<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>üniversite arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/universite/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/universite/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 12:17:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Bir Üniversitede Psikolog Olarak Çalışmak</title>
		<link>https://contextdergi.com/bir-universitede-psikolog-olarak-calismak/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/bir-universitede-psikolog-olarak-calismak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sedat Erol]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Aug 2024 09:40:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İlayda Sezen]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=3184</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Aslı Şen Beykent Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’nden içeri girdiğimde okulun ana girişinden biraz uzakta olan Ek-1 binasına doğru yürüdüm. İlayda Sezen’in ofisinin orada olması çok dikkatimi çekmişti. Merdivenleri sırayla ilerlerken 2. kattaki odasına ulaştım. Kendisi odada masasına oturmuş hâlde beni bekliyordu. Odası açık renklerde bezenmiş, iç açıcı bir havası vardı. Cam kenarında ise iki koltuk ve  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/bir-universitede-psikolog-olarak-calismak/">Bir Üniversitede Psikolog Olarak Çalışmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>-Aslı Şen</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Beykent Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’nden içeri girdiğimde okulun ana girişinden biraz uzakta olan Ek-1 binasına doğru yürüdüm. İlayda Sezen’in ofisinin orada olması çok dikkatimi çekmişti. Merdivenleri sırayla ilerlerken 2. kattaki odasına ulaştım. Kendisi odada masasına oturmuş hâlde beni bekliyordu. Odası açık renklerde bezenmiş, iç açıcı bir havası vardı. Cam kenarında ise iki koltuk ve bir sehpa yerleştirilmişti. Bu insana rahat ve güvenli bir alan hissiyatını veriyordu.</p>
<p style="font-weight: 400;">İlayda Hanım beni heyecanla karşıladı ve gülümseyerek ‘’Hoş geldin, şöyle buyur. Bir şeyler içmek ister misin?‘’ dedi. Çok sıcakkanlı ve tatlı bir karşılamaydı.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Nasılsınız, gününüz nasıl geçiyor? diye sordum.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Çok yoğun bir gündü, biraz önce toplantıdan çıktım. Üniversitenin tüm yerleşkeleriyle ben ilgileniyorum. Bu nedenle genellikle her günüm yoğun oluyor, ancak bu yoğunluğu çok seviyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yorgunluk açıkça suratına yansımıştı ancak gözlerindeki ışıltı işini ne kadar severek yaptığını anlatıyordu. İlayda Sezen Beykent Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2016 yılında mezun olmuş. Lisans eğitimini tamamladıktan sonra yüksek lisansını Üsküdar Üniversite’sinde klinik psikoloji alanında tamamlamış. Yüksek lisans yaptığı dönemde 126 yüksek lisans öğrencisi ile Turbahar adlı sağlık haritasını oluşturmayı başarmış. Bu harita Türkiye’nin en büyük bağımlılık ve ruh sağlığı haritası olarak kayıtlara geçmiş. İlayda Sezen’in tez konusu ise Ege Bölgesi örnekleminde alkol kullanımı üzerine olmuş. Klinik ilgi alanları ise adeta modern yaşam problemlerinin bir listesi gibi. Sezen, şu anda anksiyete, panik atak, depresyon, duygu durum ve yeme bozuklukları üzerine psikoterapi çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Açıkçası Türkiye’nin en büyük bağımlılık araştırmalarından birinde yer almış olması ve deneyimleri beni oldukça heyecanlandırdı. 2018 yılından bu yana İstanbul Beykent Üniversitesi’nin Psikolojik Danışmanlık biriminde çalışan İlayda Sezen ile sohbetimize başlıyoruz.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Bir üniversitede çalışıyorsunuz psikoloji öğrencileri ile etkileşiminiz nasıl gerçekleşiyor?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">-Evet, bilişsel davranışçı terapi alanında gönüllü eğitimler gerçekleştiriyoruz. Bu vesileyle öğrenciler haftada bir ücretsiz eğitim alıyorlar. Bu onlar için çok büyük bir artı oluyor ve ben de çok büyük keyif alıyorum. Bu aralar onlardan biraz uzak kaldım ama sorun olduğunda bana kolayca ulaşabiliyorlar.