<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>pera müzesi arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/pera-muzesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/pera-muzesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 08:59:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Sanat Eserlerinde Künye</title>
		<link>https://contextdergi.com/sanat-eserlerinde-kunye/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/sanat-eserlerinde-kunye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:57:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Baudrillard Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[eserde künye]]></category>
		<category><![CDATA[eserin etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Gül Koklayan Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Güller ile kız]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim çallı]]></category>
		<category><![CDATA[künye]]></category>
		<category><![CDATA[Melahat Üren]]></category>
		<category><![CDATA[Mihri Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[otoportre]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Portrem]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat eseri]]></category>
		<category><![CDATA[Susan Sontag]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Resim Sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4225</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Beyza Karaman “Künye bazen esere yaklaşımı kolaylaştırır, bazen de bakışı farklı bir yöne çeker. Bazı eserler ise künyeye ihtiyaç duymayabilir; biçim, renk ya da malzeme zaten konuşur. Ama bazı işlerin açıklaması, esere yeni katmanlar ekler.” Bir müzeye girersiniz, adımlarınız sessizliğin içinde yankılanırken, her biri geçmişten gelen bir fısıltı olan eserlerin arasında dolaşırsınız. Bir koridoru dönerken,  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/sanat-eserlerinde-kunye/">Sanat Eserlerinde Künye</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>-Beyza Karaman</strong></em></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Künye bazen esere yaklaşımı kolaylaştırır, bazen de bakışı farklı bir yöne çeker. Bazı eserler ise künyeye ihtiyaç duymayabilir; biçim, renk ya da malzeme zaten konuşur. Ama bazı işlerin açıklaması, esere yeni katmanlar ekler.”</span></p></blockquote>
<p>Bir müzeye girersiniz, adımlarınız sessizliğin içinde yankılanırken, her biri geçmişten gelen bir fısıltı olan eserlerin arasında dolaşırsınız. Bir koridoru dönerken, gözünüz aniden bir tabloya ilişir. Bazı eserler vardır içinize işler, kendinizden bir şeyler bulursunuz. Sonra gözleriniz duvardaki küçük, dikdörtgen etikete takılır. Peki nedir bu etiket? Etiket, bir diğer adıyla künye, bir sanat eserini tanımlayan, ayırt eden ve belgeleyen temel bilgilerin tamamına verilen isimdir. Sanatçının anonim zanaatkâr olmaktan çıkıp bireysel üretici haline gelmesiyle eseri kimin yaptığı, ne zaman ve nasıl yaptığına dair bilgiler önem kazandı. Önce imza ve tarih, sonra teknik ve ölçü bilgileri eklendi. Zamanla eserin üretildiği bağlama dair bilgiler yerini aldı. Günümüzde ise künyeler, yeni tartışmaların ve eleştirel yaklaşımların konusu haline geldi. Etikete yönelik eleştirel yaklaşımlar, 60’lı ve 70’li yıllarda kavramsal sanat bağlamında görünürlük kazandı.</p>
