<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dijital platformlar arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/dijital-platformlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/dijital-platformlar/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Jun 2026 08:35:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Edinburgh’tan Ayvalığa, Uluslararası Film Festivali &#038; Genç Sinema</title>
		<link>https://contextdergi.com/edinburghtan-ayvaliga-uluslararasi-film-festivali-genc-sinema/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/edinburghtan-ayvaliga-uluslararasi-film-festivali-genc-sinema/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 13:06:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Jean Baudrillard Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[algoritmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvalık Uluslararası Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Azize Tan]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız film]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[festival deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[festival kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[film dağıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[film festivalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Sinema Programı]]></category>
		<category><![CDATA[genç sinemacılar]]></category>
		<category><![CDATA[Netflix]]></category>
		<category><![CDATA[Seyir Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sinema kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[sinema salonları]]></category>
		<category><![CDATA[sinema sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zekâ ve sinema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin direktörü Azize Tan; festivalin hikâyesini, Genç Sinema Programı’nı, bağımsız sinemanın bugününü, algoritmaların yapımlara etkisini ve dijital dünyanın sinemada yarattığı dönüşümü anlattı. Edinburgh örneğinden ilhamla ortaya çıkan, Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin; kentte yarattığı değişimi Azize Tan’dan dinleyin. Betül Özdemir: Azize Hanım, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Hoş geldiniz. Azize Tan: Hoş  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/edinburghtan-ayvaliga-uluslararasi-film-festivali-genc-sinema/">Edinburgh’tan Ayvalığa, Uluslararası Film Festivali &#038; Genç Sinema</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin direktörü Azize Tan; festivalin hikâyesini, Genç Sinema Programı’nı, bağımsız sinemanın bugününü, algoritmaların yapımlara etkisini ve dijital dünyanın sinemada yarattığı dönüşümü anlattı. Edinburgh örneğinden ilhamla ortaya çıkan, Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin; kentte yarattığı değişimi Azize Tan’dan dinleyin.</span></p></blockquote>
<p><strong>Betül Özdemir:</strong> Azize Hanım, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Hoş geldiniz.</p>
<p><strong>Azize Tan:</strong> Hoş bulduk. Teşekkür ederim davet ettiğiniz için.</p>
<p><strong>B.Ö: İlk soruma Ayvalık Uluslararası Film Festivali hakkında konuşarak giriş yapmak isterim. İstanbul gibi bir metropolde büyük bir festivali yönettikten sonra Ayvalık’ta daha butik ve yarışmasız bir model seçtiniz. Festivalin yarışmasız olması oldukça dikkat çekici. Bu anlamda festivalin yapısını nasıl açıklarsınız?</strong></p>
<p><strong>A.T:</strong> Ben çok uzun yıllar İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nda (İKSV) çalıştım, oradan emekli oldum. Türkiye’nin hakikaten en büyük uluslararası festivalinin başındaydım. 20 küsür senede hemen hemen her pozisyonda çalıştım. Dokuz yıl direktörlüğünü üstlendim. Büyük şehirde festival yapmakla daha küçük ölçekli bir şehirde festival yapmanın arasında önemli farklar var. Bir de benim ayrıldığım dönemde Türkiye’deki festivallerde birtakım sorunlar oluyordu. Aslında benim için <a href="https://www.ayvalikff.org/">Ayvalık</a> biraz ikinci bir şans gibiydi. 20 küsur yıllık tecrübemi damıtıp, neleri doğru yaptım, neleri yanlış yaptım, sil baştan yapsaydım nasıl yapardım gibi sorgulamalarım oldu. Ayvalık bu fikirleri hayata geçirme fırsatına sahip olduğum bir festival…</p>
<p>Ben hayatımın bir döneminde Edinburgh’ta yaşadım. Edinburgh festivaller kenti olarak tanınır ve küçük çaplı bir şehirdir. 500 bin kişi yaşar. Ama özellikle yaz aylarında devam eden çok disiplinli bir festivali vardır. Kentin bütün havası festivalle birlikte değişir. Yüksek katılımcı akışı olur. Buradaki festival ve festivalin şehri dönüştürme şekli beni çok etkilemişti. İstanbul ise giderek daha da büyüyen devasa bir metropol ve İstanbul’da ne yaparsanız yapın kayboluyorsunuz. İstanbul sizi yutuyor. Mesela 90’lardaki İstanbul Film Festivali ile şimdiki İstanbul Film Festivalini mukayese etmek ya da aynı tadı bulamıyoruz demek biraz haksızlık olur. Çünkü şehirdeki değişimleri de göz önünde bulundurmak lazım. Artık İstanbul’un birden fazla merkezi var. Eskiden kültür sanat dediğimiz zaman bir tek İstiklal Caddesi, Beyoğlu akla gelirdi. Şimdi Kadıköy var, Ataşehir var. O nedenle yeni bir festival yapma fikri doğunca Edinburgh gibi daha küçük ölçekli bir yerde yapsak o festivalin şehri değiştirme deneyimini biz de yaşasak nasıl olur diye merak ettim. Gerçekten kendi karakteri olan bir festival olsun istedim. Ayvalık’ta düzenlediğimiz festival deneyiminin oraya özgü olmasının kıymetli bir şey olduğunu düşündüm. Bir de özellikle pandemiden sonra insanların bir araya gelme, sosyalleşme, aidiyet, bir etkinlik etrafında buluşma istekleri de festivalin şekillenmesinde biraz etkili oldu.</p>
<p>Yarışmanın olmaması ise başından itibaren verilmiş bir karardı. Çünkü belediyelerin düzenlediği festivallerde inanılmaz büyük para ödülleri konuluyor. Film yapmak çok zor bir şey ve bu ödüllerin sinemacılar için ne kadar önemli olduğunu biliyorum ama bir taraftan da bunu çok problemli buluyorum. Yüksek para ödüllerinin festivallerin üzerine getirdiği hem maddi hem de psikolojik yükü görüyorum. Bunlar festivallerin içinde bir gerilim oluşturuyor. Sadece yarışma filmleri konuşuluyor. Geri kalan festival programında gösterilen filmler neredeyse kayboluyor. İnanılmaz derecede kulisler oluyor. Festival bitiyor arkasından yarışma sonuçları günlerce aylarca konuşuluyor. Yani neredeyse insanlar birbirlerinin yüzüne bakmıyor. Ben böyle bir gerginlik ortamının bu festivalin içerisinde olmasını istemedim. İnsanların mutlu oldukları, geldiklerinde <a href="https://contextdergi.com/manaki-kardeslerden-cumhuriyet-filmine-sinema-tarihine-bakis/">sinema</a> konuştukları, her filmin eşit değer gördüğü bir yapı oluştursak nasıl olur diye düşündüm. O şekilde karar verdik yarışmasız bir festival yapmaya. Bunun bir ihtiyaç olduğunu da Ayvalık’ın gördüğü ilgiyle ortaya çıkmış oldu.</p>
<p><strong>B.Ö: Teşekkürler. Film yapımlarının ciddi maliyetleri sürekli haber oluyor. Çok büyük paralar harcanıyor. Aksine bağımsız sinemanın finansman bulmakta zorlandığı bu dönemde, yerel festivallerin sadece birer gösterim alanı değil, aynı zamanda birer dayanışma ağı haline geldiğini söyleyebilir miyiz?</strong></p>
<p><strong>A.T:</strong> Öyle kesinlikle. Biz Ayvalık’ı ilk önce Başka Sinema’yla başlatmıştık. 2018 yılında onlarla üç festival yaptık. Sonra biz ayrıldık ve festivalin çalışanları olarak Seyir Derneği’ni kurduk. Son 4 yıldır tamamen bağımsız olarak çalışıyoruz. Toplamda 7 festival yaptık. Üç tanesi Başka Sinema’yla olan Ayvalık Film Festivali’ydi; daha sonra Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne döndü. Başka Sinema’da aslında alternatif bağımsız filmlerin dağıtılacağı bir platform olarak doğmuştu. Bu festival de biraz o tip filmlerin gösterileceği bir merkez olarak Ayvalık’ı seçerek başladı.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Son yıllarda film üretmek kadar film dağıtmak ve seyircilere ulaştırmak da sorun haline geldi. Sinema salonlarını filmleri belirli bir süre o salonlarda tutmaya ikna etmek de ayrı bir dert. O yüzden aslında bütün bu festivaller, bütün bu kültürel etkinlikler, işte bazı alternatif salonlar, belediye salonları vesaire, böyle filmlere ulaşmak için çabalayan insanları bir araya getirmek için çok iyi bir platform oluşturuyor.”</span></p></blockquote>
<p>Çünkü bu tip filmler emek istiyor. Evet belki 5 milyon insan izlemeyecek. Ama bu demek değildir ki bu filmlerin izleyicisi yok. Film izleme alışkanlıkları çok değişti. Sinema izleme biçimimiz sil baştan yeniden şekilleniyor. Geçenlerde Netflix, Warner Bros’u satın aldı. Yani <a href="https://contextdergi.com/studyodan-medya-imparatorluguna-disney/">Disney</a>’lerin, Netflix’lerin bütün görsel olarak üretilen şeylerin neredeyse %80-90’ını domine ettiği bir dünyadan bahsettiğimiz zaman tabii ki bu tip platformların var olması çok önemli. Bu tip filmler için bir seyirci var. Ben ömrümü bunları yaparak geçirdim. İstanbul gibi bir olanağın ve daha fazla dağıtım ağının olduğu yerde bile izleyiciler bu kadar büyüklüğün içerisinde istediği filme ulaşamıyor. Film vizyondan kalkıyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-4356 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-festivali-context-1024x684.jpg" alt="" width="486" height="324" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-festivali-context-200x134.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-festivali-context-300x200.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-festivali-context-400x267.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-festivali-context-600x401.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-festivali-context-768x513.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-festivali-context-800x534.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-festivali-context-1024x684.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-festivali-context-1200x801.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-festivali-context-1536x1025.jpg 1536w" sizes="(max-width: 486px) 100vw, 486px" /></p>
<p>Ayvalık’ta biz şunu gördük hakikaten bu filmlere çok ciddi bir talep var. Ayvalık bu anlamda buluşma alanı yaratmayı başardı. Bir de Ayvalık’ın tabii cazibesi de var. O ikisi bir araya geldi. Gerçekten sadece Ayvalıklı’ların gelmesiyle bu kadar büyümedi festival. Civardan, Balıkesir’den bütün körfez bölgesinden; Burhaniye’den, Edremit’ten, Çanakkale’den, İzmir’den, Aydın’dan, Manisa’dan, İstanbul’dan. Seyir Derneği’ni kurduğumuz zaman son dört yılda 5.000 kişiden 12.000 kişiye çıktı bizim izleyici sayımız. Bu çok büyük bir artış. Ne yazık ki kapitalist düzende iyi bir şey yaptığınız zaman ödüllendirilmiyorsunuz. Her şey rakamlar, her şeyi çok büyük ölçekli yapmanız gerekiyor. Yani o yüzden o inadı ve o sabrı göstermek gerekiyor diye düşünüyorum ben. Çünkü inanılmaz bir kitle oluştu orada. Hakikaten festival zamanında Ayvalık’ın değiştiğini görebiliyorsunuz. Sokaklarda dolaşan herkes ya sinemaya gidiyor ya bir sinemacıyla konuşuyor. Sokak aralarından yönetmenler, oyuncular çıkıyor. Herkes son derece rahat. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Kafelerde, film aralarında sohbet ediyorlar. Bir hiyerarşi yok. Kırmızı halılar, kırmızı kordonlar yok. Zannediyorum günümüzde bunu yaratmaya kimse çok fazla çaba göstermediği için aslında çok benzer şeylerin içerisinde sürekli olarak debelenip duruyoruz.</p>
<p><strong>B.Ö: Ayvalık halkıyla festival arasındaki bağı nasıl kurdunuz? Yani nasıl organik bir şekilde inşa ettiniz? Bunu yaparken zorlandınız mı? Ya da Ayvalık halkı buna nasıl yaklaştı?</strong></p>
<p><strong>A.T:</strong> Şimdi şöyle, ben Ayvalık’a ilk gittiğim zaman 2018’de Başka Sinema’yla birlikte, “İstanbul Film Festivali direktörüyüm” falan diye gitmiştim. Büyük ölçekte bir şeyin başında olduğun zaman zannediyorsun ki kapılar hemen açılacak, her şey kolay olacak. Bir de Ayvalık’ta tanıdıklarımız vardı. İKSV’deyken Köprüde Buluşmalar’ı da ben başlatmıştım. Onun kuruluş aşamasında iki sene çalışmış olan Çiğdem Öztürk vardı mesela. Ben zaten gider gitmez onları aradım. Onlar da kültür sanat camiasını yakından bilen ama aynı zamanda da uzun zamandır Ayvalık’ta yaşayan, oraya herkesten önce göç etmiş insanlardı.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Biz festivali yaparken, sinema salonu olmayan bir binayı sinema salonuna çevirdik. Üç tane mekânımız var. Ayvalık daha küçük bir şehir olsa da bir kasabada yapıyoruz havasıyla değil, bayağı bir uluslararası festival gibi; İtalyan kasabasında bir uluslararası festival nasıl yapılacaksa aynı standartları korumaya çalışarak yaptık ilkini. Sonra ben Festivalin ilk sabahı kalktım, sinemanın önünde duruyorum. ‘Ya kimse gelmezse?’ diye bir panik halinde. Fakat neyse ki korktuğumuz olmadı. Demek ki bazı şeylerde siz ne kadar planlarsanız planlayın doğru zamanlama ve şans gerekiyormuş.”</span></p></blockquote>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-4360 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-context-1024x685.jpg" alt="" width="478" height="320" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-context-200x134.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-context-300x201.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-context-400x267.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-context-600x401.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-context-768x513.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-context-800x535.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-context-1024x685.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-context-1200x802.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-context-1536x1027.jpg 1536w" sizes="(max-width: 478px) 100vw, 478px" /></p>
<p>O yüzden tabii ki Ayvalık’ı ve Ayvalık’ın kültür-sanat ortamını en iyi bilecek insanlardan biri olduğu için gider gitmez Çiğdem beni birtakım insanlarla tanıştırdı. Belediye ile bir görüşmemiz oldu. Filiz Ali’nin kurmuş olduğu Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi’nden ortak tanıdıklarımız vardı. Karşılaştığımız herkes aynı üç beş isimden bahsediyordu. Gidip o insanlarla konuştuk, toplantılar yaptık. Küçük bir yere gittiğiniz zaman önce sizi test ediyorlar. Küçük yerlerin büyük şehre oranla dinamikleri çok farklı. Bunu anlamak lâzım. “Büyük yerden geldim ben burada kendi düzenimi kuracağım, benim istediğim şekilde işler ilerleyecek” diyorsanız, unutun onu. Gittiğinizde, nerede ne yaparsanız yapın, oranın düzenine bir an önce ayak uyduracaksınız. Anlayacaksınız. Gidip de üstten bir bakış ile “Biz bu işleri çok iyi biliriz” derseniz olmuyor. Öncelikle o insanlarla aranızda bir sıcak ilişki kurmanız lazım, size güvenmeleri lazım.</p>
<p>Ondan sonra ben Ayvalık’a çok sık gittim. Hemen hemen bütün sokaklarını yürüyerek gezdim. Mümkün olduğu kadar fazla insanla tanışmaya çalıştım. Bu tanıştığım insanlar da sadece belirli kesimden insanlar değil. Tabii ki bazı iş kolaylaştırıcı, iş yapmanızı sağlayacak insanlarla tanışabiliyorsunuz, onlarla konuşabiliyorsunuz. Esnafla da konuşuyorsun, şehrin dinamiğini anlamaya çalışıyorsun. Bu şehrin merkezi neresi, insanlar en çok nereye gidiyor? Çünkü ben yaptığım bütün festivallerde şimdiye kadar hep seyirci festivaliydi. Bütün film festivalleri seyirci festivali değildir. Mesela Cannes bir endüstri festivalidir, çok az biletli seyirci vardır. Çoğunluğu akredite konuktur, basındır, alıcı satıcıdır. Yani orası bir pazardır, bir markettir aslında. Çok zordur bilet bulabilmek Cannes’da. Ayvalık’ın hedefi en baştan itibaren seyirci festivali olduğu için Ayvalık’ta insanlar nereye gider, nerede toplanırlar, nereyi kullanmak lazım sorularını sorduk.</p>
<p>Her şeyi Ayvalık merkezde tutmanın daha mantıklı olacağına karar verdik. Çünkü her şeyin yürüme mesafesinde olması, bir sürü şeyi çok kolaylaştırıyor. Yani bunlar tabii ki şehrin gelişimiyle de alakalı şeyler. Festivali organize ederken sizin tek başınıza değiştirebileceğiniz şeyler değil, şehirle gelişiyor, büyüyor, farklılaşıyor. Biz 2018’de ilk yaptığımız festivalle, bugün yaptığımız festival arasında her yıl şehirdeki gelişmelere göre kendimize yeni pozisyonlar alıyoruz. O yüzden çok konuşarak ve insanları ikna ederek ilerlemeye çalıştık.</p>
<p>Fakat zannediyorum bizim en büyük şansımız ilk yılımızda ana sponsorumuzun olmasıydı. Bir de şeyi hatırlıyorum, bunu her zaman anlatıyorum. Biz festivali yaparken, sinema salonu olmayan bir binayı sinema salonuna çevirdik. Üç tane mekânımız var. Ayvalık daha küçük bir şehir olsa da bir kasabada yapıyoruz havasıyla değil, bayağı bir uluslararası festival gibi; İtalyan kasabasında bir uluslararası festival nasıl yapılacaksa aynı standartları korumaya çalışarak yaptık ilkini. Sonra ben Festivalin ilk sabahı kalktım, sinemanın önünde duruyorum. “Ya kimse gelmezse?” diye bir panik halinde.</p>
<p>Fakat neyse ki korktuğumuz olmadı. Demek ki bazı şeylerde siz ne kadar planlarsanız planlayın doğru zamanlama ve şans gerekiyormuş. Bizim de yaptığımız şeye orada çok büyük bir ihtiyaç varmış, Ayvalık’ı çok doğru bir yer olarak seçmişiz. Şansımız da yaver gitmiş. İlk sene gerçekten çok başarılı oldu festival. Belediyenin telefonları kilitlendi “Siz burada ne olduğunun farkında mısınız?” diye. Bayağı herkes geldi, hiç Türkiye’de yapılmamış bir şey; sinema salonu olmayan bir yeri, bütün binayı böyle bir festival merkezi ve sinema salonuna çevirmek, böyle bir buluşma alanı yapmak. Biz tabii ki ilk yılı bu kadar başarıyla atlatınca ikinci yıl insanları ikna etmemiz çok daha kolay oldu. Ama bu arada tabii şöyle de bir şey de var; benim sektördeki daha önceki tanınırlığım ve tecrübem çok faydalı oldu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4363 " src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-1-context-300x200.jpg" alt="" width="434" height="289" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-1-context-200x133.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-1-context-300x200.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-1-context-400x267.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-1-context-600x400.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-1-context-768x512.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-1-context-800x534.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-1-context-1024x683.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-1-context-1200x800.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-1-context-1536x1024.jpg 1536w" sizes="(max-width: 434px) 100vw, 434px" /></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-4364 " src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-2-context-300x200.jpg" alt="" width="434" height="289" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-2-context-200x133.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-2-context-300x200.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-2-context-400x267.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-2-context-600x400.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-2-context-768x512.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-2-context-800x534.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-2-context-1024x683.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-2-context-1200x800.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ayvalik-film-festivali-2-context-1536x1025.jpg 1536w" sizes="(max-width: 434px) 100vw, 434px" /></p>
