<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>istanbul arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/istanbul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/istanbul/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 12:42:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Edirnekapı Kuş Pazarı</title>
		<link>https://contextdergi.com/edirnekapi-kus-pazari/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/edirnekapi-kus-pazari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 12:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akademiden Topluma: Bilim İletişimi Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[deneme yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edirnekapı]]></category>
		<category><![CDATA[Edirnekapı Kuş Pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Güvercin]]></category>
		<category><![CDATA[Güvercincilik]]></category>
		<category><![CDATA[Horoz]]></category>
		<category><![CDATA[Horoz Dövüşü]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kuş Pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuş Pazarı Edirnekapı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşpazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Paçalı Güvercin]]></category>
		<category><![CDATA[Taklacı Güvercin]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=3748</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Mustafa Burak Avcı  İllüstrasyonlar: Şirvan Kopçuk  Saat sabahın yedisi, Edirnekapı metrobüs durağından yürüme ile on beş dakika mesafeye, Kuş Pazarı’na gidiyoruz. Mezarlıktan aşağıya dosdoğru salındık tabii. Sağanak yağmur ensemize vura vura Surdibi’ne kadar geldik. İki masalı küçük bir börekçide ağzımıza iki lokma atalım dedik ki Cemşit Abi ile tanıştık orada. On dört senedir  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/edirnekapi-kus-pazari/">Edirnekapı Kuş Pazarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>-Mustafa Burak Avcı</strong></em></p>
<div id="attachment_3754" style="width: 2570px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-3754" class="size-full wp-image-3754" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-scaled.png" alt="" width="2560" height="2560" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-66x66.png 66w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-150x150.png 150w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-200x200.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-300x300.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-400x400.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-600x600.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-768x768.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-800x800.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-1024x1024.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-1200x1200.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-1536x1536.png 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari-_-adam-2-scaled.png 2560w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><p id="caption-attachment-3754" class="wp-caption-text"><em><strong>İllüstrasyonlar: Şirvan Kopçuk</strong></em></p></div>
<p>Saat sabahın yedisi, Edirnekapı metrobüs durağından yürüme ile on beş dakika mesafeye, Kuş Pazarı’na gidiyoruz. Mezarlıktan aşağıya dosdoğru salındık tabii. Sağanak yağmur ensemize vura vura Surdibi’ne kadar geldik. İki masalı küçük bir börekçide ağzımıza iki lokma atalım dedik ki Cemşit Abi ile tanıştık orada. On dört senedir işletiyormuş bu dükkânı. Çayımızı doldururken sorduk Abimize. Adını duyduk gelelim dedik ama varlığından bile emin değildik kuş pazarının. Anlattı bize. Amma da köklüymüş bu pazar. Zamanında Kale’de perşembe günleri kaçak kuruluyormuş. Polis de rahat vermiyormuş kuşçulara. Oradan Topkapı’ya geçmişler. Perşembe günleri kuralım pazarı demişler. Bu sefer de esnaf yapışmış ensesine kuşçuların. Çok pislik yapıyorlarmış esnafa göre. Yeni kurulan pazar da kaçakmış eskisi gibi. On bir sene zorlamışlar şanslarını şöyle böyle. Şimdi Edirnekapı’da yer tutuyorlarmış.</p>
<p>Nerden baksan burada da bir on beş sene devirmişler. Çayımızı yudumlarken, uyardı Cemşit Abi bizi. Cüzdanınıza dikkat edin, çok dikkat çekmeyin, kimseye babalanmayın diye. İşimiz olmaz ama birazcık tırsmadık değil gitmeden. Neyse koyulduk tekrar yola, koymuştuk bir kere kafamıza. Yollar daraldı, tekinsiz bir hal aldı. Marketler bakkallara, apartmanlar gecekondulara döndü. Sonra aradığımız yeri bulduk. Altay Spor Kulübü, bir de beyaz tenteler. Tam surun dibinde, antrenman sahasının yanında ne esnafın ne de polisin rahatsız edebileceği, pisliğinin dert olmayacağı güzel bir yer bulmuş kuşçular. Yağmurun altında sırılsıklam olmuşuz, elimiz yüzümüz donmuş ya, girelim bir tentenin altına diye kapıya doğru koşturduk. Yirmili yaşlarda iri yarı bir genç kesti önümüzü. Zaten gerile gerile gelmişiz, “Buyur abi” dedik, çözüldük karşısında.</p>
<p>Bilet sordu bize. “Nasıl yani, ne bileti?” dedik şaşkınlıkla. “Tezgâh açacaksanız yüz liralık bilet, tezgâh dolaşacaksanız yirmi lira” dedi. Çıkardık verdik parasını; barkodlu, seri numaralı biletleri tutuşturdu elimize. Söğüşlendik mi bilemedik, devam ettik pazara. Pazar hayal ettiğimizden küçüktü ama nerden baksan yol boyu, otuz kırk tezgâh vardı yan yana. Tezgâhları gezmeden bir abi çağırdı bizi yanına. Herhâlde anladı buranın yabancısı olduğumuzu. Giyimimiz, şeklimiz, tavrımız yabancı geldi gözüne. Yanaşır yanaşmaz sordu Cihat Abi, “Almaya mı geldiniz bakmaya mı?” Bir anlık boşlukla almaya dedik nedense. Bizi hemen yan tezgâha yönlendirdi. Kötü bir başlangıç yapmış olsak da çok yardımcı olacaktı bize. Hayır yani memlekette Türkiye Güvercin Federasyonu varmış, adam da orada üst düzey yetkiliymiş. Çok sonraları öğrendik. Nerden bilelim biz seni Cihat Abi?</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3750 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus11.jpg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus11-200x267.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus11-225x300.jpg 225w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus11-400x533.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus11-600x800.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus11-768x1024.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus11-800x1067.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus11-1152x1536.jpg 1152w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus11-1200x1600.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus11.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></p>
<p>Neyse yan tezgâhta Coşkun Abi ile babası karşıladı bizi. Dediler ki; “Nerde bakıyorsunuz güvercinleri, kümesiniz var mı, teneke mi, yapılı mı?” Valla biz teneke ne yapılı ne bilmiyoruz ki abi, diyemedik tabii ki. “Yeni başlayacağız güvercin işine.” dedik. Gözlerinden ışıklar saça saça anlattı bize. Yeni başlayacaksanız ala oyuncu almayın, paçalıya para harcamayın, güzel yer yapın sokağa koymayın. Pahalı güvercin alırsanız elinizden kaçar. Bak elimde bu var şu var derken iş bir anda bir takım güvercinim iki yüz liraya geldi. Para konuşunca soru soran bizler sustuk tabii. Düşünelim biz biraz abi, yeni geldik dolaşalım dedik. Tam ayrılacağımız esnada bir soru kaçıverdi ağzımdan; “Abi takım dediğin ne oluyor?” diye. Adam bir şaşırdı. “Hani güvercin bakmadın anladık, hani heves ettin alacaksın ona da tamamız, ama takımı bilmiyorsan ne diye alacağım diyorsun” demesin mi! Sitem eşliğinde bir süre devam eden diyalog, monoloğa dönüştü, arkasından da bir suskunluk çöktü. Öylece baktık gözlerinin içine. Elini uzattı tezgâha. Çekti çıkardı iki tane güvercin. “Bak bu dişi, bak bu da erkek. İki tanesi yan yana gelince takım oluyor.” dedi. Sersemliğimizden bir miktar kızarınca da tatlıya bağlamak için çay içer misiniz diye sordu bize. Olur abi içeriz. “O zaman çay alıp gelin” dedi. Valla gittik aldık geldik. “Şimdi pazara bakınmaya devam edin.”</p>