<p>Kavramsal sanat, fetişleştirilmiş olan sanat nesnesinin maddi varlığından çok eserin üretim sürecini ve düşünsel çerçevesini ön plana çıkarmayı savunur. Artık önemli olan fırça darbelerinin ustalığı değil, o darbelerin hangi düşünce dünyasından bize ulaştığıdır. Dolayısıyla sanat eserine eşlik eden bilgi, yani bağlam önem kazanır. Günümüzde künyelerin hâlâ kullanılmasının nedeni, sanatın biçimi değişse de eserle ilgili bilgi, hak ve bağlam ihtiyacının ortadan kalkmamasıdır. Ancak burada asıl mesele, künyenin varlığından ziyade içeriğinin sanat eserini nasıl çerçevelediğidir. Susan Sontag, <em>Yoruma Karşı</em> başlıklı denemesinde, sanat eserini aşırı yorumlayarak açıklamanın, eserin duyusal ve deneyimsel etkisini zayıflattığını savunur. Sontag’ın bu eleştirisi, künyelerin sanat eserlerini belirli anlamlara sabitleme potansiyeli üzerine düşünmek için teorik bir zemin sunar. Künye, yalnızca bilgilendirici bir araç olmaktan çıkarak eserin anlamını, deneyimini yönlendiren bir unsur haline gelebilir. Üstelik bu metinler tek bir öznenin elinden çıkmaz. Müzeler, küratörler ve sanatçılar gibi farklı aktörler tarafından yazılır. Bu durum, sanat eserinin müzede yeni bir anlam kazanmasına yol açar. Böylece, sanat eseri her sergide farklı anlamlar üretmeye devam eder. Tam da bu sebeple sanat dünyasında künyelerin varlığı, sanatın nasıl deneyimlenmesi gerektiğine dair iki temel yaklaşımı karşı karşıya getirir.</p>
<p>Bir yanda bilginin gücüne inanan ve bir eserin tarihsel, kültürel ve teknik bağlamını anlamanın önemli olduğunu savunanlar vardır. Bu yaklaşıma göre, künye izleyicinin eseri daha bilinçli bir şekilde deneyimlemesini sağlar, bu nedenle gerekli bir araç olarak görülür. Diğer yaklaşım ise künyeye karşı mesafelidir, sanat eserinin izleyiciyle kurduğu bağın kelimelerden bağımsız olması gerektiğini savunur. Çünkü burada künye, izleyiciye ne hissetmesi gerektiğini söyler. “Bu tabloda hüzün hakimdir” yazan bir kartı okuyan birinin o tabloda başka bir duygu bulma ihtimali azalır. Bu yaklaşım, sanat eserlerini deneyimlerken onları kendi bireysel düşüncelerimizle anlamlandırmamız gerektiğini savunur.</p>
<p>Künye esere yaklaşımı kolaylaştırır, bazen de bakışı farklı bir yöne çeker. Bazı eserler ise künyeye ihtiyaç duymayabilir; biçim, renk ya da malzeme zaten konuşur. Ama bazı işlerin açıklaması, esere yeni katmanlar ekler. Bu yüzden künyenin her zaman aynı işleve sahip olduğunu söylemek zordur. Asıl mesele, künyenin varlığından çok, nasıl ve nerede devreye girdiği, kim tarafından kaleme alındığıdır.</p>
<p>Künyelerin sebep olduğu bu ikililiği yerinde görüp araştırabilmek için Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi (RHM) ve Pera Müzesi’ne ziyarette bulundum. Bu iki müzeyi seçmemin sebebi zaman açısından daha geniş bir aralıktan örnekler görmekti. Çünkü müzelerden biri 19. yüzyıldan günümüze Türk resim sanatının gelişimine odaklanırken diğeri postmodern ve güncel sergileriyle izleyiciyi buluşturuyor.</p>
<p>Cumhuriyet’in 100. yılına armağan olan Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi, Türk resim sanatını kronolojik olarak sergiliyor. Künye genel olarak sanatçının ismi, tablonun yapıldığı tarih, ismi ve tekniği ile ilgili bilgiler içeriyor. Bazı tablolara künyeleri okumadan baktığımızda bile ne kadar eski olduğunu anlayabiliyoruz. Atmosferi, kıyafetleri, eski döneme ait yapılarıyla kendini ele veriyor. Künyeyle bunu tasdiklemiş oluyoruz. Künyedeki isimler de genel olarak açıklama niteliğinde oluyor. İbrahim Çallı’nın Gül Koklayan Kadın tablosu müzenin en değerli parçalarından. Tabloyu ilk gördüğümde çok beğendim, estetik olarak göze hitap ediyor.</p>