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Bölüm öğrencileri adına çok güzel bir fırsat sağlamışsınız. Peki, sizin yanınızda staj yapma imkânları bulunuyor mu?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">-Bu benim çok düşündüğüm bir konu ama meslek etiği bağlamında sorunlar ortaya çıkabilir. Sonuçta öğrenciler staj yaptıkları süreçte arkadaşları ve hocalarıyla karşılaşabilirler. Bu durumda danışan gizliliğinin korunması pek mümkün olamıyor. Zaten böyle bir uygulamayı danışanlarda pek tercih etmiyor. Bu yüzden benim yanımda staj yapmaları mümkün olmuyor. Farklı kiniklerde de danışanların, görüşme esnasında stajyerlerin ortamda bulunmalarından rahatsız olduklarını sıklıkla duyuyoruz ve bunu anlayışla karşılıyoruz. Danışan öğrenciler açısından da bunun istenmemesini normal görüyorum. Bölüm öğrencilerine böyle bir fırsat sunulması durumunda kendilerine eğitimleri esnasında katkıda bulunacağını düşünüyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Utanarak söylemeliyim ki ben üniversitemizde böyle bir psikolojik destek sağlandığını çok geç öğrendim. </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">-Bunu çok fazla öğrencimden duydum. (Gülerek) Nasıl bilmiyorsunuz çok kızıyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Böyle bir imkân olduğunu bilmeyen çok fazla arkadaşım var. Bunun sebebi zor bir konumda bulunuyor olmanız olabilir mi?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">-Evet, yerimizin zor bulunan bir noktada olması son derece büyük bir sebep. Görünür bir noktada olmama sebebimiz ise bize seansa gelen öğrencilerin ve personelin çok göz önünde olmak istememelerinden kaynaklı. Rahat bir şekilde girip çıksınlar, herhangi bir damgalama yaşamasınlar istiyoruz. Aslında ruh sağlığı tedavisi son derece normal bir şey ancak maalesef durum bu. <img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-3186 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/adabi-muaseret-news7484a8b231d24dba82dc5a3cf06ec14a.jpg" alt="" width="515" height="322" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/adabi-muaseret-news7484a8b231d24dba82dc5a3cf06ec14a-200x125.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/adabi-muaseret-news7484a8b231d24dba82dc5a3cf06ec14a-300x188.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/adabi-muaseret-news7484a8b231d24dba82dc5a3cf06ec14a-400x250.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/adabi-muaseret-news7484a8b231d24dba82dc5a3cf06ec14a.jpg 555w" sizes="(max-width: 515px) 100vw, 515px" /></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Bakıldığında bu çekingen öğrenciler açısından çok ince bir düşünce olmuş. Sanırım bu mesleğin en büyük getirisi çok boyutlu düşünülebilmesi oluyor. İnsanı değerli hissettiren bir alan. Damgalanma düşüncesi ise tamamen toplumsal bakış açısı kaynaklı ve maalesef bununla sıkça karşılaşıyoruz. Bu durumun düşünülmesi ve odanın buraya koyulması son derece ince ve hoş düşünülmüş.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İlayda Hanım, Türkiye genelinde yapmış olduğunuz Turbahar araştırması bizler için son derece kıymetli. Böyle bir işe imza atmış olmanız çok güzel ve takdir edilesi. Merak ettiğim ise bu süreç nasıl başladı?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">-Bu süreç bizim için çok öğretici bir çalışma ve harika bir süreçti. Bu çalışmayı 126 yüksek lisans öğrencisi toplanarak yaptık ve kişi başı 350 insanla görüştük. Zorlu ama çok kıymetli bir çalışma oldu. O dönemki değerli hocalarım Prof. Dr. Hızlı Sayar ve Doç. Dr. Hüseyin Ünübol hocalarımıza da saygılarımı ve teşekkürlerimi iletiyorum. Bize çok destek oldular.