<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yazılım arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/yazilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/yazilim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 12:32:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Fatih Kadir Akın Anlatıyor: Açık Kaynak Kültürü ve Yapay Zekâ</title>
		<link>https://contextdergi.com/fatih-kadir-akin-anlatiyor-acik-kaynak-kulturu-ve-yapay-zeka/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/fatih-kadir-akin-anlatiyor-acik-kaynak-kulturu-ve-yapay-zeka/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sedat Erol]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2025 13:50:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Paradigma: Yapay Zekâ Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Açık Kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Prompt Sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=3454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün yapay zekâ; içerik üretimi, kodlama ve görsel sanatlar gibi farklı alanlarda yaşanabilecek köklü değişimlerin sinyallerini veriyor. Peki, bu dönüşüm süreci yazılım dünyasını nasıl etkiliyor? Yazılımcılar için ne gibi fırsatlar sunuyor? On beş yılı aşkın süredir yazılım üzerine çalışan ve şu anda Teknasyon’da Geliştirici İlişkileri Uzmanlığı yapan Fatih Kadir Akın sorularımızı yanıtladı.   Sedat Erol:  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/fatih-kadir-akin-anlatiyor-acik-kaynak-kulturu-ve-yapay-zeka/">Fatih Kadir Akın Anlatıyor: Açık Kaynak Kültürü ve Yapay Zekâ</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3455" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fatihka.jpg" alt="" width="1920" height="1080" /></i></b></p>
<blockquote><p>Bugün yapay zekâ; içerik üretimi, kodlama ve görsel sanatlar gibi farklı alanlarda yaşanabilecek köklü değişimlerin sinyallerini veriyor. Peki, bu dönüşüm süreci yazılım dünyasını nasıl etkiliyor? Yazılımcılar için ne gibi fırsatlar sunuyor? On beş yılı aşkın süredir yazılım üzerine çalışan ve şu anda Teknasyon’da Geliştirici İlişkileri Uzmanlığı yapan Fatih Kadir Akın sorularımızı yanıtladı.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><i>Sedat Erol:</i></b> <b>Fatih Bey, hoş geldiniz. Öncelikle sizi tanıyarak başlamak istiyoruz, biraz kendinizden ve mesleğinizden bahseder misiniz?</b></p>
<p><b><i>Fatih Kadir Akın:</i></b> Tabii ki, ismim Fatih Kadir Akın. Web yazılımcıyım ve on beş yıldır bu sektörde çalışıyorum. Benim ilk başladığım zamanlarda yazılımcılık bu kadar popüler bir meslek değildi. Şu anda mesleğime yazılımcı olarak devam ediyorum ve Teknasyon’da Geliştirici İlişkileri Uzmanı olarak çalışıyorum. Yapay zekâ uzmanı olmasam da son yıllarda yapay zekânın hayatımıza girmesiyle bu alanda oldukça zaman geçirmeye başladım. Bir yazılımcı ve kullanıcı olarak yapay zekâyı hayatıma nasıl entegre edebileceğimi keşfetmeye çalışıyorum.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b><i>S.E:</i></b> <b>Çalışmalarınızı incelerken en çok dikkatimizi çeken, geçtiğimiz yıl yapay zekâ ve onunla ilişkili açık kaynak olarak yayımladığınız kitaplar oldu. Aslında başlangıç aşamasında bir kılavuz oluşturdunuz. Bu süreci ve deneyimlerinizi anlatabilir misiniz?</b></p>
<p><b><i>F.K.A:</i></b> ChatGPT ilk çıktığı zamanlarda çok ilgimi çekti ve internetin bulunması gibi devrimsel bir nitelikte olduğunu düşündüm. İlk yayımlandığı zamanlarda gün boyu başından kalkamadım. Sonrasında ise X’te deneyimlerimi ve yazdığım promptları paylaşmaya başladım. ChatGPT ilk çıktığı zaman şu anki gibi sohbet edemiyordu. İnsanlar bana, “Nasıl yazıyorsun, işlerini yaptırabilmek için ne yapıyorsun?” diye sormaya başladılar. Benim için doğal ve prompt yazarken zorlanmadığım bir süreçti. Bu durumun iletişim becerisiyle alâkalı olduğunu düşünüyorum. Derdini iyi anlatabilmenin yapay zekâ üzerinde de etkisi olduğunu gözlemledim. Doğru prompt giremeyen insanlar bu süreci merak etmeye başladılar.</p>
<p>İlk aşamada bir GitHub reposu oluşturdum ve yazdığım promptları burada biriktirmeye başladım. İnsanlar da buna katkı sağlamaya başladılar ve dünya çapında “Awesome ChatGPT Prompt” adında iki repo ortaya çıktı. OpenAI’ın Co-founderlarından birisi harika bir kaynak diyerek bunu X hesabından paylaştı. Repo bir anda dünya çapında bir üne kavuştu ve şu anda Türkiye’deki en çok star almış repo diyebiliriz. En son 117 bin starı olduğunu hatırlıyorum. Böyle bir etkileşimden sonra, yurt dışından para ile prompt yazmam için teklifler gelmeye başladı. Bu tabii ki benim uzmanlık alanım değil ve bunu para karşılığı yapacak kadar kendime güvenmiyorum. Bu süreçte “İnsanlar neden yazmıyor?” diye düşündüm ve sonra aklıma bir kılavuz yazma fikri geldi. Bir kılavuzla insanlara nasıl prompt yazılacağını anlatmayı düşündüm ve Gumroad üzerinden bir e-kitap yazmaya başladım. Bu süreçte, özellikle İngilizce çeviri kısmında ChatGPT’den yardım aldım. Yazdım ve çok beklentim olmadan paylaştım. Birileri sorarsa böyle bir şey yazdım diye referans veririm diye düşünüyordum.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Kitap büyük bir ilgi gördü ve şimdilerde yüz binden fazla indirmesi var. Çok yakın zamana kadar ücretsizdi ama şu anda 1-2 dolar gibi küçük bir meblağ ile satılıyor. Bununla ilgili çok küçük bir anım var. Netflix senaristlerinden biri beni X’ten takip etti. X’i Türkçe kullandığım için böyle bir şey beklemiyordum ama baktığımda gerçekten bir dizinin senarist ekibindendi. Ben de kendisine mesaj attım ve “Niçin takip ettiğinizi merak ettim.” diye sordum. Bana “Kitabını aldım ve çok hoşuma gitti. Bu yüzden takip ettim.” diye bir geri bildirimde bulundu. Güzel geri dönüşler alıyorum ama beğenmeyenler de oluyor.