<h2>Algoritmalar Çağında İnsan Dokunuşu</h2>
<p><strong>B.Ö: Buradan artık farklı bir konuya geçmek istiyorum. Bir küratör olarak algoritmalara dayalı film önerileri dünyasında insan eliyle seçilmiş bir program sunmanın bugün sizin için nasıl bir anlamı var?</strong></p>
<p><strong>A.T:</strong> Ben hayatım boyunca içgüdülerime çok güvendim. Ben her şeyden önce bir sinema seyircisiyim. Benim İKSV’de çalışmaya başlamam da aslında film festivalinde çok film izlemek istemem ve para yetiştirememem sonucunda oldu. Üniversitede çeviri okudum ve altyazı çevirmeni arıyorlarmış diyerek başvurdum. Hem çalışıyordum, yaptığım çevirilerden para kazanıyordum hem de filmler için para vermek zorunda kalmıyordum. Ben her şeyden önce bir izleyiciyim. O yüzden festivalleri tasarlarken de film seçerken de her zaman izleyici gibi düşünüyorum. Bir de bütün bu algoritmalar inanılmaz bir şekilde hayatın sürprizini öldürüyor. Bir noktadan sonra orijinallik kalmayacak, her şey birbirine benzemeye başlayacak, inanılmaz sıkıcı olacak gibi geliyor. O yüzden ben bu işi insan eliyle yapmanın önemli olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Çünkü bu festivalleri özellikle başarılı kılan ve insanların buraya tekrar tekrar gelmesini sağlayan şey aslında o insan ilişkisi. Bir filmi illa beğenmek zorunda da değilsiniz. Ben her zaman onu söylüyorum. O yüzden bu böyle puanlama sistemleri falan benim aşırı sinirime dokunuyor. “4.75 yıldız verdim” falan gibi&#8230; Ben bir filmle kurulan ilişkinin çok kişisel olduğunu düşünüyorum. Film kötü olabilir ama o filmin içerisindeki bir an sizi çok etkiler, aklınızdan hiç çıkmaz. O yüzden herkesin kendi deneyimini yaşaması, kendi kararını vermesi gerektiğini düşünüyorum. O filmler etrafında insanlarla çok anlamlı sohbetler edebilirsiniz. Ben arkadaşlarımla ya da tanıdıklarımla konuştuğum zaman bir filmle ilgili fikrimin zaman zaman değişebildiğini gördüm. Yani benim dikkat etmediğim, benim anlamadığım bazı zamanlarda, bazı şeylerin o filmde farklılaşabileceğini ya da okuduğum bir film eleştirisinin bana filmle ilgili başka bir şey düşündürebildiğini de fark ettim. Yani aslında kıymetli olan şeyin bu paylaşımlar olduğunu düşünüyorum. O yüzden algoritmanın kararı, evet algoritma üç aşağı beş yukarı sizin zevklerinizi bilebilir ama sürpriz diye bir şey de var. Bu yüzden ben insan faktörünün çok çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sonuçta biz gerçekten çok sosyal bir iş yapıyoruz. İnsanlar için bir şey yapıyoruz. Her ne kadar karanlık salonda hep beraber bir ekrana baksak da sonuçta bir paylaşım söz konusu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-4369 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/azize-tan-1-context-scaled-e1778622567896-589x1024.jpg" alt="" width="359" height="624" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/azize-tan-1-context-scaled-e1778622567896-173x300.jpg 173w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/azize-tan-1-context-scaled-e1778622567896-200x347.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/azize-tan-1-context-scaled-e1778622567896-400x695.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/azize-tan-1-context-scaled-e1778622567896-589x1024.jpg 589w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/azize-tan-1-context-scaled-e1778622567896-600x1042.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/azize-tan-1-context-scaled-e1778622567896-768x1334.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/azize-tan-1-context-scaled-e1778622567896-800x1390.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/azize-tan-1-context-scaled-e1778622567896-884x1536.jpg 884w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/azize-tan-1-context-scaled-e1778622567896.jpg 967w" sizes="(max-width: 359px) 100vw, 359px" /></p>
<p><strong>Ceren Aydoğdu: </strong>Ben şunu hatırlıyorum; Aftersun bu kadar popüler olmadan önce ilk defa Ayvalık amfitiyatroda izlediğimi, arkadaşlarımla izleyip çok etkilenerek çıktığımızı&#8230; Ama o kadar popülerleştikten sonra gidip ben o filmi izleseydim mesela, aynı şey olmazdı.</p>
<p><strong>A.T:</strong> Çok haklısınız. Yani o filmlerin ilk defa gösterilmesinin de Ayvalık’ta olmanın da filmlerle kurduğunuz ilişkiye etkisi var. Şimdi mesela festivallerin sosyal medya ile ilişkileri de çok problemli. Örneğin Cannes Film Festivali basın gösterimlerinin tarihlerini değiştirdi. Eskiden basına önceden gösteriyordu ve kota koyuyordu. İlk gösterim yapılmadan paylaşmayacaksınız diye. Fakat sosyal medya ile onu delmeye başladı insanlar. Birdenbire daha filmi halk izlemeden, göklere çıkartıyorlar ya yerden yere vuruyorlar. İllaki festivalde ya bir başyapıt çıkartacaksınız ya da yerlere vuracağınız bir şey bulacaksınız. Yerden yere vurdukları filmi seyrettiğiniz zaman; o kadar da kötü bir film değilmiş diyorsunuz. İnsanların hayatlarını, kariyerlerini falan yok edecek kadar ileri gidebiliyor. Bunlar çok tehlikeli. Artık günümüzde bütün o “trade paper” dedikleri Variety, Hollywood Reporter falan gibi alanlarda her şey o kadar hızlandı ki. Mesela yazarların ışıklı kalemleri var ve daha filmi seyrederken yazıyor eleştirisini.</p>
<p><strong>B.Ö:</strong> İnsan bir filmi tekrar tekrar izlediğinde her defasında farklı bir şey yakalıyor, farklı bir duyguya giriyor. Mesela Aşk ve Gurur’da bir el hareketi vardır meşhur. Her izlediğimde farklı bir his canlandırıyor bende.</p>
<p><strong>A.T:</strong> Çünkü insan aynı insan değil. Ben mesela bazı filmleri yıllar yıllar önce; yani çok gençken seyretmişim. Gençken insan daha bir hevesli oluyor. Her şeyi seyrediyor. Festival zamanı günde dört film seyrediyorsun. 18-20 yaşındayken seyrettiğin bir filmi 40 yaşında 50 yaşında seyrettiğin zaman fark ediyorsun ki o filmi anlamamışsın. İzlediğin zaman onu anlayacak olgunluğun yokmuş, hayat tecrüben yokmuş, film bambaşka bir şeye dönüşüyor senin için. Çok farklı oluyor. Bazı filmler çok iyi yaşlanıyor, bazı filmler o kadar iyi zamana karşı koyamıyor. Farklı bir deneyim. Duygusal olarak, çocukluğumda yaşadığım bir şeyi, okuduğum bir kitabı hatırlatıyor.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Bazen aradan yıllar geçiyor, filmi hatırlamıyorsunuz ama filmin sizde bıraktığı hissi hatırlıyorsunuz. O sizinle kalıyor. Mesela Fellini’nin görüntüleri…”</span></p></blockquote>
<p><strong>B.Ö: Kariyeriniz boyunca yüzlerce film izlediniz. Birçok profesyonelle çalıştınız. Sizin için bir filmi iyi yapan şey nedir? </strong></p>
<p><strong>A.T:</strong> Filmine göre değişir. Ama benim için filmin bıraktığı his. Bazen aradan yıllar geçiyor, filmi hatırlamıyorsunuz ama filmin sizde bıraktığı hissi hatırlıyorsunuz. O sizinle kalıyor. Mesela Fellini’nin görüntüleri… Ben on yaşındaydım, o zaman yaş sınırı falan da yoktu, teyzem ve annem beni sürükleyip sürükleyip her filme götürürdü. Hiç görmemem gereken yüzlerce filmi gördüm. Festivale teyzem götürürdü beni. O zaman İnci Sineması vardı Pangaltı’da, tahta sandalyelerin üzerinde akşam 9.30 seansında altyazısız gösterilirdi film. O zaman altyazı yoktu, simultane çeviri vardı. 9.30 seanslarında da film orijinal, ne altyazı ne simultane çeviri hiçbir şey yok. Fellini seyretmeye götürmüş beni, on yaşındayım. Ne anlayacaksın sen Fellini’den? Hala gözümün önünde o sahneler. Gitmiyor bütün o renkler. Gemi Gidiyor hala gözümün önünde, gece rüyama falan giriyor yani, on yaşında seyrettiğim o film. O yüzden filmde sizi etkileyen neyse, filmle sizin kurduğunuz bağ, her şey olabilir. Ben buralarda herhangi bir formülün işleyebileceğini düşünmüyorum açıkçası. Dediğim gibi sizin o filmle, o medyumla, o mecrayla aranızdaki kurduğunuz ilişki önemli olan şey.</p>
<p><strong>B.Ö:</strong> Bu durum hissediliyor bence. Bir filmi izlerken ne kadar özenildiği ya da nasıl bir insanın yaptığı ufak ayrıntılarla anlaşılabiliyor. Filmi yapma motivasyonu fark edilebiliyor.</p>
<p><strong>A.T:</strong> Bu konuyu film yapmak isteyen birçok öğrenciyle konuşuyoruz gelenlere de, festival yapmak isteyenlere de aynı şeyi soruyorum. Film yapmak hiç kolay bir şey değil. Üç yılınızı, dört yılınızı alıyor. Hele de bugünün şartlarında iyice zorlaştı. “Niye yapıyorsunuz?” Bunun cevabını kendinize verebiliyor musunuz? “Niye bu filmi yapmak istiyorsunuz? Niye bu filmi yapmak sizin hayatınızda bu kadar önemli?” Hayatınızın dört yılını buna vereceksiniz. Bir sürü insanı ikna edeceksiniz. Para bulacaksınız, şunu yapacaksınız bunu yapacaksınız. En sonunda bu filmi yaptınız çok güzel oldu. Niye? İşte o iyi film bence, o niyeyi bana anlatabilen film. Ben onun o filmi niye yaptığını anlayabiliyorum, görebiliyorum. Çünkü sonuçta amacımız bir şekilde birbirimizle iletişim kurmak. Birbirimize bir şey anlatmak. Hayatı anlamaya çalışmak. “Niye buradayız? Ne yapıyoruz? Ne işe yarıyoruz? Amacımız ne?” Bunlardan bir tanesini bana hissettirebiliyorsa o benim için iyi bir film. O zaman, filme dair düşünmüş derdini bana anlatabilmiş, bir derdi olduğunu en azından bana hissettirebilmiş olması, zannediyorum filmi benim için bunlar iyi yapıyor.</p>
<p><strong>B.Ö: Zaten dijital platformların da en büyük sorunu bu değil mi? Konuşmanızın başında da değinmiştiniz bu Warner Bros &#8211; Netflix konusuna. Bundan yola çıkarak dijital platformların yükselişiyle beraber sinema salonu deneyimi bir nostaljiye mi dönüşüyor acaba? Yoksa festivaller bu deneyimi koruyan son kaleler mi?</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-4374 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-gosterisi-context-1024x683.jpg" alt="" width="483" height="322" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-gosterisi-context-200x133.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-gosterisi-context-300x200.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-gosterisi-context-400x267.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-gosterisi-context-600x400.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-gosterisi-context-768x512.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-gosterisi-context-800x534.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-gosterisi-context-1024x683.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-gosterisi-context-1200x800.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/film-gosterisi-context-1536x1025.jpg 1536w" sizes="(max-width: 483px) 100vw, 483px" /><strong>A.T:</strong> Bilmiyorum. Bunu hep beraber yaşayarak göreceğiz. Ben sinemanın tamamen kaybolacağını düşünmüyorum. Çünkü sinemanın çok sosyal bir tarafı var, bunu unutmayalım. İnsanın her zaman için o sosyalleşmeye çok ihtiyacı var. Sinema bunun için en uygun sanat dallarından bir tanesi. Mesela bir sürü filmi, nerede izlediğimle, kiminle izlediğimle birlikte de hatırlıyorum. Hangi sinema salonunda seyrettim? Hatta duyduğum kokuyu bile hatırladığım zamanlar oluyor. O yüzden ben sinemanın biteceğini düşünmüyorum. Ama sinema yapmanın yolları değişecek. Bütçeler değişecek. Belki bağımsız sinema artık iyice gerilla sinemaya dönüşecek. Martin Scorsese de bir röportajında söylemişti; orta sınıf yok oldu, aşırı zenginler ve aşırı fakirler var. Orta bütçeli film diye bir şey de kalmayacak. Ya gerilla usulü çok küçük bütçeli filmler olacak ya da inanılmaz büyük bütçeli, sinema salonunda büyük ekranda seyretmeniz gereken, o teknolojiyle yapılmış filmler olacak. Bunu söyleyen ben değilim, bir sürü insan buna benzer şeyler söylüyor. Ama ben festivallerin ne olursa olsun bir şekilde, sinemadaki bütün o gelişmelerin takip edildiği, insanların bir araya geldiği, o filmler üzerine konuşulduğu, ilk düşüncelerin ortaya çıktığı, sinemanın geleceğinin ne olacağı konusunda tartışıldığı yerler olarak bir şekilde önemlerinin devam edeceğini düşünüyorum.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Ben sinemanın tamamen kaybolacağını düşünmüyorum. Çünkü sinemanın çok sosyal bir tarafı var, bunu unutmayalım. İnsanın her zaman için o sosyalleşmeye çok ihtiyacı var. Sinema bunun için en uygun sanat dallarından bir tanesi. Mesela bir sürü filmi, nerede izlediğimle, kiminle izlediğimle birlikte de hatırlıyorum. Hangi sinema salonunda seyrettim? Hatta duyduğum kokuyu bile hatırladığım zamanlar oluyor.”</span></p></blockquote>
<p>Düşünsenize <a href="https://contextdergi.com/ortacaga-donus-tekno-feodalizm/">orta çağdan</a> beri hatta daha da eskisi beri şenlikler var, kutlamalar var, bayramlar var. İnsanlar bir araya gelmek için bir sürü fırsat yaratıyor. Doğamızda olan bir şey. O yüzden festivallerin tamamen yok olacaklarını düşünmüyorum. Şekil değiştireceklerdir. Mesela size bir şey söyleyeyim, bu sene bizim festival kapsamında Ayvalık’ta yapay zekâyla yapılmış filmler gösterdik. Bir soru cevap sırasında bir tartışma çıktı. Seyircilerden bir tanesi çok tepki gösterdi.</p>
<p>“İnsan emeğiyle yapılmış şeyler varken burada yapay zekâyla yapılmış bir filmi göstermenizi kınıyorum, tamamen insanların yaptığı bir şeyi göstermeliydiniz burada” dedi. Çok konuşacak vaktimiz olmadı bir sonraki seans başlıyordu. Fakat şöyle bir şey var, böyle bir gelişme varken siz sinemanın nereye gittiğine dair bu tartışmanın içinde olmak durumundasınız. Bu birini öncelemek ya da öncelememek değil. Ne olduğunu anlamaya çalışmak aslında. Sonuçta o yapay zekâyı da biri kullanıyor, o filmi üretiyor. Hayat değişecek zaten. Biz yapay zekâ tamamen yokmuş gibi davranarak bir yere varamayız. Bunun yaratıcılıkla nasıl bağdaşıp bağdaşmayacağını konuşmamız lazım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Genç Sinema Programı</h2>
<p><strong>Ayşe Naz Özdaş: Şimdi sizinle aslında bizim festivali araştırırken çok ilgimizi çeken bir program hakkında konuşmak istiyoruz, Genç Sinema Programı. Bize biraz Genç Sinema Programını anlatabilir misiniz?</strong></p>
<p><strong>A.T:</strong> <a href="https://www.ayvalikff.org/genc-sinema">Genç Sinema</a> Programı, benim Ayvalık Film Festivali içerisinde, en gurur duyduğum ve en kalbime yakın proje diyebilirim. Yepyeni bir festival başlatırken öğrencilerle ilgili bir şeyler yapabileceğimizi çok da hayal edemiyorduk. Ama bu sırada Kültür İçin Alan’ın fonunu keşfettik. Bu fon kapsamında öğrencilerle, gençlerle bir şey yapabilir miyiz? diye kendimize sorduk. Bir yandan da somut gerçekler vardı. Bağımsız festival olarak yola çıktığımızda yeteri kadar ekibimiz yoktu. Özellikle festival sırasında bizim ihtiyacımız olacak çok sayıda gönüllü çalışanı, üniversite öğrencileriyle beraber bir iş birliğine dönüştürdük. Hem eğitim alabilecekleri atölyeler yapıp hem de festivalde bizimle gönüllü olarak çalışacakları ve bir festivalin nasıl yapıldığını görmelerini sağlayacak, çevre edinebilecekleri bir program yapabilir miyiz diye kafamızda bir şey planladık, tasarladık ve başladık. İlk başta sadece İzmir’deki üniversitelerle çalışıyorduk.</p>
<p>Oradaki akademisyenlerle temasa geçtik, önce onların önerdiği öğrenciler arasından seçim yapıyorduk. Sonra sayı giderek arttı. Şimdi 30 öğrenci diyoruz ama Ayvalık’ta ikamet edebilen öğrencilerle birlikte o sayı 40’ı buluyor. Programı Türkiye’ye açık hale getirdik. Bize başvuruyor öğrenciler. Yılda 500 üzeri başvuru alıyoruz. O gelen çağrıları teker teker okuyoruz, değerlendiriyoruz ve bir ön eleme yapıyoruz. Ön elemeyi geçen öğrencilerin hepsiyle online görüşme yapıyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-4381 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/maxresdefault_3-1024x576.jpg" alt="" width="450" height="253" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/maxresdefault_3-200x113.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/maxresdefault_3-300x169.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/maxresdefault_3-400x225.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/maxresdefault_3-600x338.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/maxresdefault_3-768x432.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/maxresdefault_3-800x450.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/maxresdefault_3-1024x576.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/maxresdefault_3-1200x675.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/maxresdefault_3.jpg 1280w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /></p>
<p>Gerçekten ilgili olduğunu hissettiğimiz öğrencileri seçmeye gayret ediyoruz. Festivalden bir ya da iki gün önce onlar Ayvalık’a geliyor. Ayvalık’ı bilmiyorlarsa Ayvalık’ı gösteriyoruz, festivalin sistemini anlatıyoruz. Çeşitli görev alanları var. Konuk ağırlama olabilir, basın olabilir, sosyal medya olabilir, teknik ekibimize yardımcı olabilirler. Bir de festivale konuk olarak gelen; yönetmen, kurgucu, yapımcı, oyuncu, cast direktörü gibi sektör profesyonelleriyle atölyeler düzenliyoruz.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Nereye gitsem şimdi, bütün festivallerde eskiden Genç Sinemaya gelmiş öğrencilerle karşılaşıyorum, o beni çok mutlu ediyor. Bizim burada yapmaya çalıştığımız, öğrencilerin kendilerini güvende hissedecekleri ve belki de biraz o içlerindeki umutsuzluğu atabilecekleri bir ortam yaratabilmek.”</span></p></blockquote>
