<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>context 5.sayı arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/context-5-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/context-5-sayi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 10:09:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Kimin Bu İstanbul?</title>
		<link>https://contextdergi.com/kimin-bu-istanbul/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/kimin-bu-istanbul/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 May 2025 11:21:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Paradigma: Yapay Zekâ Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[context 5.sayı]]></category>
		<category><![CDATA[edebi yazı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Fikret]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplum analizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=3400</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Mustafa Burak Avcı  İllüstrasyon: Gülnihal Akbudak  Eğer dünya tek bir devlet olsaydı, başkenti İstanbul olurdu. demiş Napoleon Bonaparte. Tabii ya, kim bilmez ki bu sözü. Peki şairlerin, yazarların ya da müzisyenlerin gözleri kapalı dinlemesine ne demeli bu şehri? Kaç kitaba konu oldu, kaç şiir yazıldı İstanbul adına? Herhalde saymakla bitmez. Yunanistan’ın Megara kentinden  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/kimin-bu-istanbul/">Kimin Bu İstanbul?</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><em><span style="font-size: 12pt;"><strong>-Mustafa Burak Avcı</strong></span></em></h1>
<div id="attachment_3403" style="width: 721px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-3403" class="wp-image-3403 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-711x1024.jpg" alt="" width="711" height="1024" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-200x288.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-208x300.jpg 208w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-400x576.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-600x864.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-711x1024.jpg 711w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-768x1106.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-800x1152.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-1067x1536.jpg 1067w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-1200x1728.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-1422x2048.jpg 1422w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/Istanbul-imza-scaled.jpg 1778w" sizes="(max-width: 711px) 100vw, 711px" /><p id="caption-attachment-3403" class="wp-caption-text">İllüstrasyon: Gülnihal Akbudak</p></div>
<p>Eğer dünya tek bir devlet olsaydı, başkenti İstanbul olurdu. demiş Napoleon Bonaparte. Tabii ya, kim bilmez ki bu sözü. Peki şairlerin, yazarların ya da müzisyenlerin gözleri kapalı dinlemesine ne demeli bu şehri? Kaç kitaba konu oldu, kaç şiir yazıldı İstanbul adına? Herhalde saymakla bitmez. Yunanistan’ın Megara kentinden çıkan genç Byzos kurmuş bu şehri güya. Körler ülkesinin de karşısındaymış bu topraklar. Byzos dönmüş bakmış bugünkü Fatih taraflarına. Durur mu? Yakmış feryadı. Burası varken kim başka yerleri memleket edinirmiş kendine? İşte bu topraklar, Yahya Kemal’in bir ömre değer biçtiği, dini kitaplarda adı geçen, birden fazla mabede ev sahipliği yapan İstanbul. Kimileri almaya çalışmış bu şehri, kimileri tapmaya bu şehre.</p>
<p>Ben, onlar gibi tapmaya da çalışmıyorum, almaya da İstanbul’u. Deprem tehlikesi, asgari ücret, emek krizleri falan derken, kutu gibi şehirde, kutu gibi evler. Bir de bu şehirde tutunmaya çalışan kutu gibi hayatlar. Fazla mesaiden belki de dolaşılamayan sokaklar. Şehir dışından gelen bir akrabayı beklersin, başka türlü yolun düşmez Ayasofya’ya, Sultan Ahmet Camii’ne ya da türlü türlü müzesine, İstanbul’un. Hepimiz İstanbulluyuz da kimileri görmeden göçtü bu şehrin mabetlerini. Mesela bizim Bakkal Ali Abi. Kendi halinde dürüst bir esnaf. Saf bir abimiz. Çocukken cips ısmarlardı, dondurma aldığımızda bizlere. Yaşlandı artık ama en son gördüğümde yanıyordu hala Sultan Ahmet Camii’nde bir vakit namazın hasretiyle.</p>
