<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>1. Sayı arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/1-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/1-sayi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 13:09:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Keçeli Kalemden Yapay Zekâya: Anlatının Araçları</title>
		<link>https://contextdergi.com/keceli-kalemden-yapay-zekaya-anlatinin-araclari/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/keceli-kalemden-yapay-zekaya-anlatinin-araclari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jan 2024 09:10:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Medyanın Şairi: Halit Kıvanç Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[1. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2167</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geleneksel yöntemlerle haber peşinde koşarken “kapı-kapı” dolaşmak her zaman değerlidir. Ancak günümüzde, güncel bilgiyi ararken ve habere dönüştürülebilecek bilginin peşinde koşarken tek seçeneğimiz bu olmayabilir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/keceli-kalemden-yapay-zekaya-anlatinin-araclari/">Keçeli Kalemden Yapay Zekâya: Anlatının Araçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Sedat Erol </em></strong></p>
<div class="page" title="Page 46">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">Geleneksel yöntemlerle haber peşinde koşarken “kapı-kapı” dolaşmak her zaman değerlidir. Ancak günümüzde, güncel bilgiyi ararken ve habere dönüştürülebilecek bilginin peşinde koşarken tek seçeneğimiz bu olmayabilir.</span></p></blockquote>
<div class="page" title="Page 46">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Context Dergi’nin ilk kapak dosyasını radyo ve televizyon haberciliğinin duayeni, hikâye anlatımının üstadı olarak tanıdığımız Halit Kıvanç’a ayırdık. Yazarlık, editörlük, sunuculuk, spikerlik, çevirmenlik, anlatıcılık, radyoculuk ve gazetecilik gibi birçok alanda uzmanlığa sahip Halit Kıvanç’ı; onunla birlikte çalışanlardan dinlerken en sık duyduğumuz, hikâyeyi aktarmadan önce tekrarladığı rutinleri üzerineydi. Kıvanç’ın çalışma arkadaşları, onun hazırlık sürecinde detaylıca toparladığı notları, titiz yaklaşımını ve çalışkanlığını bizlere anlatıyordu.</p>
<p>Halit Kıvanç’ı bu sıfatlarla tanıtan ve çalışma rutinini tarif eden Mert Aydın, dergiye yaptığımız röportaj sırasında İlker Yasin ve Halit Kıvanç arasında geçen “keçeli kalem” anısını aktarmıştı. İlker Yasin’in dünya kupası canlı yayın anlatımı öncesi hazırlık notlarını keçeli kalem ile aldığını gören Halit Kıvanç, onu uyararak keçeli kalem ile not almamasını söylemiş. İlker Yasin ise onu dinlememeyi tercih etmiş. Fakat yağmur yağınca tüm notlarını kaybeden İlker Yasin, Kıvanç’ı dinlemediğine pişman olduğunu aktarmış.</p>
<p>Halit Kıvanç’ın araçlar üzerine detaycılığı benim de ilgimi çekmişti. Ercan Taner ise; Halit Kıvanç’ın dünya kupası zamanlarında takımların kamplarını dolaşarak, yabancı kaynaklarla birebir iletişim kurup Türkiye’de kimsenin ulaşamadığı bilgilere sahip oluşuna değiniyordu. Bunu duyduğum zaman aklıma Amerikan gazeteciliğinin geleneksel bilgi toplama metodu “shoe-leather-reporting” geldi. Bu tarif habercilerin kapı kapı dolaşırken deri ayakkabılarından gelen seslerden türemişti.</p>
</div>
<div class="column">
<p>Geleneksel yöntemlerle haber peşinde koşarken “kapı-kapı” dolaşmak her zaman değerlidir. Ancak günümüzde, güncel bilgiyi ararken ve habere dönüştürülebilecek bilginin peşinde koşarken tek seçeneğimiz bu olmayabilir. Hatta notlarımızı alırken hangi kalemi kullanacağımıza dair deneyimle edinilmiş bilgiye de ihtiyacımız olmayabilir. Fakat bilgiye nerelerden erişebileceğimize ve hangi araçlara başvuracağımıza dair bilgiye ayrıca bu süreçte Halit Kıvanç’ta olduğu gibi tutkuya, hazırlığa ve titizliğe ihtiyacımız var. Günümüzün anlatı oluşturma sürecinde işe yarayabilecek araçları ve sosyal ağlardaki gelişmeleri aktardığım, bloğumda yer alan içeriklerden derlediğim kısa notlarımı paylaşmadan önce Halit Kıvanç’ın anılarını da tekrar hatırlatmak istedim.</p>
<div class="page" title="Page 47">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-2653 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Gazeteciler-icin-Kodlama-Programlama-ve-Grafik-Olusturma--300x283.png" alt="" width="332" height="313" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Gazeteciler-icin-Kodlama-Programlama-ve-Grafik-Olusturma--200x189.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Gazeteciler-icin-Kodlama-Programlama-ve-Grafik-Olusturma--300x283.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Gazeteciler-icin-Kodlama-Programlama-ve-Grafik-Olusturma--400x377.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Gazeteciler-icin-Kodlama-Programlama-ve-Grafik-Olusturma--600x566.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Gazeteciler-icin-Kodlama-Programlama-ve-Grafik-Olusturma--768x725.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Gazeteciler-icin-Kodlama-Programlama-ve-Grafik-Olusturma--800x755.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Gazeteciler-icin-Kodlama-Programlama-ve-Grafik-Olusturma--1024x966.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Gazeteciler-icin-Kodlama-Programlama-ve-Grafik-Olusturma--1200x1132.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Gazeteciler-icin-Kodlama-Programlama-ve-Grafik-Olusturma--1536x1449.png 1536w" sizes="(max-width: 332px) 100vw, 332px" />Gazeteciler için Kodlama, Programlama ve Grafik Oluşturma</h4>
<div class="page" title="Page 47">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Başlangıçta da değindiğim gibi, günümüzde haber anlatılarında akışı zenginleştirmek ve anlatıyı güçlendirmek için; sosyal ağlardan veri çekmek, verileri düzenlemek ve onları görselleştirmek gibi yöntemlere sıklıkla başvurulmaktadır. Bu konuda, R Programlama Dili ve Python yaygın olarak kullanılan iki programlama dilidir. Fakat uygulamada aralarında çeşitli farklar da bulunmaktadır. Paylaştığımız linkin yönlendirdiği yazıda, her iki dilin kütüphaneleri karşılaştırarak değerlendiriliyor.</p>
<div class="video-shortcode">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="SFzpKgdygB"><p><a href="https://www.r-bloggers.com/2022/10/team-collaboration-in-r-and-python-made-easy/">Team Collaboration in R and Python Made Easy</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Team Collaboration in R and Python Made Easy&#8221; &#8212; R-bloggers" src="https://www.r-bloggers.com/2022/10/team-collaboration-in-r-and-python-made-easy/embed/#?secret=SFzpKgdygB" data-secret="SFzpKgdygB" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></div>
<div class="page" title="Page 47">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Seçim sonuçlarının aktarımında dinamik, etkileşimli veri görselleştirme çalışmalarına sıklıkla başvuruluyor. Reuters ve Bloomberg gibi köklü haber kuruluşları, grafik arayüzleri ve seçimin görsel anlatıları için kodlama sürecini kısaltması ve kolaylaştırması ile ön plana çıkan Svelte’yi kullanıyor. Svelte’nin kullanım yöntemine dair başlangıç videosunu link aracılığıyla paylaşıyorum</p>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 47">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>R Programlama Dilinde genellikle API aracılığıyla sosyal ağlardan veri çekmenin yöntemlerine dair yol haritaları içeren yazıları paylaşıyordum. Elbette API kullanmadan da R üzerinde “rvest kütüphanesiyle, web sitelerinden kolaylıkla metin verileri edinilebilir. Veri kazıma olarak adlandırılan bu işlemi gerçekleştirmek için yol gösterilebilecek yazıyı ekliyorum.</p>