<p>Boynumuzu büküp başladık gezmeye. Ama pazar ne pazar var ya. Türlü türlü güvercinler. Paçalar o biçim. Kızılı, beyazı, grisi; postası, alası, taklacısı neler neler&#8230; Kuş Cenneti falan hikâye. Herkes ekmeğinin peşinde. Var bir tezgâhta otuz kırk güvercin, sanki tezgahçılar kuşlarla tablolar çizmiş, öyle bir çeşitlilik. Herkes müşteri yakalama derdinde. Şakalar, muhabbetler, espriler havada uçuşuyor. Kimse gökten boşalan yağmura aldırış etmiyor. Biz de etmeyelim dedik daldık iyice pazarın iç kısımlarına. Orada, ismi gibi hayat dolu Hayati Abi’nin tezgahına geldik. Adam tezgahına bir güvercin koymuş, kuşların dinozorlardan evrimleşerek günümüze kadar ulaştığını kanıtlar nitelikte. Hem kocaman bir güvercin hem de bir ayak var kuşta, zannedersin pati. Bu paça falan da değil, bayağı bildiğin pullu pullu, gövdesi kadar ayak. On bin liraymış kuşun teki. Şaşırmadık da. Abi dedik, peki bu nedir? “Timsah ayaklı Dinyeper” dedi bize.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3755 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari_-kavga-eden-kuslar-scaled.png" alt="" width="2560" height="1920" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari_-kavga-eden-kuslar-200x150.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari_-kavga-eden-kuslar-300x225.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari_-kavga-eden-kuslar-400x300.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari_-kavga-eden-kuslar-600x450.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari_-kavga-eden-kuslar-768x576.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari_-kavga-eden-kuslar-800x600.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari_-kavga-eden-kuslar-1024x768.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari_-kavga-eden-kuslar-1200x900.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari_-kavga-eden-kuslar-1536x1152.png 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-pazari_-kavga-eden-kuslar-scaled.png 2560w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p>Timsahla hakikaten bir akrabalığı var gibi. Aklım hayalim durdu. Oradan girdik tabii sohbete. Bir şeyler de öğrendik önceki tezgâhta, bilgimiz arttıkça sorular da daha isabetli oluyor haliyle. Nasıl oldu bilmem ama özel hayatına geldi konu Hayati Abinin. Özel hayatı dediğim de hiç evlenmemiş ama güvercinlere aşıkmış. Zamanında bir posta güvercini olmuş Abimizin. Yatağının başında beslermiş kuşu. Kafesi de yokmuş. Tabi küçükten alıştırmış kendine. “Evde gezer dolaşırdı, tuvalet yapacağı yeri bile bilirdi.” diyor kuş için Hayati Abi. Dedim ismi neydi kuşun? İsmi yok dedi. “İnsan âşık olduğu kuşa isim vermez mi Abi?” dedim. “Ya elimden kaçarsa diye duygusal bağ kurmayayım kuşla dedim”.</p>
<p>Haklı mı? Haklı. Gene de bugüne kadar isimsiz gelmesi şaşırttı bizi. Posta güvercini arada cama tıklatıyormuş, kızanlığından sonra. Hayati Abi “Camı açıyordum uçuyor gidiyordu, iki üç hafta sonra geliyordu geri camıma” diyor. Yani posta güvercinlerinin zeki olduğunu biliyorduk ama bu kadarı da abartıymış. Bir gün gene bırakmış bu kuşu aynı şekilde. İki sene gelmemiş. İki sene sonra da evden bakkala giderken gelip omzuna konmuş. İki koca sene yani. Dedik Abi emin misin aynı kuş olduğuna. Dümdüz bembeyaz bir güvercin sonuçta. Hani karışır mı? Sinirlendi bize. “O benim her şeyimdi. Tabii ki tanırım. Kokusundan, gözünden, bakışından.” dedi. Ama bu iki sene çok yıpratmış Hayati Abi’yi. “Rakıya yemin etmiştim. Masalara düşürdü beni bu kuş.” diyor o zamanları anlatırken. Şimdiyse seviyeli bir ilişkileri varmış, hâlâ. Fotoğrafl arını gösterdi bize. Hastalık mı bu iş bilmem ama farklı bir tutku. Akıl sır ermez valla. Adamlarla dünyayı algılama şeklimiz farklı.</p>
<p>Neyse, Hayati Abi’ye müşteri gelince müsaade istedik. Sıranın dışında kalan, tentenin bile altına kabul etmediği bir tezgâh gördük. Daha çok baraka gibi duran, suntadan bir dış hat çekilmiş, üzerine mavi muşamba atılmış tezgâhın sahibi, İlhami Abi. Çok bilgili bir adam. Güvercinin dışkısından hastalığını anlayabilme gibi bir yetisi varmış. Gerçi her tanıştığımız güvercinci böyle söylemişti bize. Fakat İlhami Abi’nin farkı alternatif tıp. Dışkı görünce hastalığı anlıyor, eline kalem kâğıt alıp reçetesini yazıyormuş. Tahsilinden değil alaylı olmasındanmış bilgisi. Çatısında ala güvercin beslermiş abisi, küçüklüğünden beridir. Bugün de İlhami Abi evladına devrediyor bu vasfı. Tezgâha geldik, oğluyla tanıştırdı hemen bizi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3751 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus12-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1920" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus12-200x150.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus12-300x225.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus12-400x300.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus12-600x450.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus12-768x576.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus12-800x600.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus12-1024x768.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus12-1200x900.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus12-1536x1152.jpg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus12-scaled.jpg 2560w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p>Güvercinlerle ilgilenmekten okulunu aksatıyormuş. “Matematiğe çalışacağına güvercin anatomisine çalışıyor.” dedi İlhami Abi, oğlu için. Ondan satıyormuş ala güvercinlerini. Yoksa hiçbirisini ayırmazmış birbirlerinden. Sabah yem akşam sevgi verirmiş onlarla. Geçen tezgâhtan aklıma takıldı sordum İlhami Abi’ye de. İsim verdin mi abi kuşlara?</p>
<p>Yani benim gözüm gibi baktığım herhangi bir hayvanım olsa isim koyardım diye düşünüyorum. Yokmuş isimleri bu gariban kuşların da. Ala 1, Ala 2, Alamsı 3 (kırmaymış), Ala 4 &#8230; Ala Baş 10 diye fi nalde noktayı koydu Abim. Ama onu farklı yapan şey güvercinlerle ilgili fi kirleri. Küçüklüğünden beri posta güvercini besliyorlarmış aslında. İftihar ediyor zekâlarıyla posta güvercinlerinin. Öyle bir zekâ ki İlhami Abi’ye göre güvercinlerin dini inancı, milli görüşleri ve sosyal yaşantıları varmış. İlhami Abi şöyle düşünüyor; İkinci Dünya Savaşı esnasında dünyanın kaderi tayin ediliyormuş. Hani atom bombaları düşüyor, insanlar ölüyor, azot salınımı falan. Posta güvercinleri de bir araya gelmiş. Biz de bu dünyada yaşıyoruz, bir karar vermemiz lazım gidişata demişler. Kimileri faşist olmuş, Nazileri desteklemiş; kimileri pasifi stmiş, ben karışmam demiş; kimileri de toplu hâlde uçarak Marksist bir tutum sergilemiş. Sırtlarına bağlamışlar bombaları, zaten az ömrümüz var demişler dosdoğru uçmuşlar uçak motorlarına. Abi kuş niye intihar etsin ki diye sorunca hemen sinirlendi, “Sen devletin, milletin, fi kirlerin için ölmez misin?” diye İlhami Abi. Valla argüman güçlü. Nerden biliyorsun milli görüşleri olduğunu ki sen, dedim. “Millî görüşü olmazsa neden motora girsin ki?” dedi. O dakikadan sonra sustum, dinledim. Neyse, işin şakasında gibiydi ama çok da inanarak anlattı.</p>