<p>Geçtiğimiz yıllarda yine Kültür İçin Alan ortaklığında Stockholm Film Okulu ile iş birliği yaptık. Oradan dört öğrenci ve bir öğretmen getirdik buraya. Buradaki öğrencilerle birlikte ortak projeler yaptılar. Hatta bir kısa film çektiler. Bu yıl Rotterdam Film Festivali ve Berlinale Talents’la iş birliği yaptık. Oradan konuşmacılar geldi. Kültür İçin Alan ortaklığı bu yıl sona erdi. Gelecek yıllar için yeni kaynaklar bulmaya çalışıyoruz. Daha fazla kaynak bularak; biraz daha geliştirmek, bir akademiye dönüştürmek, Yaz Sinema Kampı yapmak ve daha fazla uluslararası iş birliği yapmak istiyoruz. Berlin’e gittiğimde Berlinale Talents’la biraz daha fazlası için konuşacağım. Değişim programı yapabileceğimiz bir yere evrilmesini çok arzu ediyorum. Gençlerle de bir topluluk inşa ettik neredeyse. Eskiden gelmiş öğrencilerimiz hala daha festivalle ilişkilerini koparmıyor. Bir şeye ihtiyacımız olduğu zaman onlardan yardım istiyoruz. Hala festivale gelmeye devam edenler var aralarında. Sektörde iş bulabiliyorlar. Nereye gitsem şimdi, bütün festivallerde eskiden Genç Sinemaya gelmiş öğrencilerle karşılaşıyorum, o beni çok mutlu ediyor.</p>
<p>Bizim burada yapmaya çalıştığımız, öğrencilerin kendilerini güvende hissedecekleri ve belki de biraz o içlerindeki umutsuzluğu atabilecekleri bir ortam yaratabilmek. Konuşmaya çalışıyorum gelen Genç Sinema öğrencileriyle mümkün olduğu kadar. Bize gelen öğrenciler en az bir hafta kadar kalıyorlar, geldikleri zamanla döndükleri zaman arasındaki farkı görebiliyorum. Dünya insana umut vermiyor şu anda.</p>
<div id="attachment_4384" style="width: 376px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4384" class="wp-image-4384" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/marjoram-context-862x1024.png" alt="Genç Sinema öğrencilerinden Marjoram dergisi" width="366" height="435" /><p id="caption-attachment-4384" class="wp-caption-text"><em><span style="font-size: 8pt;">Genç Sinema öğrencilerinden Marjoram dergisi</span></em></p></div>
<p>Her şeyin bir devinimi var, o devinimin içerisinde buradan da çıkacağız ve bizi buradan çıkaracak olan da gençler. Bizim değiştirecek bir şeyimiz kalmadı artık. Özür diliyoruz, biz size kötü bir dünya bıraktık. Pardon, biz beceremedik. Ayvalık’taki o festivalin olduğunu görmek bile o içlerindeki umutsuzluğu kırmalarına bir parça cesaret oluyor diye düşünüyorum. Çünkü bizim ekibin arasındaki dayanışmayı görüyorlar, bütün o zorluklara karşı nasıl çözüm üretmeye çalıştığımızı görüyorlar.</p>
<p>Bir de kendilerini iyi hissediyorlar. Şöyle iyi hissediyorlar; hiyerarşik yapılanmamız yok. Sandalye mi dizilecek, hep beraber diziyoruz. Bir şey mi kaldırılacak, hep beraber kaldırıyor, hep beraber indiriyoruz. Festivalin her alanında var olabiliyorlar. Her yere girip çıkabiliyorlar. İstedikleri herkesle tanışıp konuşabiliyorlar. Aslında belki ben burada sözü bir parça Nergis Hoca’ya vermek isterim. Çok mutluyum mesela bugün burada oturmaktan, onun davetlisi olarak geldim buraya.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Bizim Genç Sinema programımızın ilk öğrencilerinden&#8230; Orada tanıştık ve bugün Genç Sinema’nın koordinatörü kendisi. Bizim öğrencilerle aramızda bu kadar iyi ve organik bir ilişki kurmamızın da en önemli sebeplerinden bir tanesi Nergis. Çünkü öğrenciyken başladı ve bize öğrencilerin düşünceleriyle ilgili geri bildirim verdi. Biz de dikkate alıp her seferinde ‘Biraz daha iyi bir şey yapabilir miyiz?’ diyerek üzerine düşündük.”</span></p></blockquote>
<p>Umarım Genç Sinema öğrencileri de sinema alanında devam ederler, bir kariyer yaparlar. İlerleyen zamanlarda bu festivali onlar yapmaya devam ederler. İçini dışını bildikleri bir şeyi devam ettirmeleri, bir süreklilik sağlamak&#8230; Bizim için olabilecek en güzel şeylerden bir tanesi olur diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Nergis Karadağ:</strong> Aslında Genç Sinemaya gelen insanları bir arada tutan şey, sinema sevgisi. Sinemanın kendisini sevmek, üretebilecek cesareti kazanmak. Çünkü hepimiz oraya gelirken sinema okuyoruz, sinema okumasak bile sinemaya dair bir şeyler yapmak istiyoruz. Tek başımıza fikirlerimiz, senaryolarımız, hayallerimiz yapmak istediğimiz birçok şey var. Ama burada öğrencilerle birlikte fikirlerimizi geliştiriyoruz. Sonra küçük küçük ekipler kurmaya başlıyoruz. O bağ hiçbir zaman kopmuyor ve bizi bir şeyleri yapmak konusunda cesaretlendiriyor. Çünkü festivale geldiğimizde daha önce onları yapmış insanları görüyoruz, yönetmenleri, yapımcıları, oyuncuları ve festival ekibini en başta. O zaman herkes aklında şu fikirle oradan ayrılıyor: “Evet, ben de yapabilirim”.</p>
<p><strong>A.T:</strong> Bir de şöyle bir şey var, özellikle o atölyeler sırasında deneyimlerini paylaşan sinema profesyonelleri, yönetmenler, yapımcılar&#8230; Onlar da gençlerle birlikte olmaktan çok mutlu oluyor. Hiç kimsenin, şimdiye kadar, “Orada bir konuşma yapmak ister misiniz?” teklifimizi reddettiğini görmedim. Herkes “Öğrenciler mi? Aa tabii ki mutlaka geliriz” diyor. O vakti ayırmaktan çok mutlu oluyorlar, ben buradan da hepsine bir kere daha teşekkür etmek isterim.</p>
<p>Çünkü çok önemli bir şey bilgi aktarımı. İnsanın kendi deneyimi ve bilgisi konusunda cömert olması, bence hayattaki en önemli şeylerden bir tanesi. Bütün o usta-çırak ilişkileri, el vermek, bir şeyleri aktarabilmek, bilebilmek&#8230; Benim de mesela İstanbul’dan sonra Ayvalık’taki festivalle bütün o bilgiyi ve tecrübeyi yeşertebilmem, bana hayatımdaki en büyük tatminlerden bir tanesi oldu. Oraya gelen yönetmenler de öğrencilerle, çok uzun olmayan süreler de olsa, kendi deneyimlerini ve bilgi birikimlerini aktarabilmekten çok mutluluk duyuyor. Oradaki öğrencilerin de aslında kendi yaşadıkları tereddütler, endişeler, kafa karışıklığı, korkular var. Hepsinin hayranlıkla izledikleri yönetmenlerin, yapımcıların, hayatlarının ya da kariyerlerinin başlarında benzer şeyleri yaşadıklarını birinci ağızdan duymak onlara farklı bir perspektif kazandırıyor diye düşünüyorum.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-4386 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/nkat-context-scaled-e1778665755651-1024x798.png" alt="" width="361" height="281" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/nkat-context-scaled-e1778665755651-200x156.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/nkat-context-scaled-e1778665755651-300x234.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/nkat-context-scaled-e1778665755651-400x312.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/nkat-context-scaled-e1778665755651-600x468.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/nkat-context-scaled-e1778665755651-768x599.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/nkat-context-scaled-e1778665755651-800x624.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/nkat-context-scaled-e1778665755651-1024x798.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/nkat-context-scaled-e1778665755651-1200x936.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/nkat-context-scaled-e1778665755651-1536x1198.png 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/nkat-context-scaled-e1778665755651.png 1847w" sizes="(max-width: 361px) 100vw, 361px" /></p>
<p><strong>A.N.Ö: Aslında bizim okul dergimizde yaptığımız oluşuma benzer bir yapıda ilerliyorsunuz ve gençler de buna çok fazla talep gösteriyor. Peki ilerleyen süreçte Genç Sinema bir okul olacak mı? Yani buna dair duygusal düşünceniz nedir?</strong></p>
<p><strong>A.T:</strong> İstiyoruz tabi ki, ilerleyen zamanlarda gerçekten burayı bir akademiye dönüştürmek, bir yaz kampı yapmak, uluslararası iş birlikleri kurmak ve değişim programı gibi bir şeyler planlamak. Fakat biz çok küçük bir ekiple çalışıyoruz. Çok fazla şey yapmak istiyoruz, her zaman hepsine yetişemiyoruz. Zaman içerisinde buralara da geleceğimize inanıyorum. Hatta bu seneki festivalden sonra biraz yapıyı değiştirmeye karar verdik. Profesyonel olarak sinemayla ilgilenmek isteyen öğrencilere birazcık daha alan açacağımız, onların somut proje geliştirebilecekleri, profesyonel olarak çalışabilecekleri, bir şeyler üretebilecekleri bir alan yaratabilmek istiyoruz. Proje yapacaklar ve festivalde gönüllü çalışacaklar olarak ikiye ayırmayı düşünüyoruz. Her sene zaten evriliyor, değişiyor. “Onların neye ihtiyacı var, nerelerde kendilerini eksik hissediyorlar, biz onlara eksik hissettikleri hangi konuda yardımcı olabiliriz, nasıl bir atölye isterler, kiminle tanışmak isterler, ne konuda konuşulmasını isterler?” Bunları hep soruyoruz, hayata geçirmeye çalışıyoruz mümkün olduğu kadar.</p>
<p><strong>N.K: Bu tarz etkinliklerin ya da festivallerin daha küçük yerlerde yapılmasının etkili olduğunu gördüm. Sizce öğrencilerin yanı sıra bunu yapmaya gönüllü olacak başka insanlar, sizin gibi profesyoneller var mı? Çünkü sinema izleyicisinin olduğunu düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?</strong></p>
<p><strong>A.T:</strong> İzleyici var, bu tip şeyler yapmak isteyen insanlar da var aslında. Kars Sinema Topluluğu diye bir yer var. Lüleburgaz Sinema Topluluğu diye bir yer var. Mesela Kars Sinema Topluluğu biraz daha aktif olduğu için Lüleburgaz’daki insanlar Kars’takileri buluyorlar, “Ya siz bunu nasıl kurdunuz?” diyorlar ve onlar da kuruyor. Mersin’de de böyle bir sinema topluluğu var. Burada yaşayan insanlar o filmler gelmediği zaman şöyle oluyor: “Getir bir seans biz burayı dolduracağız, bu salonu kapatacağız” diye seyirci kendi arasında örgütlenip filmin oraya gelmesini sağlayabiliyor.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-4387 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/lale-sinemasi-context-676x1024.jpg" alt="" width="363" height="550" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/lale-sinemasi-context-198x300.jpg 198w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/lale-sinemasi-context-200x303.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/lale-sinemasi-context-400x606.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/lale-sinemasi-context-600x909.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/lale-sinemasi-context-676x1024.jpg 676w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/lale-sinemasi-context-768x1163.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/lale-sinemasi-context-800x1212.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/lale-sinemasi-context-1014x1536.jpg 1014w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/lale-sinemasi-context.jpg 1080w" sizes="(max-width: 363px) 100vw, 363px" /></p>
<p>Kültür merkezleriyle, yönetmenlerle, dağıtımcılarla temasa geçiyorlar ve o filmin gelmesi için çabalıyorlar. Ama ben işin dağıtım tarafında da bir süre çalıştığım için gördüm ki sinema salon sahiplerinin kafası öyle çalışmıyor. Ne yazık ki o işi yapan insanlar anladığımız anlamda sinema sevgisiyle değil ticari tarafıyla bakıyorlar. Özellikle büyük stüdyolar sinemaları öyle bir zaten zapturapt altına almış vaziyetteler ki “Ben sana çok gişe yapacağını bildiğim bir filmi veririm, 5 salonunda göstereceksin, 3 hafta boyunca göstereceksin, bütün seanslarda göstereceksin, bu şartla veriyorum” diyor. Çünkü dikkat edin artık dünyada da o büyük gişe hasılatı elde eden bir film, mesela Braveheart’ın 52 hafta oynadığını biliyorum Türkiye’de ya, 52 hafta! 52. zafer haftası yazısını Lale Sineması’nın üstünde hatırlıyorum. Şimdi inanılmaz bir pazarlama bombardımanı, o koca koca filmlerin hasılatlarının çok büyük bir kısmı aslında ilk üç günden geliyor. Bir giriyorsun Amerika’da 5000 tane mi 10000 tane mi sinema salonu var; 10000 sinema salonunun 8000’i aynı filmi gösteriyor. Hadi istemiyorsan gitme yani. Neye gideceksin ki hafta sonu? Bir şeye gideceksin. Hasılatın çok büyük bir kısmını ilk üç günden toparlıyorlar.</p>
<p>Ne filmin yaşama şansı oluyor ne de başka bir şey. İkinci haftasında rakamlar düşüyor. Bir de kimse artık galiba bu devirde bir şeyle çok fazla uğraşmak istemiyor. Mesela geçen sene biz bir salonu talep ettik, talebimizi kabul etmediler.</p>
<p>Ondan sonra seyirci dedi ki “Niye o salonu kullanmıyorsunuz?”. Ben dedim ki “Valla biz talep ettik de vermediler”. Hemen seyirci gidip ilgili makamla görüşüyor; “Biz orayı istiyorduk” diyor. Bizim yapmamız gereken şeyi onlar yapıp, o baskıyı onlar kuruyor, ertesi sene salonu bize veriyorlar. Bu başka türlü olmuyor.</p>
<p>Bir de bu tip bağımsız küçük kültür sanat kurumlarının da daha çok iş birliği yapması lazım. Ağı geliştirmesi lazım. Mesela Apaçık Radyo’da Bağımsızlar diye bir ağ var. Bağımsız kültür sanat kurumlarından her hafta birisi çıkıyor kendini tanıtıyor.</p>
<p>Biz mesela, Seyir Derneği olarak, çok daha küçük ölçekli bir dernek olduğumuz için, şimdi Ege Bölgesi’ndeki bir sürü küçük kültür sanat kurumuyla iş birliği halindeyiz. Bir şey olduğu zaman birbirimize akıl-fi kir danışıyoruz, yapabileceğimiz bir şey varsa ortak proje geliştiriyoruz, fonlara başvuruyoruz. Ben bunun ancak bu şekilde olabileceğini düşünüyorum. Mesela Kars Sinema Topluluğu arıyor; “Ya çok güzel festival yapıyorsunuz, tebrik ederiz” diyor. Lüleburgaz Sinema Topluluğu’ndan her sene geliyorlar. Festivali takip ediyorlar.</p>
<p><strong>Mustafa Burak Avcı:</strong> Ben bir şey sorabilir miyim? Bugüne bakınca en azından ana akım işlerde, 2013, 2015’e kıyasla, “Ne izliyoruz biz bunlar ne?” diyor insan. Neden böyle bir durum söz konusu? Çünkü bir yandan araçlar ve teknoloji iyileşiyor, yeni insanlar yetişiyor.</p>
<p><strong>A.T:</strong> Valla bilmiyorum. Aslında bir taraftan çok fazla mass prodüksiyon yapılıyor. Yani işte Netflix’in Warner’ı alması bunun en büyük örneklerinden bir tanesi. “Bir şey yapayım bütün dünyanın her tarafında aynı şeyi göstereyim.” Levi’s Jeans’i Çin’deki adam da giysin, Peru’daki adam da giysin gibi. Bir film yapayım dünyanın her tarafındaki herkes seyretsin, formatları kontrol edilebilir olsun.. Buraya doğru gidiyor. Yani bence bunu kırabilecek olan yine insanlar. Talepleri ya da bundan duydukları memnuniyetsizliği dile getirmeleri. Ya biraz da aptallaşıyoruz gibi geliyor sosyal medyayla.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Netflix şimdi bu dönemin TRT 1’i oldu. Netflix’te yeni bir şey çıkıyor, bütün dünya aynı anda onu seyrediyor. Sosyal medya üzerinden herkes onunla ilgili konuşuyor. Üç gün sonra bitiyor. Geçmiş olsun. Hatırlayan kalmıyor ondan sonra. Toplu bir histeri halindeyiz. Aynı şeyi seyredip, aynı şeyler üzerine konuşup, tüketip, tükürüp, atıyoruz bir kenara.”</span></p></blockquote>
<p>Nerede yasakladılar 16 yaşına kadar sosyal medya kullanmayı? Avustralya’da değil mi? Çok tebrik ettim kendilerini gerçekten. Yani çok belirli kalıplar içerisinde; düşünmemeye ve tüketmeye yönelik insan tipi üretmeye çalışıyorlar. Buna itiraz edeceğiz hep beraber. Yani o yüzden bir bağımsız film çıktığında onu sinema salonunda seyretmek önemli. Onları desteklemek, desteklemeye çalışmak mümkün olduğu kadar trendlere uymamak gerekli.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-4388 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/netflix-trt-context-1024x683.png" alt="" width="372" height="248" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/netflix-trt-context-200x133.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/netflix-trt-context-300x200.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/netflix-trt-context-400x267.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/netflix-trt-context-600x400.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/netflix-trt-context-768x512.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/netflix-trt-context-800x533.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/netflix-trt-context-1024x683.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/netflix-trt-context-1200x800.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/netflix-trt-context.png 1536w" sizes="(max-width: 372px) 100vw, 372px" /></p>
<p>Siz genç arkadaşlar belki hatırlamazsınız, bizim çocukluğumuzda bir TRT 1 vardı. Ben 71 doğumluyum. Ben ve benim yaş grubumun çocukken, büyürken seyrettiğimiz her şey aynıydı çünkü tek kanal vardı. Netflix şimdi bu dönemin TRT 1’i oldu. Netflix’te yeni bir şey çıkıyor, bütün dünya aynı anda onu seyrediyor. Sosyal medya üzerinden herkes onunla ilgili konuşuyor. Üç gün sonra bitiyor. Geçmiş olsun. Hatırlayan kalmıyor ondan sonra. Toplu bir histeri halindeyiz. Aynı şeyi seyredip, aynı şeyler üzerine konuşup, tüketip, tükürüp, atıyoruz bir kenara. İzleyicinin bunu talep etmesi gerekiyor. “Artık ben bunu istemiyorum” demek gerekiyor. Farklı bir şey yapmak isteyen insanların da o talebi göstermesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Sedat Erol:</strong> Muhtemelen genç jenerasyonların tüketim pratikleri bir hayli değişti benim anladığım kadarıyla. Yani daha kısa, daha az derinlemesine olan, yüzeysel şeylere dikkatleri daha uygun gibi. Biraz daha uzun ve daha böyle içinde karakter drama gibi birçok unsuru barındıran analiz edilmesi gereken takip etmesi gereken bir içerik olduğunda sıkılıp direkt ikincil ekrana kayma durumu çok yaygın benim gözlemlediğim kadarıyla. Veriler de aslında böyle bir şey söylüyor.</p>
<p><strong>A.T:</strong> Zaten bütün üreticiler de o algoritma dediğimiz şeyi üretim için kullanıyorlar. İşte “Şu saniye daha çok izleniyor, şu saniyede dikkat düşüyor” gibi. Bu yapıları özellikle ticari olarak yaptıkları filmlerde kullanıyorlar. Ben şimdi bir Çin kanalı keşfettim. Orada 30’ar saniyelik dizi bölümleri var. 30 saniye dizi bölümü. 30 saniye! Buraya doğru gidiyor. Çok farklı şeyler deniyorlar. Ben çok sinirleniyorum. “Bu zamane gençleri şöyle, bu zamane gençleri böyle” diyenlere. Pardon da zamane gençlerine ne verdiniz de ne bekliyorsunuz? Yani biz şu andaki gençlerin ne yaşadığını, neyin içine doğduğunu anlamıyoruz. Ben doğduğumda cep telefonu yoktu. Ben 20 yaşındayken de cep telefonu yoktu. Değişim kaçınılmaz ama bunu böyle “Ah işte eskiden buraları dutluktu” mantığıyla değil, insanın anlam arama ve anlam üretme ihtiyacıyla yorumlamak gerekiyor.</p>