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Herkes aynı noktada değil ama faydalanan çok insan oluyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3462" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fka-yazi-kapaklar-2-scaled.png" alt="" width="2560" height="510" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fka-yazi-kapaklar-2-200x40.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fka-yazi-kapaklar-2-300x60.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fka-yazi-kapaklar-2-400x80.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fka-yazi-kapaklar-2-600x119.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fka-yazi-kapaklar-2-768x153.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fka-yazi-kapaklar-2-800x159.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fka-yazi-kapaklar-2-1024x204.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fka-yazi-kapaklar-2-1200x239.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fka-yazi-kapaklar-2-1536x306.png 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/fka-yazi-kapaklar-2-scaled.png 2560w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p><b><i>S.E:</i></b> <b>Sanırım sadece ChatGPT değil, MidJourney için de aynı şekilde prompt önerileriniz vardı.</b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>Toplamda üç kitap yazdım. Bir tanesi MidJourney, iki tanesi ChatGPT ile alakalıydı. MidJourney’i de aynı şekilde kullanmaya başladım ama prompt tarafında ChatGPT kadar rahat ilerleyemedim. MidJourney daha farklı bir yapıya sahip ve prompt haricinde de komutlar kullanmak gerekiyor. Aslında ana amacım fotoğraf kalitesinde çıktılar üretmekti ama ilk başlarda MidJourney’de bunu yapmak zordu. Şu an ise çok kolay, özellikle X’in Grok’u inanılmaz seviyelere geldi. İlk zamanlarda bu kalitede çıktılar almak zordu, kaliteli çıktılar almak için ısrarla farklı promptlar yazıyordum. Sonra ise bunu öğrendim ve bunu da paylaşayım dedim. MidJourney’i yazması daha uzun sürdü, örneklerle anlatmak gerekiyordu. Bu sürecin çıkış noktası da bu oldu ve böyle gelişti. Şu an daha çok ChatGPT’nin DALL-E’sini ve Grok’u kullanıyorum.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b><i>Ozan Günel</i></b>: <b>Araştırma Görevlisi olduğum dönemde fark ettiğim bir şey vardı: Google’da doğru arama yapabilmek bile bir yeti. Üniversite bana bunu gösterdi. Bu benim için her zaman yapılabilen ve kolay bir şeydi. Sanırım yapay zekâda da bunu görüyoruz.<span class="Apple-converted-space"> </span></b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>Google örneği kesinlikle yerinde bir örnek oldu. Google’da arama yapmayı bilen insan için bu çok doğal bir süreç ama bilmeyen insan gerçekten bulamıyor. Google’da arayabilmek bir yeti ve yapay zekâda da benzer bir süreç var. Herkes aynı yeteneğe sahip olamayabiliyor.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b><i>O.G:</i></b> <b>Daha önce Ethem Onur Bilgiç ile de konuşmuştuk. Üretilen görsellerde bazı temel gerçekliklerin ortaya çıktığını gözlemliyorum. Özellikle kadın bedeninin kullanımı, estetik ve güler yüzler gibi. Bu konuda uzman olmadığınızı söylüyorsunuz ama yıllardır bu konular üzerinde düşünen birisiniz. Sizce yapay zekâ ürettiklerini, insanların bunları sevdiğini bildiği için mi üretiyor, yoksa arkada piyasa koşulu olduğunu bilen bir kodlama mı var?</b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>Yapay zekânın verdiği sonuçlarda genelde estetik kaygı hissediliyor. Modelin nerelerden eğitildiği çok önemli, dolayısıyla önyargı meselesi var. Mesela ChatGPT 2.0’da çok fazla önyargı varmış ve bazı düzeltmeler yapılmak zorunda kalınmış. Görsel modellerde de bu sorun mevcut.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>“Güzel bir kadın çiz” dediğiniz zaman ürettiği çıktı kime göre güzel? Eğitildiği veri setinde güzel olarak tanımlananı güzel olarak kabul ediyor. Güzel olduğunu düşündüğü için değil, veriler o şekilde girildiği için o çıktıyı veriyor.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b><i>Umut Yiğit:</i></b> <b>Yapay zekânın dil bariyerini kaldıracağı konuşuluyor. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>Özellikle iş çevresinde dil bariyeri büyük oranda kalkıyor. Yabancı biriyle mailleşirken ChatGPT’yi kullanıyorum. Bazen anlamadığım ifadeler oluyor ve maili hızlıca ChatGPT’ye çevirtiyorum. Çok iyi çeviriler yapabiliyorsunuz, çevirmenler de bu konuda biraz endişelenmeye başlamışlar. Zaten direkt olarak “Large Language Model” adı verilen bir dil modeli. Böyle olunca da iyi anlıyor, iyi çeviriyor. Yine de tamamen ortadan kalkmadı. Sosyal bir hayat var, kafeye gidiyorsunuz, yabancı arkadaşlarınız var ve orada dil bariyerine takılabiliyorsunuz.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b><i>S.E:</i></b> <b>ChatGPT ilk yaygınlaştığı zamanlarda prompt mühendisliği çok konuşulan bir meslekti ve geleceğin mesleği deniliyordu. Sizce mesleğe dönüşmesi söz konusu mu?</b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>Modeller geliştikçe görece anlama kabiliyetleri daha iyi hâle geliyor. ChatGPT’nin ilk popüler olduğu zamanlarda prompt mühendisliği çok önemli diye konuşuluyordu.</p>
<p>O kavram aslında vektör uzayında, vektörü oluşturabilme kabiliyeti oluyor. Bu model geliştikçe ve bizi daha iyi anlamaya başladıkça, gereksinimi düşen bir alan durumuna geliyor.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>ChatGPT O1 modelini çıkardı. Bu model, yazdığınız promptu ne demek istediğinize göre düzenliyor. Düşünür gibi yapıyor ve promptunuzu genişletip, ‘Bunu mu demek istiyorsun?’ diye çıktı veriyor. Gelecekte bu durum leb demeden leblebiyi anlayacak bir duruma geleceğini gösteriyor. Bir yandan da bellek özelliği geldi. Yapay zekâ ile etkileşime geçtikçe bizi daha iyi anlamaya başlıyor. İlk zamanlar derdimizi iyi anlatmamız gerekiyordu ama şimdi normal bir konuşmada iyi çıktılar verebiliyor.</p>