<p>https://statsandr.com/blog/web-scraping-in-r/</p>
<div class="page" title="Page 47">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Dinamik ve etkileşimli veri görsellerini, kodlama yapmadan en basit yoluyla hazırlamak için başvurulabilecek araçların başında -geçtiğimiz yıl Canva bünyesine geçen- Flourish geliyor. Flourish aracılığıyla hazırlanan çalışmalar, aracın kullanımıyla neler yapılabileceğine dair fikir veriyor. İlgili çalışmaların yer aldığı içeriği incelemek için linke başvurabilirsiniz.</p>
<p>https://flourish.studio/blog/animated-charts/?utm_medium=email&#038;utm_source=newsletter&#038;utm_campaign=newsletter_45</p>
<div class="page" title="Page 47">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Telegram ve Gazetecilik</h4>
<div class="page" title="Page 47">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><img decoding="async" class=" wp-image-2657 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/telegram-icon-277x300.png" alt="" width="185" height="200" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/telegram-icon-200x216.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/telegram-icon-277x300.png 277w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/telegram-icon-400x433.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/telegram-icon-600x649.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/telegram-icon-768x831.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/telegram-icon-800x866.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/telegram-icon-946x1024.png 946w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/telegram-icon.png 958w" sizes="(max-width: 185px) 100vw, 185px" />Telegram uygulaması gazeteciler için önemli bir araca dönüşüyor. Bu bağlamda uygulamanın kullanımına dair bir söyleşi ve işe yarayabilecek içeriklerin yer aldığı yazıyı ekliyorum.</p>
<p>https://mediamanipulation.org/research/telegram-101-journalists?utm_source=substack&#038;utm_medium=email</p>
<h4>Kısa Videoların Yükselişi</h4>
<div class="page" title="Page 47">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Sosyal ağlarda milyonlarca kullanıcı tarafından kolaylıkla oluşturulması ve paylaşılmasıyla yaygınlaşan ve artık adını çekinmeden koyabileceğimiz video çağına geri dönülmez bir biçimde girdiğimizi söyleyebiliriz. YouTube ile dev bir adım atılan süreç, TikTok ile birlikte zirveye ulaştı ve diğer sosyal medya platformları da video ile zaman akışlarını öne çıkarıyor. Peki, bu videoları nasıl işleyebilir ya da nasıl analiz edebilir, araştırmaya ve anlatıya dönüştürebiliriz? Elimizdeki araç ve tekniklerin kapasitesi ve yapay zekânın sürece desteği üzerine düşünce egzersizi başlatabilecek yazıyı incelemek için linke bakabilirsiniz.</p>
<p>https://www.theatlantic.com/technology/archive/2022/11/tiktok-instagram-video-feeds-ai-algorithm/672002/?utm_source=feed&#038;utm_medium=email</p>
<div class="page" title="Page 47">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Video çağını vurgulamışken kısa video platformu TikTok’un, özellikle Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalarda da deneyimlendiği üzere savaş haberciliğinde bir araç olarak önem kazandığına dikkat çekmeliyim. Bu sebeple TikTok’ta araştırma yapmak ve aynı zamanda TikTok’ta yapılan paylaşımları da analiz etmek için yol gösterebilecek içerikleri vurgulamak istedim.</p>
<p>https://www.adweek.com/media/tiktok-reveals-plans-for-more-accountability-and-transparency-initiatives/</p>
<div class="page" title="Page 47">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>TikTok, araştırma API’si erken sürümünün denemeye hazır olduğunu duyurdu. Bu girişim öncesi TikTok’ta araştırma yapabilmek ve proje yürütebilmek için kullanıcı verilerine kolaylıkla erişmenin bir yolu yoktu. Uygulama Programlama Arayüzü (API); TikTok’ta yer alan içerikler ile ilgili halka açık ve anonimleştirilmiş verilerin, araştırmacının kullandığı programa entegrasyonuna olanak sağlıyor. Böylelikle yanlış bilgi, nefret ve şiddet gibi başlıca sorunlar bununla birlikte kitlelerin davranışları, ilgi gören akım ve müzikler araştırmacılar tarafından nispeten daha kısa sürelerde ve derinlemesine analiz edilebiliyor. Bu içerikleri araştırmaya ve anlatıya dönüştürmek için ilgili gelişmeyi ekliyorum.</p>
<p>https://www.adweek.com/media/tiktok-reveals-plans-for-more-accountability-and-transparency-initiatives/</p>
<div class="page" title="Page 48">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Deepfake Teknolojisinde Dikkate Değer Gelişme</h4>
<div class="page" title="Page 48">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><img decoding="async" class="wp-image-2658 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Deepfake-Teknolojisinde-Dikkate-Deger-Gelisme-300x210.jpg" alt="" width="366" height="256" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Deepfake-Teknolojisinde-Dikkate-Deger-Gelisme-200x140.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Deepfake-Teknolojisinde-Dikkate-Deger-Gelisme-300x210.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Deepfake-Teknolojisinde-Dikkate-Deger-Gelisme-400x279.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Deepfake-Teknolojisinde-Dikkate-Deger-Gelisme-600x419.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Deepfake-Teknolojisinde-Dikkate-Deger-Gelisme-768x537.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Deepfake-Teknolojisinde-Dikkate-Deger-Gelisme-800x559.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Deepfake-Teknolojisinde-Dikkate-Deger-Gelisme.jpg 856w" sizes="(max-width: 366px) 100vw, 366px" />Deepfake, dijital ortamlarda bir kişinin yüz yapısı ve ifadelerini başka bir kişiyle değiştirmek için kullanılan yapay zekâya dayalı yöntemi anlatmak için kullanılıyor. Obama için oluşturulan deepfake içeriğiyle konuşulmaya başlanan teknoloji, gerçekçiliği ile seçim manipülasyonlarından türlü sahtekârlıklara, yanlış bilgilerle meydana gelebilecek kaoslara kadar geleceğe dair karanlık senaryolar çizilmesinin önünü açmıştı. Yeni oluşturulan FactChecker platformu bu endişelerin dinmesini sağlayabilir: Intel şirketinin ve projenin başında yer alan İlke Demir’in öncülüğünde kurulan FactChecker platformu, deepfake içeriklerini %96 doğruluk oranıyla tespit edebilen dedektör oluşturdu. FakeCatcher, yayılan video içeriğin piksellerindeki ayrıntılara odaklanarak bir videonun gerçek mi yoksa sahte mi olduğunu tespit edebiliyor. Bu tip araçları incelemek, gazeteci ve araştırmacılar için yararlı olacaktır.</p>
<p>https://www.intel.com/content/www/us/en/newsroom/news/intel-introduces-real-time-deepfake-detector.html#gs.o16s2w</p>
</div>
</div>
</div>
<h4>Yapay Zekâ Gündemi ve Haber Üretim Sürecine Katkıları</h4>