<p><strong>B.Ö:</strong> Instagram’da kendim şahit oldum. Deneyimlemek için açtım, bir dakikalık bölümler, dikey formatta her şeyi aşırı tıkıştırılmış bir şekilde vermeye çalışıyorlar ama bağ kuramıyorsun.</p>
<p><strong>A.T:</strong> Ama umut verici bir şey bu söylediğiniz. Yani zaten bizi kurtaracaksa bu kurtaracak. İnsanlar o kadar çöpün içinde bir alternatif isteyecekler. Bir noktadan sonra tatmin etmeyi başaramayacaklar. Ana akım diyebileceğimiz şeylerin içerisinde de kaliteli işler üretilmeye devam ediyor. Hâlâ kaliteli iş üretmek isteyen insanlar var. Onlar da denemekten vazgeçmeyecekler. Her ne kadar bizim üzerimize bunu boca etmek isteyenler varsa da bunun dışında bir şeyler yapmak ve bunun dışında var olmak isteyen insanlar da var.</p>
<p><strong>M.B.A: Aynı anda 13 üniversitenin katılımıyla yapılan bir araştırmada, üniversite öğrencileri film izlerken cinselliğin, kanın ve duygusal ajitasyonun suistimal edildiğini düşünüyormuş. Bunların azaltılmasıyla ilgili araştırma öznelerinden ciddi bir tepki olduğunu söylüyordu. Tüketim alışkanlıklarımızın filmin formülünü, senaryo yapısını değiştirme ihtimali olabilir mi?</strong></p>
<p><strong>A.T:</strong> Tabii ki. Olmaz olur mu? Netice itibarıyla ticari yapılar bir ürün sunuyorlar. O ürün tüketilmediği sürece o ürünü üretmeyeceklerdir. Bu kadar basit. Yani yapılmaya çalışılan şey sürekli bir rot balans ayarı “Şu ölçeği koyduk, bu fazla geldi, bunu istemiyorlar. O zaman azaltalım” gibi. Yani tepkilerle çok alakalı. Ama insanlar da itirazlarını dile getirmek konusunda daha çekingenler, eskiye nazaran. Ayrık otu gibi görünmek konusunda çekinceleri var. “Herkesin konuştuğu bir şey varsa ben de konuşmalıyım” düşüncesi, buna dışarıda kalma korkusu diyebiliriz.</p>
<p>Takip etmeniz gerekiyor. Bağımsız sinemanın olduğu platformlar var. MUBI var, Amazon’un içerisinde öyle bir şey var. Netflix’te bile yani arasanız hakikaten bulabileceğiniz daha bağımsız yapımlar var. IndieWire’dan takip edebilirsiniz, çeşitli bloglar, forumlar var. Letterbox var. Oralardan duyduğunuz filmlerin nerelerde hangi platformlarda olduğunu görebilirsiniz. Özellikle platformlar üzerinden, daha alternatif şeyleri bulup seyredip onları beğenmeye çalışın. O sayıların artmasını sağlarsanız bu tip içerik üretmeye de mecbur kalacaklar bir noktadan sonra.</p>
<p><strong>M.B.A:</strong> Yani işe yarıyor, çalışıyor aslında.</p>
<p><strong>A.T:</strong> Çalışıyor. Gösterilen her tepki işe yarıyor. Her şeyi ölçüyorlar. O algoritmaları izleyicinin tepkisinden beslenerek oluşturuyorlar. Bizim için de aynı şey söz konusu. Ayvalık Film Festivali eğer seyircisi olmasaydı bugüne gelemezdi. Bizim ana sponsorumuz yok, biz belediye festivali değiliz, biz tamamen bağımsız bir festivaliz. Biz bir kere arz ettik, “buyurunuz” dedik. Onlar talebe devam ettikleri için biz o arzı sürdürebiliyoruz. Biz seyirci sayısı olarak 5000’den 12.000’e çıkamasaydık, ben beşinci festivali yapmayı planlayamazdım. Ona güvenerek devam edebiliyoruz. Ben her sene zarar ettim şimdiye kadar. Niye, neye güvenerek yapıyorsun? Gelecek seneye güvenerek yapıyorum.</p>
<p><strong>B.Ö:</strong> Çok teşekkür ederiz, iyi ki geldiniz, iyi ki sorularımıza cevap verdiniz.</p>
<p><strong>A.T:</strong> Rica ederim. Sağolun. Çok teşekkürler. Umarım Ayvalık’ta tekrar karşılaşırız, gelirsiniz. Güzel bir yeni yıl olur sizin için. Beni davet ettiğiniz için tekrar teşekkür ederim.</p>
<p><img decoding="async" class="size-large wp-image-4389 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kapanis-context-1024x576.jpg" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kapanis-context-200x113.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kapanis-context-300x169.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kapanis-context-400x225.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kapanis-context-600x338.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kapanis-context-768x432.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kapanis-context-800x450.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kapanis-context-1024x576.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kapanis-context-1200x675.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kapanis-context-1536x864.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><a href="https://contextdergi.com/edinburghtan-ayvaliga-uluslararasi-film-festivali-genc-sinema/">Edinburgh’tan Ayvalığa, Uluslararası Film Festivali &#038; Genç Sinema</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/edinburghtan-ayvaliga-uluslararasi-film-festivali-genc-sinema/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Algoritmik Ödül ile Şiddetin Normalleştirilmesi</title>
		<link>https://contextdergi.com/algoritmik-odul-ile-siddetin-normallestirilmesi/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/algoritmik-odul-ile-siddetin-normallestirilmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 14:30:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Baudrillard Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Bandura]]></category>
		<category><![CDATA[antisosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Bobo Bebek Deneyi]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Draper]]></category>
		<category><![CDATA[Cassie Jo Stoddart davası]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[içerik üreticileri]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet eğilimi]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetin normalleştirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[suçlu]]></category>
		<category><![CDATA[taklit içgüdüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Torey Michael Adamcik]]></category>
		<category><![CDATA[Violence and American Cinema]]></category>
		<category><![CDATA[viral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4212</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Ertuğrul Gök “Dijital platformlara içerik üreten kullanıcılar, yönetmenler, hatta ciltlerce kitap yazan bazı yazarlar; suçluyu veya antisosyal davranışı genellikle ‘sistem karşıtı bir kahraman’ veya ‘iç dünyası anlaşılamamış bir dahi’ kılıfıyla sunar.” İnsan, doğası gereği gözlemleyen ve kopyalayan bir canlıdır. İnsanın bu yapısı onun hayat yolculuğunun büyük bir bölümünde gördüklerini taklit etmesine sebep olur. Bu taklit  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/algoritmik-odul-ile-siddetin-normallestirilmesi/">Algoritmik Ödül ile Şiddetin Normalleştirilmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>-Ertuğrul Gök</strong></em></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Dijital platformlara içerik üreten kullanıcılar, yönetmenler, hatta ciltlerce kitap yazan bazı yazarlar; suçluyu veya antisosyal davranışı genellikle ‘sistem karşıtı bir kahraman’ veya ‘iç dünyası anlaşılamamış bir dahi’ kılıfıyla sunar.”</span></p></blockquote>
<p>İnsan, doğası gereği gözlemleyen ve kopyalayan bir canlıdır. İnsanın bu yapısı onun hayat yolculuğunun büyük bir bölümünde gördüklerini taklit etmesine sebep olur. Bu taklit etme hâli tarih boyunca süregelmiş hatta evrilmiştir. İletişim araçlarının toplum üzerindeki etkisi de bu basit ama sarsıcı gerçek çevresinde şekillenir. Çünkü bireyin neyi taklit ettiği; karşısına çıkarılan davranışların, anlatıların ve imgelerin nerelerde, ne sıklıkta ve hangi biçimde karşısına çıkarıldığı ile bağlantılıdır.</p>
<p>Bu bağlamda önemli olan noktalardan biri bireyin taklit edeceği unsurun dolaşıma girdiği mecralardır. İletişim mecraları hangi fikirlerin görünürlük kazandığını belirleyen seçici zeminler olmuştur. Nitekim Antik Roma’nın umumi tuvaletleri, şehir meydanları, hamamlar ve kahvehaneler, modern anlamdaki medyadan önce, kamusal etkileşimin gerçekleştiği ve ortak toplumsal gündemin şekillendiği ilk kamusal alanlar olarak işlev görmüştür. Bu sınırlı etkileşim alanlarında ortaya çıkan fikirler, zamanla daha geniş toplumsal dönüşümlerin zeminini hazırlamıştır.</p>
<p>Kimi zaman devrimci düşüncelerin ilk tohumları bu mekânlarda filizlenmiştir. Ancak teknolojinin gelişimiyle birlikte bu mecralar kitleselleşmiş, telgrafla uzaklar yakın olmuş, matbaa, radyo ve televizyon aracılığıyla merkeziyetçi ve geniş ölçekli bir kitle iletişim yapısına bürünmüştür.</p>
<p>Günümüzde internet ve sosyal medya aracılığıyla fikirler, saniyeler içinde geniş kitleler tarafından görünür hale gelmiştir. Üstelik bu dolaşım karşılıklı etkileşim ve anlık geri bildirimlerle de şekillenebilmektedir. Anlatıların ve imgelerin etkileşime açıldığı dijital mecralar yaygınlaştıkça dolaşıma sokulan içeriklerin de çeşitliliği bir o kadar artmıştır. İçeriklerin geniş kitlelere ulaşmasını kolaylaştıran bu yapı haber alma, bilgiye erişim ve farklı fikirlerin dolaşıma girmesi açısından oldukça faydalı bir görev üstlenmektedir. Bu durum her ne kadar iletişim açısından olumlu gibi görünse de dahil olan herkesin içerik üretebildiği bu ortamda, dolaşıma giren her düşüncenin yapıcı ya da sağlıklı olduğunu söylemek mümkün değildir. Aynı mecralar, sorunlu ve zararlı düşünce biçimlerine de alan açabilmektedir.</p>
<p>Böylesine hızlı ve devasa ölçekli bir etkileşim ortamının bireylerin psikolojisini ve davranış örüntülerini etkilemediğini düşünmek ciddi bir yanılgıya yol açar. İçerikler, bireylerin kopyalama arzusunun nesnesini oluşturacağı için olumsuz davranış kalıpları yaratma riskini de barındırmaktadır. Bu ilişki psikoloji literatüründe de güçlü biçimde karşılık bulmaktadır. Psikolog Albert Bandura’nın 1961 yılında gerçekleştirdiği ve literatürde “Bobo Bebek Deneyi” olarak bilinen çalışma, bireylerin özellikle çocukluk döneminde davranışlarını gözlem yoluyla şekillendirdiğini ortaya koymuştur. Deney kapsamında, agresif bir rol modele maruz kalan çocukların, kısa süre içinde benzer saldırgan davranışları tekrar ettikleri; saldırgan olmayan bir rol modelle etkileşime giren çocukların ise bu tür davranışları neredeyse hiç sergilemedikleri tespit edilmiştir. Psikolog Albert Bandura’ya göre; “İnsanlar gördükleri davranışı taklit eder. Özellikle davranış ödüllendiriliyor ve dikkat çekiyorsa…” Bu durum akıllara dizi ve filmlerde sıklıkla karşılaştığımız şiddet içeriklerine bağışıklık ve kopyalama geliştirebileceğimizi gösterir.</p>
<p>Editörlüğünü J. David Slocum’un üstlendiği, Violence and American Cinema adlı kitabı, soğuk savaş döneminde yayımlanan suç konulu dizi ve filmlerin suç oranlarında artışa sebep olduğu ana fikrini tartışır. İzlediğimiz dizi, film ve sosyal medya içerikleri bireylerin suça olan ilgisini ve eğilimini etkiler. Sosyal medya ve dijital platformlar, birer iletişim kanalı olmanın ötesine geçerek bireyin gerçeklik algısını manipüle edebilme gücüne sahiptir. Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri ise 2006’da Amerika’da gerçekleşen Cassie Jo Stoddart davasıdır. Lise arkadaşları olan Brian Draper ve Torey Michael Adamcik, izledikleri şiddet içerikli Çığlık adlı filmden etkilenerek, sınıf arkadaşları olan Cassie’nin hayatına son vermiş ve filmi “deneyimlemek” istediklerini açıkça belirtmişlerdir.</p>
<p>Dijital platformlara içerik üreten kullanıcılar, yönetmenler, hatta ciltlerce kitap yazan bazı yazarlar suçluyu veya antisosyal davranışı genellikle “sistem karşıtı bir kahraman” veya “iç dünyası anlaşılamamış bir dahi” kılıfıyla sunar. Gerçek hikâyeleri konu alan suç belgesellerindeki seri katil anlatılarında görüldüğü üzere; suçun vahşeti, sinematografik bir estetikle örtülür. Bu durum, özellikle aidiyet arayışındaki gençler için şiddeti bir stil ve özenilen bir karakter haline getirebilmektedir.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Günümüzde sosyal medya ve dijital platformlar, sadece birer iletişim kanalı olmanın ötesine geçerek bireyin gerçeklik algısını manipüle edebilmektedir. Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri ise 2006’da Amerika’da gerçekleşen Cassie Jo Stoddart davasıdır.”</span></p></blockquote>
<p>Sosyal medya, bu estetiği filtreler ve müziklerle süsleyerek suçun ahlaki ağırlığını hafifletir ve geriye sadece havalı bir imaj bırakır. Algoritmaların en çok dikkat çeken, en çok tartışılan içerikleri öne çıkarma eğilimiyle işlemesi de kişiler arasında suç içeriklerinin yayılmasını körükleyen bir başka unsurdur.</p>
<div id="attachment_4213" style="width: 810px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4213" class="wp-image-4213 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/hskzU9ylKEWMjYrz-638750458143500209-1.jpg" alt="" width="800" height="444" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/hskzU9ylKEWMjYrz-638750458143500209-1-200x111.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/hskzU9ylKEWMjYrz-638750458143500209-1-300x167.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/hskzU9ylKEWMjYrz-638750458143500209-1-400x222.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/hskzU9ylKEWMjYrz-638750458143500209-1-600x333.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/hskzU9ylKEWMjYrz-638750458143500209-1-768x426.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/hskzU9ylKEWMjYrz-638750458143500209-1.jpg 800w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><p id="caption-attachment-4213" class="wp-caption-text"><strong>Bobo Bebek Deneyi</strong></p></div>
<p>Şiddet eğilimi taşıyan bireylerin, suç barındıran eylemlerinin sosyal medyada yoğun etkileşimle karşılık bulması, birey tarafından bu davranışların ödüllendirildiği algısını güçlendirebilmektedir. Beğeni, paylaşım ve yorumlar aracılığıyla sağlanan bu geri bildirimler, davranışın pekişmesine ve tekrar edilmesine zemin hazırlayan tehlikeli bir geri besleme döngüsü oluşturabilmektedir.</p>
<p>Sosyal mecralarda sonsuz kaydırma döngüsünde bir cinayet haberi ile bir yemek tarifi videolarını peşpeşe ve saniyeler içinde tüketebiliyoruz. Sürekli karşımıza çıkan şiddeti hatta cinayeti konu alan içeriklere karşı hissizleşmemiz veya sıradan bir içeriğe etkileşim verir gibi rahatlıkla tepki vermemiz de bundan kaynaklanıyor. Bu duyarsızlaşma, şiddeti kopyalama eğilimi olanların önündeki son ahlâki barajın da yıkılmasına sebep oluyor.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-4214 " src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/61PdjtgKHaL-679x1024.jpg" alt="" width="389" height="545" /></p>
<p>Sosyal medya, insan doğasındaki “taklit” içgüdüsünü, tarihte hiç olmadığı kadar güçlü bir şekilde ödül mekanizmasıyla birleştirme potansiyeli taşıyor. Eğer dijital platformlar ve sosyal medya içerisinde kontrolsüz bir şekilde dolaşımda olan bu şiddet ve suç temelli içerikler, kontrol altına alınmazsa şiddet, sadece ekranlarda izlenen bir kurgu olmaktan çıkıp, popülarite uğruna kopyalanan bir performans sanatına dönüşme riski taşır.</p>
<p>Bu nedenle bireylerin bu tür içeriklerle etkileşime girmemeyi tercih etmesi, aynı zamanda kamusal bir sorumluluk olarak da değerlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki bir caninin “viral” olduğu bu dünyada, bir sonraki taklitçinin ortaya çıkması sadece an meselesidir.</p>
<p><strong>İllüstrasyon: Şirvan Kopçuk</strong></p>
<p><a href="https://contextdergi.com/algoritmik-odul-ile-siddetin-normallestirilmesi/">Algoritmik Ödül ile Şiddetin Normalleştirilmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/algoritmik-odul-ile-siddetin-normallestirilmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Ekranlarda Bildik Hikâyeler İçerik Tüketiminde Geçmişin Geleceği</title>
		<link>https://contextdergi.com/yeni-ekranlarda-bildik-hikayeler-icerik-tuketiminde-gecmisin-gelecegi/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/yeni-ekranlarda-bildik-hikayeler-icerik-tuketiminde-gecmisin-gelecegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 18:35:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı televizyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk-ı Memnu]]></category>
		<category><![CDATA[binge watching]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[dijital çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[dijital ekranlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital izleyici]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[eski diziler]]></category>
		<category><![CDATA[Ezel]]></category>
		<category><![CDATA[içerik ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[izleme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[izleme pratiği]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[kült diziler]]></category>
		<category><![CDATA[medya dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[medya ekosistemi]]></category>
		<category><![CDATA[medya kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[medya teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[medya tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[nostalji]]></category>
		<category><![CDATA[nostalji kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[nostaljik içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[online video]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik motivasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[video platformları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaprak Dökümü]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya]]></category>
		<category><![CDATA[yeni nesil izleme kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Youtube]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube dizileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4725</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Deniz Engin Dijitalleşme süreci kullanıcıların yalnızca yeni içerikler üretmesiyle sınırlı kalmıyor, geçmişin medya ürünlerini de dijital evrene taşıyarak yeniden canlandırıyor. Geleneksel medyanın dönüşüm baskısı hissettiği içinde bulunduğumuz bu dönemde akıllı televizyonlar ve sürekli gelişen cihazlar tüm kullanıcılara zaman ve mekândan bağımsız bir seçim özgürlüğü sunuyor. Bu ekosistemde YouTube, özellikle genç kuşakların odağında yükselirken eski televizyon  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/yeni-ekranlarda-bildik-hikayeler-icerik-tuketiminde-gecmisin-gelecegi/">Yeni Ekranlarda Bildik Hikâyeler İçerik Tüketiminde Geçmişin Geleceği</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Deniz Engin</em></strong></p>