<p>Hiç çıkmamış Tuzla’dan zorunda kalmadıkça. Birkaç kez Pendik Devlet Hastanesi, Kartal Eğitim Araştırma, eskiden de İzmit seferleri için Haydarpaşa Garı. Üniversiteye başladığımdan beri bizim mahallede görmedim onu, birkaç sene önce taşınmış buradan. Geçtiğimiz hafta da haberini aldım. Önce kalp krizi, iki tane stent, psikolojisi de kaldıramamış ilaçları, ardından mevta. Ailesini de içini de bilemeyiz Ali abinin. Ama dediklerine göre kalp krizine sevk eden de onu geçinememekmiş, öyle konuşuyorlardı kahvehanede. “İki çocuk evlendirdim ben, mahallenin esnafıyım, bu yaştan sonra yaşlı başlı adam taşınır mı?” diyormuş sevenlerine. Tuzla dediğime de bakmayın burada da kiralar ateş pahası oldu. Avrupa’ya göre zamlar geç geliyor, hatta çokça geç geliyor ama her semtin ayağı da farklı yorganı da.</p>
<p>Ha evet, İstanbul diyorduk ya Yahya Kemal’in İstanbul’u, kutlu şehir, payitaht. Eskiden bu şehre bakıp aşıklarını hatırlarmış maşuklar. Marmara denizini dinler, besteler yaparlarmış. Hatta yeditepe üzerinde zaman bir gergef de işlermiş onların gözünde. Ben olsam İstanbul’un bitmeyen, dinmeyen kaosunu anlatırdım. On altı milyon insanın nasıl sıkıştığını, rezidansların nasıl boğazı ortadan ikiye yardığını yazardım ya da Levent’in bitmek bilmeyen trafiğini. İş çıkış saatinde köprüleri çizerdim tuvale. Korna seslerini, trafikte çıkan kavgaları bestelerdim. Bence o sanatçılar iş çıkış saatinde otobüse binselerdi, küfür ederlerdi İstanbul’a. Beyoğlu’dan yürürken İstanbul çok güzel, hadi bir de oradan dönebiliyorsan dön evine.</p>
<div id="attachment_3401" style="width: 734px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-3401" class="wp-image-3401 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-724x1024.png" alt="" width="724" height="1024" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-200x283.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-212x300.png 212w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-400x566.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-600x849.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-724x1024.png 724w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-768x1087.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-800x1132.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-1085x1536.png 1085w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-1200x1698.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275-1447x2048.png 1447w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/ist2-scaled-e1747998953275.png 1655w" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" /><p id="caption-attachment-3401" class="wp-caption-text"><strong>İllüstrasyon: Gülnihal Akbudak</strong></p></div>
<p>Mahallenin gülü, yan komşum Fatma anlattı geçenlerde. Tekstil atölyesinde çalışıyor Merter’de, senelerdir. 14 saat mesai, yasal sürenin de üzerinde. Burada işler böyle, kimse yakalanmıyor da zaten. Çalıştır, Allah’ım çalıştır. İşten çıkmış dönecek Pendik’e, evine. İstanbul’un bir ucundan bir ucuna. Marmaray’a binmiş. Tabii orada İstanbul eşrafının gizli becerilerinden, kişi durak analizi. Bilmeyenler için anlatayım, bindiğin vagonda herkesin yüzünü süzersin. İyice bir bakarsın. Saç kesiminden, giyinişinden, taktığı çantadan oturuşundan hatta telefonun modelinden. Her şey sınıfsaldır İstanbul’da. Kiralar pahalı olunca herkes her şeyi alamıyor dilediğince. Her neyse. Gözüne kestirirsin birini yaparsın analizi. Dersin ki bu kadın aristokrattan hallice. Suadiye’de inecek. Ya da gözüne sarmaş dolaş yolculuk yapan iki genç çarpar. Hemen