<div class="page" title="Page 48">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Geçtiğimiz yılın sonundan itibaren en çok konuşulan araçlardan biri yapay zekâ destekli sohbet botu ChatGPT oldu. ChatGPT’nin en etkileyici özelliklerinden biri, yazılım ve programlama dilleri ile ilgili karmaşık olmayan kodlama süreçlerini anlayarak işlem aşamasının tamamlanmasını sağlayacak kodları aktarmasıydı. ChatGPT’nin hızı ve yeteneği, başlangıç seviyesindeki geliştirici ve araştırmacılar için belli ki çok faydalı olacak ve ayrıca araştırma süreci tamamlanıp benzeri botların sık kullanılmasıyla bu kişilerin, Stack Overflow gibi bloglarda geçirdiği süreleri kısaltmasına da yol açacak. ChatGPT’nin makine öğrenmesi, algoritma ve veri bilimi gibi alanlarda uzmanlaşan kişilere nasıl yardımcı olabileceğine dair yol gösterebilecek yazıyı bu seriye ekliyorum.</p>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 48">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>https://mashable.com/article/cnet-pauses-ai-bot</p>
<p>Büyük dil modellerine dayalı gündem devam ederken aynı zamanda bu modelleri temel alarak geliştirilen araçlarla da karşılaşma sıklığımız artıyor. Geçtiğimiz Nisan ayında yayına alınan Elicit’i yakın zamanda inceleme fırsatı buldum. ChatGPT’nin özellikle sorun yaşadığı, ürettiği yanıtların kaynağını paylaşma konusunda Elicit oldukça aşama kaydetmiş görünüyor. Ayrıca çalışmayı düşündüğünüz alanla ilgili araştırma sorularının, daha önce ele alınıp alınmadığını tespit etme sürecine de katkı sağlayabilir.</p>
</div>
<p>https://elicit.com/?redirected=true</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 48">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>ChatGPT’nin R Dilinde özellikle basit sorgular ve kodlamalarda faydalı olabileceğine değinmiştim. GPTStudio kütüphanesini eğer R Studio’ya eklerseniz çeviri, kod yorumları ve basit kodlama süreçlerini tek ekrandan sürdürebilirsiniz. Bir diğer yöntem ise API aracılığıyla iki uygulama arasında köprü oluşturmak.</p>
</div>
<p>ChatGPT medya araştırmacılarına nasıl katkı verebilir? Kısa bir özetle ChatGPT; çıktıları sınıflandırma ve kategorize etme konusunda, mevzuata dayalı bilgiye kolay erişimde, yeni bilgileri ortaya çıkarma potansiyeli ile ve ayrıca literatür taramalarında analiz sürecini hızlandırarak katkı verebilir. Bu öneriler karekod aracılığıyla paylaştığım yazıda yer alıyor.</p>
<div class="video-shortcode">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="P3CNuFMpBX"><p><a href="https://nordmedianetwork.org/latest/news/will-chatgpt-also-revolutionise-media-research/">Will ChatGPT also Revolutionise Media Research?</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Will ChatGPT also Revolutionise Media Research?&#8221; &#8212; NordMedia Network" src="https://nordmedianetwork.org/latest/news/will-chatgpt-also-revolutionise-media-research/embed/#?secret=VNYwqP0tak#?secret=P3CNuFMpBX" data-secret="P3CNuFMpBX" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 48">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Teknoloji odaklı haberler yayımlayan CNET, kendi oluşturduğu yapay zekâ destekli botu aracılığıyla haberler yayımlamaya başlamıştı. Bu bot aracılığıyla SEO içerikler üreterek gelir yaratmayı planlayan CNET, içeriklerinde yer alan hatalar ve intihaller ile birlikte büyük tepki topladı. Haberlerine önce düzeltme yapan platform, tepkiler dinmeyince planlarına ara verdiğini açıkladı. Bu araçların haber odasında nasıl yer bulduğuna dair bu gelişmeyi incelemek için ilgili yazıyı inceleyebilirsiniz.</p>
<p>https://mashable.com/article/cnet-pauses-ai-bot</p>
<h4>Çevrimiçi, Yüksek Etkileşimli ve Dinamik Haberler</h4>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 49">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 49">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Guardian’da yer alan ve slot makinelerinin bağımlılık yapan doğasına odaklanan haber, son zamanlarda örnekleriyle karşılaştığımız web altyapısının tüm imkânlarını kullanan unsurlara sahip. Oyunlaştırılarak aktarılan haberde, kazanma olasılıkları dinamik grafikler ve yüksek etkileşimli oyunlarla destekleniyor ve ayrıca oyuncuların makinelerde geçirdiği süreyi uzatmak için onların psikolojilerini etkileyen etmenler uzmanlar tarafından açıklanıyor. Günümüz anlatılarını kavramak adına önemli bir okuma/deneyim olabilir.</p>
<p>https://www.theguardian.com/australia-news/datablog/ng-interactive/2017/sep/28/hooked-how-pokies-are-designed-to-be-addictive?utm_source=dlvr.it&#038;utm_medium=twitter</p>
</div>
<h4>Deprem Felaketinde Veri Gazeteciliği ve Veri Odaklı Çalışmaların Önemi</h4>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 49">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 49">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Uluslararası basında afet bölgesinde yaşanan yıkımın boyutlarını aktarmak için Maxar, Planet Labs ve Google Maps’in uydu verilerine, deprem öncesi ve sonrası karşılaştırmalı olarak paylaşılmak üzere sıklıkla başvuruldu. Bu örnekleri incelemek için ilgili habere linkle ulaşabilirsiniz.</p>
<p>https://www.nytimes.com/live/2023/02/07/world/turkey-syria-earthquake?</p>
</div>
<div class="page" title="Page 49">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Depremin hemen ardından ilk saatlerde uluslararası gazetelerde, depremin merkezini ve etki alanını vurgulayan basit harita görselleştirme çalışmaları yer aldı.</p>
<p>https://blog.datawrapper.de/data-vis-dispatch-february-7-2023/</p>
</div>
<div class="page" title="Page 49">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 49">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Bu çalışmaların, Datawrapper aracılığıyla nasıl gerçekleştirileceğini görmek için linke eklediğim tweet serisini de incelemek faydalı olacaktır.</p>
<div class="video-shortcode">
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">Harita 101 &#8211; Deprem haritası nasıl hazırlanır?<br />Bu tweet serisinde, ücretsiz bir servis (<a href="https://twitter.com/Datawrapper?ref_src=twsrc%5Etfw">@Datawrapper</a>) ile hızlıca deprem haritası oluşturuyoruz. Deprem ile ilgili bilgileri Kandilli Rasathanesi&#39;nde (<a href="https://twitter.com/Kandilli_info?ref_src=twsrc%5Etfw">@Kandilli_info</a>) bulmak mümkün. <a href="https://t.co/NtsxO1wSl8">pic.twitter.com/NtsxO1wSl8</a></p>
<p>&mdash; Mesut Ersöz (@mesutersoz) <a href="https://twitter.com/mesutersoz/status/1507650728474595334?ref_src=twsrc%5Etfw">March 26, 2022</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></div>
<div class="page" title="Page 49">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>The Wall Street Journal’da yayımlanan haberde; bölgeye erişimde yararlı olabilecek, hasarlı veya açık ulaşım yöntemlerine dair bilgi veren harita görselleştirme çalışmaları aktarıldı. Ayrıca, neredeyse hepimizin artık temel jeoloji kavramlarına aşina olmasının önünü açan teknik bilgiler, basit görseller ile okuyucularla paylaşıldı. Bu görselleştirmeler tektonik hareketlilik yönüne, zemin sıvılaşmasının nedenlerine, majör depremlerde derinlik faktörlerine odaklandı. Bu veri gazeteciliği tekniğini incelemek için ilgili haberi ekliyorum.</p>