<p>Bu yüzden barışın sembolüymüş güvercin. Savaşı bitirdikleri için. Demokrat güvercin çoktu herhâlde dedim, karşılık olarak. “Aferin anlıyorsun beni.” dedi. “Hisli hayvanlar” bu güvercinler gibi bir yere geldi konu. İlk evcilleşen hayvanlardanmış İlhami Abi’ye göre. Mesajımızı taşımışlar, postacılık yapmışlar, insan medeniyetine katkıda bulunmuşlar. “İsyanlar güvercinle çıktı, savaşlar güvercinle kazanıldı.” dedi bize. Düşününce amma da haklı. Kim bilir posta güvercinlerinin hafızası olmasa, işlerini yapmasalar nasıl bir dünyada yaşardık. “Fransız İhtilali bile bir posta güvercinin paçasındaki mesajla başladı.” diyor bize. Kafamızı açtı, hakkını verdik. Bu sırada bizle konuşurken gelen giden oldu sürekli. Facebook’ta da çok tanınıyormuş İlhami Abi. Ala Güvercin, oyuncu kuş tüccarı, güvercin tarihi uzmanı gibi isimlerle ün yapmış. Ala alacak olan İlhami Abi’ye gider olmuş. En sonunda ticarete girişince kapatmayalım dükkân önünü dedik, yol aldık biz de.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3753 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-scaled.png" alt="" width="2560" height="2560" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-66x66.png 66w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-150x150.png 150w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-200x200.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-300x300.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-400x400.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-600x600.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-768x768.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-800x800.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-1024x1024.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-1200x1200.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-1536x1536.png 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kus-_pazari_postaci-kus-2-scaled.png 2560w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p>Sürekli bir bağırtı duymuştuk İlhami Abi’yle konuşurken; Filo Ahmet, Filo Ahmet diye. Dedik neymiş bu fi lo işi? Filo Ahmet sen misin dedik tezgahının başına gidip. “Filo yok, Fil Ahmet var.” dedi. Dedik abi biz yabancısıyız geziyoruz bakıyoruz. Anlatır mısın bu fi l işini, güvercin işini. Bir gün çok yüksek meblağa internetten cins bir yavru güvercin almış. Kuş bir gelmiş ki eline hastalıktan kırılıyor. Kıyamamış, ilgilenmiş güvercinle. Anlattığına göre güvercin iyileşmiş serpilmiş, sonunda fi le benzemiş. Adını Kral koymuş, nereye giderse yanında dolandırıyormuş. Şimdi nerede, dedim. Satmış yakın zamanda, ama fotoğrafl arını gördük. Gerçekten de normal bir kuş değil. Kocaman, iri yarı bir şey. Tavuğa daha yakın bir görüntüsü var. Sonra sustu, anlatmayı kesti bir anda. Biz de ne sorulur ne denir tam bilemedik. Duygusallaştı mı, konuşmak mı istemedi çözemedik. Yanımdaki arkadaşım Ege aramız açılmasın, ortam soğumasın diye hemen “Kuşlar çok güzel.” dedi. Adama bir enerji geldi bir enerji. Dediklerini bile takip edemedim. Cins cins saydı. Özelliklerini anlattı, fi yatlarını verdi. Hayatı boyunca bu ânı beklemiş sanki. Dinle Allah’ım dinle. Yetişemedim bilgi akışının hızına. Allak bullak oldu kafamız. “Mardin taklacıdır, şöyle paçası vardır.” Çok güzel abi. “Bak bunlar Mısır, kafalar kocaman, gözleri şöyle.” Çok güzel abi. “Bak bu oyuncu, tak ipi uçur oynasın.”Vay be abi. “Bak bu posta, çok hisli hayvandır.” Duyduk abi. “Bak bu Dinyeper, evine koydun mu çocuğun olur.” Ha? Evine koydun mu, çocuğun mu olur? Orada bir duraksadı akış. Dinyeper, İslam kültüründe doğurganlıkla eşleştiriliyormuş. Çocuğu olmayanlar alır evine koyarmış. Bir de bakmışlar ikiz üçüz doğurur bulurlarmış kendilerini. Tutamadım kendimi sordum; denendi mi abi, diye. “Yok kardeşim denenmedi.” dedi bana. Biraz sert bir şekilde geldi cevap ama gerçekten merakımdan sorduğumu, gözümden anladı diye düşünüyorum. Toparladım hemen. Seni kastetmemiştim abi, hani yaşayanı gördün mü yoksa söylenti mi, dedim. “Benim için soramazsın kardeşim, namusuma laf falan, bozuşuruz bak.” dedi. Nasıl bir yerden aldığını soruyu, tam çözemedim ama arkasından cevabın gelmesi rahatlattı beni. “Çok gördüm kardeşim.” dedi. Bir çiftin dokuz yıl denemesine rağmen olmamış çocuğu.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3752 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kusd.jpg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kusd-200x267.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kusd-225x300.jpg 225w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kusd-400x533.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kusd-600x800.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kusd-768x1024.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kusd-800x1067.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kusd-1152x1536.jpg 1152w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kusd-1200x1600.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/kusd.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></p>
<p>Doktor da yönlendirmiş onları; “Başka çare yok, tüp bebeği deneyin siz.” diye. Bahsi geçen çiftin erkek tarafı da yükselmiş; “Hayırdır ne tüpü?” diye. Bunlar alternatif tıpta çözüm ararken abimizin bir dostu Fil Ahmet’in Dinyeper’lerinden bahsetmiş. Tutmuşlar Ahmet Abimin yolunu. Kuşu almışlar, tam üç ay sonra gebe kalmış kadın. “Dinyeper’in gücü” diye bitirdi lafı Ahmet Abi. Bilimsel olarak kendini nasıl temellendiriyor bu olay bilmiyorum ama, Allah’ın işi işte. Zaten niyeti, kısmeti duyunca temellendirmekten vazgeçtim kendimce. Filo Ahmet de evliymiş ama çocuk düşünmüyormuş. Tabii bu işler Facebook’tan dönüyor diye sayfa açmış kendine. “Fil Ahmet Kuş/Güvercin eve teslim” diye. Bir gün turist bir hanımefendiyle karşılaşmış. Turist hanım kuşlarla beraber fotoğraf çekilmek istemiş. Yengemiz de kurulmuş bu mevzuya. Ardından ayırmış yatakları; o günden beri güvercinlerle yatıyormuş Ahmet Abimiz. Çok derin konulara indik diye yolladı bizi.</p>