<p>Dolayısıyla prompt mühendisliğinin bir geleceği olacağını zannetmiyorum.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-3459 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/p-muhendis.jpg" alt="" width="1422" height="1067" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/p-muhendis-200x150.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/p-muhendis-300x225.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/p-muhendis-400x300.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/p-muhendis-600x450.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/p-muhendis-768x576.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/p-muhendis-800x600.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/p-muhendis-1024x768.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/p-muhendis-1200x900.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/p-muhendis.jpg 1422w" sizes="(max-width: 1422px) 100vw, 1422px" /></p>
<p><b><i>O.G:</i></b> <b>Birkaç sene içinde yapay zekâ ile ilgili kurslar çıkar mı, ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>Birçok anlamda halka inmiş durumda. ChatGPT’yi herkes indirip kullanabiliyor, sadece insanların haberi yok. Yavaş yavaş yayılıyor ve gün geçtikçe daha fazla kişi tarafından kullanılmaya başlanıyor. Benim eşim ortaokul öğretmenliği yapıyor. Geçen okuluna gittim, bir veli toplantısı vardı. Eşimin yanına oturdum ve öğretmenlerin sürekli yapay zekâ hakkında konuştuklarını duydum. Bu çok hoşuma gitti, normalde teknolojiyle çok ilgili olmuyorlar. Word’de sınav hazırlamanın dışında pek fazla deneyimleri yok. Şu anda ise mevcut duruma adapte olmuşlar. Öğrenciler zaten “Ödevleri buna nasıl yaptırırız?” noktasında hızlıca adapte oluyorlar. Bir noktada bu belediye kurslarına inecek seviyeye gelebilir. İnsanlar “Daha hızlı nasıl adapte oluruz, daha iyi nasıl kullanırız?” sorularını sormaya başlayacak. Çok fazla eğitim almamış insanlar da şu an prompt yazabiliyor, artık o seviyede bir anlama kabiliyeti var. Özellikle iyi modelleri kullanıyorlarsa gayet iyi sonuçlar alabiliyorlar.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b><i>S.E:</i></b> <b>ChatGPT’nin kod yazılım süreçlerine çok fazla katkı verdiğini görüyoruz. Sizin meslek pratiğiniz bu anlamda nasıl dönüştü? Mesleğe bakınca ne öngörüyorsunuz?</b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>Bu tartışılan bir konu, yazılımcılar içerisinde de bir kriz var. Son gelişmelerde, Anthropic’in Claude 3.5 Sonnet modeli ortaya çıktı ve gerçekten çok iyi kod yazıyor. Tabii ki tamamen özgür değil ama diğer alanlardan olduğu gibi ezberlediklerini yazıyor. Neticede biz de birçok şeyi ezberden ve reflekslerimizle yazıyoruz. Bu nedenle, üzerimizden belli bir oranda yük kalkıyor. En azından ben kendi adıma söyleyebilirim ama yaratıcı çözümleri sağlayamıyor. O noktada<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>da yine bizim desteğimize ihtiyaç duyuyor.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Veri listeleme, tablo listeleme ya da görselleştirme gibi rutin görevleri çok hızlı çalışıyor. Bu da bizim için büyük bir avantaj oluyor. Normalde 1-2 gün sürecek işleri birkaç saate indiriyor ve iyi kod yazıyor. Tabii saçmaladığı kısımlar da oluyor ama onu yönlendirmelerle düzeltebiliyoruz ya da kendimiz yazıyoruz. Netice itibarıyla, benim işimi hallettiği için ben çok memnunum. ChatGPT’yi kullanarak bazı şeyler yazıyorduk ama şu an bir projenin tamamını anlar noktaya geldik. Özellikle yeni çıkan editörlerle, projedeki kod yapısını anlıyor ve ne yapmak istediğimizi, hangi dosyayı nereye koymak istediğimizi çok daha iyi belirliyor. Hatta bug varsa düzeltiyor. Bu noktada bizim mesleği daha pozitif etkileyeceğini düşünüyorum.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-3419 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/elonrobot.png" alt="" width="1422" height="1067" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/elonrobot-200x150.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/elonrobot-300x225.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/elonrobot-400x300.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/elonrobot-600x450.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/elonrobot-768x576.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/elonrobot-800x600.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/elonrobot-1024x768.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/elonrobot-1200x900.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/07/elonrobot.png 1422w" sizes="(max-width: 1422px) 100vw, 1422px" /></p>
<p><b><i>Aslı Şen:</i></b> <b>İki ayrı kişi farklı zamanlarda aynı promptu girerek bir uygulama kodu yazmak isteseler, ikisine de aynı çıktıyı verir mi?</b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>Yakın sonuçlar olabilir ama aynı sonucu vermez. Bu sizin promptu nasıl keskinleştirdiğinizle alâkalı bir durum. Çok net tanımlar yaparsanız, çok net çıktılar verecektir. Aynı promptu yazsak bile çıktısının aynı olacağının garantisi yok. Çünkü LLM, “Bir sonraki token ne olacak?” diye hesap yapmaya çalışır. Konferanslarda verdiğim gibi bir örnekle açıklamak istiyorum. En sevdiğim canlı “K” diye bir cümle yazarsam, model sonraki token’ı bulmaya çalışır. %20 ihtimalle E, %18 ihtimalle Ö, %9 ihtimalle A olabilir gibi bir listesi var.<span class="Apple-converted-space">  </span>Bu noktada “Temperature” (sıcaklık) ve “Top P” gibi parametreler devreye giriyor. Top P, “Üst sıradaki kaç ihtimal arasından seçeyim?” sorusuna yanıt verir.</p>