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Tüm bunlardan sonra bir üniversitede psikolog olmaya nasıl karar verdiniz? Çünkü bu duymaya çok alışık olduğumuz bir meslek icra yeri değil. İnsanların hedefleri daha çok klinikte çalışma veya kendi kliniğini açmak yönünde oluyor. Sizin yolculuğunuz nasıl başladı. </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">-Üniversitedeki yaş skalası tam benim çalışmak istediğim türdendi. Hem öğrenci hem de personel yaş ortalaması ilgi alanlarımla kesişiyor. Çalışabilecek çok geniş bir danışan portföyünün olması benim için oldukça anlamlıydı. Ayrıca üniversitenin dinamik yapısını ve akademik ortamını çok seviyorum. Bu beni çok doyuruyor ve çalışmayı keyifle sürdürüyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Gerçekten danışan portföyü çok geniş bir alan ve bunun sizlere katkısı olduğunu tahmin edebiliyorum. Bunun yanında üniversite öğrencileri size nasıl ulaşıyor? Öğrenciler arasında en sık rastladığınız psikolojik sorunlar nelerdir? </strong></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;">-Öğrencilerimiz bize e-posta yoluyla ya da ofislerimize bizzat gelerek başvuru yapabiliyorlar. Randevu sistemi ile çalışıyoruz, kişinin başvurusunu aldıktan sonra bir randevu oluşturuyoruz ve görüşme sürecimiz başlıyor. Ortalama kırk- kırk beş dakikalık görüşmeler yapıyoruz. Öğrenciler arasında bize en çok yapılan başvurular anksiyete bozuklukları üzerine oluyor. Bu anksiyete bozukluklarının ne olduğuna gelecek olursak bu aslında geniş bir spektrum. En sık karşılaştığımız sorunlar panik bozukluk, sosyal anksiyete bozukluğu, sağlık kaygısı bozukluğu, çeşitli fobiler üzerine oluyor. Bunların yanında depresif duygu durum, çökkünlük, isteksizlik, keyifsizlik, mutsuzluk, yeme bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, bağımlılık, ilişki sorunları ya da tanı alacak derecede depresyon gibi şikayetlerle gelebiliyorlar.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Günümüzde bu problemlerin genç insanlarda artmış olmaya başlamasının derin kaygısı ikimizin yüz ifadesinden de anlaşılıyordu. </strong></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;"><strong><img decoding="async" class="wp-image-3195 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/DALL·E-2024-08-23-12.54.20-A-realistic-illustration-of-a-university-setting-depicting-students-with-psychological-problems-with-question-marks-hovering-above-their-heads-to-sym.webp" alt="" width="520" height="297" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/DALL·E-2024-08-23-12.54.20-A-realistic-illustration-of-a-university-setting-depicting-students-with-psychological-problems-with-question-marks-hovering-above-their-heads-to-sym-200x114.webp 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/DALL·E-2024-08-23-12.54.20-A-realistic-illustration-of-a-university-setting-depicting-students-with-psychological-problems-with-question-marks-hovering-above-their-heads-to-sym-300x171.webp 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/DALL·E-2024-08-23-12.54.20-A-realistic-illustration-of-a-university-setting-depicting-students-with-psychological-problems-with-question-marks-hovering-above-their-heads-to-sym-400x229.webp 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/DALL·E-2024-08-23-12.54.20-A-realistic-illustration-of-a-university-setting-depicting-students-with-psychological-problems-with-question-marks-hovering-above-their-heads-to-sym-600x343.webp 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/DALL·E-2024-08-23-12.54.20-A-realistic-illustration-of-a-university-setting-depicting-students-with-psychological-problems-with-question-marks-hovering-above-their-heads-to-sym-768x439.webp 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/DALL·E-2024-08-23-12.54.20-A-realistic-illustration-of-a-university-setting-depicting-students-with-psychological-problems-with-question-marks-hovering-above-their-heads-to-sym-800x457.webp 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/DALL·E-2024-08-23-12.54.20-A-realistic-illustration-of-a-university-setting-depicting-students-with-psychological-problems-with-question-marks-hovering-above-their-heads-to-sym-1024x585.webp 