<p>https://www.wsj.com/articles/earthquakes-in-turkey-and-syria-a-guide-in-maps-and-graphics-11675710154?mod=e2twg</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2661 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/economist-300x177.jpg" alt="" width="300" height="177" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/economist-200x118.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/economist-300x177.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/economist-400x236.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/economist-600x354.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/economist-768x453.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/economist-800x472.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/economist-1024x604.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/economist-1200x708.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/economist.jpg 1419w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 49">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>The Economist’in Ollie Ballinger imzalı bir haberine ve Ballinger’ın oluşturduğu hasar haritasına da değinmek istiyorum. Haberde, deprem bölgesinde hasar gören yapıların durumu metrekare fiyatları üzerinden karşılaştırılarak, gelir durumu düşük olan bölgelerde yaşanan hasarın daha büyük olduğu tespit edildi. Ayrıca paylaşılan hasar haritasında da bölge bölge yıkımın boyutları aktarıldı.</p>
<p>https://www.economist.com/graphic-detail/2023/02/16/poor-areas-suffered-35-times-more-damage-in-turkeys-earthquake?fsrc=core-app-economist</p>
</div>
<div class="page" title="Page 49">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2662 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/fFinancial-Times1-300x244.png" alt="" width="300" height="244" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/fFinancial-Times1-200x163.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/fFinancial-Times1-300x244.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/fFinancial-Times1-400x326.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/fFinancial-Times1-600x489.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/fFinancial-Times1.png 700w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Depremin ardından çok geçmeden Financial Times’ta da sarsıntının merkezini, etki alanını, bölgenin deprem geçmişini, fay davranışını açıklayıcı görseller paylaşıldı. FT’ın haritasında etkilenen bölgenin büyüklüğünün anlaşılması için ölçü amacıyla Belçika haritasının kullanılmasına da dikkat çekmek istiyorum. Uluslararası kamuoyu açısından bu tip bilgilendirme ipuçlarına başvurulabiliyor.</p>
<p>https://www.ft.com/content/337edef6-05c9-498c-a3f0-13776082f218</p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 49">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>Benzer notların derlendiği paylaşımlara göz atmak isterseniz abone olabileceğiniz haber bülteni için ilgili linke bakabilirsiniz:</strong> https://sdterol.substack.com/</p>
<p><em>Görseller: Midjourney, Freepik, GIJN, Wall Street Journal, Economist, Financial Times</em></p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://contextdergi.com/keceli-kalemden-yapay-zekaya-anlatinin-araclari/">Keçeli Kalemden Yapay Zekâya: Anlatının Araçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/keceli-kalemden-yapay-zekaya-anlatinin-araclari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ümit Kıvanç: Babam Nesiller Boyu Memleketin En Tanınmış İnsanıydı</title>
		<link>https://contextdergi.com/umit-kivanc-memleketin-en-taninmis-sesini-halit-kivanci-anlatiyor/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/umit-kivanc-memleketin-en-taninmis-sesini-halit-kivanci-anlatiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2023 09:30:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medyanın Şairi: Halit Kıvanç Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[1. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Kıvanç]]></category>
		<category><![CDATA[Pele]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Kıvanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halit Kıvanç’ın televizyonda, radyoda sesini duymaya alışığız. Duygularını gizlemeden her sunumu daha da keyifli hale getirmesini sevdik. Peki daha içeriden baktığımızda Halit Kıvanç nasıl biriydi?</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/umit-kivanc-memleketin-en-taninmis-sesini-halit-kivanci-anlatiyor/">Ümit Kıvanç: Babam Nesiller Boyu Memleketin En Tanınmış İnsanıydı</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="page" title="Page 10">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong><em>-Fikriye Yılmaz, Umut Yiğit</em></strong></p>
<blockquote><p>Halit Kıvanç’ın televizyonda, radyoda sesini duymaya alışığız. Duygularını gizlemeden her sunumu daha da keyifli hale getirmesini sevdik. Peki daha içeriden baktığımızda Halit Kıvanç nasıl biriydi? Babasının “Boynuz kulağı geçti!” diye anlattığı sinemacı, belgeselci ve yazar Ümit Kıvanç’tan hikâyelerle Türkiye’nin Halit ağabeyini konuştuk.</p></blockquote>
<div class="page" title="Page 11">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 11">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>Umut Yiğit:</strong> <strong>Sizin jenerasyonunuz ile sonraki jenerasyonun tanıdığı Halit Kıvanç farklı. Biraz bundan bahsedebilir misiniz?</strong></p>
<p><strong>Ümit Kıvanç:</strong> Babam birkaç kuşak boyunca memleketin en tanınmış birkaç kişisinden birisiydi. Yolda gören herkesin tanıyacağı biri olarak yıllarını geçirdi. Bunda şöyle bir gelişimin rolü var. Önce maç spikeriydi, milyonlarca insan radyodan maç dinlediği için babam da dahil olmak üzere birkaç kişinin sesini iyi biliyordu. Maç spikerliği kariyeri bitmesine yakın çoklu televizyon başladı. Önce Teknik Üniversite televizyonu, sonra TRT’nin tek kanalı, sonra da siyah beyaz olduğu döneme geçti. Teknik Üniversite televizyonu yaygın bir şey değildi, çok az sayıda insanın evinde televizyon vardı ve ismi de deneme yayınıydı. TRT ile birlikte daha önce hayatımızda olmayan bir sürü yarışma programları başladı. Bunların çoğunda babam vardı. TRT’de çalışmıyordu ama aralarında nasıl bir ilişki varsa her hafta Ankara’ya gidiyordu. Bir program bitiyordu, öteki program başlıyordu. Spor, futbol zaten devam ediyordu. Sonra sunuculuğa da başladı. Maç seyretmeyen, televizyon programları seyretmeyen ama sahne gösterilerine, konserlere giden insanlar için de tanınan biri haline geldi. Futbol meraklılarından sonra başka bir kitle de onu çok yakından tanır oldu, çocuklar. TRT, 23 Nisan Çocuk Şenliği adında bir program yapıyordu. Dünyanın farklı yerlerinden çocuk grupları geliyor, halk oyunları oynuyorlardı. Biz tabii büyümüştük, bu yüzden ben doğru dürüst seyretmedim bile ama bizden bir iki sonrası için çocukluk anıları içerisinde çok hoş hatırladıkları bir anı haline gelmiş. Uzun zamandır babam o kadar da ortalıkta gözükmemeye başladı ama yine de çok tanınıyordu. Fakat bu arada onu tanımayan bir kuşak yetişmeye başlamıştı. Hastalığının ilk zamanında idrakinde de hafif bulanmalar başladığı zaman, kendisini tanımayan genç birilerine rastladığında çok şaşırıyordu. Anlam veremiyordu. Birisi onu nasıl tanımayabilirdi, böyle bir şey mümkün değildi. Belki zihnini bulandıran sebeplerden birisi de bu olmuş olabilir diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Fikriye Yılmaz:</strong> <strong>Benim neslim de Halit Kıvanç’a yetişemedi ama ben kendisini hep inanılmaz enerjisiyle, hayat dolu oluşuyla hatırlıyorum. Peki, Halit Kıvanç evin içinde kimdi? Nasıl bir baba, nasıl bir eşti?