aklına Söğütlüçeşme gelir, Kadıköy’de inecek bunlar dersin. Muhafazakârlar genelde marka giyiyorsa Sirkeci’de, sıradan giyinmiş ise Pendik taraflarında oturuyor dersin. Her zaman tutmaz ama zamanla ustalaşırsın bu zanaatta. Fatma kestirmiş gözüne bir hanımefendi. Yetmişli yaşlarda, kırmızı bluz giyen, elinde kitabı, saçları boyalı, tırnakları ojeli bir teyze. Hemen dikilmiş önünde. Demiş ki kendi kendine; “bu kadın Bostancı’da inecek.” Gerçekten de yaklaşmış, Feneryolu’nda inmiş kadın. Belki siz şaşırırsınız ama Marmaray’da mekik çeken biri şaşırmaz böylesi isabetli tespitlere. Şans deyip geçmez, öyle basitçe. Hepimiz arketiplerde ustalaştık artık, öğrenilmiş çaresizlik.</p>
<p>Neyse kadın kalkınca başka vagonlardan koşturup gelen teyzelerin, amcaların gözünün yaşına bakmamış oturmuş boşalan yere. “Çok yoruldum kestireyim artık,” demiş Fatma. Biraz uyumaya kalmasın, düşler dünyasına yeni yeni dalarken, yüzünde bir soğukluk hissetmiş. Arkasından da acı. Şok olmuş, korkuyla sıçramış yerinden. Üzerinde patlamış bir pirinç paketi, yüzünde hissettiği soğukluk ise bir teneke kola. Şokun etkisiyle ne oluyor anlamamış tabii. İki tane adam girmiş birbirine, zaiyat ise alışveriş poşeti. Pirinç paketi akşam yemeğine yetişecekmiş belli ki. Haklarını kaybetmişler Fatma’nın üzerinde. Kavga bitince atmışlar bu adamları Marmaray’dan. Mevzu basit, yer kavgası. Kim oturacak? Ben mi, sen mi? Bacağını çok açtın, kapa. İlk ben dikildim, son sen. Hep aynı mevzular, hep aynı kavgalar.</p>
<p>Yaşar Kemal’in İstanbul’u da bir, Bakkal Ali Abiyle tekstil çalışanı Fatma’nın İstanbul’u da bir. Birileri boğaza methiyeler düzerken, birileri hiç göremeden göçüp gidecek bu mavilikleri. Ama çöktü bir kere bu şehrin tepsine Tevfik Fikret’in “Sis’i”. <em>Uyumaya da devam edecek İstanbul’un canlı yığını, zehirli suyunu yapısına katmış gibi.</em></p>
<div id="attachment_3402" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-3402" class="wp-image-3402 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-1024x724.png" alt="" width="1024" height="724" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-200x141.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-300x212.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-400x283.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-600x424.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-768x543.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-800x566.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-1024x724.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-1200x848.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/nihal-marmar-1536x1086.png 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-3402" class="wp-caption-text"><strong>İllüstrasyon: Gülnihal Akbudak</strong></p></div>
<p><a href="https://contextdergi.com/kimin-bu-istanbul/">Kimin Bu İstanbul?</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/kimin-bu-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâya Karşı: Açılmış Davalar</title>
		<link>https://contextdergi.com/yapay-zekaya-karsi-acilmis-davalar/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/yapay-zekaya-karsi-acilmis-davalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 May 2025 10:48:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Paradigma: Yapay Zekâ Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[context 5.sayı]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Mecra]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka davaları]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=3387</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay Zekâya Karşı: Açılmış Davalar Yapay zekâ, hayatımızın birçok alanında köklü değişikliklere sebep olurken, hukuk sistemi de bu yeni teknolojilerin doğurduğu sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Artık mahkeme salonlarında yargılanan sadece insanlar değil, aynı zamanda yapay zekâların karar mekanizmaları. Tarih boyunca tüm verilerimize işlenmiş taraflılığımız algoritmaları tıka basa besleyedursun, adaletin algoritması ise henüz yazılamıyor. Ten rengine  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/yapay-zekaya-karsi-acilmis-davalar/">Yapay Zekâya Karşı: Açılmış Davalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Yapay Zekâya Karşı: <span style="color: #0000ff;">Açılmış Davalar</span></h1>