<p>Dijitalleşme süreci kullanıcıların yalnızca yeni içerikler üretmesiyle sınırlı kalmıyor, geçmişin medya ürünlerini de dijital evrene taşıyarak yeniden canlandırıyor. Geleneksel medyanın dönüşüm baskısı hissettiği içinde bulunduğumuz bu dönemde akıllı televizyonlar ve sürekli gelişen cihazlar tüm kullanıcılara zaman ve mekândan bağımsız bir seçim özgürlüğü sunuyor. Bu ekosistemde YouTube, özellikle genç kuşakların odağında yükselirken eski televizyon dizileri için de bir “yeniden buluşma” noktasına dönüşüyor. Arşivlik diziler, yüksek çözünürlüklü bölümler ve trend odaklı kolajlar ile birleşen ilgi çekici görsel sunumlarla dijital platformda kendilerine yer bularak popülerliğini korumaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4727" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-869x1024.png" alt="" width="376" height="443" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-200x236.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-254x300.png 254w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-400x472.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-600x707.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-768x905.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-800x943.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-869x1024.png 869w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3.png 1118w" sizes="(max-width: 376px) 100vw, 376px" /></a></p>
<p>Eski dizilere yönelik bu ilginin kökeninde yalnızca dijital araçların sunduğu erişim kolaylığı değil derin psikolojik motivasyonlar da yatıyor. Özellikle belirsizlik dönemlerinde artan stres ve kaygı, bireyde güçlü bir “kontrol kurma” ihtiyacı doğurabiliyor. Sonu bilindik, karakterleri tanıdık hikâyelere sığınmak kişiyi yeni bir içeriğin getireceği bilişsel yükten kurtararak zihinsel bir konfor alanı yaratabiliyor. Bu yönelimi bir kaçıştan ziyade tanıdık bir evrende güven tazeleme hazzı olarak da okumak mümkün. Öte yandan nostalji izleyiciyi yalnızca eski bir anlatıya değil, onu ilk izlediği dönemdeki kendi yaşamına ve duygularına da bağlıyor. Bu özlem duygusuna, güncel yapımlara yönelik niteliksel bir eleştiri de eşlik edebilir. Günümüz dizi sektörünün küresel pazar kaygısıyla tekdüze senaryolara hapsolması, eski yapımların samimiyetini ve özgün anlatı işleyişini daha değerli kılarak izleyiciyi geçmişin derinliğine yönlendiriyor.</p>
<p>YouTube’un geleneksel televizyon yayıncılığı üzerindeki hâkimiyeti, güncel verilerle de desteklenebilecektir. Vestel IoT ekibinin araştırmasına göre, Temmuz-Ağustos döneminde YouTube’un toplam izlenme payı %43’e yükselerek %36’da kalan uydu yayınlarını geride bırakmıştır. Bu dijital dönüşümün en somut yansımaları, yayınlandıkları dönemde reyting rekorları kıran kült dizilerin dijital performansında da görülebilir. Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu ve Ezel dizilerinin YouTube üzerindeki etkileşim verileri, geleneksel ekran başarısının dijital dünyada katlanarak devam ettiğini bizlere gösteriyor. 2025 yılı verilerine göre, ele aldığımız üç dizi arasında televizyonda en düşük reyting ortalamalarını zaman zaman gören Ezel, YouTube&#8217;da 1,93 milyon abone ve 2 milyarı aşkın toplam görüntülenme ile dijitalde en yüksek etkileşim gücüne ulaşan yapım olmaktadır. Benzer şekilde, televizyon tarihinin en yüksek reytingli yapımlarından Yaprak Dökümü ve Aşk-ı Memnu, milyarları bulan toplam görüntülenme sayılarıyla dijital platformdaki varlıklarını sürdürmektedir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2.png"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-4729 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-1024x898.png" alt="" width="1024" height="898" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-200x175.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-300x263.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-400x351.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-600x526.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-768x674.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-800x702.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-1024x898.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-1200x1053.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752.png 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p>İlk veriler incelendiğinde; Yaprak Dökümü dizisinin hem televizyon reytinglerinde hem de YouTube görüntüleme endeksinde zirvede yer aldığı görülmektedir. Bu durum, yapımın geçmişteki kitlesel başarısını dijital evrende de tam anlamıyla koruduğuna işaret ediyor. Aşk-ı Memnu cephesinde ise yüksek reyting endeksine rağmen YouTube verilerinin daha düşük seyretmesi, dijital izleyicinin ilgisinin dizinin tamamından ziyade belirli kesitlere ve ikonik sahnelere yoğunlaştığını gösteriyor. Ezel dizisi ise televizyondaki reyting oranlarının aksine dijitalde çok daha güçlü bir grafik sergiliyor. Bu veri bizlere dizinin dijital mecralarda keşfedildiğini ya da genç kuşağın radarına girerek yeni bir izleyici kitlesi kazandığını gösteriyor. Dizilerin ilk 10 bölümlük performansları, izleme alışkanlıklarına dair önemli ipuçları sunuyor. Yaprak Dökümü, diğer iki diziye oranla daha düşük ancak oldukça istikrarlı bir izlenme çizgisi takip ediyor. Bu durum dijital izleyicinin diziyle güçlü bir duygusal bağ kurduğunu ve bölümleri atlamadan, sadık bir şekilde tükettiğini destekliyor. Aşk-ı Memnu ise daha dalgalı bir grafik sergileyerek dijital platformların sunduğu “içerik seçme ve belirleme” özgürlüğünün bir yansıması olarak, parçalı bir izlenme pratiği ortaya koyuyor. Ezel dizisinde görülen ilk bölümdeki yüksek ilgi ve sonrasındaki keskin düşüş ise tıpkı Aşk-ı Memnu’da olduğu gibi, izleyicinin devam etme motivasyonunda seçici davrandığını ve belirli unsurlara odaklandığını gösteriyor.<a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1.png"><img decoding="async" class="wp-image-4728 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-1024x968.png" alt="" width="413" height="390" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-200x189.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-300x284.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-400x378.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-600x567.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-768x726.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-800x756.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-1024x968.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559.png 1167w" sizes="(max-width: 413px) 100vw, 413px" /></a></p>
<p>Son bölümlere odaklanıldığında, Yaprak Dökümü dizisinin başlangıçtaki dengeli çizgisini final sürecinde de koruduğu gözlemlenebilir. Aşk-ı Memnu’da özellikle finale yaklaşan bölümlerde izlenme oranlarının zirve yapması, izleyicinin olay örgüsüyle derin bir bağ kurduğunu göstermektedir. Benzer şekilde Ezel dizisinde de final bölümüne doğru bir artış söz konusudur. Her iki dizideki bu yönelim; bilindik sonları tekrar deneyimleme ve aynı duygusal tatmini yeniden yaşama motivasyonunun karşılığı olarak değerlendirilmektedir. Elde edilen tüm veriler, eski dizilerin dijital platformlar için stratejik değeri yadsınamaz birer içerik kaynağı olduğunu kanıtlamaktadır. Bu yapımlar, YouTube ekosisteminde geçmişe ait birer geleneksel medya kalıntısı olmaktan çıkarak, yeni medyanın dinamik bir parçası hâline gelmekte ve kullanıcıyla kurdukları bu yeni temastan güçlü bir karşılık almaktadır. Hem psikolojik motivasyonlar ve güven ihtiyacı hem de nostalji duygusunun kolektif etkisiyle eski dizilere olan yönelim azalmak bir yana, her geçen gün artmaktadır.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/yeni-ekranlarda-bildik-hikayeler-icerik-tuketiminde-gecmisin-gelecegi/">Yeni Ekranlarda Bildik Hikâyeler İçerik Tüketiminde Geçmişin Geleceği</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/yeni-ekranlarda-bildik-hikayeler-icerik-tuketiminde-gecmisin-gelecegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LinkedIn: İçerik Tüketim Alışkanlıkları</title>
		<link>https://contextdergi.com/linkedin-icerik-tuketim-aliskanliklari/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/linkedin-icerik-tuketim-aliskanliklari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 19:02:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet aklan]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet muhammet aklan]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz yakalı kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[dijital ağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[dijital işe alım]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim içerikleri]]></category>
		<category><![CDATA[içerik pazarlaması]]></category>
		<category><![CDATA[içerik stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş arama süreçleri]]></category>
		<category><![CDATA[iş başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[iş dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[iş ilanları]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer odaklı içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer platformları]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel marka]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[LinkedIn]]></category>
		<category><![CDATA[LinkedIn içerik tüketim alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[networking]]></category>
		<category><![CDATA[online öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[OpenToWork]]></category>
		<category><![CDATA[pew research center]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel ağ]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel içerik]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel marka yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[sektör haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Storytelling]]></category>
		<category><![CDATA[uzaktan çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[video içerik]]></category>
		<category><![CDATA[video pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4734</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Ahmet Muhammet Aklan Profesyonel ağ kurma ve dijital işe alım süreçlerinin merkezinde yer alan LinkedIn, bugün sadece bir özgeçmiş bankası olmanın ötesinde profesyonel etkileşim sahasına dönüştü. Platformun sağladığı güncel verilere baktığımızda LinkedIn, 2024 yılında 1 milyar kayıtlı kullanıcı eşiğini geçerek 2025 itibarıyla 1.2 milyar kullanıcıya ulaştı. Bu topluluk dünya genelindeki 18 yaş üstü nüfusun yaklaşık  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/linkedin-icerik-tuketim-aliskanliklari/">LinkedIn: İçerik Tüketim Alışkanlıkları</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Ahmet Muhammet Aklan</em></strong></p>
<p>Profesyonel ağ kurma ve dijital işe alım süreçlerinin merkezinde yer alan LinkedIn, bugün sadece bir özgeçmiş bankası olmanın ötesinde profesyonel etkileşim sahasına dönüştü. Platformun sağladığı güncel verilere baktığımızda LinkedIn, 2024 yılında 1 milyar kayıtlı kullanıcı eşiğini geçerek 2025 itibarıyla 1.2 milyar kullanıcıya ulaştı. Bu topluluk dünya genelindeki 18 yaş üstü nüfusun yaklaşık %20,7’sinin platformda temsil edildiğini gösteriyor. <a href="https://contextdergi.com/reklam-butcelerinde-dijital-kirilma-ve-izleyici-takibi/">Reklam</a> erişimi açısından bakıldığında ise Kepios analizleri, platformun tüm kullanıcılarının %21,6’sına doğrudan ulaşabildiğini ortaya koyuyor. Aylık 480 milyon aktif kullanıcıya sahip olan ağda, kullanıcıların yaklaşık %40’ı platformu her gün ziyaret ediyor. Ancak ortalama bir kullanıcının platformda geçirdiği günlük sürenin kısıtlı kalması, LinkedIn’in “hızlı tüketilen” bir mecradan ziyade spesifik amaçlara hizmet eden stratejik bir durak olma özelliğini koruduğunu gösteriyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/linkedin-kullanicilarinin-yas-dagilimi.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4736" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/linkedin-kullanicilarinin-yas-dagilimi.png" alt="" width="321" height="457" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/linkedin-kullanicilarinin-yas-dagilimi-200x285.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/linkedin-kullanicilarinin-yas-dagilimi-211x300.png 211w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/linkedin-kullanicilarinin-yas-dagilimi-400x569.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/linkedin-kullanicilarinin-yas-dagilimi-600x854.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/linkedin-kullanicilarinin-yas-dagilimi.png 680w" sizes="(max-width: 321px) 100vw, 321px" /></a></p>
<p>Platformlar arasında LinkedIn, iş odaklı içerik tüketiminde birincil haber ve fikir kaynağı olma özelliğini koruyor. Üyelerin büyük bir bölümü platformu sektör haberlerini takip etmek (%78) ve yeni fikirler keşfetmek (%73) amacıyla kullanıyor. İçerik etkileşimleri ise sadece bilgi edinmekle kalmayıp müşteri ilişkileri geliştirme (%62), itibar inşası (%55) ve mevcut iş becerilerini artırma (%45) gibi somut kariyer hedefleri etrafında şekilleniyor. Platformda düzenli olarak öğrenme içeriğiyle etkileşim kurulması, LinkedIn’in küresel bir sürekli eğitim merkezine dönüştüğünü de gösteriyor. Kullanıcı deneyimi tarafında ise “Profilinizi Kimler Görüntüledi” (%70,6) ve “Tanıdığınız Kişiler” (%65,2) araçları kullanıcılar arasında en yüksek fayda puanına sahip özellikler olarak öne çıkıyor. Küresel işe alım piyasasının nabzı da bu platformda atıyor. LinkedIn’de yer alan mevcut 15,7 milyon açık iş ilanının yaklaşık 6,8 milyonu ABD merkezli ve 860 bini uzaktan çalışma imkânı sunuyor. İş arayan kullanıcıların platformda geçirdiği süre ayda 30 dakikaya yaklaşıyor ve haftalık 50 milyon üye aktif olarak yeni pozisyonları takip ediyor. Her saniye 95 başvurunun yapıldığı ve her dakika 6 kişinin işe alındığı bu devasa akışta, “<a href="https://www.linkedin.com/help/learning/answer/a507508?lang=tr-TR">#OpenToWork</a>” çerçevesini kullanan 3 milyon üye iş arama sürecini dijital kimliğinin bir parçası haline getiriyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/likedin-icerik-tuketim-oranlari-global-.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4735" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/likedin-icerik-tuketim-oranlari-global-.png" alt="" width="324" height="439" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/likedin-icerik-tuketim-oranlari-global--200x271.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/likedin-icerik-tuketim-oranlari-global--221x300.png 221w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/likedin-icerik-tuketim-oranlari-global--400x542.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/likedin-icerik-tuketim-oranlari-global--600x814.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/likedin-icerik-tuketim-oranlari-global-.png 680w" sizes="(max-width: 324px) 100vw, 324px" /></a></p>
<p>Diğer taraftan tüketim eğilimlerinde ise LinkedIn ekosistemi içerisinde video, baskın bir içerik formatı olarak öne çıkıyor. Öyle ki aynı içerik hem görsel hem yazılı olarak sunulduğunda yöneticilerin %59’u videoyu tercih ediyor. İçerik performansını optimize eden teknik detaylar incelendiğinde ise bir formül ortaya çıkıyor: 40-49 karakterlik başlıklar, alt başlıklı yapılar ve yaklaşık 2.000 kelimeye yayılan görsel destekli uzun formatlı içerikler en yüksek erişim puanına ulaşıyor. Özellikle “nasıl yapılır” rehberleri ve makaleler, platformun bilgi paylaşım odaklı karakterini pekiştiriyor. Pandemi sürecinde de platform, iş süreçlerinde yapısal bir kırılma yaratarak içerik üretimini %60 oranında artırdı. Bu dönemde bağlantılar arası etkileşimin %55 yükselmesi ağın kriz anlarında kurumsal bir dayanışma mecrasına dönüştüğünü gösterdi. Platformdan elde edilen veriler coğrafi trafik dağılımında Amerika Birleşik Devletleri %32,48 ile liderliğini gösteriyor. Hindistan ise %9,2’lik payıyla küresel ağın ikinci büyük ağırlık merkezini oluşturuyor. Demografik analizler, LinkedIn’in akademik sermayeyle doğrudan korelasyonunu gösteriyor. <a href="https://www.pewresearch.org/">Pew Araştırma Merkezi</a> verilerine göre, lisans derecesine sahip profesyonellerin %54’ü aktif kullanıcıyken üniversite eğitimi olmayan kesimde bu oran %12’ye kadar geriliyor. Böylece LinkedIn&#8217;in platformlar arasında “beyaz yakalı” hegemonyasını tescil ediyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkelere-gore-linkedin-kullanim-dagilimi-e1779994141188.png"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-4737 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkelere-gore-linkedin-kullanim-dagilimi-e1779994141188.png" alt="" width="679" height="732" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkelere-gore-linkedin-kullanim-dagilimi-e1779994141188-200x216.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkelere-gore-linkedin-kullanim-dagilimi-e1779994141188-278x300.png 278w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkelere-gore-linkedin-kullanim-dagilimi-e1779994141188-400x431.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkelere-gore-linkedin-kullanim-dagilimi-e1779994141188-600x647.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkelere-gore-linkedin-kullanim-dagilimi-e1779994141188.png 679w" sizes="(max-width: 679px) 100vw, 679px" /></a></p>