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Bizim evin işleyişinde belirleyici olan her zaman annemdi. Bu durum sanırım babamın da çok işine geliyordu. Çünkü annemin çekip çevirdiği, idare ettiği bir yerdi bizim evimiz. Ben babam gibi insanlara sahne insanları diye bir isim veririm. Bu insanların bizlerle ilişkisi, dünya ile ilişkisi ve kendileri ile ilişkisi farklıdır. İlk bakışta çok bencil, çok benmerkezci gözükürler. Bu kötü biri oldukları anlamına gelmez ama kendileriyle meşguldürler esas olarak. Annem gibi her şeyi idare edebilen birinin olması bu anlamda babamın işini çok kolaylaştırdı. Sürekli işi olan, devamlı bir yerlere gitmesi gereken, işi için sürekli hazırlanan, iş disiplini çok yüksek bir insandı. Magazin, televizyon sunuculuğu gibi işlerdeki birçok insan öyle değildir, daha rahattırlar. Kaç senelik maç spikeriyken hâlâ her hafta, maçtan bir gün önce tuvalete girer orada cümleler kurar, yabancı takımların, yabancı oyuncuların isimlerini, okunuşlarını ezberlerdi. İçerden duyardık sesini. Kendi işleriyle meşguldü sesini korumak için birtakım şeyler yapardı. Bir de tabii sahneye hazırlanma faslı vardı. 120 tane kravatı tek tek takıp “Bu olmuş mu, bu olmuş mu?” diye anneme sorardı. Etrafıyla çok ilgili bir insan değildi. Çalışma masası insanı değildi ancak gazetelerde çalıştı, kitap yazdı. O durumlarda masada daktilo başında görebilirdik. Bir de babamın bitmek bilmeyen bir oda yerleştirme şeyi vardır. Ciltler, kupürler gibi şeyler biriktirir, sonra bir kısmını işe yaramıyor artık diye atar fakat sürekli birtakım kupürler kesilir, birtakım çekmecelere konurdu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2285 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-bugun-son-yolculuguna-ugurlanacak-2-RNyVJMOZ.jpg" alt="" width="1200" height="1679" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-bugun-son-yolculuguna-ugurlanacak-2-RNyVJMOZ-200x280.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-bugun-son-yolculuguna-ugurlanacak-2-RNyVJMOZ-214x300.jpg 214w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-bugun-son-yolculuguna-ugurlanacak-2-RNyVJMOZ-400x560.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-bugun-son-yolculuguna-ugurlanacak-2-RNyVJMOZ-600x840.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-bugun-son-yolculuguna-ugurlanacak-2-RNyVJMOZ-732x1024.jpg 732w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-bugun-son-yolculuguna-ugurlanacak-2-RNyVJMOZ-768x1075.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-bugun-son-yolculuguna-ugurlanacak-2-RNyVJMOZ-800x1119.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-bugun-son-yolculuguna-ugurlanacak-2-RNyVJMOZ-1098x1536.jpg 1098w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/halit-kivanc-bugun-son-yolculuguna-ugurlanacak-2-RNyVJMOZ.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<div class="page" title="Page 12">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Gazete kupürleri dediğinizde hatırladım, Socrates dergiye bir arşiv hediye etmiş. <a href="https://contextdergi.com/sunay-akin-halit-kivanci-sevmeyen-insanligi-sevmez/">Sunay Akın</a>’a da Pele’nin imzalı topunu hediye etti. Hep bir arşivci tarafı vardı sanırım.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Tabii, çok insana çok şey verdi. Pele’nin imzalı topunun da havası sönmüştü artık. Evde hep oynardım o topla ama sadece evde oynardım, dışarı çıkarmazdım. Babam aslında çok güncellik insanıydı. Mesela arşivciydi ama “Aa tamam bunun zamanı geçti. Artık işe yaramaz.” dediği noktada onun açısından devreden çıkmış oluyordu. Babamdaki bu özellik bir gazeteci için çok önemli bir özelliktir. Şöyle bir anekdot anlatayım. Bir ara daha çok arşivi varken ufak çekmeceleri vardı, içi kupür dolu. Bir gün biz Erol Günaydın’dan bahsediyorduk. Arkadaşımla birlikte bir proje düşünmüştük. Hayatının evrelerini kendisinin oynadığı bir belgesel yapma planımız vardı. Bu konuyu evde açmıştım, babamın da ahbabı tabii Erol Günaydın. Erol Günaydın’ı evlendiği zaman, evleri hazır olmadığı için para toplayıp otele göndermişler. “Hatta yazmıştım ben bunu Fırt’ta.” dedi. İçeri gitti ve beş dakika sonra elinde kupürle geldi. Böyle bir tarafı da vardı arşivciliğinin.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 12">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<blockquote><p>Kimseyle mi bir kavgası olmaz insanın?</p></blockquote>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 12">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 12">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Bir baba olarak otoriter ve disiplinli miydi?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> O işlere annem bakardı, öyle söyleyeyim. Babamın hayat felsefesi şöyle özetlenebilir: Aman bir tatsızlık çıkmasın. Kaprisli, egosu yüksek insanların cirit attığı alanlarda bunca sene yaşayıp da kimseyle mi bir kavgası olmaz insanın? Bir şeye karışmaması da mümkün değil. Kim geldi, kim gittiye kadar her şeyle uğraşması gereken bir pozisyondaydı hep ama mesela onun aleyhinde konuşan kimse çıkmadı. Magazin alemi her türlü dedikodunun olabildiği bir yer sonuçta. Genellikle iyi anılır, insanlar güvenirdi. O anlamda başarılıydı bence.</p>
</div>
<div class="column">
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>İyi yönetiyordu ilişkilerini benim anladığım kadarıyla.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Herhalde. Öbür insanlar tarafından bakıldığında başarılı gözüküyor. Kimseyle özel bir meselesi yoktu.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Halit Kıvanç ikamesi olan biri de değil ya, bir sunucu, bir gazeteci gibi birçok vasfı bir arada topladığı için kimsenin herhalde onun yerine geçmek veya onun yerini kaybetmek gibi derdi de olmadı hiç.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Türkiye’de birtakım işlerde hiçbir zaman insan fazlalığı olmazdı zaten. Mesela uzun bir zaman boyunca Orhan Boran, Halit Kıvanç, Erkan Yolaç vardı. Üç tane bilinen sunucu. Herkesin alanı, kulvarı belliydi. Annem de babam dolayısıyla birçok ünlü şarkıcı, müzisyen, sahne sanatçısı insanla tanışmıştır. Onun da bir güvenirliği vardır onlar tarafında. Bülbin abla diye de bir müessese vardı yani. Babamın da biraz sırtını dayadığı bir müesseseydi o.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Peki böyle sürtüştüğünüz, ters düştüğünüz bir şey var mıydı?</strong></p>
</div>
<div class="page" title="Page 13">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>Ü.K:</strong> Babamın kendi başına bir kural koyması, bir şeyi yasaklaması ya da seni cezalandırması gibi bir olay hiç olmadı. Tabii, 19 yaşında bir genç olarak solcu oluyorsun ve bir yıl sonra her gün üç beş kişi ölmeye başlıyor memlekette. Babam gibi birinin hayatında olacak işler değildi bunlar. Hiç hoşlarına gitmiyordu ama çok kavga etmemiştik yine de. <strong>“Siz Ümit’in babası mısınız?” diyenler oldu.</strong></p>
<div class="page" title="Page 13">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 13">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Sizin için “Boynuz kulağı geçti.” diyor Futbol Bir Aşk kitabında.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Ben de yazmaya, çizmeye, film yapmaya başladıktan sonra, beni de tanıyan birileri çıkmaya başladı. Ve bir yerlerde onun karşısına çıkıp “Siz Ümit’in babası mısınız?” diyenler oldu. Yoksa babamla kim boy ölçüşebilir, böyle bir şey olamaz.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Peki bu sizin belgesele, sinemaya yönelmenizle ilgili özel bir durum var mı? Yani gazetecilikle belgeselcilik biraz göbek bağı olan şeyler.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Evet bir bağ var tabii ki. Yaşam alanlarımız çok ayrıydı bizim.<strong> Biz internet gazetesi diye bir yerde yazmaya başlamıştık. Mesela babam onu anlayamadı. Soruyor mesela “Patronu kim?” diye. Eski bir gazete gibi düşünüyor. “Nerede?” diyor mesela. Diyoruz “Yeri yok bunun.”</strong> Sahne insanlarının böyle bir trajedisi var. Sen dünyanın en tanınmış insanı da olsan, belli bir yerde seni emekli ediyorlar. Başka türlü yaşamayı bilmiyordu ki. Bütün hayatını yıllar boyunca sahnede geçirmiş. O olmayınca tabii babam için biraz zor oldu.</p>