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/DALL·E-2024-08-23-12.54.20-A-realistic-illustration-of-a-university-setting-depicting-students-with-psychological-problems-with-question-marks-hovering-above-their-heads-to-sym-1200x686.webp 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/DALL·E-2024-08-23-12.54.20-A-realistic-illustration-of-a-university-setting-depicting-students-with-psychological-problems-with-question-marks-hovering-above-their-heads-to-sym-1536x878.webp 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/08/DALL·E-2024-08-23-12.54.20-A-realistic-illustration-of-a-university-setting-depicting-students-with-psychological-problems-with-question-marks-hovering-above-their-heads-to-sym.webp 1792w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" />İstatistiksel bir oran beklemiyorum ama bölüm bazında bakarsak hangi öğrenciler daha sık danışmanlık alıyor?</strong></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;">-Bu soruya cevap vermem çok doğru olmaz&#8230; Ofisimizin olduğu kampüsteki öğrenciler daha sık başvuru yapıyor. Bu yüzden bu soruya şu şekilde yanıt verebilirim: Ayazağa kampüsündeki birimler arasında çok az farkla İletişim Fakültesi’nden aldığımız başvuru sayısı daha fazla.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Bu cevap beni gerçekten şaşırttı. Akademik ve başarı kaygısı gibi nedenlerden dolayı sayısal bölümlerin daha fazla destek isteyebileceklerini düşünmüştüm. İletişim öğrencilerinin daha fazla başvuru yapması, iletişime daha açık olmalarından kaynaklı olabilir.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Uzun bir pandemi dönemi ve ardından üzücü bir deprem yaşadık. Bu süreçte uzaktan eğitime geçildi. Bu dönemde öğrencilere psikolojik danışmanlık hizmetini nasıl sağladınız? Pandemi, öğrencilerin ruhsal sağlığı üzerinde nasıl bir etki yarattı?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">-Biz pandemi başladığı anda hızlı bir şekilde uzaktan terapi sistemi kurduk ve seanslara hiç ara vermeden devam ettik. Pandemi dünyayı ve öğrencileri etkileyen, ciddi ve travmatik etkileri olan bir süreçti. Pandemi ile öğrenciler dersleri uzaktan takip etmek zorunda kaldılar ve bu motivasyon, konsantrasyon eksiklikleri olan öğrenciler için zorlayıcıydı. Bununla birlikte akademik kaygılar baş gösterdi, hem uzaktan eğitim sürecinin hem de belirsizliğin vermiş olduğu negatif etkiler gün yüzüne çıktı. Tabii ki belli düzeylerde herkes etkilendi ama mevcut psikolojik ya da psikiyatri tanısı olan bireyler için etkiler çok daha fazlaydı. Anksiyete bozukluğu, depresyon gibi psikolojik rahatsızlığı olan kişiler için evde daha uzun süre kalmak, zorunlu izolasyon süreci bu semptomların daha çok ortaya çıkmasına sebep oldu.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Hepimiz zor bir süreçten geçtik. Zorunlu izolasyonun yanında dışarıyla bağlantının minimuma düşmesi herkesi bir bakıma depresyona soktu. Ayrıca Covid-19 korkusu hepimizi anksiyete derecesine getirmişti. Bu zamanları geride bıraktığımız için çok mutluyum.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İlayda Hanım panik atak konusunda uzman olduğunuzu biliyorum. Peki panik atak nedir, en yaygın belirtiler nelerdir?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">-Panik atak tüm anksiyete bozukluklarında görülen bir durumdur. Birdenbire başlayan, dakikalar içerisinde tepe noktasına ulaşan, en az dört belirtinin eşlik ettiği yoğun korku ve sıkıntı hissidir. Bu belirtiler sıklıkla; çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, boğulma hissi, mide bulantısı, baş dönmesi, depersonalizasyon (kişinin kendine yabancılaşması) ya da derealizasyon (kişinin çevreye yabancılaşması), ölüm korkusu, çıldırma korkusu gibi semptomlardır. Halk arasında panik atak hastalığı olarak bilinir ancak psikiyatrideki adı panik bozukluktur.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Panik atakları hangi sebepten olursa olsun onları tetikleyen şeyleri çok fazla düşündükleri için bu durum hastalık derecesine geliyor olabilir mi? </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">-Evet doğru. Panik atak geliştikten sonra onları tetikleyen durumları yaşarsam düşüncesi yani beklenti anksiyetesi oluşuyor. Panik atağın tekrarı konusunda duyulan yoğun korku atakları tetikliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İlk panik atak deneyimlerini yaşayan insanlar bunun bir atak olduğunu nasıl anlıyor?<br />