<p>Türkiye’deki LinkedIn ekosistemi temel dinamikleri itibarıyla küresel eğilimleri takip etse de&#8221;bireysel fayda&#8221; ve &#8220;deneyim paylaşımı&#8221; itici güç olarak öne çıkıyor. Ülke genelindeki kullanıcılar, platformu sadece profesyonel bir ağ olarak değil, doğrudan iş arama süreçlerini yönettikleri bir kariyer borsası olarak konumlandırıyor. Bu durum platformda geçirilen sürenin dağılımında da net bir şekilde görülebilir. Kullanıcılar sektör haberlerini pasif bir şekilde takip etmek yerine iş başvurusu yapmak, aktif ağ kurmak ve kariyer odaklı stratejik hedefleri doğrultusunda aksiyon almak için çok daha uzun zaman dilimleri ayırıyor. İçerik tüketim tercihleri incelendiğinde, Türkiye&#8217;deki kullanıcıların ise kişisel deneyimlere dayalı hikâye anlatıcılığına (storytelling) ve samimi paylaşımlara çok daha yüksek etkileşimle karşılık verdiği görülüyor. Video formatlı öğretici içerikler ve hızlı uygulanabilir pratik bilgiler içeren &#8220;nasıl yapılır&#8221; rehberleri, platformun en çok ilgi gören alanlarını oluşturuyor. Uzun, akademik ve teorik ağırlıklı metinlerin tüketim oranı görece düşük seyrediyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/linkedin-icerik-tuketim-aliskanliklari/">LinkedIn: İçerik Tüketim Alışkanlıkları</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/linkedin-icerik-tuketim-aliskanliklari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketim Bağlamlarına Göre Şekillenen Yeni Nesil Podcast Ekonomisi</title>
		<link>https://contextdergi.com/tuketim-baglamlarina-gore-sekillenen-yeni-nesil-podcast-ekonomisi/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/tuketim-baglamlarina-gore-sekillenen-yeni-nesil-podcast-ekonomisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 17:25:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Apple Podcasts]]></category>
		<category><![CDATA[bireyselleşme]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu görev]]></category>
		<category><![CDATA[dijital çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[dijital ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[dijital içerik]]></category>
		<category><![CDATA[dijital iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[görsel içerik]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit içerik]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit medya]]></category>
		<category><![CDATA[içerik ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[medya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[medya teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[medya trendleri]]></category>
		<category><![CDATA[medya tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[multitasking]]></category>
		<category><![CDATA[online yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi sonrası medya]]></category>
		<category><![CDATA[podcast]]></category>
		<category><![CDATA[podcast dinleme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[podcast ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[podcast kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[podcast pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[podcast tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[sesli içerik]]></category>
		<category><![CDATA[sesli yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[Spotify podcast]]></category>
		<category><![CDATA[video podcast]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[yeni nesil podcast ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube podcast]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4696</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Halit Emre Özarslan &amp; Aslı Okşar 2020 sonrası dijital medya tüketiminde yaşanan dönüşüm yalnızca içerik türlerini değil, bu içeriklerle kurulan ilişkiyi de yeniden şekillendirdi. Bu noktada podcastler internet üzerinden erişilebilen sesli ve görsel yayınlar olarak, kullanıcıya zaman ve mekânla sınırlı olmayan bir deneyim sundu. Geleneksel radyo yayınlarından farklı olarak podcast formatında kontrolü kullanıcı sahipleniyor. İçeriğin  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/tuketim-baglamlarina-gore-sekillenen-yeni-nesil-podcast-ekonomisi/">Tüketim Bağlamlarına Göre Şekillenen Yeni Nesil Podcast Ekonomisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>-Halit Emre Özarslan &amp; Aslı Okşar</strong></em></p>
<p>2020 sonrası dijital medya tüketiminde yaşanan dönüşüm yalnızca içerik türlerini değil, bu içeriklerle kurulan ilişkiyi de yeniden şekillendirdi. Bu noktada podcastler internet üzerinden erişilebilen sesli ve görsel yayınlar olarak, kullanıcıya zaman ve mekânla sınırlı olmayan bir deneyim sundu. Geleneksel radyo yayınlarından farklı olarak podcast formatında kontrolü kullanıcı sahipleniyor. İçeriğin ne zaman, nerede ve ne kadar süreyle tüketileceğine onlar karar veriyor. Bu esneklik, özellikle çoklu görevle -multitasking- uyumlu yapısıyla podcastleri gündelik hayatın akışına kolayca entegre edilebilir bir medya biçimine dönüştürüyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor.jpg"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4697" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-1024x598.jpg" alt="" width="557" height="325" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-200x117.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-300x175.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-400x234.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-600x350.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-768x448.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-800x467.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-1024x598.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-1200x701.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor.jpg 1240w" sizes="(max-width: 557px) 100vw, 557px" /></a></p>
<p>Pandemiyle derinleşen bireyselleşme eğilimi, küresel podcast tüketimindeki ivmeyi Türkiye pazarında da stratejik bir büyüme faktörüne dönüştürmüştür. PwC tarafından yayımlanan Küresel Eğlence ve Medya Sektörüne Bakış raporu, bu yükselişin yalnızca tüketici alışkanlıklarıyla sınırlı kalmadığını, pazarın finansal hacmine de doğrudan yansıdığını göstermektedir. Türkiye’de müzik, <a href="https://contextdergi.com/ankara-ve-istanbul-radyolari-modern-cumhuriyetin-ortak-sesi/">radyo</a> ve podcast pazarının 2021 yılında 79 milyon dolar seviyesindeyken 2022’de 125 milyon dolara yükselmesi, formatın kültürel bir tercihin ötesinde rüştünü ispatlamış bir medya ekonomisi haline geldiğini tescillemektedir. Veriler, podcast&#8217;lerin pandemi dönemine özgü konjonktürel bir artıştan ziyade, dijital medya ekosisteminde yapısal ve kalıcı bir aktör olarak konumlandığını doğrulamaktadır.</p>
<p>YouTube’un podcast ekosistemindeki yükselişi, &#8220;video podcast&#8221; formatının konvansiyonel sesli yayıncılığı dönüştürdüğünü düşündürmektedir. Görsel içeriğin sunduğu yüksek keşfedilebilirlik avantajı, YouTube’u pazarın merkezine taşırken; Spotify ve Apple Podcasts, daha çok sadık ve ses odaklı bir dinleyici kitlesine hitap eden platformlar olarak konumlanmaktadır. YouTube’un sunduğu görsel etkileşim ve &#8220;ortamda bulunma&#8221; hissi, podcast tüketimini pasif bir dinleme eyleminden hibrit bir deneyime çevirmektedir. Edison Research verileri, nüfusun %73’ünün en az bir kez podcast tüketmiş olmasını, kitlenin artık yalnızca dinleyici değil, &#8220;dinleyen ve izleyen&#8221; kompozit bir yapıya büründüğünün kanıtı olarak sunmaktadır. Bu dönüşüme rağmen podcastin tanımı, ses temelli anlatı ile görsel destek arasındaki esnek denge üzerinde korunmaya devam etmektedir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari.jpg"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4698" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-1024x951.jpg" alt="" width="443" height="411" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-200x186.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-300x279.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-400x372.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-600x557.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-768x713.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-800x743.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-1024x951.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-1200x1115.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari.jpg 1240w" sizes="(max-width: 443px) 100vw, 443px" /></a></p>
<p>Podcast tüketim pratikleri, mecrayı diğer dijital formatlardan ayıran temel yapı taşını; &#8220;ikincil bir aktivite&#8221; olarak konumlanma yeteneğiyle göstermektedir. Coleman Insights verilerine göre, ses odaklı podcastlerin birincil tüketim alanlarının ev içi rutinler, araç kullanımı ve fiziksel egzersiz anları olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşın video podcastler, daha çok statik dinlenme süreçlerinde ve ev ortamında tercih edilen bir format olarak ayrışmaktadır. Bu dikotomi, podcastin kullanıcıdan mutlak odak talep etmeyen, gündelik hayatın ritmine entegre olan esnek yapısını gösterir. Video formatı anlatıya görsel bir derinlik kazandırsa da, içeriğin görsel destek olmaksızın anlam bütünlüğünü koruyabilmesi, formatın temel gücü ve medya ekonomisindeki kalıcılığı açısından belirleyici unsur olmaya devam etmektedir.</p>
<p>Data Globe Hub’ın 2023–2025 projeksiyonları ve gelecek öngörüleri, podcastlerin dijital medya ekosistemindeki yükseliş ivmesinin yapısal bir karaktere büründüğünü açığa çıkarır. Sesli ve görsel formatların eş zamanlı varlığı, mecrayı esnek ve çapraz platformlarda yeniden üretilebilir stratejik bir içerik türüne dönüştürmüştür. Bu hibrit yapı, formatın gündelik yaşam dinamikleriyle tam entegrasyonunu sağlamaktadır. Podcastler bu yönüyle, konjonktürel bir medya ürünü olmanın ötesine geçerek; dijital çağın hızına ve yeni nesil iletişim akışına uyum sağlayan, kalıcı bir tüketim alışkanlığı ve sürdürülebilir bir medya ekonomisi olarak konumlanmaktadır.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/tuketim-baglamlarina-gore-sekillenen-yeni-nesil-podcast-ekonomisi/">Tüketim Bağlamlarına Göre Şekillenen Yeni Nesil Podcast Ekonomisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/tuketim-baglamlarina-gore-sekillenen-yeni-nesil-podcast-ekonomisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doomscrolling’in Hikâye Temelli Formu Olarak Mini Diziler</title>
		<link>https://contextdergi.com/doomscrollingin-hikaye-temelli-formu-olarak-mini-diziler/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/doomscrollingin-hikaye-temelli-formu-olarak-mini-diziler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 20:18:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital hikâye anlatımı]]></category>
		<category><![CDATA[dijital içerik tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[doomscrolling]]></category>
		<category><![CDATA[Eda Ece]]></category>
		<category><![CDATA[içerik tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[Instagram Reels]]></category>
		<category><![CDATA[kısa video formatı]]></category>
		<category><![CDATA[mini diziler]]></category>
		<category><![CDATA[Reels içerikleri]]></category>
		<category><![CDATA[short form içerik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya algoritmaları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[TikTok dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[TikTok trendleri]]></category>
		<category><![CDATA[video içerikleri]]></category>
		<category><![CDATA[viral içerik]]></category>
		<category><![CDATA[yeni nesil diziler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4656</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Bahar Topal Günümüzde tüketimi dikkat çekici bir biçimde artan “short-form” olarak da anılan mini diziler, sosyal medya platformlarında 15–30 saniyelik kısa bölümler halinde birbiriyle bağlantılı sahnelerden oluşarak yayımlanıyor. Bölüm sonunda merak unsuru yaratarak izleyiciyi bir sonraki bölüme yönlendirme amacıyla tasarlanan bu mini dizilerde hikâyeler, çoğunlukla aile ilişkileri, romantik bağlar ve gündelik yaşam çatışmaları üzerinden ilerliyor.  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/doomscrollingin-hikaye-temelli-formu-olarak-mini-diziler/">Doomscrolling’in Hikâye Temelli Formu Olarak Mini Diziler</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>-Bahar Topal</strong></em></p>
<p>Günümüzde tüketimi dikkat çekici bir biçimde artan “short-form” olarak da anılan mini diziler, sosyal medya platformlarında 15–30 saniyelik kısa bölümler halinde birbiriyle bağlantılı sahnelerden oluşarak yayımlanıyor. Bölüm sonunda merak unsuru yaratarak izleyiciyi bir sonraki bölüme yönlendirme amacıyla tasarlanan bu mini dizilerde hikâyeler, çoğunlukla aile ilişkileri, romantik bağlar ve gündelik yaşam çatışmaları üzerinden ilerliyor. Buradaki temel amaç ise izleyicinin kendini karakterlerle özdeşleştirmesi ve sürekli kaydırarak etkileşimi yükseltmesi olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Bu noktada aslında örnek hikâyelere odaklanarak bu tüketim biçimini anlamak ve aktarmak mümkün. “Yeni Nesil” adlı mini dizi, bir aile hikâyesi etrafında kurgulanmaktadır. Dizide Eda Ece, Nazlı Altunzde karakterini canlandırmakta Sumru Yavrucuk Asuman Altunzade, İbrahim Selim Tufan Altunzade, Yasemin Yazıcı Seda Altunzade, Selçuk Borak Kemal Altunzade ve Gurur Aydoğan ise Serhat Demir karakterini oynamaktadır. Oyuncu kadrosuna baktığımızda anaakım dizilerde sıkça rastlayabildiğimiz ünlü ve deneyimli oyuncuların yer alması bu mini dizi serüvenini de dikkate değer bir anlatıya dönüştürmektedir. Hikâyeye geri döndüğümüzde Nazlı ve Tufan evli bir çifti, Seda ve Serhat ise diğer evli çifti temsil etmektedir. Asuman ve Kemal ise Tufan ve Seda’nın ebeveynleri olarak çekirdek aileyi oluşturmaktadır. Bu karakter dağılımı sayesinde dizi, farklı kuşakları ve ilişki dinamiklerini aynı hikâye içinde sunarak geniş bir izleyici kitlesine hitap etmektedir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dizinin-sosyal-medya-izlenmeleri-.png"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-4657 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dizinin-sosyal-medya-izlenmeleri--1024x525.png" alt="" width="1024" height="525" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dizinin-sosyal-medya-izlenmeleri--200x103.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dizinin-sosyal-medya-izlenmeleri--300x154.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dizinin-sosyal-medya-izlenmeleri--400x205.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dizinin-sosyal-medya-izlenmeleri--600x308.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dizinin-sosyal-medya-izlenmeleri--768x394.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dizinin-sosyal-medya-izlenmeleri--800x410.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dizinin-sosyal-medya-izlenmeleri--1024x525.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dizinin-sosyal-medya-izlenmeleri--1200x615.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dizinin-sosyal-medya-izlenmeleri-.png 1240w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p>Mini dizilerin hızlı tüketilmesinde günümüz sosyal medyasında yaygın olan doomscrolling davranışı yol açmaktadır. Bu terime daha yakından baktığımızda Doomscrolling, kullanıcıların farkında olmadan uzun süre boyunca video akışı içinde kaydırma yaparak içerik tüketmesini ifade eder. TikTok ve Instagram Reels algoritmaları, kullanıcıların önceki izleme davranışlarına benzer içerikleri sürekli kullanıcıların karşılarına çıkararak bu döngüyü güçlendirmektedir. Hikâye temelli kısa diziler, doomscrolling akışı içinde sıradan bir video gibi kullanıcıya sunulmakta ancak bölüm devamlılığı sayesinde onların dikkatini daha uzun süre platformda tutabilmektedir.</p>
<p>Yeni Nesil mini dizi serisinin TikTok ve Reels üzerindeki bölüm bazlı izlenme verilerine baktığımızda bizlere platformlardaki tüketime dair ipuçları vermektedir. Instagram verileri ilk iki bölümde oldukça yüksek izlenme sayılarına ulaşıldığını, üçüncü ve dördüncü bölümlerde ise belirgin bir düşüş yaşandığını, son bölümde geldiğimizde yeniden yükseliş eğilimine girdiğini göstermektedir. Bu durum takipçilerinin ilgisinin doğrudan bölüm sonlarında bırakılan merak unsurlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. TikTok’ta ise farklı bir tüketim pratiği olarak ikinci ve üçüncü bölümlerde viral yayılım etkisiyle ciddi artış saptanmış, sonraki bölümlerde ise izlenme oranlarında hızlı bir düşüş yaşanmıştır. Bu durumun TikTok’un keşif ve viral yayılım temelli algoritmasının içeriklerin hızlı yükselmesine ancak sürdürülebilir bir izlenme devamlılığı sağlamamasına neden olduğunu da bizlere göstermektedir.</p>
<p>“Yeni Nesil” dizisi, izleyici tarafından doğrudan reklam içeriği olarak değil, sosyal medya akışı içinde karşılaşılan kısa bir aile dizisi olarak tüketilmektedir. Bu yapı mini dizilerin yalnızca kısa video formatı değil, aynı zamanda yeni bir dijital dizi izleme alışkanlığı yarattığını ya da yaratabileceğini göstermektedir. Nihayetinde kullanıcılar içerikle yalnızca anlık değil, süreklilik içeren bir ilişki kurmakta ve hikâye takibi üzerinden platformda daha uzun süre vakit geçirmektedir. Bu durum ise hâlihazırda değişmekte olan kültür ürünlerinin tüketim biçimlerinde önümüzde dönemlerde de değişim eğiliminin devam edeceğini bizlere göstermektedir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/doomscrollingin-hikaye-temelli-formu-olarak-mini-diziler/">Doomscrolling’in Hikâye Temelli Formu Olarak Mini Diziler</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/doomscrollingin-hikaye-temelli-formu-olarak-mini-diziler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital İzleme Kültüründe TikTok Etkisi ve YouTube’un Dönüşümü</title>
		<link>https://contextdergi.com/dijital-izleme-kulturunde-tiktok-etkisi-ve-youtubeun-donusumu/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/dijital-izleme-kulturunde-tiktok-etkisi-ve-youtubeun-donusumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 17:41:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[algoritma kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[dijital izleme kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[dikey video formatı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat süresi]]></category>
		<category><![CDATA[genç nesil]]></category>