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>Sizin ilgi alanlarınız farklıydı. Onun neyi sevdiği, neyle ilgilendiği, neye yöneldiği belli. Peki sizi teşvik etmeye çalıştı mı?</strong></p>
<p>Ü<strong>.K:</strong> Fiilen o bir şey için çalışmış olmasa bile, o evde yetiştiğim için düzgün bir Türkçe konuşabiliyorum. Ben sekiz yaşındaydım eski daktilosunu bana verdiğinde. Sekiz yaşında önüme daktilo konduğu için muhtemelen benim hayatımda bir şeyler değişti tabii ki. Sürekli yazılan, çizilen, okunan bir yerde bulunmak insanı çok şekillendiren bir şey.</p>
<div class="page" title="Page 13">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 13">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>Sizin yazar kimliğiniz de daha o yaşta oluşmaya başladı herhalde.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> O kadarını iddia edemem tabii ama sonuçta ona bir kapı açılmış gibi. İçeriye bakıyorsun orada ne var diye.</p>
<p><strong>U.Y: O dünyanın içinde doğmak gibi bir şey.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Gazeteye gidiyordu, beni de götürüyordu. Ağabeyler vardı orada. İnsanın hoşuna gidiyor tabii. Belki de bir şeyler kapıyorduk bilmiyorum. Ben sonra gazetede çalışmaya başladığımda zaten bildiğim bir yere gitmiş oldum. Bunlar büyük avantajlardı. Sonrasında yollarımız ayrıldı. Şu meşhur 12 Eylül öncesi dönemde bambaşka<br />
bir hayat oldu. Bizim kafamız çok başkaydı, uğraştığımız şeyler başka, dertlerimiz başka. Onu bugün anlatabilmek zor tabii. Bizim öyle büyük bir kavga gürültümüz de büyük bir iş birliğimiz de olmadı.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>İdeolojik duruş olarak Halit Kıvanç’a dair hiçbir şey bilmiyoruz. Size dair çok şey biliyoruz ama.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Babam da annem de tipik bir cumhuriyet çocuğudur. Onların kuşak günümüzün meselelerine biraz daha öncesinin bakış açısıyla bakarlar. Onların yaşındaki insanların böyle olması da çok doğal çünkü en ateşli zamanda yetiştirilmişler. Şimdi onlardan da eski kafayla bugünün sorunlarına bakan çok insan var.</p>
<div class="page" title="Page 14">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<blockquote><p>Babam çok uzun süre insanların sandığından çok daha az para kazandı. Mesela TRT’den komik paralar alıyorlardı. Maç anlatmayı bırakmasının sebeplerinden biri de bu. Bir yere taksiyle gidip geliyor, alacağı paradan bir şey kalmıyordu ama devam ediyordu. Çünkü mikrofonda olmak istiyordu. Hani derler ya sahne tozu diye, öyle bir şey var gerçekten.</p></blockquote>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 14">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 14">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>U.Y: İdeolojik olarak sizinle bambaşka bir noktada oluşu bana çok sağlıklı bir ebeveyn davranışı gibi geliyor. Sizin bu şekilde bir ideolojik duruş sergileyebiliyor olmanızda, fikrinizin arkasında durabiliyor olmanızda babanızın ya da annenizin payı ne kadar?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Annem solcu diyemeyiz ama sola meyilli bir insandı. Zaten Türkiye’de bugün bile hala solla Kemalizm arasında bana göre olmaması gereken ama fiilen de meydana gelmiş bir yakınlık var. “Canım onlar da bizden değil mi?” diyorlar ama sonuçta darbe oluyor ve solcu gençleri asıyorlar. Ben onlara Ecevit’in aslında o kadar da iyi bir adam olmadığını anlatmaya çalışıyordum gençken, böyle tartışmalar oluyordu. İnsanları daha keskin bir şekilde karşı karşıya getirebilecek köklü meseleler daha sonra gündeme geldi. Yani artık bir ebeveynin çocuğuna söz geçireceği zamanlar geçmişti. Bizim dönemimizde, içine girdiğimiz halet-i ruhiye öyle anneyi, babayı dinleyecek bir durumda değildi. Evden beni ret de etse, ben yine yoluma devam edecektim. Annemin eczanesi vardı. Bu yüzden ben küçükken babaannemle vakit geçirirdim. Babaannem de çok samimi, Müslüman bir kadındı. Doğal bir adalet duygusu vardı. Mesela arkadaşım eve gelirdi, “Oğlum arkadaşına bir şeyler ikram etsene.” derdi. Buzdolabında var, alsın derdim ben de. “Olmaz öyle, bizde olan bir şey onlarda yoksa üzülmesin.” derdi. Bir insan durduk yerde solcu olmuyor, mutlaka çocukluğumdan da bir şeyler oldu. Bunların beni etkilediğini düşünüyorum. Annem de 1965 yılında TİP’e oy vermiş. Sosyalist olduğu için yapmıyor bunu, orada onun hoşuna giden bir şey var. Bizim evde zengin kavramı olumlu bir kavram değildi. Babam bir dönem çok iyi para kazanmış meğerse. Ama bizim hayatımıza bakıldığında, ben bizi olduğumuzdan daha az varlıklı zannettim hep. Lüks bir şeylerle karşılaşıldığında hoş karşılanmıyordu. Bu anlamda bana çok karşı gelindiğini düşünmüyorum. Fakat bizim dönemde, 20’li yaşlarımızdayız ve kendimizi Afrika’dan da sorumlu ilan ediyoruz. Sanki ertesi gün yapacağımız şey dünyada çok şeyleri değiştirebilecekmiş gibi bir ruh hali içindeyiz. Öğrenciysen bir üniversitede, sabah evden çıktığında akşam dönüp dönmeyeceğini kimse bilmiyor, böyle bir dönem yaşanıyor. Kürt meselesi çok enteresan bir ayrım noktası oldu. Babamın o apolitikliğinin yanı sıra “Adamlara da çok haksızlık yapılıyor.” derdi. Kıbrıs meseleleri çıkmaya başladığı sırada Abdi İpekçi, babamı oraya yollamış. O da daha sonra istememiş. O zaman birtakım şeyleri fark etmiş ama bunu bize çok sonra anlatmıştı.</p>
</div>
<div class="column">
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>Halit Kıvanç’ın yoldaşım diye bahsettiği biri var mıydı? Kitabında mesela mentor olarak görüyorum diye bahsettiği biri var, Burhan Güngör.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Burhan amca onun hukuktan arkadaşı. Benim bildiğim zamanda daha çok gazetecilerdi. Biz Gazeteciler Mahallesi diye bir yerde oturduk. Ben kırk yaşıma kadar da orada oturdum. Gazeteciler bir kooperatif kuralım, ev sahibi olalım demiş. Bütün mahalle gazeteci, yayıncı, yazar. Herkes birbirinin evine giriyor, çıkıyor. Birkaç aile çok yakın ilişkiler içerisindeydi zaten. Onun dışında babamın yakın olduğu insanlardan birisi Müjdat Gezen’dir. Müjdat Gezen, babamların karşı evinde oturuyordu. Onun doğumunu biliyor babam.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Nasıl buluşurlardı? Evde sofralar kurulur muydu?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Uzunca bir dönem yemeğe misafir gelirdi zaten ya da yemeğe misafirliğe gidilirdi. Bizim evde de çok sık olurdu böyle şeyler. Annem de çok güzel yemek yapar. Babaannem de vardı takviye olarak. Güzel sofralar kurulurdu.</p>