<p>Yapay zekâ, hayatımızın birçok alanında köklü değişikliklere sebep olurken, hukuk sistemi de bu yeni teknolojilerin doğurduğu sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Artık mahkeme salonlarında yargılanan sadece insanlar değil, aynı zamanda yapay zekâların karar mekanizmaları. Tarih boyunca tüm verilerimize işlenmiş taraflılığımız algoritmaları tıka basa besleyedursun, adaletin algoritması ise henüz yazılamıyor. Ten rengine göre kredi başvurularını reddeden algoritmalar, masum insanları hapishaneye gönderen yüz tanıma sistemleri, çocukları ölüme sürükleyen chatbotlar… Yapay zekânın yanlış kararları insanların hayatına mal olurken, şirketler sorumluluk almak yerine “Biz suçlu değiliz, algoritma suçlu!” diyerek kaçıyorlar. Peki, gerçekten suçlu algoritmalar mı, yoksa onların beslendiği verilerin kaynağı insani önyargılar mı?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-3388 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon1-scaled-e1747995264443-1024x716.png" alt="" width="1024" height="716" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon1-scaled-e1747995264443-200x140.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon1-scaled-e1747995264443-300x210.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon1-scaled-e1747995264443-400x280.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon1-scaled-e1747995264443-600x419.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon1-scaled-e1747995264443-768x537.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon1-scaled-e1747995264443-800x559.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon1-scaled-e1747995264443-1024x716.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon1-scaled-e1747995264443-1200x839.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon1-scaled-e1747995264443-1536x1074.png 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>Fırça Kimin Elinde, İmzayı Kim Atacak?</h3>
<p>Sanatçı Jason Allen, Midjourney ile tam 624 kez prompt girerek görsel üretti ardından düzenlemeler yaparak “Théåtre D’opéra Spatial” isimli dijital eserini yayımladı. Bu eser, Colorado Eyalet Fuarı’nın dijital sanat kategorisinde birincilik kazandı. Ancak asıl tartışma ödül verilmesinin ardından başladı. Allen, eserine telif hakkı almak için başvuruda bulundu ancak ABD Telif Hakkı Ofisi, AI tarafından üretilen içeriğin insana ait sayılamayacağı gerekçesiyle başvuruyu reddetti. Bilirkişilere göre, bir sanatçının telif hakkı alabilmesi için eser üzerinde yeterli kontrol sağlamış olması gerekiyor. Ancak yapay zekânın öngörülemez çıktılar üretmesi, onu insan yaratımı olarak kabul etmeyi zorlaştırıyor. Ancak Allen pes etmedi ve karara itirazda bulundu. Peki, gerçekten yapay zekâ destekli sanat eserleri kime ait? Eğer mahkeme Allen’ı haklı bulursa AI kullanan sanatçılar için bir dönüm noktası olacak. Peki ya kaybederse? AI ile üretilen eserler kamusal alan sayılabilir, yani telif hakkı korumasına giremeyebilir. Bu dava, yapay zekâ ve sanat arasındaki sınırları yeniden çizebilir ve sanat dünyasına yeni bir soluk getirebilir.</p>
<h3><strong>Algoritmik Irkçılık İlk Kez Renk Değiştirdi!</strong></h3>