<p>Temperature ise rasgelelik seviyesini kontrol eder. Örneğin, bir şiir yazdırmak istiyorsanız Temperature değerini yüksek yapmalısınız. Bu sayede rasgelelik artar. Doğru bir bilgi üretmek istiyorsanız, Temperature’ı düşük yapmalısınız ki model, daha yüksek ihtimalleri seçerek yanılma payını azaltsın. Örneğe dönersek, en sevdiğim canlı “K” yazdım ve model “E” seçerek “Kedi” kelimesini oluştudu. Aynı cümlenin başına “Eve kulübe aldım, çünkü en sevdiğim hayvan ‘K’ ”<span class="Apple-converted-space">  </span>yazarsam modelin ihtimalleri değişir. Model, kulübe ve köpek kelimesinin vektör uzayında yan yana geçtiğini bildiği için “Köpek” tahmini olası duruma gelir. Temperature artırılırsa, “kedi” deme ihtimali yeniden ortaya çıkar. Temperature düşürülürse, daha kesin bir şekilde “köpek” diyecektir. Bu süreçte, promptun akışını kontrol etmek için yazarken bu tür detayları dikkate alıyoruz. Modelin yaptığı şey, “next token prediction” (bir sonraki token tahmini). Bu süreç, eğitilmiş veri setleri üzerinden çalışır. Örneğin, arka planda kod yazan bir araç düşünelim. Bu araç, kendisine öğretilen kodlarla istatistik yaparak çalışır. Genellikle belirli bir koddan sonra hangi token’ın geleceğini bilir ve bu doğrultuda bir tahmin yapar. Ancak bu tahminler, temperature ve promptun netliğine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.</p>
<p><b><i>O.G:</i></b> <b>Görsel kısımdan bir soru sormak istiyorum. Grok çok fazla kulladığım bir platform ve gerçekten başarılı çıktılar veriyor. Ahlaki açıdan bir skalası ise yok. Bu durumun etkilerini merak ediyorum.<span class="Apple-converted-space"> </span></b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>Grok, sektöre radikal bir noktadan ve hızlıca giriş yaptı. Diğerleri ünlülerin yüzlerini ve seslerini kullanmamayı tercih ederken Elon Musk, kendine olan güveniyle modellerini doğrudan bunun üzerine eğitti. MidJourney’e “ünlülerin yüzü”<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>bile yazamıyorduk, Grok ise “Ben her şeyi yapabilen bir yapay zekâyım.” diye çıktı. Tabii bu konular etik tartışmaları doğuruyor. Ben, Çin gibi devletlerin herhangi bir kısıtlama olmadan çalışan yapay zekâ ile rekabete girmek için teknolojiler geliştireceklerini veya mevcut olan yapay zekâlardaki regülasyonları gevşetmek zorunda kalacaklarını düşünüyorum. Rekabetten geri kalmak isteyeceklerini düşünmüyorum. Etik tarafından birer tuğla çekecekler ve devam edecekler.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b><i>U.Y:</i></b> <b>Öğrenciler artık arama motoruna yazmaktan ziyade yapay zekâyı kullanmaya başladılar. Gelecekte, insanlar kendi alanlarına özel yapay zekâlar üretmeye başlayabilirler mi? Custom GPT’lerle birlikte kendinize özel alanlar oluşturabiliyorsunuz. Sadece girilen konularda eğitimliymiş gibi davranan bir yapı. Aslında üzerine bir katman koyuyorsunuz ama bu benim çok bilmediğim, öngörü yapmaktan kaçındığım bir alan. Yine de bunda büyük bir potansiyel görüyorum. Ben olaya karamsar bakmak yerine daha pozitif bakmayı tercih ediyorum.<span class="Apple-converted-space"> </span></b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>İnsanoğlu tembel bir varlık ve tembelliğimiz arttıkça başka uğraşlar buluyoruz. Sürekli verdiğim bir örnek var. Bundan 2 bin yıl önce avlanmak, aç kalmamak için temel bir ihtiyaçtı. Günümüzde ise etrafımda avlanarak beslenen kimseyi tanımıyorum.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Hepimiz gidiyoruz ve marketten alıyoruz. Bu da aslında benzer bir süreç. Avlanmak istememişiz, tehlikeli olduğunu, zarar görebileceğimizi düşünmüşüz ve bunu endüstriyel hâle getirmişiz. Şimdi ise endüstrileşen başka şeyler var. Eskiden üzerine uzun vakitler harcadığımız şeyler, yavaş yavaş daha otomatize hale geliyor. Bu noktada, “Biz yine uğraşacak bir şeyler buluruz, boşta kalmayız.” diye düşünüyorum. Eğer bir şey otomatize olabiliyorsa, bırakın otomatize olsun. Biz de otomatize olmayan başka bir alana yöneliriz.</p>
<p><b><i>S.E:</i> Biraz yapay zekâdan uzaklaşıp, oldukça aktif olduğunuz X platformundan soru sormak istiyorum. Birçok kişi Mastadon, Bluesky gibi başka platformlara yelken açtı. Bu durumda X’in geleceği nasıl olur?</b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>Bluesky, alternatif olarak büyük bir iddiayla geldi ama ben uzun zamandır Twitter kullanıyorum. Facebook, FriendFeed’i satın alıp kapattıktan sonra biz de Twitter’a geçtik. Diğer sosyal medya mecralarını pek kullanmıyorum. Instagram’a da kafamı dağıtmak için günde yarım saat bakıyorum. Sosyal medyada vaktimin çoğunu X’te geçiriyorum, batana kadar burada kalmaya devam ederim diye düşünüyorum.</p>
<p>Bluesky’a girince canım sıkılıyor, orası çok boş. Sadece Ekşi Sözlük’ün kurucusu SSG (Sedat Kaplanoğlu) var, onun dışında pek kimseyi görmüyorum. Bluesky veya Mastodon gibi platformlarda daha çok teknik konular konuşuluyor. Teknik insanlar için faydalı olabilir ama benim için X şu an hâlâ en etkili yer. Kısacası, X uzun bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><b><i>U.Y:</i></b> <b>Çok teşekkür ediyoruz. Fatih Kadir Akın bizlerleydi. Harika bir söyleşi oldu. </b></p>
<p><b><i>F.K.A: </i></b>Davetiniz için ben teşekkür ederim.</p>
<p><b><i> </i></b></p>
<p><a href="https://contextdergi.com/fatih-kadir-akin-anlatiyor-acik-kaynak-kulturu-ve-yapay-zeka/">Fatih Kadir Akın Anlatıyor: Açık Kaynak Kültürü ve Yapay Zekâ</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/fatih-kadir-akin-anlatiyor-acik-kaynak-kulturu-ve-yapay-zeka/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dora Özsoy İle Video Oyun Üretim Süreci</title>
		<link>https://contextdergi.com/dora-ozsoy-ile-video-oyun-uretim-sureci/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/dora-ozsoy-ile-video-oyun-uretim-sureci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Jun 2024 11:00:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Geleceğin Sanatı: Oyun Tasarımı Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Cardboard Town]]></category>