<p>Son durağımız da pazarın abisi, babası Horoz Halit’in tezgâhı oldu. Halit Abimiz pazarın en büyüklerindenmiş. Kendisi bizi kucağında Hollandalı bir tavuk ve tezgâhın tepesinde bekçilik yapan yaklaşık bir buçuk metre boylarında bir horozla karşıladı. Horozun adı Efe. Pazarda Halit Abi kadar sözü geçen bir figür. Yani tezgâhın tepesinde dikilen, çiftleştiği önünde çiftleşmediği arkasında bir horoz düşünün. Mesleği de dövüşmekmiş. “Çeçenler güreşte nasılsa, Efe de horoz dövüşünde öyledir.” Üstü yara bere, bakışları son derece keskin. Bunun sülalesi de dövüşten geçiniyormuş. Sadece anası babasının dört maç kazanmışlığı var. Efe de bu rekora doğru yürüyormuş. Şu an üç resmi maç kazanmış, sokakta yakaladığını silkeliyormuş. Bana doğrulttuğu pis bakışlarından biraz korkarak, bire birde yerim ben bunu diyince nasıl anladı bilmem kükredi üstüme, ters ters gözlerimin içine tutularak. Halit Abi de “Bir şey olmaz sev sen.” diyor. Abi elimizi vereceğiz kolumuzu kaptıracağız, yapma Allah aşkına. Çok da yanaşamadan tezgâha, sorduk; satıyor musun bunu diye. Fiyat merakı maksâdıyla. “Çocuğum gibi ama doğru parayı verene çocuğumu bile satarım.” dedi. Bu adam nasıl devasa bir kapitale dönüşememiş şaşırdım. Öyle bir yerden pazarladı bize horozu. Dedik, abi maksadımız bakmak. “He bakın.” dedi, aldı kucağına başka bir tavuğu, başladı sevmeye. Halit abi hem alıyormuş hem satıyormuş. Güzel bir çiftlik yapmış kendine. Ama aralarında tadını en sevdiği kazmış. “Kaz görünce dayanamıyorum iki günde bir kesiyorum, yiyorum” dedi. Hani pazardaki herkes aykırı ama Halit abi farklı biraz. Kafası zehir gibi ama sanki yanlış mesleği yapıyor. Gözümüzün önünde tanesi bin liradan on tane tavuğu fiyat kıra kıra üç bin liraya aldı. Bu adam bir de uluslararası ticaret okusa neler yaparmış kim bilir.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3749 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/dovuscu-horoz-mavi-scaled.png" alt="" width="1920" height="2560" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/dovuscu-horoz-mavi-200x267.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/dovuscu-horoz-mavi-225x300.png 225w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/dovuscu-horoz-mavi-400x533.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/dovuscu-horoz-mavi-600x800.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/dovuscu-horoz-mavi-768x1024.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/dovuscu-horoz-mavi-800x1067.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/dovuscu-horoz-mavi-1152x1536.png 1152w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/dovuscu-horoz-mavi-1200x1600.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/dovuscu-horoz-mavi-1536x2048.png 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/dovuscu-horoz-mavi-scaled.png 1920w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></p>
<p>Efe’nin bir fotoğrafını çekebilir miyiz? “Fotoğraf yok videoya alın.” diyerek kattı başka bir horozla Efe’yi birbirine. Ama ne dövüş. Sen alttasın ben üstte. Sen vurdun, ben ittim. Ne zaman ayıracak diye bakıyoruz. Elindeki tavuğu seve seve izliyor Halit Abi. Bunları arada dövüştürmezsen “kubarıyorlar gardaççım” dedi. Vallahi deliriyorlarmış sinirden dövüşmezlerse. Cinsi böyleymiş. “Her horoz dövüştürülmez.” dedi bir de arkasından. “Ben bunun tahsilini yaptım.” Valla sen söylüyorsan doğrudur Abi, itiraz etmeyiz dedik. Muhabbet esnasında Pürmüz Abi ile de tanıştık. Fatih’in eskilerinden, kabadayılarındanmış. Yapmadığı iş, kesmediği racon kalmamış. Öyle de güzel bir Türkçe. Dizi karakteri gibi bir adam. Belki yetmişi var ama çınar gibi dimdik. “Hayırdır neye bakıyor oğlanlar.” diye geldi arkamızdan; “Horozların sinirini alıyordum ona bakıyorlar abi.”</p>
<p>“Hoş gelmişler pazarımıza.” dedi. Mahalleye katma değermiş bu pazar. Seveni de çokmuş, ekmeğini yiyen de. “Sizin gibi gençler geliyor tarihimizi öğreniyor, kültürümüzü görüyor bu pazarda.” Osmanlı geleneğiymiş güvercin bakmak, beslemek. Son derece sınıfsal bir eylemmiş. Rençberlerin bakmasına müsaade etmezlermiş. Saray ya da kamu görevlisi hobisiymiş. Beslediğin güvercinin kondisyonu saygınlık göstergesiymiş. “Bugün ise güvercin işini alt sınıfa bıraktılar. Terk ettiler kültürümüzü” dedi. “Ama biz sahipleneceğiz. Güvercinciliği bırakmayız kimselere.” diyerek bitirdi sözünü. Öyle güzel konuştu, öyle güzel anlattı ki. Ağzımızın suyu aktı karşısında. Önce çaya oradan pazarın meşhur köftecisine götürdü bizi. <em>Buradaki köftenin tadı farklı. Biz ısmarlasak abi. Olmaz öyle şey. Köfte ekmek yüz lira. Kardeşlere bol koy. Nasıl istersen abi. Soğan, acı. Yeriz. Tamam koyuyorum. Ayran veriyor muyum abi? Ver ver. Yağmurda dinmedi. He valla. Buyurun afiyet olsun abi&#8230;</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/edirnekapi-kus-pazari/">Edirnekapı Kuş Pazarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/edirnekapi-kus-pazari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kimin Bu İstanbul?</title>
		<link>https://contextdergi.com/kimin-bu-istanbul/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/kimin-bu-istanbul/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 May 2025 11:21:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Paradigma: Yapay Zekâ Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[context 5.sayı]]></category>
		<category><![CDATA[edebi yazı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Fikret]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplum analizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=3400</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Mustafa Burak Avcı  İllüstrasyon: Gülnihal Akbudak  Eğer dünya tek bir devlet olsaydı, başkenti İstanbul olurdu. demiş Napoleon Bonaparte. Tabii ya, kim bilmez ki bu sözü. Peki şairlerin, yazarların ya da müzisyenlerin gözleri kapalı dinlemesine ne demeli bu şehri? Kaç kitaba konu oldu, kaç şiir yazıldı İstanbul adına? Herhalde saymakla bitmez. Yunanistan’ın Megara kentinden  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/kimin-bu-istanbul/">Kimin Bu İstanbul?</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><em><span style="font-size: 12pt;"><strong>-Mustafa Burak Avcı</strong></span></em></h1>
<div id="attachment_3403" style="width: 721px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-3403" class="wp-image-3403 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-711x1024.jpg" alt="" width="711" height="1024" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-200x288.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-208x300.jpg 208w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-400x576.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-600x864.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-711x1024.jpg 711w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-768x1106.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-800x1152.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-1067x1536.jpg 1067w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-1200x1728.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-1422x2048.jpg 1422w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-scaled.jpg 1778w" sizes="(max-width: 711px) 100vw, 711px" /><p id="caption-attachment-3403" class="wp-caption-text">İllüstrasyon: Gülnihal Akbudak</p></div>
<p>Eğer dünya tek bir devlet olsaydı, başkenti İstanbul olurdu. demiş Napoleon Bonaparte. Tabii ya, kim bilmez ki bu sözü. Peki şairlerin, yazarların ya da müzisyenlerin gözleri kapalı dinlemesine ne demeli bu şehri? Kaç kitaba konu oldu, kaç şiir yazıldı İstanbul adına? Herhalde saymakla bitmez. Yunanistan’ın Megara kentinden çıkan genç Byzos kurmuş bu şehri güya. Körler ülkesinin de karşısındaymış bu topraklar. Byzos dönmüş bakmış bugünkü Fatih taraflarına. Durur mu? Yakmış feryadı. Burası varken kim başka yerleri memleket edinirmiş kendine? İşte bu topraklar, Yahya Kemal’in bir ömre değer biçtiği, dini kitaplarda adı geçen, birden fazla mabede ev sahipliği yapan İstanbul. Kimileri almaya çalışmış bu şehri, kimileri tapmaya bu şehre.</p>