</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">-Genellikle kişiler bir anda vücutta terleme, titreme gibi bedensel tepkimeler gözlemliyor. Bu tepkimelerden sonra “Eyvah, bana ne oluyor?” düşüncesiyle acil servislere başvuruyorlar. Hastanede gereken tetkikler yapıldıktan sonra durumun panik atak sonucu gerçekleştiği doğrulanıyor. Bu doğrulama sonrasında psikiyatriye yönlendirme yapılıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Panik atak konusunda farkındalığı nasıl artırabiliriz?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">-Hem panik atak hem de tüm psikiyatrik sorunlarla alakalı farkındalığı artırmak; yapılan psikolojik eğitimler ve yayınların halkla buluşturulmasıyla mümkün olabilir. Bununla birlikte tüm eğitim düzeylerine genel ruh sağlığı konusunda konferanslar verilmesi çok önemlidir ve farkındalığı artırmak için büyük fayda sağlar.</p>
<p style="font-weight: 400;">İlayda Sezen’in verdiği bilgiler ışığında bir üniversite psikoloğu olmanın ne kadar değerli olduğunu anladım. Ayrıca geniş kapsamlı bir danışan portföyü sağladığını da kendisinden duydum. Bunun psikoloji alanında ihtisas yapan birçok kişiye örnek teşkil etmesini arzu ederim. Bunun yanında çağımızın hastalığı olan panik atak bozukluğunun bu kadar artmış olması beni derinden üzdü ama farkındalığın giderek artması için iyi temennilerimi sunarım. İlayda Hanım bir sonraki seansına başlayacağından dolayı kendisini daha fazla tutmadım ve kitap önerileri alarak yanından ayrıldım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/bir-universitede-psikolog-olarak-calismak/">Bir Üniversitede Psikolog Olarak Çalışmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/bir-universitede-psikolog-olarak-calismak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Tarihinin Üniversite Devrimi</title>
		<link>https://contextdergi.com/cumhuriyetin-universite-devrimi/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/cumhuriyetin-universite-devrimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jan 2024 09:25:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite devrimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurtuluş Savaşı’nda en sıcak çatışmaların yaşandığı, düşmanın Polatlı önlerine geldiği, top seslerinin Ankara’dan duyulabildiği günlerde Atatürk, onca yoğun çalışmasının içinde Maarif, bugünkü adıyla Milli Eğitim Kongresini de toplamıştı. 16 Temmuz 1921’de toplanan kongre, yeni Türkiye’nin eğitim politikasını saptamak ve sorunlara bir çözüm bulmak amacını taşıyordu.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/cumhuriyetin-universite-devrimi/">Cumhuriyet Tarihinin Üniversite Devrimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="page" title="Page 10">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><em>Oğuz Makal</em></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Bilim ve fennin dışında yol gösterici aramak yanılgıdır. Bilim ve fen, yaşadığımız her dakikadaki gelişimleri anlamak ve ilerlemeleri zamanında izlemek için koşuldur.”</span></p></blockquote>
<h3 style="text-align: center;"><strong>                                                                                                                                                                                                                                                                -Mustafa Kemal Atatürk </strong></h3>
<div class="page" title="Page 10">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Kurtuluş Savaşı’nda en sıcak çatışmaların yaşandığı, düşmanın Polatlı önlerine geldiği, top seslerinin Ankara’dan duyulabildiği günlerde Atatürk, onca yoğun çalışmasının içinde Maarif, bugünkü adıyla Milli Eğitim Kongresini de toplamıştı. 16 Temmuz 1921’de toplanan kongre, yeni Türkiye’nin eğitim politikasını saptamak ve sorunlara bir çözüm bulmak amacını taşıyordu.</p>