<div class="page" title="Page 14">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<blockquote><p>Babamla hiçbir yere gitmek istemiyordum</p></blockquote>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 14">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 14">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Şunu çok merak ediyorum ben, gündelik hayatta ne yiyor, ne içiyordu?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Bence aşırı derecede kalender bir adamdı çünkü esas mesele işiydi onun ve önüne peynirli yumurta kırıp versen, yiyip devam ederdi. Annemle bir zamanı çok güzel geçirdiler. Babamın işlerinin yoğunluğunun bir nebze azaldığı, imkanlarının da olduğu bir zamanı. Bir sürü yere gittiler, gezdiler. Bir de tabii babam bir yere yemeğe bir kere gittiği zaman, ikinci gidişinde ona göre ağırlanıyordu. Babamla hiçbir yere gitmek istemiyordum ben mesela. Çünkü normal bir şekilde oturamıyorsun, sürekli birileri geliyor, gidiyor. Hele son dönemde fotoğraf çektirme işleri de çıkınca artık bir yere gitmek imkânsız hale gelmişti. Bir kere annem bir yere gitmişti, o kalmıştı evde. Ben de yanına uğradım. Baktım bisküvi falan yiyordu.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Bu hakimlik meselesi de ilginç.</strong></p>
<div class="page" title="Page 15">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>Ü.K:</strong> O çok ilginç bir süreç tabi. Siirt Kozluk’a gittiğinde Türkçe konuşabilen tek kişi var, mahkemedeki mübaşir. Diğer herkes Kürtçe konuşuyor. Yolun bir kısmını atla gidiyorlar falan. Oranın ağası onu buyur etmiş, sofralar kurulmuş. Fakat kimseyle konuşamıyor. Sözlük yaptığını söylemişti. Mübaşire sorup Kürtçe – Türkçe sözlük yapmış kendine.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Dava anısı var mı hiç?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Şöyle ilginç bir şey var, iki ay hakimlik yapmış, bu arada bir tane ıslahat oluşturmayı başarmış. Mesele de şu, bir sürü arazi köylülere yasak orada. Köylüler hayvan otlatmak için, yasak olan araziden geçmek zorunda kalıyorlar ya da oradaki otlar büyüdüğü için çaktırmadan otlatalım hayvanları diyorlar. Köylüler hakkında devlet kamu arazisine işgal davaları açılmış. Babam da gitmiş bakmış bu işgal değil, işgal olması için adamın orada kalması lazım, adam oradan hayvanı otlatıp geçiyor işgal sayılmaz bu diye yazı yazmış. Onlar da onu haklı bulmuşlar. Oradaki bütün davaları böylece çözmüş olmuş. Tabii hakimliği bırakıp gelmiş yani.</p>
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>Neden bırakmış hakimliği?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> İşte Kozluk’a gidince ben bunu yapamam demiş. Bir de dergiye girmiş. Bir kere o mikrobu kapınca&#8230;</p>
<div class="page" title="Page 15">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>İstanbul’da Hukuk Fakültesi’nde okuyorsunuz, en başarılı öğrencisiniz. O zehrin ne demek olduğunu biliyorum ama avukatlık da iyi bir meslek.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Adamın gözü orada değildi. Babam çok uzun süre insanların sandığından çok daha az para kazandı. Mesela TRT’den komik paralar alıyorlardı. Maç anlatmayı bırakmasının sebeplerinden biri de bu. Bir yere taksiyle gidip geliyor, alacağı paradan bir şey kalmıyordu ama devam ediyordu. Çünkü mikrofonda olmak istiyordu. Hani derler ya sahne tozu diye, öyle bir şey var gerçekten.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>İstanbul Ekspres İtalya’ya gönderiyor Dünya Kupası’na. Gitmişken Papa’yla, Avusturya Cumhurbaşkanı ile görüşüyor.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Acar muhabir performansı sergilemiş resmen. Aradan sıyrılıp bir şekilde yapmış. O da bir beceri tabii.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Medeni cesareti de çok yüksek.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Evet, girişken bir adam. Mesela ben de topluluk önünde konuşurken hiç utanıp sıkılmadım. Bana da böyle bir katkısı var. Burada genetik bir şey var bence.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Bunun bir tedavisi, bir reçetesi yok anladığım kadarıyla.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Yok. Bende sahnede bir rahatlık var ama sorarsanız orada olmamayı tercih ederim. Fakat o sahne insanları, sadece babamdan bahsetmiyoruz yani, gerçekten sahnede olmak durumundalar.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Demet Akbağ’a neden sinema değil de tiyatro diye soruyorlar. Karşılığını peşin, alkışını peşin alıyorsun çünkü diyor.</strong></p>
<div class="page" title="Page 16">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Ali Sami Yen’de Metin (Oktay) ağabeyle beraber antrenman yapmıştım. Karlı, buzlu havalarda küçücük çocukları çalıştırıyordu. Ayakkabılarım battı diye şikâyet edecek oldum, çocukların ayağında doğru dürüst ayakkabı yok diye girişmişti bana.</h4>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 16">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 16">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>Ü.K:</strong> Tiyatro bambaşka bir şey bu açıdan. Şimdiki tiyatroda seyirciyle olan ilişki de bir tuhaf. Mesafe çok açıldı. Eski tiyatroda oyuncu, seyircinin ruh halini sezebiliyordu. Her temsilde yeniden öğrenilen ve terkedilen oyunlar vardı.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Oradaki doğru kelime temsil sanırım. O retorik de temsili destekliyor. Bence Halit Kıvanç’ta da öyle bir hava var. Sonuçta o da sahnede bulunuyor. Bir şeyleri takdim ediyor ve ederken duygulanımı da bambaşka yaşıyor. Sihirli bir şey.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Onun ellinci yılında bir gece düzenlendi. Erol Evgin çıktı sahneye. “Biz yıllarca kulisten baktığımızda Halit ağabeyin sırtını görürdük ve bu beni hep güvende hissettirirdi.” Diyor. Bunlar bizim anlayabileceğimiz şeyler değil.</p>
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>Efsanevi bir olay var. Bir maçın kaydı başarısız oluyor ve yazdığı notlardan, aklında kalanlardan bütün doksan dakikayı baştan anlatıyor.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Benim hatırladığım bir Dünya Kupası finaliydi. Babam maçı anlatıyor. Biz maçı izliyoruz ama ses yok. Adam bütün maçı anlatmış orada, yayınlandığını zannederek.</p>
</div>
<div class="column">
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>1970’lerde Meksika’da bir maç vardı, ondan bahsediyorsunuz sanırım.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Evet sanıyorum Meksika’ydı. Tabii böyle çok hikayeleri var. Niyazi Sel, Fenerbahçe yöneticisi. 1956 yılında Fenerbahçe-Dinamo Moskova maçı için Moskova’ya gidiyorlar. Maçı da aynı zamanda Fenerbahçe’nin yöneticisi olan Niyazi Sel anlatacak. Devre arasında içeriye gidiyor ve insanları oyalaması için de mikrofonu babama bırakıyor. Babam da anlatıyor ama Niyazi Sel maç başlarken gelmiyor. Babam anlatmaya devam ediyor, anlatıyor, anlatıyor. Sonra bir bakıyor ki Niyazi Sel gelmiş meğerse. Çok güzel anlatıyor diye bölmek istememiş. Burada biraz da doğal diyebileceğimiz bir şey var çünkü bunun bir eğitimi yok. O girişkenlik ve kendini toplum karşısında rahat hissetme durumu olmadan, olamayacak bir kariyerden bahsediyoruz.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Tasvir yeteneğinin de kuvvetli olması lazım. Edebiyat ile ilişkisi nasıldı?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Kitap okumaz değildi ama öyle çok yakın bir ilişkisi de yoktu. Annem çok okurdu, hala da okumaya çalışıyor. Bol bol kitabımız vardı ama kitapsız bir ev değildik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2286 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Metin-Halit-Pele.jpeg" alt="" width="900" height="564" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Metin-Halit-Pele-200x125.jpeg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Metin-Halit-Pele-300x188.jpeg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Metin-Halit-Pele-320x202.jpeg 320w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Metin-Halit-Pele-400x251.jpeg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Metin-Halit-Pele-600x376.jpeg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Metin-Halit-Pele-768x481.jpeg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Metin-Halit-Pele-800x501.jpeg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/Metin-Halit-Pele.jpeg 900w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<div class="page" title="Page 17">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4></h4>