<p>Ben, onlar gibi tapmaya da çalışmıyorum, almaya da İstanbul’u. Deprem tehlikesi, asgari ücret, emek krizleri falan derken, kutu gibi şehirde, kutu gibi evler. Bir de bu şehirde tutunmaya çalışan kutu gibi hayatlar. Fazla mesaiden belki de dolaşılamayan sokaklar. Şehir dışından gelen bir akrabayı beklersin, başka türlü yolun düşmez Ayasofya’ya, Sultan Ahmet Camii’ne ya da türlü türlü müzesine, İstanbul’un. Hepimiz İstanbulluyuz da kimileri görmeden göçtü bu şehrin mabetlerini. Mesela bizim Bakkal Ali Abi. Kendi halinde dürüst bir esnaf. Saf bir abimiz. Çocukken cips ısmarlardı, dondurma aldığımızda bizlere. Yaşlandı artık ama en son gördüğümde yanıyordu hala Sultan Ahmet Camii’nde bir vakit namazın hasretiyle.</p>
<p>Hiç çıkmamış Tuzla’dan zorunda kalmadıkça. Birkaç kez Pendik Devlet Hastanesi, Kartal Eğitim Araştırma, eskiden de İzmit seferleri için Haydarpaşa Garı. Üniversiteye başladığımdan beri bizim mahallede görmedim onu, birkaç sene önce taşınmış buradan. Geçtiğimiz hafta da haberini aldım. Önce kalp krizi, iki tane stent, psikolojisi de kaldıramamış ilaçları, ardından mevta. Ailesini de içini de bilemeyiz Ali abinin. Ama dediklerine göre kalp krizine sevk eden de onu geçinememekmiş, öyle konuşuyorlardı kahvehanede. “İki çocuk evlendirdim ben, mahallenin esnafıyım, bu yaştan sonra yaşlı başlı adam taşınır mı?” diyormuş sevenlerine. Tuzla dediğime de bakmayın burada da kiralar ateş pahası oldu. Avrupa’ya göre zamlar geç geliyor, hatta çokça geç geliyor ama her semtin ayağı da farklı yorganı da.</p>
<p>Ha evet, İstanbul diyorduk ya Yahya Kemal’in İstanbul’u, kutlu şehir, payitaht. Eskiden bu şehre bakıp aşıklarını hatırlarmış maşuklar. Marmara denizini dinler, besteler yaparlarmış. Hatta yeditepe üzerinde zaman bir gergef de işlermiş onların gözünde. Ben olsam İstanbul’un bitmeyen, dinmeyen kaosunu anlatırdım. On altı milyon insanın nasıl sıkıştığını, rezidansların nasıl boğazı ortadan ikiye yardığını yazardım ya da Levent’in bitmek bilmeyen trafiğini. İş çıkış saatinde köprüleri çizerdim tuvale. Korna seslerini, trafikte çıkan kavgaları bestelerdim. Bence o sanatçılar iş çıkış saatinde otobüse binselerdi, küfür ederlerdi İstanbul’a. Beyoğlu’dan yürürken İstanbul çok güzel, hadi bir de oradan dönebiliyorsan dön evine.</p>
<div id="attachment_3401" style="width: 734px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-3401" class="wp-image-3401 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-724x1024.png" alt="" width="724" height="1024" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-200x283.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-212x300.png 212w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-400x566.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-600x849.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-724x1024.png 724w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-768x1087.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-800x1132.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-1085x1536.png 1085w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-1200x1698.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-1447x2048.png 1447w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275.png 1655w" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" /><p id="caption-attachment-3401" class="wp-caption-text"><strong>İllüstrasyon: Gülnihal Akbudak</strong></p></div>
<p>Mahallenin gülü, yan komşum Fatma anlattı geçenlerde. Tekstil atölyesinde çalışıyor Merter’de, senelerdir. 14 saat mesai, yasal sürenin de üzerinde. Burada işler böyle, kimse yakalanmıyor da zaten. Çalıştır, Allah’ım çalıştır. İşten çıkmış dönecek Pendik’e, evine. İstanbul’un bir ucundan bir ucuna. Marmaray’a binmiş. Tabii orada İstanbul eşrafının gizli becerilerinden, kişi durak analizi. Bilmeyenler için anlatayım, bindiğin vagonda herkesin yüzünü süzersin. İyice bir bakarsın. Saç kesiminden, giyinişinden, taktığı çantadan oturuşundan hatta telefonun modelinden. Her şey sınıfsaldır İstanbul’da. Kiralar pahalı olunca herkes her şeyi alamıyor dilediğince. Her neyse. Gözüne kestirirsin birini yaparsın analizi. Dersin ki bu kadın aristokrattan hallice. Suadiye’de inecek. Ya da gözüne sarmaş dolaş yolculuk yapan iki genç çarpar. Hemen aklına Söğütlüçeşme gelir, Kadıköy’de inecek bunlar dersin. Muhafazakârlar genelde marka giyiyorsa Sirkeci’de, sıradan giyinmiş ise Pendik taraflarında oturuyor dersin. Her zaman tutmaz ama zamanla ustalaşırsın bu zanaatta. Fatma kestirmiş gözüne bir hanımefendi. Yetmişli yaşlarda, kırmızı bluz giyen, elinde kitabı, saçları boyalı, tırnakları ojeli bir teyze. Hemen dikilmiş önünde. Demiş ki kendi kendine; “bu kadın Bostancı’da inecek.” Gerçekten de yaklaşmış, Feneryolu’nda inmiş kadın. Belki siz şaşırırsınız ama Marmaray’da mekik çeken biri şaşırmaz böylesi isabetli tespitlere. Şans deyip geçmez, öyle basitçe. Hepimiz arketiplerde ustalaştık artık, öğrenilmiş çaresizlik.</p>
<p>Neyse kadın kalkınca başka vagonlardan koşturup gelen teyzelerin, amcaların gözünün yaşına bakmamış oturmuş boşalan yere. “Çok yoruldum kestireyim artık,” demiş Fatma. Biraz uyumaya kalmasın, düşler dünyasına yeni yeni dalarken, yüzünde bir soğukluk hissetmiş. Arkasından da acı. Şok olmuş, korkuyla sıçramış yerinden. Üzerinde patlamış bir pirinç paketi, yüzünde hissettiği soğukluk ise bir teneke kola. Şokun etkisiyle ne oluyor anlamamış tabii. İki tane adam girmiş birbirine, zaiyat ise alışveriş poşeti. Pirinç paketi akşam yemeğine yetişecekmiş belli ki. Haklarını kaybetmişler Fatma’nın üzerinde. Kavga bitince atmışlar bu adamları Marmaray’dan. Mevzu basit, yer kavgası. Kim oturacak? Ben mi, sen mi? Bacağını çok açtın, kapa. İlk ben dikildim, son sen. Hep aynı mevzular, hep aynı kavgalar.</p>
<p>Yaşar Kemal’in İstanbul’u da bir, Bakkal Ali Abiyle tekstil çalışanı Fatma’nın İstanbul’u da bir. Birileri boğaza methiyeler düzerken, birileri hiç göremeden göçüp gidecek bu mavilikleri. Ama çöktü bir kere bu şehrin tepsine Tevfik Fikret’in “Sis’i”. <em>Uyumaya da devam edecek İstanbul’un canlı yığını, zehirli suyunu yapısına katmış gibi.</em></p>
<div id="attachment_3402" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-3402" class="wp-image-3402 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-1024x724.png" alt="" width="1024" height="724" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-200x141.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-300x212.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-400x283.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-600x424.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-768x543.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-800x566.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-1024x724.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-1200x848.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-1536x1086.png 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-3402" class="wp-caption-text"><strong>İllüstrasyon: Gülnihal Akbudak</strong></p></div>
<p><a href="https://contextdergi.com/kimin-bu-istanbul/">Kimin Bu İstanbul?</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/kimin-bu-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadıköy’ün Gizli Hazinesi: Süreyya Operası</title>