<p>M. Kemal Atatürk, Maarif Kongresi açılış konuşmasında, devlet yapısındaki yaraları sarmak için gerekli çabaların en büyüğünün eğitim alanında gösterilmesi gerektiğini; gelecekte ülkeyi istenen düzeye çıkarabilmek için eğitim alanındaki çalışmalara ve hazırlıklara önem verilmesinin zorunluluğunu o günlerde ortaya koymuştu. Türkiye’nin toplumsal ve ekonomik hayatta yaşadığı zorluklarda o güne kadar izlenen eğitim politikasının da etkisi olduğunu söylemiş, yeni eğitim sisteminde özellikle Türklük anlayışına ters düşen yabancı kültür öğeleri yerine, milli ve ulusal değerlerimize önem verilmesinin yeni eğitim politikamızda temel ilke olması gerektiğini belirtmişti. Atatürk, bu kongreyle bir anlamda Türkiye’nin eğitim savaşını da resmen başlatmış oldu. Kurtuluş Savaşı bittikten sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin yapacağı işler çok fazlaydı. Bu nedenle her alanda devrimler yapan Atatürk ve çevresindeki arkadaşları üniversite reformu ihtiyacını daha sonraya bırakmak zorunda kalmıştı. Bunda şüphesiz, üniversitelerin yeni kimliğini oluşturacak sayıda ve nitelikte bilim insanlarının henüz yetişmemiş olmasının da payı vardı.</p>
<div class="page" title="Page 10">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Cumhuriyet Üniversitesine Doğru&#8230;</h4>
<p>Bu nedenle, 1933 yılında başlayan üniversite reformu, aslında Atatürk’ün son devrimi kabul edilmelidir. Ancak bu reformun yapılmasında, İkinci Dünya Savaşı’ndan yaklaşık altı yıl önce Almanya’da Hitler iktidara geldikten hemen sonra üniversitelerde profesörlüğe yükselmiş çok sayıda bilim insanının ülkesinden kaçmaya zorlanarak Türkiye’ye gelmesinin büyük rolü vardır. Bu insanların bir kısmı, Zürih’te “Yurt dışındaki Alman Bilim Adamları Yardım Cemiyeti” adıyla bir dernek kurmuşlardı. Cemiyet, üyelerini Avrupa’nın saygın üniversitelerine yerleştirmeye çalışıyordu.</p>
<div class="page" title="Page 11">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Aynı günlerde genç Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim kadrolarında büyük bir eksiklik vardı. Yeni bir üniversite kuracak ve çalışacak kadrolar yoktu. Dolayısıyla ülkesinden ayrılan ya da ayrılmak isteyen bu bilim insanları yeni bir üniversitenin kuruluşu için büyük bir fırsattı. Bu nedenle anlaşma kolay sağlandı ve profesörlerden sadece genel üç koşul istendi:</p>
<p>Üniversitede çalışacak bu bilim adamlarının, Türk öğrenciler için bir çevirmen yardımıyla da olsa Türkçe ders kitapları ve yardımcı kitapları yayınlanması zorunludur.</p>
<p>Üç, beş yıllık bir zaman süresi içinde Türkçe okuyabilecek kadar Türk dilini öğrenmeleri beklenir.</p>
<p>Gelişme ve halkın aydınlatılması için kurulan tesislerde aktif olarak görev almalıdırlar.</p>
<p>Atatürk’ün bu bilim adamlarını davet etmesi ve anlaşmayı yapmasında sık sık “Einstein’ın Atatürk’e yazdığı mektup” diye adı geçen bir mektup anımsanır. Ancak bu mektup Atatürk’e değil, Başbakan İsmet İnönü’ye gönderilen ve Maarif Vekil’ine havale edilen “Ekselansları” ibareli bir mektuptur. Mektupta 40 Yahudi bilim insanının Türkiye’ye sığınması arz edilmektedir.</p>
<div class="page" title="Page 11">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>“Bildiğimiz Başka, Hakikat Başka”</h4>
<p>Einstein, Fransa’da başkanlığını yaptığı Union des Sociétés, Yahudi yurttaşlarının hayatlarını kurtarmak ve onları yaşadıkları zor koşulları iyileştirmek için var olan bir kuruluştu. Einstein de bu kuruluşun kullanması için daha sonra mektup olarak yazılacak birçok boş kâğıda imzasını atmıştı. O mektuplardan biri de USE’den Ankara’ya gelmişti. Einstein o tarihte Belçika’daydı ve mektubun gönderilmesiyle ilgili bilgisi yoktu. Ama İsmet İnönü’nün yanıtı zaten olumsuzdur: “Teklifiniz çok çekici olmasına rağmen ülkemiz kanun ve nizamları gereği size olumlu cevap verme imkânı göremiyorum vs.”</p>