		<category><![CDATA[dora özsoy]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirici]]></category>
		<category><![CDATA[Lighthouse Keeper]]></category>
		<category><![CDATA[oyun üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[video oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2951</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Fikriye Yılmaz, Ege Kürkcü  Video oyunları, üretim aşamasından piyasaya sürülme sürecine kadar birçok farklı adımdan geçiyor. Süreç boyunca yazılım, grafik tasarımı, oyun içi optimizasyon gibi birçok konu büyük bir titizlikle yönetiliyor. Tamamlanan bu oyunlar ise yurt içi ve yurt dışı pazarında satışa sunuluyor. Video oyunu geliştiricisi Dora Özsoy, video oyunu üretim sürecini ve Türk oyun  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/dora-ozsoy-ile-video-oyun-uretim-sureci/">Dora Özsoy İle Video Oyun Üretim Süreci</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Fikriye Yılmaz, Ege Kürkcü </em></strong></p>
<blockquote><p>Video oyunları, üretim aşamasından piyasaya sürülme sürecine kadar birçok farklı adımdan geçiyor. Süreç boyunca yazılım, grafik tasarımı, oyun içi optimizasyon gibi birçok konu büyük bir titizlikle yönetiliyor. Tamamlanan bu oyunlar ise yurt içi ve yurt dışı pazarında satışa sunuluyor. Video oyunu geliştiricisi Dora Özsoy, video oyunu üretim sürecini ve Türk oyun şirketlerinin yurt dışı pazarında geldikleri son noktayı tüm detaylarıyla anlatıyor.</p></blockquote>
<p><strong>Fikriye Yılmaz: Dora merhaba, sana dergimizden kısaca bahsetmiştik. Sana bugün oyun geliştiriciliği ve e-spor tarafından sorular soracağız. Stratera Games’in kuruluşuyla alakalı merak ettiğim çok fazla şey var. Oyun geliştiriciliği veya oyunların bu kadar içinde olma tarafında sana ilham veren birileri oldu mu? Bir oyun, oyun şirketi, geliştirici olabilir.</strong></p>
<h4><strong>“İnsanın eğitiminden ziyade neye tutkulu olduğu, neye kendini verdiği daha önemli!”</strong></h4>
<p><strong>Dora Özsoy:</strong> Açıkçası hayır ama bana bu konularda en ilham veren insanlardan bir tanesi Greg Street. Kendisi Age of Empires 2’nin oyun tasarımcısı, World of Warcraft’ın en önde gelen isimlerinden biriydi. League of Legends’ın oyun tasarımı bölümünün bir süre başında oldu ve bu insan bir deniz biyoloğu. İnsanın eğitiminden değil neye tutkulu olduğundan ve neye kendini verdiğinden verim alabildiğinin muazzam bir kanıtıdır bence Greg Street. Dolayısıyla bu tarz konularda benim için ana karakter hep o ama onun dışında öyle birisi yok.</p>
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>Evet çok ilginçmiş. Bu arada sen ne mezunuydun?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Ben yazılım mühendisiyim, ben yine biraz daha mevzunun içindeyim.</p>
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>Bir de Türkiye tarafından baktığımızda oyun geliştirme süreci bana çok riskli geliyor. Erzurum, Potentia gibi oyunlar burada yapıldı ama globale hiçbir şekilde çıkamadı. Türkiye o rüzgârı arkasına alamadı gibi hissediyorum. Bu konuda sen ne düşünüyorsun?</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2954 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/cardboard-town.webp" alt="" width="1280" height="720" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/cardboard-town-200x113.webp 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/cardboard-town-300x169.webp 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/cardboard-town-400x225.webp 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/cardboard-town-600x338.webp 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/cardboard-town-768x432.webp 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/cardboard-town-800x450.webp 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/cardboard-town-1024x576.webp 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/cardboard-town-1200x675.webp 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/cardboard-town.webp 1280w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Ben 2023 yılı itibarıyla başladığımızı düşünüyorum. Çünkü mobil piyasanın ve hyper-casual’ın bir tık daha çökmesiyle orada kurulmuş olan bir sürü yatırım ve ekipler Steam’e doğru gelmeye başladı. Biz Cardboard Town ile globalde ses getirmeyi başardık. Şimdi yolda olan bir sürü ilgi çekici oyun var belki denk gelmişsinizdir. Bu saate kadar evet, hep küçük oyunlar, fazla amatör ekipler, pek ederi olmayan oyunlar vardı ama bunun değiştiğini düşünüyorum ki bu düşünce bize ait değil. Global Community’de de var. Biz yabancı yayıncılara oyunumuzu incelemeleri için anahtarlar gönderiyorduk. Karakteri ve içerik tarzı oyun gömmek üzerine olan birine göndermişiz. Bu şahıs direkt ‘Standart Türk geliştirici işte, vasat oyunlar üretip para kazanmaya çalışan Türk oyunlarından bir tanesi daha’ dedi. Bu kötü itibar yurt dışına da gitmiş, bu kadar mı kötü durumdayız diye şaşırmıştım mesela ama ben bunu kıracağımıza inanıyorum.</p>
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>Merak ettiğim bir diğer konu Stratera Games ile ilgili. X’de “Zararda olan bir şirket ilk defa artıya geçti” diye bir cümle kurmuştun. Bu nasıl başladı, ilk planlarınız neydi? Bir şeyler denediniz olmadı mı, yeterli geri dönüş mü alamadınız? Nasıl bir süreçten geçtiniz de şu anda Cardboard Town Steam’de en çok oynanan oyun haline geldi?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Ben bu işe çok küçükken başladım. Üniversite üçüncü sınıfta arkadaşlarımdan bir ekip oluşturup bir şeyler yapmaya başladım. İlk iki yıl hiçbir şey çıkaramadık ve bir tane oyunu çıkarabilmemiz için defalarca ekibin değişmesi gerekti. Çünkü elde sermaye yok, düzgün maaş verecek bir bütçe yok, son ürün çıkarmış işi bilen birisi yok. İlk oyunumuz Viral Firar’ı çıkardık ve haliyle başarılı olamadık, reklam gelirleri beklediğimiz gibi olmadı.</p>
