı. Etkisi ve bağlılığı, gelecek nesil aktörlerin ve aktrislerin önünü açmaya yardımcı oldu.</p>
<p>Tiyatroda özgürlükçü, kadınların geleneksel cinsiyet stereotiplerinden ve sınırlamalarından kurtulmasına olanak sağlayacak bir yapı olması gerektiğine inandı. İnsan deneyimlerinin çeşitliliğini yansıtan karmaşık, çok boyutlu karakterleri tasvir etmeleri için kadın oyuncuları teşvik etti. Afife’ye göre kadınlar, rollerini seçme özgürlüğüne sahip olarak toplumsal beklentilere meydan okuyabilir ve kapsayıcılığı, cinsiyet eşitliğini teşvik edebilirdi. Dahası, tiyatroda özgürlük kadınlara mesleki gelişim ve ilerleme fırsatları sağlamaktaydı. Kadınların eğitime, kaynaklara ve fırsatlara eşit erişime sahip olarak gelişebilmesini ve benzersiz yetenekleri, farklı bakış açılarıyla sanat formuna katkıda bulunabilmesini temenni ediyordu. İşte onun tahayyül ettiği Türk Tiyatrosu tam olarak böyle bir tiyatroydu. Kadının yerinin küçümsenemeyecek kadar geniş hacimli olduğunu elinden gelse tüm dünyaya duyurmak istemişti.</p>
<p>Ne yazık ki Afife Jale’nin hayatı hastalık nedeniyle kısa sürdü ve 1941 yılında, 39 yaşında vefat etti. Ancak Türk Tiyatrosu’nun öncü ve ikon mirası olarak hâlâ yaşıyor ve özellikle gelecek vaat eden oyunculara ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Bizler, sanat alanına birikimlerimizi aktarmaya çalışan kadınlar olarak onun izinden gitmeye ve hem Türkiye’de hem de dünyada tiyatro sahnesine katkıda bulunmaya devam edeceğiz.</p>
<h4>Yararlanılan Kaynaklar</h4>
<p>And, M. 2022. Başlangıcından 1983’e Türk Tiyatro Tarihi. İletişim Yayınları. İstanbul.</p>
<p>Balcıgil, O. 2018. Nefesi Tutku Olan Kadın- Afife Jale. Destek Yayınları. İstanbul.</p>
<p>Nutku, Ö. 2015. Darülbedayi’den Şehir Tiyatrosu’na 100. Yıl. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. İstanbul</p>
<p>Pruşkovska, İ. 2013. Türk Çağdaş Tiyatrosunda Toplumsal Cinsiyet Eğilimleri ve Güçlü Kadın Kimlikleri. Dede Korkut Türk Dili ve Edebiyatı<br />
Araştırmaları Dergisi. Cilt 3, Sayı 6. (sf. 66-70). İstanbul.</p>
<p>Şener, S. 1990. Tiyatro Eserlerimizde Kadın İmajı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi. Cilt 33, Sayı 1. (sf. 468-475). Ankara.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/turk-tiyatro-sahnesinde-oncu-bir-portre-afife-jale/">Türk Tiyatro Sahnesinde Öncü Bir Portre: Afife Jale</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/turk-tiyatro-sahnesinde-oncu-bir-portre-afife-jale/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