		<category><![CDATA[içerik ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[internet kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[kısa format videolar]]></category>
		<category><![CDATA[kısa içerik trendi]]></category>
		<category><![CDATA[kısa video içerikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[medya dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[medya ekosistemi]]></category>
		<category><![CDATA[medya teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Meta]]></category>
		<category><![CDATA[mobil medya]]></category>
		<category><![CDATA[online video]]></category>
		<category><![CDATA[Snapchat]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya analizi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya trendleri]]></category>
		<category><![CDATA[tiktok]]></category>
		<category><![CDATA[TikTok algoritması]]></category>
		<category><![CDATA[video içerik üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[video izleme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[video platformları]]></category>
		<category><![CDATA[video tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Youtube]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube Shorts]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4703</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Yağmur Çetin Çevrimiçi ortam TikTok’un algoritma temelli ve kısa süreli içerik yapısıyla birlikte köklü bir paradigma değişiminden geçiyor. Bu dönüşümün merkezinde ise sadece yeni bir platformun yükselişi değil YouTube gibi yerleşik devlerin "uzun formatlı" mirasındaki izleme alışkanlıklarının nasıl bir evrim geçirdiği sorusu yer alıyor. Pandeminin küresel çapta dijital alışkanlıkları tetiklemesiyle başlayan bu süreç, bugün izleme  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/dijital-izleme-kulturunde-tiktok-etkisi-ve-youtubeun-donusumu/">Dijital İzleme Kültüründe TikTok Etkisi ve YouTube’un Dönüşümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Yağmur Çetin</em></strong></p>
<p>Çevrimiçi ortam TikTok’un algoritma temelli ve kısa süreli içerik yapısıyla birlikte köklü bir paradigma değişiminden geçiyor. Bu dönüşümün merkezinde ise sadece yeni bir platformun yükselişi değil YouTube gibi yerleşik devlerin &#8220;uzun formatlı&#8221; mirasındaki izleme alışkanlıklarının nasıl bir evrim geçirdiği sorusu yer alıyor. Pandeminin küresel çapta dijital alışkanlıkları tetiklemesiyle başlayan bu süreç, bugün izleme sürelerinden dikkat eşiğine kadar platformların tüm dinamiklerini yeniden şekillendiriyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4707" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3.png" alt="" width="342" height="452" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3-200x264.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3-227x300.png 227w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3-400x528.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3-600x792.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3.png 680w" sizes="(max-width: 342px) 100vw, 342px" /></a></p>
<p>Yıllarca çevrimiçi videonun mutlak hakimi olan YouTube, 16:9 geniş ekran formatı, prodüksiyon kalitesi yüksek içerikleri ve sınırsız süre imkanıyla bir dijital kütüphane işlevi gördü. Ancak 2016’da sahneye çıkan TikTok; ham, dikey ve &#8220;doğrudan uygulamada üretilen&#8221; 9:16 formatıyla bu düzeni sarstı. TikTok’un aylık 2,2 milyarı aşan kullanıcı trafiği, izleme kültüründe hız ve yoğunluk odaklı bir devrim başlattı. YouTube geniş bir demografiye hitap eden bir alan sunarken TikTok özellikle genç neslin dikkatini 15 saniye ile 10 dakika arasındaki dinamik kliplerle hapsetti.</p>
<p>Güncel verilere baktığımızda bu iki platformun kullanıcıların günlük rutinlerine nasıl entegre olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Kullanıcıların %74’ü YouTube’u, %67’si ise TikTok’u günde en az bir kez ziyaret ediyor. Hatta her beş kullanıcıdan biri, bu platformları günde on kezden fazla açarak içerik tüketimi döngüsünü buralardan tamamlıyor. Ancak burada asıl dikkat çeken nokta platformların popülerliği değil, izleme kültürümüzün genetiğinin değişmesidir. Bir tüketici olarak kendi alışkanlıklarıma baktığımda da fark ettiğim üzere kısalan dikkat sürelerimiz ve hayatın hızlanan temposu, bizi 15 saniye ile 1 dakika arasına sığdırılan rafine edilmiş bilgiye yönlendiriyor. Kısa videolar sadece zaman kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda kullanıcıyı içeriğe daha odaklı tutarak öğrenimi basitleştiriyor.</p>
<p>Bu değişim o kadar belirgin bir hal aldı ki YouTube başta olmak üzere Meta ve Snapchat gibi devler, bu dikey ve kısa video akışını kendi ekosistemlerine kopyalamak zorunda kaldı. YouTube Shorts, bu adaptasyon sürecinin en somut meyvesi olarak karşımıza çıkıyor. 2021-2024 yılları arasındaki üretim verileri incelendiğinde Shorts içeriklerinin özellikle 2023 itibarıyla ana akım hâline geldiği görülüyor. 1,5 milyar aylık aktif kullanıcıyı aşan bu servis izleyicinin uzun videolardan ziyade, hızlı tüketilen içeriklere olan iştahını da gösteriyor. BTK’nın 2025 yılı verilerine göre YouTube, Türkiye’deki toplam internet trafiğinin %46’sını, video izleme oranlarının ise %60’ını domine ederek liderliğini koruyor. 57,5 milyonluk bir kullanıcı kitlesine sahip olan YouTube karşısında TikTok, 40,2 milyonluk erişimi ve %3,6’lık veri trafiği payıyla daha çok bir etkileşim ve trend belirleme mecrası olarak konumlanıyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4708" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-1024x945.png" alt="" width="339" height="312" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-200x185.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-300x277.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-400x369.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-600x554.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-768x709.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-800x738.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-1024x945.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2.png 1064w" sizes="(max-width: 339px) 100vw, 339px" /></a></p>
<p>Grafikler bu dijital dönüşümün boyutlarını somut bir şekilde ortaya koyuyor. Birinci grafiği incelediğimizde; YouTube (%74) ve TikTok (%67) kullanıcılarının büyük çoğunluğunun platformları her gün en az bir kez ziyaret ettiğini, hatta her beş kullanıcıdan birinin gün içinde ondan fazla giriş yaptığını görüyoruz. Bu yüksek frekans, 15 saniye ile 1 dakika arasındaki videoların modern hayatın hızlı temposuna ve kısalan dikkat sürelerine ne kadar uyum sağladığını kanıtlıyor. Bir tüketici olarak ben de zamanı daha verimli kullanmak ve içeriğe daha kolay odaklanabilmek adına bu yeni izleme kültürünü benimsiyorum. Sektörün bu değişime verdiği yanıt ise ikinci grafikte net bir biçimde okunuyor. 2021-2024 yıllarını kapsayan veriler, YouTube Shorts üretiminin özellikle 2023 ve 2024 yıllarında devasa bir ivme kazandığını gösteriyor. Diğer platformların da bu dikey video akışını entegre etmesi, kısa formatın geçici bir heves değil, kalıcı bir standart haline geldiğinin ispatı niteliğinde.</p>
<p>Üçüncü grafik ise kullanıcı talebinin yönünü doğrudan tayin ediyor; nisan-haziran döneminde kısa videoların popülerliği zirve yaparken, 20 dakikalık uzun içeriklerin izlenme oranları daha kısıtlı bir alanda kalıyor. Sonuç olarak vardığımız nokta kullanıcıların YouTube’u terk ederek TikTok’a geçmesi değil, TikTok ile hayatımıza giren tüketim alışkanlıklarını YouTube ve diğer platformlara taşımasıdır. TikTok sektörü temelinden şekillendirse de YouTube’un yerini almak yerine, dijital dünyadaki izleme deneyimini bütünüyle dönüştürmektedir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/dijital-izleme-kulturunde-tiktok-etkisi-ve-youtubeun-donusumu/">Dijital İzleme Kültüründe TikTok Etkisi ve YouTube’un Dönüşümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/dijital-izleme-kulturunde-tiktok-etkisi-ve-youtubeun-donusumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ezel Dizisi Televizyonun Ömrünü Nasıl Yeniden Belirledi?</title>
		<link>https://contextdergi.com/ezel-televizyonun-omrunu-nasil-yeniden-belirledi/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/ezel-televizyonun-omrunu-nasil-yeniden-belirledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 19:40:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[çevrim içi içerik]]></category>
		<category><![CDATA[çevrim içi medya]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[dijital izleyici]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ezel dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[internet kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[medya analizi]]></category>
		<category><![CDATA[medya dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[medya ekosistemi]]></category>
		<category><![CDATA[nostalji dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ramiz Dayı]]></category>
		<category><![CDATA[reyting]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya algoritmaları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya algoritması]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[tiktok]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[viral içerik]]></category>
		<category><![CDATA[Youtube]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube izlenmeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4635</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Ayşe Sertdemir Günümüzde dijital dönüşüm sadece iletişim biçimlerimizi değil, toplumsal hafızamızın işleyişini de kökten değiştirdi. Çevrim dışı hayatın tüm dinamikleri çevrim içi platformlara taşınırken bir dönemin "dev" mecrası olan televizyon, artık sosyal medyanın yönlendirici gücüyle hayatta kalabildiği hibrit bir evreye geçti. Televizyonun reytinglerindeki düşüş bir gerçek ancak bu düşüş bir yok oluş değil, bir "mecra  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/ezel-televizyonun-omrunu-nasil-yeniden-belirledi/">Ezel Dizisi Televizyonun Ömrünü Nasıl Yeniden Belirledi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Ayşe Sertdemir</em></strong></p>
<p>Günümüzde dijital dönüşüm sadece iletişim biçimlerimizi değil, toplumsal hafızamızın işleyişini de kökten değiştirdi. Çevrim dışı hayatın tüm dinamikleri çevrim içi platformlara taşınırken bir dönemin &#8220;dev&#8221; mecrası olan televizyon, artık sosyal medyanın yönlendirici gücüyle hayatta kalabildiği hibrit bir evreye geçti. Televizyonun reytinglerindeki düşüş bir gerçek ancak bu düşüş bir yok oluş değil, bir &#8220;mecra değişimi&#8221; olarak okunabilir. Bugün televizyon içerikleri, sosyal medyanın o muazzam yayılım gücüyle fragmanlar, kesitler ve popüler replikler üzerinden yeniden dolaşıma girerek, dijital çağın izleyicisinde bir merak uyandırma operasyonu yürütüyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/televizyon-reytingleri.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4642" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/televizyon-reytingleri-1024x593.png" alt="" width="401" height="232" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/televizyon-reytingleri-200x116.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/televizyon-reytingleri-300x174.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/televizyon-reytingleri-400x232.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/televizyon-reytingleri-600x347.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/televizyon-reytingleri-768x445.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/televizyon-reytingleri-800x463.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/televizyon-reytingleri-1024x593.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/televizyon-reytingleri-1200x695.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/televizyon-reytingleri.png 1330w" sizes="(max-width: 401px) 100vw, 401px" /></a></p>
<p>TÜİK’in 2024 verileri, bu kaçınılmaz kaymayı ortaya koyuyor: Çocuklarda internet kullanım oranı %91,3 gibi bir noktaya ulaşmış durumda. Özellikle 11-15 yaş grubunun hafta sonlarını büyük oranda ekran başında geçirmesi ve içerik tüketiminde videoyu (%83,9) ile ilk sıraya koyması, geleneksel televizyon alışkanlığının yeni jenerasyonlar eşliğinde tabutuna çakılan son çivilerden biri. Ancak paradoksal olarak, aynı kitle televizyon yapımlarına yine o çok sevdikleri sosyal medya mecraları üzerinden de maruz kalıyor.</p>
<p>Sosyal medya televizyonu bir ana mecra olmaktan çıkarıp, onun için bir pazarlama aracına dönüştürüyor. Televizyonun altın çağını geride bıraktığı bir dönemde, bazı yapımlar mecra değiştirerek dijital birer hegemonya kurmayı başarıyor. Bunun en somut ve belki de en stratejik örneği: Ezel dizisi olarak karşımıza çıkıyor. Televizyonda yüksek reytinglerle zirveyi gören Ezel, ekran yolculuğunu kanal transferini de ekleyerek tamamladığında aslında dijitaldeki asıl serüveni yeni başlıyordu. Aradan geçen 12 yıla rağmen, ilk bölümün YouTube’da 27 milyon, toplam kanal izlenmesinin ise 2,2 milyar barajını devirmesini sıradan bir nostaljiyle açıklamak güç. Bu durum sosyal medyanın televizyonu zayıflatan bir unsur değil, aksine içeriği &#8216;zamansızlaştıran&#8217; ve reyting etkisini yıllara yayan bir hayat öpücüğü olduğunu kanıtlıyor. Ramiz Dayı repliklerinden Ezel ve Eyşan kliplerine kadar her ay üretilen milyonlarca etkileşim, geleneksel medyanın sosyal medya dolaylı kazandığı bu ikinci baharın en net tescili olabilir. Ezel bize şunu söylüyor: İyi içerik televizyonda doğabilir ama sosyal medyada ölümsüzleşiyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari.png"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-4640 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-1024x660.png" alt="" width="1024" height="660" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-200x129.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-300x193.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-400x258.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-600x387.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-768x495.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-800x516.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-1024x660.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-1200x773.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari.png 1260w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p>Bu durumu medya ekosistemindeki bir yer değiştirme olarak tarif etmek yanlış olmayacaktır. Öyle ki televizyonun bir mecra olarak ömrünü tamamlamasından ziyade içeriğin dijital bir varlığa yani farklı bir medya öğesine dönüşme sürecidir. Ezel’in milyarlarca izlenmesini sadece bir nostalji olarak okumak biraz dar bir bakış açısına bizleri hapsedebilir. Karşımızdaki tablo içeriğin artık yayın saatine hapsolmadığı, sosyal medyanın algoritmik gücüyle beslenerek zamansız bir kültür malzemesine dönüştüğü bir medya düzenidir. Bu düzende kazananlar ise televizyonun köklü anlatı gücünü, sosyal medyanın yayılım hızıyla birleştirebilen ve izleyiciyi sadece bir takipçi değil, bu yaşayan ekosistemin bir parçası haline getiren yapılardır. Çünkü dijital çağın katılımcı kültür içeren doğası içeriğin ancak paylaşıldığı, kesitlere ayrıldığı ve yeniden üretildiği sürece hayatta tutabilmektedir.</p>
<p>Bu noktada, Ezel örneği yalnızca bir televizyon programının başarısı olarak değil, aynı zamanda tüm bir endüstrinin dönüşüm haritası olarak okunmalıdır. Televizyon kanalları bugün içerik üretimini yalnızca yayın akışına göre değil, aynı zamanda sosyal medya algoritmalarının doğasına göre de planlamaktadır. Müzik seçimi bile &#8220;kesilebilirlik&#8221; ve &#8220;paylaşılabilirlik&#8221; kriterlerine göre tasarlanmaktadır. Kısacası, reytinglerin yanında görünmez bir ölçüt eklenmiştir: sosyal medyada viral olma potansiyeli. Bir TikTok kullanıcısına sunulan Ramiz Dayı&#8217;nın 20 saniyelik monoloğu, o kişiyi YouTube&#8217;da bölümü izlemeye yönlendirebilir ve ardından diziyi dijital platformlarda aramasına neden olabilir. Bu televizyonun tek yayın modelinin daha karmaşık bir medya deneyimine dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Bu nedenle Ezel, sosyal medya çağında bir televizyon yayın hayatının nasıl uzatılabileceğinin canlı bir örneği diyebiliriz.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/ezel-televizyonun-omrunu-nasil-yeniden-belirledi/">Ezel Dizisi Televizyonun Ömrünü Nasıl Yeniden Belirledi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/ezel-televizyonun-omrunu-nasil-yeniden-belirledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilet Gişelerinden Dijital Aboneliklere: İzleme Deneyimleri</title>
		<link>https://contextdergi.com/bilet-giselerinden-dijital-aboneliklere-izleme-deneyimleri/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/bilet-giselerinden-dijital-aboneliklere-izleme-deneyimleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 18:31:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Box Office Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[dijital abonelikler]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[dijital ekranlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[film izleme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[film platformları]]></category>
		<category><![CDATA[içerik ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[internet kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[izleme deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[medya tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[mobil izleme]]></category>
		<category><![CDATA[modern medya]]></category>
		<category><![CDATA[Netflix]]></category>
		<category><![CDATA[online içerik tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[sinema salonları]]></category>