		<link>https://contextdergi.com/kadikoyun-gizli-hazinesi-sureyya-operasi/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/kadikoyun-gizli-hazinesi-sureyya-operasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Aug 2024 09:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğin Sanatı: Oyun Tasarımı Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[opera]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Operası]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=3105</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Seda Akbulut Bazı yerler vardır, bakmadan önünden geçip gidersiniz. Süreyya Operası da öyle yerlerdendir. İstanbul Kadıköy’de General Asım Gündüz Caddesi üzerinde yer alır. Kadıköy meydanından on dakikalık yürüyüşle ulaşılması kolaydır. Nostaljik bir yolculuk deneyimi için ise Moda Tramvayı’nın Bahariye Durağı tercih edilir. Etrafa sorduğunuzda alacağınız en kolay yol tarifi “Meydandan yukarı doğru yürüyün, boğa heykelini  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/kadikoyun-gizli-hazinesi-sureyya-operasi/">Kadıköy’ün Gizli Hazinesi: Süreyya Operası</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Seda Akbulut</em></strong></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">Bazı yerler vardır, bakmadan önünden geçip gidersiniz. Süreyya Operası da öyle yerlerdendir. İstanbul Kadıköy’de General Asım Gündüz Caddesi üzerinde yer alır. Kadıköy meydanından on dakikalık yürüyüşle ulaşılması kolaydır. Nostaljik bir yolculuk deneyimi için ise Moda Tramvayı’nın Bahariye Durağı tercih edilir. Etrafa sorduğunuzda alacağınız en kolay yol tarifi “Meydandan yukarı doğru yürüyün, boğa heykelini görünce sağa dönün biraz ilerleyince solda kalan ihtişamlı bina” şeklinde olacaktır. Ben de aynı bu şekilde katıldığım bir opera deneyimimi sizlere aktarmak istedim.</span></p></blockquote>
<p><img decoding="async" class="wp-image-3108 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-scaled.jpg" alt="" width="283" height="378" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-200x267.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-225x300.jpg 225w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-400x533.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-600x800.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-768x1024.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-800x1067.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-1152x1536.jpg 1152w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-1200x1600.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-1536x2048.jpg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00003-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 283px) 100vw, 283px" />Öyleyse Süreyya Operası’nın doğuş hikâyesinden bahsedelim. Süreyya İlmen’in Kadıköy’e eşi benzeri olmayan bir tiyatro ve sinema binası yapma hayâli 1900 yılında Viyana’da seyrettiği bir opera ile doğuyor. Kaleme aldığı anılarında o günü şöyle anlatır;</p>
<p><strong>“O akşam Viyana Operası’nın sahnesi açıldığı zaman bulutlar arasından görülen güzel bir mehtap ile karşılaşmıştık. Bulutlar üzerinde birçok melek uçuşuyordu, bazıları da süzülerek yere iniyorlar ve tekrar uçuşarak bulutlara çıkıyorlardı. Bu manzarayı en önce İstanbul’da, benim tiyatromda halka göstermek arzusuna o zamanlardan beri kavuşmak istiyordum.”</strong></p>
<p>Bu arzuyla 1923 yılında Süreyya Operası’nın temelleri atılır. Süreyya Operası binası Avrupa kentlerindeki tiyatro ve opera binalarını aratmayacak güzellikte bir yapı. Görünüm itibari ile Bahariye Caddesi’nin hengâmesinde en sade, ben buradayım diye bağırmayan lâkin davetkâr mekânı desek yeridir.</p>
<p>Kapıdan girer girmez bizleri fuaye salonu karşılıyor. Salona adım attığınız anda kendinizi zaman tünelinde yolculuk yapmaya başlamış hissedebilirsiniz. Bu kısım Paris’teki Champs Elysee Tiyatrosu’ndan esinlenerek yapılmış. Fuayelerden iki taraflı merdivenlerle çıkılan binanın ikinci katında hâli hazırda açık olmayan bir kafe mevcut. Salonun sağ ve sol kısımlarında oyunu beklerken dinlenmek üzere oturma grupları ve fuayenin var olan geniş alanını daha da geniş gösteren büyük aynalar mevcut. Oyuna girerken montumuzu, ceketimizi vermek üzere ücretsiz hizmet sunan bir vestiyer de var. Süreyya Operası için oldukça önemli isimlerden birisi olan Suzan Lütfullah’ın da büstünü görmek mümkün. Suzan Lütfullah Süreyya Opereti Topluluğu’nun primadonnası olarak anılırdı. Süreyya Opereti Topluluğu Süreyya Operasında oynamak üzere oyuncu yetiştiren bir topluluktu.</p>
<p>Sahne kapıları genellikle oyuna on beş dakika kala açılıyor ve davetliler içeriye alınıyor. Sahneden içeri girdiğinizde fuaye salonunun sadece fragman olduğunu, asıl ihtişamın burada olduğunu anlıyoruz. Duvarlardaki figürlü rölyefleri, tavanlarındaki freskler ve yaldızlı kartonpiyerleri ile misafirlerine tam bir estetik tatmin yaşatıyor. Seyirci kapasitesi 570 kişilik olan bu salondaki oyunları balkondan izleme şansınız da mevcut. 1. ve 2. kat balkonlarının da biletleri ana salondan alacağınız biletler ile aynı fiyatta olacak. Sahnenin bu kısmında Alman mimari yapısı tercih edilmiş. Duvarlarındaki resimler Naci Kalmukoğlu’na, yapının cephesinde ve sahne portal çevresinde yer alan kabartma heykeller heykeltıraş İhsan Özsoy’a ait. Koltuklar, halılar ve avizeler 2003’te gerçekleşen restorasyon çalışmalarında özel olarak burası için yaptırılıp, üretilmiş. Bina eski olunca havalandırma konusu da bir soru işareti oluyor tabii ama hiç merak etmeyin yapılan restorasyon çalışmalarında bu konunun da üzerinden durulmuş ve eski haline zarar verilmeden havalandırma sistemi kurulmuş.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-3110 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-scaled.jpg" alt="" width="318" height="238" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-200x150.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-300x225.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-400x300.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-600x450.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-768x576.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-800x600.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-1024x768.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-1200x900.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-1536x1152.jpg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/07/image00004-scaled.jpg 2560w" sizes="(max-width: 318px) 100vw, 318px" />Bilet fiyatlarından bahsedecek olursak fiyatlar 35 ila 60 lira arasında değişiklik gösterebiliyor. Öğrenci, öğretmen, 65 yaş üstü için indirimli bilet imkânlarından yararlanılabiliyor.</p>
<p>Süreyya Operası her sene ekim ayı başında yayımlanan yıllık temsil programına göre kapılarını sanatseverlere açıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze miras kalan bu güzel binanın sanat kokan havasını solumak isteyenler için, www. sureyyaoperasi.kadikoy.bel.tr adresinden etkinlik takvimine ve detaylı bilgiye ulaşmak mümkün.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/kadikoyun-gizli-hazinesi-sureyya-operasi/">Kadıköy’ün Gizli Hazinesi: Süreyya Operası</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/kadikoyun-gizli-hazinesi-sureyya-operasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;da Modern Sanat: İKSV 17. İstanbul Bienali</title>