<h4>Halit Kıvanç bir takımın değil, herkesindi</h4>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 17">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<div class="page" title="Page 17">
<div class="layoutArea" data-wp-editing="1">
<div class="column">
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>O kadar program sundu, röportaj yaptı, dünya kupalarına gitti. Hiç “Ah be şunu yapamadım!” dediği, içinde kalan bir şey var mıydı?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Bir Dünya Kupası’na gidememişti. Onun ilk çağrılması gereken bir şeye onu çağırmamışlardı. Onun dışında babam aslında yapmak istediklerini yapan ve yaşamak istediği hayatı büyük ölçüde yaşayan bir insandı. Bu durum gökten düşmedi, kendi yarattı bunu ama şanslı da sayabiliriz kendisini. Magazin kahramanı olmaması da işine yaradı. Birileri onun telefonunu edinip, arayabiliyorlardı. Birincisi ulaşılabilirlik, kendine yakın görme. İkincisi kendisi Fenerbahçeli ama Galatasaray gecelerine de çağırılıyordu. Bu da büyük bir güvenirlilik sağlıyordu. Halit Kıvanç bir takımın değil, herkesindi.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Çok güzel bir eleştirisi var. “Hasta Fenerbahçeli değilim ben sağlıklı Fenerbahçeliyim.” diyor.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> O biraz cumhuriyetçilik ve milliyetçiliktir. Gerçek bir Fenerbahçe taraftarı Avrupa takımına karşı Galatasaray’ı tutmaz. Babam öyle değildi.</p>
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>Binden fazla ödülü olduğu söyleniyor. Ödüllerimi koyacak yer bulamıyorum demiş. Bir ödül dolabı var mı?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Ödüllerinin çoğunu yok etti. Bir ödül dolabı var evde ama bir tane. İçinde varsa yoksa elli ödül vardır.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Almaktan onur duyduğu bir ödül var mıydı?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Kendince daha anlamlı bulduklarını yani gazetecilik, spikerlikle ilgili olanları sakladı. Atatürk ile ilgili bir şeyler varsa onları da sakladı.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Bir Halit Kıvanç sözlüğü gibi bir şey var mı? Literatüre kattığı, radyo programı yaptığı zamanlardan kalan kendi ürettiği bir tasvir.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Maçlarında vardır ama daha çok çevirilerde ikonik tasvirleri var. Asteriks çok önemli bir çizgi romandır ve Tercüman’dayken onları çevirdi. Yıllar sonra okuduğumda fark etmiştim, çok güzel çevirmiş. Mesela Asteriks’in bazı esprileri çok siyasidir. Babamın alanı olmamasına rağmen bir şekilde altından kalkmış. Asteriks’i güçlü yapan şerbeti, deve gücü tazı hızı şerbeti diye çevirmiş. Oburiks, Hopdediks olmuş. Necati Karakaya’nın “Top taçta mikrofon Kıvanç’ta” diye bir cümlesi de vardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2284 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/gop-stadyumu.png" alt="" width="1280" height="720" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/gop-stadyumu-200x113.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/gop-stadyumu-300x169.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/gop-stadyumu-400x225.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/gop-stadyumu-600x338.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/gop-stadyumu-768x432.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/gop-stadyumu-800x450.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/gop-stadyumu-1024x576.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/gop-stadyumu-1200x675.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/gop-stadyumu.png 1280w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>U.Y: Bir stadyum meselesi var. Gaziosmanpaşa Stadı.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Babamın cenazesinin olduğu akşam, Ekrem İmamoğlu anneme baş sağlığına geldi. Adını bir yere vermek istiyoruz dediler. Gaziosmanpaşa’da bir semt stadı yapılmış. On dört tane semt kulübü varmış. Onların hepsi dönüşümlü olarak yararlanabilecekmiş. Oraya ismini vermek istediler. Tabii babam söz konusu olunca böyle bir teklifin daha büyük kulüplerden gelmesi bekleniyor. Büyük kulüpler ve camialar şaşılacak derecede az ilgi gösterdi. Bizzat kongre üyesi olduğu Fenerbahçe kulübü hastalığı boyunca hiç ilgilenmedi. Cenaze için de kimse bir yardımda bulunmadı. Temasa bile geçmediler. İşe yaramayacak hale geldiğinde yüzüne bile bakmadılar. Bir vefasızlık ve riyakarlık örneği. Açıkçası bu konuda öfkeliyim Fenerbahçe’ye.</p>
<div class="column">
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Pele’yi bir de sizden dinlesek?</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Tam bir acar gazetecilik işi. Brezilya’nın dünyaca meşhur oyuncuları var, onlardan biri ile röportaj yapmak istiyorlar. Oyuncular çok yoğun ama bir oğlan var ve geleceğin yıldızı olabilir diyorlar. İşte orada röportaj yapıyorlar Pele ile. Pele, o Dünya Kupası’nda Pele oluyor. Sonrasında Halit Kıvanç Pele’yi keşfetti diyorlar. Tam olarak öyle olmuyor tabii. Sonra babam dünya kupalarına gittikçe Pele de onu hatırladı, tanışıklıkları oldu.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Pele, Metin Oktay ve Halit Kıvanç’ın bir fotoğrafı var.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Evet, Metin ağabey de çok yakın biriydi bize. Evimize sürekli gelip giden, “Hanım evladı olma.” diye beni sık sık döven. Bayağı çektim ben ondan ama çok severdim.</p>
<p><strong>U.Y:</strong> <strong>Aile olarak görüşüyordunuz anladığım kadarıyla.</strong></p>
<p><strong>Ü.K:</strong> Tabii ki. Kilyos’a denize gitmiştik. Ben denize girmek istemiyordum ve beni kumda her yerim kumla dolana kadar sürükleyip bırakıyordu. Ben de mecbur girmek zorunda kalıyordum. Ali Sami Yen’de Metin ağabeyle beraber antrenman yapmıştım. Karlı, buzlu havalarda küçücük çocukları çalıştırıyordu. Ayakkabılarım battı diye şikâyet edecek oldum, çocukların ayağında doğru dürüst ayakkabı yok diye girişmişti bana. Ama işte iyi ki olmuş diye düşünüyorum şimdi. Bir keresinde annem ona küsmüştü. Gecenin bir yarısı Sulu Kule’den bir ekip toplayıp evin önüne gelmiş. Pencerenin Perdesini Aç Bana Göster Yüzünü diye bir şarkı açmış. Barışmazsan gitmem diye tehdit etmiş. Öyle de tatlı bir adamdı.</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://contextdergi.com/umit-kivanc-memleketin-en-taninmis-sesini-halit-kivanci-anlatiyor/">Ümit Kıvanç: Babam Nesiller Boyu Memleketin En Tanınmış İnsanıydı</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/umit-kivanc-memleketin-en-taninmis-sesini-halit-kivanci-anlatiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