<p>Altmış bir yaşındaki Harvey Eugene Murphy Jr, hayatını altüst eden bir yüz tanıma sisteminin kurbanı oldu. Macy’s ve Sunglass Hut’ın kullandığı yüz tanıma sisteminin algoritmasında ortaya çıkan bir hata sebebiyle binlerce dolarlık bir ürün çalmakla suçlanan Murphy, bu algoritmanın yaptığı ırkçılığın ilk beyaz kurbanı. 20 Ekim 2023’te tutuklanan ve suçluluğu gibi suçsuzluğu da kazara ortaya çıkan Murphy, Harris County Hapishanesi’nde kaldığı haksız süre boyunca cinsel saldırıya ve üç kişi tarafından tecavüze uğradığını iddia etti. Hayat boyu sürecek bu fiziksel ve psikolojik yaraların karşılığında Macy’s ve Sunglass Hut şirketlerine karşı dava açtı. Hatalı yüz tanıma vakalarında suçlamaya kurban gidenler ise genellikle siyahi Amerikalılar oluyor. Daha önce altı siyahi insanın haksız yere tutuklandığı yüz tanıma sisteminde, Detroit polisinin kasıtlı olarak bu sistemi kullandığı ileri sürüldü. Koyu tenli insanları yanlış tanıma oranı yüksek olan bu algoritmik sistemin kurbanı Robert Williams gibi, Oliver da haksız tutuklandı. Oliver, bu olayın üzerine Detroit şehrine tam on iki milyon dolarlık dava açtı. Ancak daha sonra taraflar uzlaşma kararı aldı ve dava düştü. Bu olaylar adalet ve sorumluluk kavramlarının yapay zekâ için tanımsız olduğunu kanıtlar nitelikte. Peki, sorun gerçekten teknoloji mi, yoksa onu tanımlayan sistem mi? Detroit Polis Departmanı’nın fikrine göre hataların sebebi sistematik bir önyargı değil; sadece “kusurlu dedektiflik çalışması.”</p>
<h3>Eşitsizliği derinleştiren algoritmalar mı?</h3>
<p>ABD’nin devasa bankalarından Wells Fargo, kredi başvurularında siyahi Amerikalıları sistematik ve kasıtlı olarak dezavantajlı durumuna düşürmekle suçlanıyor. Davacılar, hak kazandıkları halde sırf ten renkleri yüzünden kredi alamadıklarını, beyaz Amerikalılara sunulan daha avantajlı koşullardan yararlanamadıklarını ileri sürdüler. Bazıları beyaz Amerikalılardan daha iyi veya eşit ekonomik duruma sahip olmalarına rağmen geri çevrildiklerini, bu süreçte ise para ve zaman kaybettiklerini iddia ediyorlar. Davacılar, kredi başvurularını değerlendiren algoritmaların “kara kutu” gibi çalıştığını ve karar mekanizmalarının nasıl çalıştığını açıklamadıklarını savundular. Mahkeme, Wells Fargo davasını benzer şikayetlerle açılan diğer beş dava ile birleştirerek süreci geniş çaplı bir kamu davasına dönüştürdü. Bu dava, yapay zekâ destekli finans sistemlerinin tarafsız olup olmadığını anlamak için son derece kritik bir konumda.</p>
<h3>Algoritmalar Çocukları Tehlikeye mi Atıyor?</h3>
<p>On yaşındaki Nylah Anderson, TikTok algoritması tarafından akışına çıkarılan “Blackout Challenge” akımına dahil olmaya çalışırken boğularak hayatını kaybetti. Annesi Tawainna Anderson, TikTok algoritmasının çocuklara kasten bu tür içerikleri önermek üzere programlandığını iddia ederek TikTok markasına ve kurucu şirketi ByteDance’e karşı dava açtı. Başlangıçta mahkeme, TikTok’un yalnızca tarafsız bir şekilde üçüncü taraf içeriklere ev sahipliği yapan bir platform olduğunu ve sorumlu tutulamayacağını söylese de temyiz mahkemesi bu kararı bozdu. TikTok’un sadece içerik barındırmadığını, algoritmaların hangi içeriği kime göstereceğini belirlediğini kabul etti. Bu karar sosyal medya platformlarının içerik önerme algoritmalarında ne kadar sorumlu olduğu konusunda emsal olabilecek nitelikte. Eğer mahkeme TikTok’u sorumlu tutarsa, tıpkı bir insanın konuşmadan önce düşünmesi gerektiği gibi, algoritmaların da içerik önermeden önce her şeyi kontrol etmesi gerekeceği anlamına geliyor.</p>
<h3>Yapay Zekâ ile Aşk Yaşanır mı?</h3>
<p>On dört yaşında intihar eden çocuğun annesi, sorumlusunun bir chatbot olduğunu ileri sürerek kamuoyunda gündem yarattı. Oğlunun, Character AI platformunda bulunan bir chatbotla duygusal bağ kurarak, yaşına uygun olmayan romantik ve cinsel içerikli metin alışverişinde bulunulduğu gerekçesiyle Character Technologies’e dava açtı. Bu romantik sohbetler neticesinde çocuk chatbot’a âşık oldu ve psikolojik sıkıntılar yaşayarak, Şubat 2024’te hayatına son verdi. Tüyleri diken diken eden bu dava, “Her filmi gerçekliğe dönüşüyor mu?” korkusunu tekrardan gündeme taşıdı. Bu dava, şirketlerin chatbot tasarımında yaş sınırlamaları, içerik denetimi ve kullanıcı güvenliği mekanizmalarını geliştirmesi ve yasal düzenlemeler oluşturmasının önemini göstermekte.</p>