		<link>https://contextdergi.com/istanbulda-modern-sanat-iksv-17-istanbul-bienali/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/istanbulda-modern-sanat-iksv-17-istanbul-bienali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2023 09:15:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Medyanın Şairi: Halit Kıvanç Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul Bienali]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[SAHA Studio]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2137</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bienali, İKSV’nin iki senede bir düzenlediği bir modern sanat etkinliği. Onlarca sanatçısı, sanatseveri ve binlerce insanı konuk eden bienal çeşitli mekanlarıyla kocaman bir dünya. Bu sene 17’ncisi düzenlenen ve yine şehrin dört bir yanına ayrılmış sergileri, müzeleri, hamamları ve daha birçok eseriyle binlerce sanatseverin odağındaydı.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/istanbulda-modern-sanat-iksv-17-istanbul-bienali/">İstanbul&#8217;da Modern Sanat: İKSV 17. İstanbul Bienali</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Fikriye Yılmaz</em></strong></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">İstanbul Bienali, İKSV’nin iki senede bir düzenlediği bir modern sanat etkinliği. Onlarca sanatçısı, sanatseveri ve binlerce insanı konuk eden bienal çeşitli mekanlarıyla kocaman bir dünya. Bu sene 17’ncisi düzenlenen ve yine şehrin dört bir yanına ayrılmış sergileri, müzeleri, hamamları ve daha birçok eseriyle binlerce sanatseverin odağındaydı. Aslında bu bienal bir salgının ortasında sürece odaklanmak, anda kalmak, farkındalıklar yaratmak, eksikleri tamamlamak ve hali hazırda var olanları güçlendirmek için tasarlandı.</span></p></blockquote>
<p>Pandemide aramıza giren mesafelerin yavaş yavaş kapanmaya başlamasının ardından bienal, sanata olan açlığımızı dindirmek açısından da büyük bir rol oynadı. Bienal direktörü Bige Örer bu seneki bienali tek bir başlık altında, büyük ölçekli bir sergi olarak kurgulamak yerine bir tarım kavramını ödünç aldıklarını ve kompost yöntemini örnek bellediklerini söylüyor. Kompost ise, bitkisel ve hayvansal atıkların dönüştüğü gübre anlamına geliyor. Pandemi sayesinde birçok şeyi farklı yapabileceğimizi görmemizle beraber yenileme, besleme ve dönüşme kavramları da benimsendi. Bu kapsamda bienal mekanlarını gezerken eserlerin tanıtımında ‘Başlık Yok’ yazısıyla karşılaşabilirsiniz. Çünkü 17. İstanbul Bienal’i dönüşüme odaklanarak eserleri bir zamana bağlamayı reddediyor.</p>
<p>Küratörler de bu büyük sağlık krizinin ardından yapılan bu bienal için “Bırakın bu bienal de kompost olsun. Vaktinden önce başlayabilsin, bittikten çok sonra da devam edebilsin” diyor. Bu sene bienal, Beyoğlu’nun, her kafanızı kaldırdığınızda merak uyandıran yapılarıyla karşılaştığınız tarihi sokaklarından, Kadıköy’ün cıvıl cıvıl köşelerine ve daha birçok güzelliğe ev sahipliği yapan mahallelerine dağıtıldı. Biz ise çağdaş sanatın kalbinin attığı özenle seçilmiş birkaç yeri sizin için gezdik.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-2395 size-large aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-1024x683.jpg" alt="" width="1024" height="683" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-200x133.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-300x200.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-400x267.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-600x400.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-768x512.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-800x533.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-1024x683.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-1200x800.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-1536x1024.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<div class="page" title="Page 55">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>“Bırakın bu bienal de kompost olsun”</h4>
<div class="page" title="Page 55">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Metro İstanbul Yaklaşım Tüneli</h4>
<p>Rotamız Gezi Parkı’ndan başlıyor, ilk durağımız ise Yaklaşım Tüneli. Atatürk Kitaplığı’nın hemen alt caddesinde kalan Yaklaşım Tüneli, Yenikapı-Hacıosman metro hattının yapımında şantiyeye malzeme taşımak gibi işler için kullanılmış. Aslında bir tahliye tüneli. Açılışı ise pandemi döneminde Melis Bektaş’ın küratörlüğünde gerçekleşti ve onlarca sergiye ev sahipliği yaptı.</p>
<p>En başında ‘İstanbul’da şifa bulmak’ temasıyla sanatseverlerle buluştu. Bugün ise bienal kapsamında duvarlarındaki sıra dışı resimleri, etkileyici ışıklandırması, tünelin dört bir yanından gelen sesleriyle tam bir korku tüneli etkisi yaratıyor. Henüz tünelin başında olan bizler için yolculuk, tünelin sonundaki ziyaretçilerin çığlıklarıyla daha da ilgi çekici bir hal almaya başlıyor. Yaklaşım Tüneli bu ürkütücü atmosferiyle ziyaretçilerin ilgi odağı.</p>
<h4>SAHA Studio</h4>
<p>Gezi Parkı’ndan Taksim Meydanı’na doğru çıkarken o her zaman cıvıl cıvıl olan ortam karşılıyor bizi. Bitmek bilmeyen koşturmacanın içinde sanki farklı bir dinginlik katıyor. İstiklal Caddesi’nin hemen girişinde, meşhur büfelerin bulunduğu Sıraselviler Caddesi’nden ilerliyoruz. SAHA Studio hemen solunuzda, Belçika Konsolosluğu’nun yanında, bir binanın eksi ikinci katında bulunuyor. SAHA Derneği, dünyanın dört bir yanından sanatçıları, yazarları ve küratörleri bir üretim ve etkileşim programı olarak tasarladığı stüdyosunda ağırlıyor. Tüm bu atölyelerin yanında, davetli sanatçılara bütçe sağlayarak araştırma, üretme ve sergileme şansı da sunuyor. Bu sene 17. İstanbul Bienali’nin resmi mekanlarından olan SAHA Studio, sanatçıların üretimlerine birebir şahit olabileceğimiz bir mekân olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>World Weather Network iş birliğinde, küresel iklim krizine karşı 28 ülkeden katılan sanatçılarla yeni çalışmalar ortaya çıkartılırken, aynı zamanda Müze Gazhane’deki Atıf Akın’ın sergileri ve Silent University Orientation Program projelerinde de paralel bir buluşma alanı sağlanıyor. Bu bahsettiğimiz sergilerin birçoğu sadece 17. İstanbul Bienali kapsamında ziyarete açıldı. Güzel haber şu ki, stüdyonun kütüphanesini, üretim ve sergi alanlarını zamansız bir şekilde ziyaret edebilir ve kullanabilirsiniz.</p>
</div>
<div class="column">
<h4>Pera Müzesi</h4>
<p>Pera Müzesi’nin bulunduğu tarihi Meşrutiyet Caddesi’ne ulaşmak için, İstiklal’in ara sokaklarından yürüyoruz. Pera Müzesi de bu caddede bulunan tarihi yapıların arasında yer alıyor. İstanbul Bienali’ne 2015’ten bu yana ev sahipliği yapan Pera Müzesi, bu yıl da yine binanın üç katını süreli sergilerine ayırmış.</p>
<p>Bienal kapsamında bu sene geçmişten günümüze kadın hareketi, Nepal Fotoğraf Kütüphanesi’nin geniş kadın arşivi, uluslararası meseleler, İstanbul Sözleşmesi ve ayrımcılık gibi konuların yanında ünlü isimlerle gerçekleştirilmiş olan röportajlar ile ziyaretçilere görsel ve işitsel açıdan zengin bir deneyim alanı sunuluyor. Bir diğer sergide ise dünyanın dört bir yanından işgal altındaki esirlerin ve askerlerin savaş sırasındaki notları, mektupları, günlükleri ve yazışmaları olarak karşımıza çıkıyor. Serginin duvarlarında savaş sırasında dünyanın detaylı haritalandırmasını görebiliyoruz.</p>
<p>Şimdiye kadar saydığım süreli sergiler dışında Pera Müzesi’nde mutlaka ziyaret etmeniz gereken zamansız sergiler de bulunuyor. Bunların başında 17. ve 19. yy’dan elçi portreleri, Osman Hamdi Bey’in en önemli eseri Kaplumbağa Terbiyecisi’nin de sergilendiği bir Osman Hamdi Bey alanı geliyor. Burada sanal gerçeklik gözlükleriyle unutulmaz bir sergi deneyimi yaşayabilirsiniz. Aynı zamanda ağırlık ve ölçü sanatının geçmişten bugünümüze değişimini görebilir ve Kütahya seramiklerinde bir kahve molası verebilirsiniz.</p>