		<category><![CDATA[streaming platformları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4606</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Melda Nur Türkmen Türkiye’nin toplumsal hafızasında sinema salonları, on yıllar boyunca film izlenen karanlık odalar olmanın çok ötesinde bir anlam taşıdı. Bu alanlar kolektif bir duygu paylaşımının merkezi ve kamusal sosyalleşmenin merkeziydi. Ancak günümüzde bilet gişelerinin sessizliği ve boşalan koltuklar, bir devrin kapanışına işaret ediyor. 2010’dan 2024’e uzanan veriler incelendiğinde bu köklü alışkanlığın yerini giderek  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/bilet-giselerinden-dijital-aboneliklere-izleme-deneyimleri/">Bilet Gişelerinden Dijital Aboneliklere: İzleme Deneyimleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Melda Nur Türkmen</em></strong></p>
<p>Türkiye’nin toplumsal hafızasında sinema salonları, on yıllar boyunca film izlenen karanlık odalar olmanın çok ötesinde bir anlam taşıdı. Bu alanlar kolektif bir duygu paylaşımının merkezi ve kamusal sosyalleşmenin merkeziydi. Ancak günümüzde bilet gişelerinin sessizliği ve boşalan koltuklar, bir devrin kapanışına işaret ediyor. 2010’dan 2024’e uzanan veriler incelendiğinde bu köklü alışkanlığın yerini giderek derinleşen yapısal bir krize bıraktığı görülüyor. Kamuoyunda hâkim olan görüş, salonların boşalmasını büyük oranda 2020’deki pandemi kısıtlamalarına bağlasa da veri setlerinin detaylı analizi, kan kaybının çok daha önceden başladığını ve sorunun geçici değil, kalıcı olduğunu gösteriyor <a href="https://contextdergi.com/edinburghtan-ayvaliga-uluslararasi-film-festivali-genc-sinema/">Sinema</a> endüstrisindeki bu gerileyiş maliyet avantajı ve konfor arayışıyla fiziksel mekânlardan dijital platformlara doğru başlayan geri dönülemez göçün bir sonucunu işaret ediyor. Sinema sanatı varlığını sürdürse de &#8216;sinemaya gitme kültürü&#8217; yerini kişisel ekranlara bırakarak köklü bir kabuk değişimi yaşamakta.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sinema-salonlarinin-yukselisi-ve-dususu-2010-2024-.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4609" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sinema-salonlarinin-yukselisi-ve-dususu-2010-2024--1024x770.png" alt="" width="455" height="342" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sinema-salonlarinin-yukselisi-ve-dususu-2010-2024--200x150.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sinema-salonlarinin-yukselisi-ve-dususu-2010-2024--300x225.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sinema-salonlarinin-yukselisi-ve-dususu-2010-2024--400x301.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sinema-salonlarinin-yukselisi-ve-dususu-2010-2024--600x451.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sinema-salonlarinin-yukselisi-ve-dususu-2010-2024--768x577.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sinema-salonlarinin-yukselisi-ve-dususu-2010-2024--800x601.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sinema-salonlarinin-yukselisi-ve-dususu-2010-2024--1024x770.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sinema-salonlarinin-yukselisi-ve-dususu-2010-2024--1200x902.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sinema-salonlarinin-yukselisi-ve-dususu-2010-2024-.png 1240w" sizes="(max-width: 455px) 100vw, 455px" /></a></p>
<p>Bu kaçışın ve yapısal dönüşümün boyutlarını kavramak için bilet gişelerindeki dramatik tabloyu mercek altına almak gerekiyor. Box Office Türkiye verileri, sektörün gidişatına dair oldukça sarsıcı bir perspektif sunuyor. 2017 yılı, 71 milyon bilet satışıyla Türk sinema işletmeciliğinin tarihi zirvesine ulaştığı bir dönüm noktasıydı. Ancak veriler, sanılanın aksine kan kaybının pandemiden çok önce başladığını ortaya koyuyor. O tarihten itibaren sektör, bir daha toparlanamayacak şekilde aşağı yönlü keskin bir trendin içine girdi. Üstelik sorun sadece azalan seyirci sayısıyla sınırlı değil. <a href="https://www.tuik.gov.tr/">TÜİK</a> tarafından yayımlanan &#8220;Sinema ve Gösteri Sanatları İstatistikleri&#8221; ele alındığında, tablo daha da netleşmekte. Veriler sadece izleyici kaybını değil, kapanan sinema salonu sayılarındaki artışı ve yıllar içinde eriyen koltuk kapasitelerini de ortaya koyuyor. İşletme maliyetlerini karşılayamayan salonların kepenk indirmesi basit bir talep daralması değil, &#8220;altyapısal bir çöküş&#8221; ile de karşı karşıya olduğumuzu doğruluyor.</p>
<p>Kitlelerin o büyülü salonları terk etme motivasyonu, değişen tüketici alışkanlıklarında ve yeni önceliklerde gizli. Sinemaya gitmek; bilet temini, ulaşım ve belirli bir zaman dilimine sadık kalma zorunluluğu gibi ciddi bir fiziksel çaba gerektirir. Toplumsal yönelimleri analiz etmede güçlü bir gösterge olan Google Trends verileri, bu zihinsel dönüşümü ortaya koyuyor. Son 10 yıllık periyotta, fiziksel çaba ve zaman maliyeti içeren “Sinema Seansları” aramaları istikrarlı bir gerileme içindeyken ev konforunu ve erişim kolaylığını temsil eden “Film İzle” veya “Dijital Platform” odaklı aramalar agresif bir yükseliş trendi sergiliyor. Bu tablo, izleyicinin artık deneyimi mekâna giderek yaşamak yerine, içeriği kendi koşullarına göre evine getirmeyi tercih ettiğini kanıtlamaktadır.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tuketici-ilgisindeki-buyuk-kirilma-sinema-vs.-dijital-platformlar.png"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-4610 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tuketici-ilgisindeki-buyuk-kirilma-sinema-vs.-dijital-platformlar-1024x773.png" alt="" width="1024" height="773" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tuketici-ilgisindeki-buyuk-kirilma-sinema-vs.-dijital-platformlar-200x151.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tuketici-ilgisindeki-buyuk-kirilma-sinema-vs.-dijital-platformlar-300x226.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tuketici-ilgisindeki-buyuk-kirilma-sinema-vs.-dijital-platformlar-400x302.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tuketici-ilgisindeki-buyuk-kirilma-sinema-vs.-dijital-platformlar-600x453.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tuketici-ilgisindeki-buyuk-kirilma-sinema-vs.-dijital-platformlar-768x580.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tuketici-ilgisindeki-buyuk-kirilma-sinema-vs.-dijital-platformlar-800x604.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tuketici-ilgisindeki-buyuk-kirilma-sinema-vs.-dijital-platformlar-1024x773.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tuketici-ilgisindeki-buyuk-kirilma-sinema-vs.-dijital-platformlar-1200x906.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tuketici-ilgisindeki-buyuk-kirilma-sinema-vs.-dijital-platformlar.png 1240w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p>Datareportal tarafından yayımlanan veriler, Türkiye&#8217;deki kullanıcıların günde 7 saatten fazlasını internette geçirdiğini ve içerik tüketiminin domine edici bir şekilde mobil cihazlara kaydığını ortaya koyuyor. Bu veriler izleyicinin artık belirli bir saatte, sabit bir koltukta ve kamusal bir alanda bulunma zorunluluğu yerine, içeriğe istediği an, istediği mekanda ve kendi ekranından ulaşma özgürlüğünü tercih ettiğini kanıtlamaktadır. Ancak bu yapısal dönüşümün arkasındaki asıl ve en belirleyici motivasyon rasyonel ekonomidir. Günümüz finansal koşullarında, dört kişilik bir ailenin bilet, ulaşım ve yan harcamalarla birlikte gerçekleştireceği tek bir sinema etkinliğinin maliyeti oldukça yüksektir. Buna karşılık, aynı bütçenin çok daha küçük bir kısmıyla dijital platformlar üzerinden aylarca sınırsız içeriğe ulaşılabilen bir ekonomik iklim mevcuttur. Bu noktada izleyici, son derece mantıklı bir tercihle &#8216;sabit mekan deneyimi&#8217; yerine &#8216;dijital konforu ve ekonomik erişilebilirliği&#8217; seçmektedir. Tüketici, kısıtlı bütçesini tek seferlik bir deneyime harcamak yerine, sürekli ve sürdürülebilir bir erişim modeline yatırmayı tercih etmektedir.</p>
<p>Sinema salonları, hem artan maliyetlerin yarattığı ekonomik baskı hem de dijital platformların sunduğu “erişim kolaylığı” karşısında geleneksel cazibesini yitirmiştir. İzleyici film izleme eyleminden vazgeçmemiş yalnızca bu deneyimi yaşamanın daha ekonomik, pratik ve kişiselleştirilmiş yeni yollarını keşfetmiştir. Verilerin ışığında, sinemanın kolektif hakimiyetinin zayıfladığı, buna karşılık evlerdeki ve ceplerdeki dijital ekranların egemenliğinin başladığı yeni bir döneme girildiği söylenebilir. Sinema kültürü, fiziksel bir salon etkinliğinden bireysel bir dijital deneyime evrilerek varlığını bu yeni formda sürdürmeye devam etmektedir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/bilet-giselerinden-dijital-aboneliklere-izleme-deneyimleri/">Bilet Gişelerinden Dijital Aboneliklere: İzleme Deneyimleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/bilet-giselerinden-dijital-aboneliklere-izleme-deneyimleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kulaklıktan Topluluğa: Podcast Türleri Üzerinden Aidiyet</title>
		<link>https://contextdergi.com/kulakliktan-topluluga-podcast-turleri-uzerinden-aidiyet/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/kulakliktan-topluluga-podcast-turleri-uzerinden-aidiyet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 18:06:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Apple Podcasts]]></category>
		<category><![CDATA[dijital aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[dijital iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kabileler]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital topluluklar]]></category>
		<category><![CDATA[Gen Z]]></category>
		<category><![CDATA[içerik üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[medya tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[para-sosyal ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[podcast]]></category>
		<category><![CDATA[podcast dinleyicileri]]></category>
		<category><![CDATA[podcast ekosistemi]]></category>
		<category><![CDATA[podcast kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Spotify]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube podcast]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4549</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Tuğba Kıvırcık Dijital medya tüketimi, günümüzde bireysel bir tercih olmanın ötesine geçerek ortak ilgi alanları ve kolektif deneyimler üzerinden yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün en rafine örneklerinden biri olan podcastler, ilk bakışta izole bir dinleme alışkanlığı gibi görünse de derinlemesine incelendiğinde insanların benzer tutkular etrafında kümelendiği güçlü dijital topluluklar inşa ediyor. Bireylerin kendilerini iyi hissettikleri ve  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/kulakliktan-topluluga-podcast-turleri-uzerinden-aidiyet/">Kulaklıktan Topluluğa: Podcast Türleri Üzerinden Aidiyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>-Tuğba Kıvırcık</strong></em></p>
<p>Dijital medya tüketimi, günümüzde bireysel bir tercih olmanın ötesine geçerek ortak ilgi alanları ve kolektif deneyimler üzerinden yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün en rafine örneklerinden biri olan podcastler, ilk bakışta izole bir dinleme alışkanlığı gibi görünse de derinlemesine incelendiğinde insanların benzer tutkular etrafında kümelendiği güçlü dijital topluluklar inşa ediyor. Bireylerin kendilerini iyi hissettikleri ve “ait” hissettikleri içeriklere yönelme eğilimi, aslında derin bir psikolojik ihtiyacın aidiyet ve yakınlık arayışının dijital bir yansıması. Dinleyiciler paylaşılan kulaklıkların ötesinde, kendi düşünce ve değerlerinin yankısını buldukları bu mecraları birer sığınak olarak görüyor. Benzer zihinlerle aynı dijital alanı paylaştıklarını fark ettikçe platformda kalma süreleri ve içerikle kurdukları etkileşim de organik bir şekilde artıyor. Bu durum podcastleri yalnızca bir içerik formatı değil, modern dünyanın yeni nesil &#8216;dijital kabileleri&#8217; haline getiriyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-tur-dagilimi-tugba-kivircik.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4551" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-tur-dagilimi-tugba-kivircik-1024x773.png" alt="" width="487" height="368" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-tur-dagilimi-tugba-kivircik-200x151.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-tur-dagilimi-tugba-kivircik-300x226.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-tur-dagilimi-tugba-kivircik-400x302.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-tur-dagilimi-tugba-kivircik-600x453.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-tur-dagilimi-tugba-kivircik-768x580.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-tur-dagilimi-tugba-kivircik-800x604.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-tur-dagilimi-tugba-kivircik-1024x773.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-tur-dagilimi-tugba-kivircik-1200x906.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-tur-dagilimi-tugba-kivircik.png 1240w" sizes="(max-width: 487px) 100vw, 487px" /></a></p>
<p>Dinleyici tercihlerinin belirli temalar etrafında kümelenmesi, podcast ekosisteminin tesadüfi değil, stratejik bir ilgi ağı üzerine kurulu olduğunu gösteriyor. Veriler; sohbet, popüler kültür, kişisel gelişim ve psikoloji odaklı içeriklerin, diğer türlere kıyasla çok daha yüksek bir kullanıcı oranına sahip olduğunu gösteriyor. Bu türlerin baskınlığı, podcast&#8217;in teknik bir bilgi aktarım aracı olmaktan ziyade, dolaylı bir sosyal bağ kurma mekanizması olarak kullanıldığını teyit ediyor. Özellikle sohbet ve gündelik deneyim odaklı içeriklerin sayısal üstünlüğü, dinleyicinin yayıncıyla kurduğu para-sosyal ilişkiyi derinleştiriyor. Bu tablo podcastlerin bireysel bir <a href="https://contextdergi.com/bagimsiz-medya-ekosistemini-desteklemek-newslab-turkey/">medya</a> tüketim pratiği olmanın ötesine geçtiğini insanların benzer duyguları ve yaşam deneyimlerini paylaştıkları figürlerle eş zamanlı bir deneyim alanı yarattığını ortaya koyuyor. Sonuç olarak podcast, modern bireyin dijital dünyada aradığı samimiyet ve ortaklık ihtiyacının en güçlü yanıtı hâline gelmektedir.</p>
<p>Podcastlerin dinlendiği platformlar, topluluk oluşumunun dijital mimarisini belirleyen en kritik göstergelerden biridir. Platform bazlı veriler, podcast ekosisteminin uzun yıllar sınırlı bir uygulama havuzunda (Spotify ve Apple Podcasts) konsolide olduğunu gösterse de Gen Z (Z Kuşağı) ile birlikte bu tablonun radikal bir biçimde değiştiği gözlemlenmektedir. Transistor tarafından yayımlanan 2025 yılı verileri, bu demografik kırılmayı çarpıcı rakamlarla teyit ediyor: 15-29 yaş aralığındaki podcast dinleyicilerinin %46’sı YouTube’u birincil mecra olarak tanımlarken Spotify %35’te kalmış, Apple Podcasts ise %9 gibi marjinal bir orana gerilemiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-platform-gen-z-yuzdelik-dagilimi-tugba-kivircik.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4550" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-platform-gen-z-yuzdelik-dagilimi-tugba-kivircik-1024x912.png" alt="" width="485" height="432" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-platform-gen-z-yuzdelik-dagilimi-tugba-kivircik-200x178.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-platform-gen-z-yuzdelik-dagilimi-tugba-kivircik-300x267.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-platform-gen-z-yuzdelik-dagilimi-tugba-kivircik-400x356.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-platform-gen-z-yuzdelik-dagilimi-tugba-kivircik-600x534.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-platform-gen-z-yuzdelik-dagilimi-tugba-kivircik-768x684.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-platform-gen-z-yuzdelik-dagilimi-tugba-kivircik-800x712.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-platform-gen-z-yuzdelik-dagilimi-tugba-kivircik-1024x912.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-platform-gen-z-yuzdelik-dagilimi-tugba-kivircik-1200x1068.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-platform-gen-z-yuzdelik-dagilimi-tugba-kivircik.png 1240w" sizes="(max-width: 485px) 100vw, 485px" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu veriler, podcast tüketiminin yeni nesil arasında klasik dinleme alışkanlıklarından koparak, sosyal medya ve video platformlarıyla iç içe geçtiği &#8216;hibrit&#8217; bir dönemin kapılarını aralamaktadır. Gen Z için podcast artık sadece kulaklıkla takip edilen izole bir yayın değil izlenen, paylaşılan ve görsel etkileşimle topluluk hissinin pekiştirildiği çok katmanlı bir deneyimdir. Sanal topluluklar, ortak ilgi alanları etrafında kümelenen bireylerin yalnızca bir araya geldiği değil aynı zamanda kendi özgün dinamiklerini, iletişim dillerini ve ritüellerini geliştirdikleri yaşayan organizmalardır. Bu yapılar içinde dinleyici, modern çağın en büyük paradokslarından biri olan yalnızlık duygusundan arınarak, kendini ifade edebileceği ve yankı bulabileceği güvenli bir alan inşa eder. Dijital düzlemde filizlenen bu bağlar, fiziksel mesafelerden bağımsız bir derinlik kazanarak gerçek dostluklara evrilme potansiyeli taşır. Dijital platformlar, bu oluşumlara süreklilik kazandırarak topluluk bilincini pekiştiren teknik ve sosyal bir altyapı sunar. En çok tercih edilen podcast türleri ve bu içeriklerin yoğunlaştığı platformlar, bireyin yalnızca tüketim tercihlerini değil, aynı zamanda hangi dijital kabileye ait olduğunu da gösterir Podcastler basit bir içerik tüketim pratiğinin ötesinde, psikolojik ihtiyaçlar ve sosyal yönelimlerle bir aidiyet alanı vaat etmektedir. Türler üzerinden şekillenen bu kolektif yapı ve değişen platform tercihleri, dijital çağda “topluluk” kavramının nasıl kökten yeniden tanımlandığına dair en somut verileri sunmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında podcast; bireysel bir dinleme alışkanlığını, zamanla paylaşılan, yaşayan ve dönüşen bir dijital kültüre evrilerek modern medyanın merkezinde sarsılmaz bir yer edinmiştir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/kulakliktan-topluluga-podcast-turleri-uzerinden-aidiyet/">Kulaklıktan Topluluğa: Podcast Türleri Üzerinden Aidiyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/kulakliktan-topluluga-podcast-turleri-uzerinden-aidiyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