<div id="attachment_3389" style="width: 1034px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-3389" class="size-large wp-image-3389" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon2-1024x724.png" alt="" width="1024" height="724" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon2-200x141.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon2-300x212.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon2-400x283.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon2-600x424.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon2-768x543.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon2-800x566.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon2-1024x724.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon2-1200x848.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/05/illustrasyon2-1536x1086.png 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-3389" class="wp-caption-text">İllüstrasyon: Bilgesu Öztürk</p></div>
<p><strong>Devlerin Davası Büyük Olur!</strong></p>
<p>“Dünyanın en prestijli ve etkili medya kuruluşlarından biri olan The New York Times, yalnızca bir gazete değil aynı zamanda haber dünyasının mihenk taşı niteliğinde. Gazeteciliğin altın standardı ve gerçeklerin en güçlü savunucusudur. 1851’de kurulan bu dev, Pulitzer ödüllerine doymayan bir haber devi, dijital çağa yön veren bir öncü ve dünyanın dört bir yanındaki okurlar için en güvenilir haber kaynağıdır.” Bu cümleler ChatGPT tarafından The New York Times için yazıldı. Görünen o ki, ChatGPT’nin kurucu şirketi OpenAI da aynı fikirde olmalı ki, The New York Times’ın haberlerini veri eğitiminde kullanıyordu. Bu durumu fark eden The New York Times, telifli haberlerin izinsiz kullanılmasıyla ChatGPT’nin eğitildiği gerekçesiyle dava açtı. OpenAI, Şubat 2024’te bazı suçlamaların düşürülmesini talep etti. Ancak doğrudan telif hakkı ihlali iddiasını reddetmedi. Dahası yapay zekânın telifli içerikler aracılığıyla eğitilmesini “adil kullanım” (fair use) gerekçesiyle savundu. Eğer The New York Times davayı kazanırsa, OpenAI ve benzeri şirketler içerik sahiplerinden lisans almak zorunda kalabilir. Ancak OpenAI haklı çıkarsa, yapay zekâ modelleri telifli içerikleri serbestçe kullanmaya devam edebilecek.</p>
<p><strong>Irkçılık “Kod”larımızda olabilir mi?</strong></p>
<p>Kanada’nın yerli topluluklarından Métis kökenli Jeffrey Ewert, şartlı tahliye şansını kullanmak isterken Kanada Islah Hizmetleri’nin (CSC) kullandığı beş farklı risk değerlendirme algoritmasının yerlilere karşı ayrımcılık yaptığını fark etti. Ewert, bu algoritmaların yerli mahkumları sistematik olarak daha tehlikeli gösterdiğini ve bu nedenle erken tahliye şanslarını düşürdüğünü iddia ederek mahkemeye başvurdu. Dahası Kanada Islah Hizmetleri yıllardır bu algoritmaların doğruluğunu test edeceğini söylemesine rağmen herhangi bir veri sunmamıştı. 2018 yılında mahkeme, Jeffrey Ewert’i haklı bularak CSC’nin yıllardır bilinen bu ayrımcılığı düzeltmediğini ortaya çıkardı. Daha çarpıcı olan, CSC’nin sistemin sorunlu olduğunu bilmesine rağmen hiçbir değişiklik yapmamış olmasıydı. Yüksek Mahkeme, algoritmaların şeffaf bir şekilde denetlenmesi gerektiği hükmünde bulundu. Ancak algoritmanın kullanımını tamamen yasaklamadı. Bu karar, tarih boyunca süregelen ırkçı ayrımcılığını çözmek için merkeziyetsiz sistemlerin bile yeterli olmadığını kanıtladı.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/yapay-zekaya-karsi-acilmis-davalar/">Yapay Zekâya Karşı: Açılmış Davalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/yapay-zekaya-karsi-acilmis-davalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