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>İlk büyük ve ses getiren, en çok duyulan oyununuz Lighthouse Keeper değil mi?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> En çok duyulan oyunumuz mobilde başladı bence Wordmoji. Bu oyun hem biraz yurt dışında yakalandı hem de Apple Türkiye tarafından günün oyunu seçildi, insanların telefonlarında ana sayfada yer aldı. O en çok ses getiren oyunumuz oldu. PC’de ise gerçek bir bilgisayar oyunu diyebileceğimiz Havsala bizim ilk büyük projemiz oldu. Lighthouse Keeper bizim için biraz denemeydi, 3D dünyasına giriş yapalım, elimizdeki stajyerlere bir son ürün çıkarana kadar bakalım, neler yaptıklarını görelim; bizim için bir eleman seçkisiydi aslında. Mesela Lighthouse Keeper’ın ana yazılımcılarından birisi daha sonra Cardboard Town’ı yaptı. O gerçekten hem bizim için hem de ekip için bir eğitim süreciydi ve dediğim gibi zarardaydık. Bizi burada kurtaran şey benim e-spor sunuculuğundan, sponsorlardan, Youtube’dan biriktirdiğim sermaye ve ortağım ile paramızı birleştirip ‘Biz bir gün güzel bir şey üreteceğiz, o zamana kadar da bu hasarı tanklamaya okeyiz’ dememizle mümkün oldu. Aynısını küçük ekipler yatırımcıyla da yapabilirler.</p>
<p><strong>F.Y:</strong> <strong>Tabii ki evet ama az önce dediğimiz gibi birazcık bu “Türk oyun geliştiricileri” kafasını kırmamız gerekiyor sanırım. Ben yakın arkadaşlarımdan aracılığıyla çok fazla oyun geliştiricisiyle tanıştım ve hepsi bu süreç için çok zor ama çok eğlenceli diyorlar. Sizin ekiple nasıl iletişime geçtiğimizi çok merak ediyorum. Discord üzerinden biz ne yapacağız diye konuşuyor musunuz?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Bir kullanıcı yazıyor oyun çıkmadan önce ‘Steam Deck’te çalışıyor mu’ diye. Hepimiz birbirimize bakıyoruz Steam Deck’i olan var mı diye ve yok. Acaba çalışıyor mu biz de bilmiyoruz belki çalışıyordur, herhalde çalışıyordur düşüncesindeyiz. Ben çok bireyci bir insanım ve ekibim de genel olarak bireyci insanlardan oluşuyor. Ben ortağımla hiç bir araya gelmedim, ortağımı fiziksel ortamda hiçbir zaman görmedim ve biz milyonlar alıp bir oyunu beraber çıkardık. Bunu gerçekten gereken minimum iletişimi sağlayıp, herkesi rahat bırakarak yapıyoruz. Kim işini en iyi biliyorsa yetkiyi ona bırakıyoruz. Firmanın sahibi, oyunun tasarımcısı ben olabilirim, oyunun fikri benden çıkmış olabilir ama ben asla bizim görselciye gidip ‘bunu böyle yap’ demiyorum çünkü görsel işini o benden daha iyi biliyor. Dolayısıyla herkesin kendi rolünü tam üstlendiği ve herkesin bilgisine güvendiğimiz, minimum iletişimle süreci yürütüyoruz. Biz haftada bir kez toplantı yapıyoruz.</p>
<p><strong>F.Y: Beklediğimden daha şaşırtıcı oldu. Ben daha yoğun, sürekli iletişim halinde olduğunuz bir ortam bekliyordum.</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Onun da kendine has verimlilikleri var. Elbette bazı şeylerin daha hızlı çalışmasını sağlar ama bizim görselcimiz Konya’da, ortağım Ankara’da, ben İstanbul’dayım. Bu yüzden fiziksel ortamda bir araya gelmemiz mümkün değil. Yazılımcımız gece çalışmayı seviyor. Şimdi ben onu sürekli iletişimde kalalım diye gündüz çalışmaya zorlasam daha mı çok verim verecek, hayır. Adam bana akşam Discord üzerinden mesajını iletiyor. Ben sabah yanıtımı yazıyorum ve işler ilerlediği sürece, o da öyle mutlu olduğu sürece ne fark eder.</p>
<p><strong>F.Y: Biraz Cardboard Town hakkında soru sormak istiyorum. Oyun bir kart oyunu ve benim senden beklemediğim bir şeydi. Bu oyun nasıl ortaya çıktı?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Ben çok uzun zamandır kart oyunu yapmak istiyorum ve rafa kaldırılmış tonla projem var. Şöyle bir kart oyunu yapsam dediğim birçok oyunun da sonradan yapıldığını gözlemledim. Slay The Spire tarzı bir oyun yapmak istiyordum, yapıldı. Rain adında sağa sola kaydırmalı bir mobil oyun vardı Hem evet hem hayır diye seçim yapıyorsun. Gerçekten tasarım dokümanına kadar benim de aklımda o tarz bir oyun fikri vardı. Ama sonra yapıldığını gördüm. O zamanlar benim yeterli bütçem ve yetkinliğim yoktu. Hep bir kart oyunu tasarlamak istiyordum. Bir noktada gerçekten bu düşüncenin nasıl ve nereden geldiğini hatırlamıyorum.</p>
<p>Şehir yapma oyunlarını seviyorum ama şehir yapma oyunu açtığımda trafiği ayrı problem oluyor, alttan boru geçirmesi ayrı problem oluyor. Ben bir şehrin oluşumunu gözlemlemek istiyorum, belli kararlar da almak istiyorum ama bu kararların gerçek hayatta vergi dökümü çıkarır gibi detaylı tablolarla bir simülasyon gibi olmasını istemiyorum. Daha basit olmasını istiyorum. Bu noktada da gün gibi ortada olan şey oyuncunun seçeneğini kısıtlamak ve her kavramı en temel taşına indirgemek. Bu kararları kartlara indirgemenin çok eğlenceli olabileceğini düşündüm ve bence oldu da. İnsanlara zor geliyor. İnsanlar bir şeylerin oluşmasını izlemek, bir şeyler üretmek istiyorlar ama bunun için gerçek bir şehir yapmak kadar uğraşmak istemiyorlar. Bu noktada da kartlar yardımcı oluyor. Senin önünde yapabileceğin üç bin çeşit bina yok, altı tane kart var ve en mantıklısını seçmen veya beklemen gerekiyor.</p>
<p><strong>Ege Kürkcü: Benim sormak istediğim ilk konu optimizasyon üzerine. Oyuncu gözünden baktığımızda kitlemizin bir oyunda yaşadığı en büyük sorunlardan biri optimizasyon. Cardboard Town veya diğer oyunlar özelinde sizin optimizasyon konusunda yaşadığınız bir sorun oldu mu?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Cardboard Town’da şu an Mac cihazlarda böyle bir problemimiz var. Eski ve fan olmayan Maclerde sorun yaşıyoruz. Bunun için önümüzdeki hafta bir yama planlıyoruz, oyunun çözünürlüğünü eski cihazlarda 0.8’e indiren bir performans modu gibi. Ama bunlar çok teknik ve yazılımsal konular. Bu yüzden maalesef benim alanım değiller.</p>