<div class="page" title="Page 56">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Büyükdere35</h4>
<p><img decoding="async" class="wp-image-2396 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-300x200.jpeg" alt="" width="314" height="209" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-200x133.jpeg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-300x200.jpeg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-400x267.jpeg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-600x400.jpeg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-768x512.jpeg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-800x533.jpeg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35.jpeg 900w" sizes="(max-width: 314px) 100vw, 314px" />Galatasaray Lisesi’ni geçip Boğazkesen yokuşundan aşağı inmeye başlıyoruz. Biz Bienal gezimiz sırasında biraz dinlenip, nefes almadan ve yolumuzun üzerindeki meşhur Ara Güler sokağını ziyaret edip, Ara Kafe’de bir kahve içmeden yolumuza devam etmek istemiyoruz. Beyoğlu’nun en işlek ve en kedili mahallelerinden birinde bulunuyor Büyükdere35. Bu mekân, 2017’de bambaşka görüşlerden sanatçıların atölyelerine ve sergilerine ev sahipliği yapmak amacıyla bir galeri olarak kuruluyor. İlk defa bir bienal mekânı olarak sanatseverlerle buluşan Büyükdere35, bu sene çok önemli bir amaca hizmet ediyor.</p>
<p>İstanbul Havalimanı alanı ve olası Kanal İstanbul projesi, etrafındaki sulak alanları kurutmuştu. Bu da bu alanların büyük bir çoğunluğunun mandaların erişimine kapatılması ve yok olmaya bırakılması demek oluyordu. ‘Çamuralem’ etkinliği, Manda Festivali ve İKSV’nin kolektif çalışmasıyla bu büyük soruna dikkat çekilmek istendi. Ayrıca satışa sunulan yoğurdu, sütü, balı, kaymağı ve tatlılarıyla geniş bir yelpazesi var. Çay da var. Daha ne olsun.</p>
<h4>Performistanbul Canlı Sanat Araştırma Alanı (PCSAA)</h4>
<p>Büyükdere35’ten çıkıp, Beyoğlu’nun ara sokaklarında dolaşırken yakınından geçerken ziyaret etmemek olmaz deyip Kırım Kilisesi’ne de uğradık. Bu rotada gezerken sizin de mutlaka girmenizi tavsiye ederiz. Sonrasında dik bir yokuşun sonunda karşımıza çıktı Performistanbul. Performans sanatının görünürlüğünü arttırmak adına 2016’da kurulan mekân, sanatçıları bir araya toplayarak onları desteklemeyi amaçladı. Aynı zamanda araştırmacılar için hem Türkiye hem de uluslararası sanat alanında tüm performans sanatı arşivi ve canlı sanat kütüphanesine ücretsiz bir şekilde ulaşım olanağı sağladı. Bu sene ilk defa bienal mekânı olarak ziyarete açılan Performistanbul’da özellikle kadın ve LGBTİ hakları, İstanbul Sözleşmesiyle ilgili görsel ve işitsel deneyim alanları kuruldu. Mekânın tamamına dağıtılmış belgelere, kitaplara, süreli yayınlara ve bunun yanı sıra dans sanatının seslerle harmanlandığı bir alana da şahitlik edebileceksiniz.</p>
<div class="page" title="Page 56">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2397 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-200x133.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-300x200.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-400x267.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-600x400.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-768x512.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-800x533.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-1024x683.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-1200x800.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-1536x1024.jpg 1536w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Müze Gazhane</h4>
<p>Galata’nın dolambaçlı sokaklarından çıkıp, Karaköy’den Kadıköy’e bir vapur sefası yapıyoruz. Kadıköy’de Hasanpaşa Mahallesi’nde bulunan Müze Gazhane’ye ulaşıyoruz. Eskiden enerji verecek hava gazının üretimi için kullanılan gazhane, yıllar sonra talebin bitmesiyle kapandı. Sonrasında mahallelinin çabaları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin restorasyon çalışmalarıyla şehre bir ortak alan olarak kazandırıldı. Şimdilerde sergi, müze, kütüphane, konser ve sinema alanı gibi birçok amaca hizmet eden bir mekân olarak kullanılıyor. Bu sene Müze Gazhane’de bienal kapsamında birçok performans sanatçısı, yazar, şair, görsel sanatçı ve sosyal girişimcinin sergileri bizi karşılıyor. En dikkat çeken projelerden biri olan ‘Bayrak Projesi’, Endonezya’daki depremden sonra ortaya çıktı. Senelerdir onlarca ülkede, farklı iş birlikleriyle toplumların sorunlarına dikkat çekmek için performans sanatçılarının koreografileriyle sergileniyor.</p>
<p>Bu sene de Türkiye ayağını, bienal kapsamında Performistanbul ile beraber gerçekleştirdi. Müze Gazhane’deki bir diğer sergi olan Pustaka Bergerak (Endonezya Gezici Kütüphane Ağı) çalışması da, okuryazarlığı yaygınlaştırmak amacını benimsiyor. Endonezya’daki uzak kıyılara ulaşımın ve toplumsal dayanışmanın arttırılması için el arabası, at, tekne ve motosiklet gibi ulaşım araçlarıyla etkileşimin teşvik edilmesi sağlanıyor.</p>
<div class="page" title="Page 57">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>arthereistanbul</strong></p>
<p>Müze Gazhane’den çıkıp kısa bir yürüme mesafesiyle Kadıköy’ün dar sokaklarından birinde ulaşıyoruz mekanımıza. arthereistanbul, savaş yüzünden Suriye’den ayrılan sanatçıların 2014’de kurduğu bir oluşum. Bulundukları<br />
yeri terketmek zorunda kalan sanatçıların eserlerini sergileyebilecekleri ve çalışabilecekleri bir alan olma özelliğini taşımakta. Yeldeğirmeni Mahallesi’nde binanın üç katına yayılan mekânda film gösterimlerinin yapıldığı bir salon, ses kayıt stüdyosu, sergi ve atölye alanları bulunuyor.<br />
Aynı zamanda bu küçük mekân her köşesinden fırlayan kedileriyle meşhur. Bu sene bir bienal projesi olarak karşımıza çıkan ‘Ayakizi’, savaşlardan bir hikâye anlatma çabası ve bir öğrenme süreci.</p>
</div>
<div class="column">
<p>Ayrıca kadın hareketi ve insan hakları konularının da anlatıldığı bir ‘Ayakizi Kitaplığı’ bulunuyor. Ziyaretçiler bu kitaplıktan detaylı incelemeler yaparak bilgi edinebiliyor.</p>
<p>Tüm bunların yanı sıra bienal kapsamında dijital olarak incelenebilecek birçok internet sitesi de sunuldu. Ziyaret etmenizi şiddetle öneririz:</p>
<p>www.mantipostasi.com/tr</p>
<p>hrantdink.org/tr</p>
<p>acikradyo.com.tr</p>
<p>cascadingspiral.com</p>
<p>kuslar.iksv.org</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-2398 size-large aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-1024x685.jpg" alt="" width="1024" height="685" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-200x134.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-300x201.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-400x268.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-600x402.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-768x514.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-800x536.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-1024x685.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-1200x803.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-1536x1028.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://contextdergi.com/istanbulda-modern-sanat-iksv-17-istanbul-bienali/">İstanbul&#8217;da Modern Sanat: İKSV 17. İstanbul Bienali</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/istanbulda-modern-sanat-iksv-17-istanbul-bienali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