<p>7 Ekim 1933’te Londra’dan ABD’ye giden Einstein Harvard, Princeton ve Yale Üniversitelerinin hiç de sanıldığı gibi Yahudilere sığınak olmadığını, aksine tıpkı Nazi Üniversiteleri gibi bu üniversitelerin de Judenfrei/ Yahudi’den Arındırılmış olduklarını gördü. Çoğu yerde Princeton Üniversitesi olarak geçiyor ama yine düzeltiyoruz: Einstein’a Princeton değil, New Jersey’deki bağışlarla ve sivil destekle ayakta duran İleri Araştırmalar Enstitüsü kapısını açacaktır.</p>
<div class="page" title="Page 11">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Neticede İstanbul Üniversitesi’nin kurulmasında Einstein’ın sözde gönderdiği mektup değil, İsviçre Cenevre Üniversitesi’nden Türkiye’ye davet edilen pedagoji öğretim üyesi Profesör Albert Malche’ın Darülfünunla ilgili yazdığı rapor etkili olacaktır. Darülfünun’un onuncu yıla giren genç Cumhuriyetin “muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarma” hedefine, gerçekleştirilen ’inkılâplara’ çok uzak olduğu bu raporla saptanır.</p>
<p>İsviçre’de kurulan ‘Yurt dışındaki Alman Bilim İnsanları Dayanışma Birliği’ adına Prof. Philipp Schwartz’ın Türk Milli Eğitim Bakanıyla Alman bilim insanlarının İstanbul’a gönderilmesi ile ilgili sözleşmeyi imzalaması, ayrıca yasayla da onaylatması (31 Mayıs 1933) süreci tamamlar.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-2513 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/cumhuriyet-universiteleri-3-e1702292566906.jpg" alt="" width="611" height="393" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/cumhuriyet-universiteleri-3-e1702292566906-200x129.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/cumhuriyet-universiteleri-3-e1702292566906-300x193.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/cumhuriyet-universiteleri-3-e1702292566906-400x257.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/cumhuriyet-universiteleri-3-e1702292566906-600x386.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/cumhuriyet-universiteleri-3-e1702292566906.jpg 611w" sizes="(max-width: 611px) 100vw, 611px" /></p>
<div class="page" title="Page 11">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Ay Yıldız Altında</h4>
<div class="page" title="Page 11">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Aynı günlerde Nazi Rejimi zulmünden kaçan ne Einstein, ne de başka Alman yurttaşı bilim insanı ABD üniversitelerinden çağrı almıştır. Ancak seksenden fazla uzmana ve sanatçıya Cumhuriyet hükümeti sığınma olanağı sunacak, bilimsel ve çağdaş bir üniversite kurulmasının önü böylece açılacaktır.</p>
<p>Tıp Fakültesinde Fricdrich Dessauer, Erich Frank, Josef Igers- heimer, Adolf Kantorowicz, Wilhelm Liepman, Rudolf Nissen. Hukuk ve İktisat Fakültesinde Josef Dobretsberger, Ernst Hirsch, Richard Honig, Gerhard Kessler, Fritz Neumark. Yüksek<br />
Teknik Okulu Mimari bölümünde Clemens Holzmeister, Bruno Taut, Gustav Oelsner adları ilk akla gelenlerdir. Tüm bu bilim insanları birçok fakülte ve bölümün kurulmasına vesile olmuş, kürsü başkanlığı yapmışlardır.</p>
<p>Yardımcıları, aile bireyleriyle, Nazi hükümetine muhalif oldukları için Türkiye’ye yasal olarak sığınanların sayısı 550’yi aşacaktır. Fakat 1938 yılında çıkartılan bir yasayla bir pasaportu ya da vatandaşlığı olmayan yani “Haymatlos” Alman kökenli kişiler Türkiye’ye giremeyecek ve bazılarının da ülkeden çıkması istenecektir.</p>
<p>Türkiye’ye sığınan Yahudi bilim adamlarının yaşamı tedirginlikle geçecektir. Nazi hükümetinin Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Herbert Scurla görevli olarak Türkiye’ye gönderilecektir (1939). Mili Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’e “Bu bilim adamlarını bize geri veriniz. Size Almanya’nın en parlak beyinlerini gönderelim.” mesajını iletmekle kalmayıp, iki yıl boyunca İstanbul ve Ankara’daki fakültelerde yapılan çalışmaları “yer yer insanı dehşete düşüren bir dille kaleme aldığı” bilgileri bir raporla (Scurla Raporu) Berlin’e düzenli iletir. Alman sığınmacılardan Profesör Fritz Neumark, yayımlanan Scurla Raporu’nun ilk baskısında belki tümü adına şu sözleri dile getirir:</p>
<div class="page" title="Page 12">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><em>“&#8230; orada çalışmamızın mümkün olması, böylece bizlere yararlı bir iş yapma, hatta pek çoğumuza maddi anlamda var olma imkânı verilmesi, duyduğumuz silinemez şükran duygusunun temelidir”</em></p>