<p><strong>F.Y: Bütün bilgisayarlarda oyun için optimizasyon nasıl sağlanıyor, bunun testi nasıl yapılıyor?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Bizim yaptığımız oyunların hiçbiri grafik yoğunlukta veya işlemciyi yakacak oyunlar olmadığı için bizim için problem seviyesine ulaşan konular değil. Cardboard Town’ın en grafik yorucu kısmı her binanın karelerden oluşuyor olması ve bunların hepsinin kendi animasyonu olması. Mesela bir ara dizdiğin yollar o kadar çok animatör aktive ediyordu ki bilgisayarın ısınmasına sebep oluyordu. Kapattık ve sorun çözüldü. Bizim problemlerimiz daha çok böyle küçük skalada. Onlar sinematik oyunlar yapan, ışığı basıp 3D’yi çakan oyunların sorunları olduğu için bizi ilgilendirmiyor. Lighthouse Keeper, LowPoly zaten mobil cihazda bile çalışır. Havsala 2D el çizimi, Cardboard Town kartondan, dolayısıyla sorun olmuyor bizim için ama bir keresinde komik bir şey olmuştu. Meow Express’i bir haftada yapmıştık belki izlemişsinizdir, sebebini tam hatırlamıyorum. Unreal Engine’den yaptık o oyunu çok saçma bir şekilde ve öyle bir şey vardı ki oyun ekran kartının yüzde yüzünü kullanmaya çalışıyordu. 2D bir tane kediyi süpürgede uçurduğun oyun 1500fps. Böyle bütün grafik işlemciyi alıyorum bu kediyi en hızlı götüreceğim şeklinde. O da böyle komik bir sorundu. Ben buraya Lighthouse Keeper’ın yazılımcısını getirsem belki anlatır ‘adayı şöyle kopyaladık, bu kadar görüş limitini kapattık, böyle bir ayar koyduk ve patates ayarı var’. Lighthouse Keeper’da belki görmüşsünüzdür, gerçekten grafik ayarı olarak patates ayarını seçerseniz böyle her şeyi düşürüyor ama onda bir hile hatırlıyorum. Lighthouse Keeper’da bir ana ada var ve oyunun bütün yazılım sistemleri o adanın içerisinde, diğer bütün adalar o sistemleri kopyalayıp, küçülten sistemler. Dolayısıyla ekstra hiçbir iş yükü çıkarmayan şeyler ama dediğim gibi ben uzman değilim, ortağım o taraflarla ilgileniyor. Ben işin sanatsal tarafındayım.</p>
<h4><strong>“Oyun yaparken ilk yapılması gereken hedefleri küçük tutarak, projeyi başından sonuna götürebilmek”</strong></h4>
<p><strong>E.K: Biraz kişisel zevklerimden bir soru sormak istiyorum. Stratera Games dediğimizde geliştirme kısmı ön planda. Dora Stratera Özsoy dediğimizde ise Youtube’da aşırı dengeli seriler yapan bir içerik üreticisi ön planda. Bunlar dışında kalan zamanda kulaklık ve mikrofonunu kapatıp bilgisayarın başına geçtiğinde hobi olarak oyuna vakit ayırabiliyor musun?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Ayırıyorum. Bu aralar Fortnite oynuyorum, arada bir Slipways, Hearthstone gibi taktiksel oyunlara küçük küçük vakit ayırıyorum. Gün içinde saatlerce oturup bir oyuncu kadar oyun oynadığımı söyleyemem ama haftada birkaç saat muhakkak oyun oynuyorum.</p>
<p><strong>F.Y: Son olarak geliştirme tarafında bir soru sorayım. Bu yazıyı okuyacak veya videoyu izleyecek arkadaşlar kesinlikle merak edecektir. İnsanlar birazcık bu tarafa yönelmeye başladı ve oyun yapmak istiyorlar. Senin yeni, sıfırdan başlayacak bir insana şunu yapmalısınız veya şunu kesinlikle yapmayın diyeceğin bir şey var mı?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Bence ilk yapılması gereken hedefleri küçük tutmak yani bir son ürün çıkarmak. Projeyi başından sonuna götürmek bence en önemli şey. Bunu yapabilmek için de projeyi olabildiğince küçük adımlarla ilerletmek daha sağlıklı. Next in Game diye bir ekip var, biz onlarla güçlerimizi birleştirdik ve başarılı olmuş oyunlar da çıkardık, birçok şey de öğrendik. Onlar da bugüne kadar birçok ekiple iletişim kurdular, işin işletme tarafını daha iyi biliyorlar.</p>
<p>Bir oyun maratonu yapalım, önümüzdeki Steam Next Fest’e çıkmak isteyen ekipleri ivme programına sokar gibi hem tanıtılmalarına hem geliştirmelerine yardımcı olalım diye bir program başlattık. Bir projesi olan veya proje yapmak isteyen insanları hedefledik. Bunun dışında dediğim bizim için gibi bir son ürüne ulaşmak çok önemli. Bizim Viral Firar’ı çıkarmamız iki senemizi aldı. Basit, vasat bir mobil koşu oyunuydu. Ne kadar çok problemle karşılaşacağımızı öngörememiştik. O yüzden gerçekten hiçbir sonuç beklemeden, sadece ürünü yapmış olmak için yapmanın bile çok önemli olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>F.Y: Biraz tutkuyla da alakalı zaten. Tutkuyla yaptığında muhtemelen sonucu kötü bile olsa üzmüyordur diye düşünüyorum. Ayrıca Cardboard Town’ın heyecanı hâlâ geçmedi. Zaten erken erişimde ve daha çıkmadan üstüne mutlaka bir şeyler ekleyeceksinizdir ama yakın zamanda başlamak istediğiniz yeni bir projeniz var mı?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Biz Cardboard Town’ı Nisan’da çıkarır, devam eden bir projemiz var ona döneriz diyorduk. Çıkış günü o ekibe gidip “Arkadaşlar siz biraz daha yalnız kalacaksınız galiba, bizim bu oyuna bir sürü şey yapmamız gerekiyor” dedik. Çünkü 12 gün önce 48 bin Wishlist ile çıkış yaptık şu an 62 bin Wishlist’imiz var. Bu demek oluyor ki binlerce insan oyunu görüp ‘tamam çok ilginç’ ama önce bir erken erişimden çıksın, yeni özellikler gelsin, biraz fiyatı düşsün diye bekliyor. Bizim bu noktada çok şey yapmamız gerekiyor ve oyunu gerçekten seven, tutkulu insanlar da içeriği o kadar hızlı tükettiler ki tahtayı direkt doldurdular ve biz de hemen yeni şeyler</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2955 size-full" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/viral-firar.jpg" alt="" width="1920" height="1080" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/viral-firar-200x113.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/viral-firar-300x169.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/viral-firar-400x225.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/viral-firar-600x338.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/viral-firar-768x432.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/viral-firar-800x450.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/viral-firar-1024x576.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/viral-firar-1200x675.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/viral-firar-1536x864.jpg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2024/06/viral-firar.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></p>
<p>konusunda hızlanma gereği hissettik. Yarın en çok istenen bazı özelliklere yeni bir güncelleme getireceğiz, ben de bir yandan yeni binalar üzerinde çalışıyorum. Yanda yürüyen projelerimiz, yan ekiplerimiz var ama o taraflara nasıl vakit ayıracağımız bizim için de soru işareti. Cardboard Town’dan gelen kaynakları bu ekiplere nasıl dağıtacağız, şirkete yeni insanlar mı almalıyız, diğer tarafları yavaşlatmalı mıyız gibi sorularımız var ama şöyle özetleyeyim; bu Steam Next Fest’e planladığımız bir Party Multiplayer oyunumuz var. Böyle patlayıcılı, eğlenceli, arkadaşlarla kafa dağıtmalı. Orada yayımcı rolü üstleniyoruz, başka bir ekip tarafından yapılıyor. Bir de uzay madenlerinde biraz daha karanlık bir macera oyunumuz var. Orası birden “arkadaşlar biraz daha beklemeniz gerekecek” deyip yavaşlattığımız ve ne yapacağımızı düşündüğümüz bir proje.</p>
<p><strong>E.K: Biraz da e-spor kısmına değinmek istiyorum. Yıllarca içerik üretici kısmında değişik etkinlikler gördük. Sonrasında bir anda tanıdığımız ses sunucu rolünde karşımıza çıkmaya başladı. Sen Riot Games’de ilk sunuculuk yapmaya başladığında, mikrofonun arkasındayken neler hissettin?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Ben de çok mutlu ve heyecanlıydım elbette. Çünkü benim de kariyerim boyunca normal bir League of Legends oyuncusu olarak seyrettiğim süreç boyunca da Jhonnie’ler, Glandal’lar hep böyle gıpta ile baktığım ve heyecanla izlediğim isimlerdi. Onlarla aynı mekânda bulunabilmek gerçekten acayip heyecan verici bir durumdu. Özellikle e-spor sahnesinin olduğu dönemde çalıştığım ekibi, mekânı, içerikleri çok seviyordum. Benim için gerçekten keyifliydi.</p>
<p><strong>E.K: Mesela e- sporun içinde yer almandan önceki dönemden baktığında, ben bu dışarıdan böyle zannediyordum ama böyleymiş dediğin, Jhonnie ve Glandal hakkında şaşırdığın bir mevzu oldu mu?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Açıkçası aklıma gelen net bir şey yok ama benim için en heyecan verici olan eğitim dönemimde hep Akademi Ligi’ni anlatmış olmam. Akademi Ligi Youtube’da sonradan yayımlanıyordu, canlı değildi ve karanlık bir odada masada oturup, maçı izleyip bağırıyorduk. Sonra sahnede ilk yer aldığımda ışığın altında, önümde izleyiciler, herkesin gözü üzerimde, bana güvenip bu rolü vermiş olan yetkililer beni izliyorlar. Benim de onları hayal kırıklığına uğratmamam lazım. Ortam çok gergindi ama artık ‘Dora iki saat sonra TBF var, koş anlat’ deseler kalbim dahi çarpmaz büyük ihtimalle, alıştım.</p>
<h4>“Fenerbahçe, Galatasaray gibi kulüpler ekonomik koşullardan dolayı e-spor etkinliklerinden çekildiler.”</h4>
<p><strong>E.K: Biz de o e-spor sahnesi vb. ortamları çok özledik. Komite olarak çok fazla şey paylaştık ama şu anki gidişatla o eski coşkumuzdan biraz uzak kaldık. Sen e-sporun hem Türkiye’de hem dünya çapında olan gidişatı hakkında ne söyleyebilirsin?</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Global gidişatı bilmiyorum ama Türkiye’de bir heyecan sorunu yaşadığımız bence aşikâr. Bunu inkâr etmenin anlamı olduğunu düşünmüyorum çünkü bende de izleyicide de aynı hissiyat var. Bazı takımlar bu konuda çok güzel çabalıyorlar. BBL olsun, Float E-spor olsun ama sanırım bu biraz daha ülke olarak bulunduğumuz karamsar durum ve ekonomik sıkıntılardan kaynaklı. Ben böyle olduğuna inanmak istiyorum. Bugün bir oyun firması çıkıp ‘Ben bu kadar kişilik bir arenada böyle bir etkinlik patlatacağım’ dese insanlar yine gelir bence ama işte dolar kuru yüksek. Ben gerçekten bundan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. World Slot’umuzu kaybettik. Önceden Dünya Şampiyonası’nda yarışıyorduk, mevsimlerdir başarı alamıyoruz ki en son artık slot hakkımızı kaybettik. Şimdi en azından bir Emea heyecanı var. Yarını temsilcilerimizden bir tanesi yarı fi nal maçına çıkacak ve bu çok heyecan verici. Önümüzdeki senelerde ben tekrar bir kalkınma dönemi yaşayacağımızı umuyorum. Şu an bence de işler çok iyi değil ama bir şekilde bu heyecanı geri yakalayabileceğimizi umuyorum.</p>
<p><strong>E.K: Ben hem Beşiktaş taraftarı hem e-spor hayranı biri olarak 2015 Wild Card’daki coşkuyu bir daha yaşamayı o kadar isterim ki. Şu anki durumda takım fark etmeden SuperMassive, Float gitse hepsine tamamım. Şimdi Emea da biraz yaklaştı ve uluslararası alanda podyum görmek bizi çok mutlu eder. Umarım onlarla birlikte o eski coşkulu günlere döneriz.</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Bunu ben de gerçekten çok istiyorum. Mesela Fenerbahçe, Galatasaray bu noktada çok fazla taraftar ve ses getirenlerdendi ama birden çekildiler. Benim aklıma gelen bir numaralı problem ekonomik koşullar, bir takım kâr elde ediyor olsa çekilmez. Umarım o heyecan ve taraftar geri döner. Temsilcimize de başarılar diliyoruz bakalım bu röportaj çıktığında sonucu belli olmuş olur. Temsilcimizin belki de finalde olduğunu öğrenmiş oluruz.</p>
<p><strong>F.Y: Bizim soracaklarımız bu kadar. Dora teşekkür ederiz.</strong></p>
<p><strong>D.Ö:</strong> Ben teşekkür ederim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/dora-ozsoy-ile-video-oyun-uretim-sureci/">Dora Özsoy İle Video Oyun Üretim Süreci</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/dora-ozsoy-ile-video-oyun-uretim-sureci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