<p>Tüm bu nedenlerden dolayı, fen ve mühendislik dünyasının önemli bilim insanları ne yazık ki ülkemizden ayrılacaktır. Az sayıda da olsa ülkeden ayrılmayanlar da vardı. Bunlardan birisi olan Botanik bilimi profesörü Alfred Heilbronn 1933-1955 yılları arası emekliliğine dek Türkiye’de kaldı. Daha sonra Almanya’ya dönerek Münster Üniversitesi’nde çalıştı. İstanbul Üniversitesi onun anısına tüm dünyadan gelen binlerce bitki türüne ev sahipliği yapan benzersiz “Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi’ni” ziyarete açtı. Bahçe günümüzde hizmet vermeye devam etmektedir.</p>
<p>Bir diğer önemli isim, 1933 ve 1934 yıllarında iki defa Lichtenburg toplama kampına götürülen, Hollanda üzerinden İngiltere’ye kaçabilen ve sonrasında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinde Şehircilik Kürsüsünü kuran Ernst Reuter’dir. 1935-1946 yıllarında Türkiye’de kalan Reuter, döndükten sonra Berlin Belediye Başkanı oldu. Ama Reuter’nın dönüşü hüzünlü oldu. ABD, İsviçre’de değil, Türkiye’de sığınmacı olduğu için “ayakkabı boyacısı” denilerek alay edildi, karikatürlerde başı fesli gösterildi.</p>
<p>Hitler Almanya’sından kaçıp Türkiye’ye sığınan bilim insanlarıyla gerçekleşen üniversite reformu büyük önem taşımaktadır.</p>
<div class="page" title="Page 12">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Savaşa girmeme kararlılığındaki Türkiye, Hitler Almanya’sını o günlerde karşısına alma pahasına bu bilim insanlarına üniversitelerde görev vermeyi sürdürmüştür. O dönemde pek çok ülkenin gösteremediği bir cesaret örneği sergilenirken, alınan bu risk, Türkiye’nin çağdaşlaşma yolundaki en büyük adımlarından birisi olmuştur. Atatürk, yukarıda belirtildiği gibi Darülfünun’ün yerine İstanbul Üniversite’nin kurulması kararını vererek bugünkü çağdaş eğitimin yolunu açmıştır. İstanbul Üniversitesi, I8 Kasım 1933 yılında Beyazıt meydanındaki üç katlı giriş avlusunda düzenlenen bir törenle açıldı. Avlu, öğrenciler, politikacılar, öğretim üyeleriyle hınca hınç doluydu. Açılış konuşmasını yapan yeni Milli Eğitim Bakanı, Profesör Hikmet Bayur şöyle diyordu:</p>
<p><em>“Üniversite için Cumhuriyet Hükümeti hiçbir fedakârlıktan çekinmemiştir. Dünyanın en büyük bilim adamlarından yararlanma çaresini bulmuştur. En yeni mükemmel öğrenim vasıtalarını ısmarlamıştır. Memleketin en değerli unsurlarını bu işin başına getirmiştir&#8230;”</em></p>
<p>Ülkemizi kendi yurtları sayan ve bazılarının mezarı İstanbul’da bulunan bu bilim-kültür insanlarına olduğu kadar yukarıda değindiğimiz son atılımla Cumhuriyetimizin ilk üniversitesini kuran Atatürk’e duyduğumuz saygı ve şükran duygumuz elbet kelimelerle ifade edilemez.</p>
<p><em>“Öğretmenler! Hiçbir zaman unutmayınız ki, Cumhuriyet sizden düşüncede özgür, inançta özgür, kültürde özgür kuşaklar ister” diyen M. K. Atatürk, yine o günlerde gençliğe “Birinci ödevin Türk Bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuza dek korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli güven kaynağındır”</em> sözleriyle seslenecektir.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-2514 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Ataturk-Universite.jpg" alt="" width="800" height="554" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Ataturk-Universite-200x139.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Ataturk-Universite-300x208.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Ataturk-Universite-400x277.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Ataturk-Universite-600x416.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Ataturk-Universite-768x532.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/Ataturk-Universite.jpg 800w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://contextdergi.com/cumhuriyetin-universite-devrimi/">Cumhuriyet Tarihinin Üniversite Devrimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/cumhuriyetin-universite-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