<div id="attachment_4226" style="width: 494px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4226" class="wp-image-4226 " src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Image-Copied-on-2019-09-11-at-16.28.02-PM-675x1024.jpg" alt="" width="484" height="742" /><p id="caption-attachment-4226" class="wp-caption-text"><strong><em>“Gül Koklayan Kadın”, İbrahim Çallı</em></strong></p></div>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“İbrahim Çallı’nın ‘<em>Gül Koklayan Kadın’</em> tablosu müzenin en değerli parçalarından. Tabloyu ilk gördüğümde çok beğendim, estetik olarak göze hitap ediyor. Eski dönem kıyafetleri giyen bir kadının pembe gülleri dalından koklaması resmedilmiş. Künyede sanatçının adı, sanatçının doğum ve ölüm yılı, eser ismi, hangi teknikle yapıldığı yazılmıştır.”</span></p></blockquote>
<p>Eski dönem kıyafetleri giyen bir kadının pembe gülleri dalından koklaması resmedilmiş. Künyede sanatçının adı, doğum ve ölüm yılı, eser ismi, hangi teknikle yapıldığı yazıyor. Bu künye olmasaydı tablonun resmedildiği döneme dair veya sanatçıya dair bilgimiz olmayacaktı. Bu sebeple künyeler sadece tabloyu açıklamak için kullanılmaz, tarihsel veri olarak da kullanılır. Mihri Hanım’ın <em>Otoportre</em> tablosunda künyeye bakmadan önce eski döneme ait sıradan bir portre sanmıştım. Resimdeki kadını boydan ve elinde şemsiye ile resmeden kişinin kendisi olduğunu künyeye bakınca anladım. Künyede ilk kadın ressamlardan olan Mihri Hanım’ın sanat hayatı, nerede eğitim gördüğü, açtığı sanat okulu, kimlere ilham olduğu, hangi akımları izlediği ve ne tür teknikler kullandığı kısaca açıklanıyor. Ayrıca künyede, boy portresinde kendisini özgüvenli duruşuyla, yüzündeki tül peçenin ardında uzaklara dikilen bakışları ve belli belirsiz gülümsemesiyle, portrenin kusursuz oranları; takılarından pabuçlarına, feracesinin kıvrımlarından, ellerinin zarafetine kadar ince işlenişiyle, yalın renk kullanımına karşın olağanüstü canlılığıyla dikkat çektiği belirtiliyor. Künyeyi okudukça betimlemeler kafamda daha çok oturdu, sanatçı kişiliğini tanıdıkça tablodaki kadına daha hayranlıkla bakmamı sağladı. Artık karşımda sadece eski dönemde yaşamış bir kadının portresi yoktu.</p>
<div id="attachment_4227" style="width: 610px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4227" class="wp-image-4227 " src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/mihri-hanim-1402.jpg" alt="" width="600" height="461" /><p id="caption-attachment-4227" class="wp-caption-text">“<strong><em>Otoportre”, Mihri Hanım</em></strong></p></div>
<p>Melahat Üren’in <em>Portrem</em> tablosunu ilk gördüğümde bir çocuğun portresi sandım. Yüz ve vücudun boyutsal garipliklerinden dolayı sanatçının bunu neden böyle çizdiğini merak ettim. Künyede eserin adı, sanatçının doğum ve ölüm yılı, hangi teknikle yapıldığı ve tablonun neden bu şekilde çizildiği ile ilgili detaylar yazılmıştı. Sanatçının fi güratif tavrından dolayı böyle bir şekilde portreyi ele aldığı açıklanıyordu. Soğuk renklerin harmonisiyle kurgulandığı otoportresi, çizgi ve renge dair az unsur kullanarak zengin ve çoksesli bir anlatı ortaya koyduğunu ifade ediyordu. Bu bakımdan bazı künyelerin de tablonun merak ettiğimiz yanlarında bize yardımcı olduğu söylenebilir.</p>
<div id="attachment_4228" style="width: 370px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4228" class="wp-image-4228 " src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/e95837e4a483ed787bb8a60254af048f8203491a-712x1043.png-699x1024.avif" alt="" width="360" height="522" /><p id="caption-attachment-4228" class="wp-caption-text"><em><strong>“Portrem”, Melahat Üren</strong></em></p></div>
<p>Pera Müzesi’nde ise küratörlüğünü Ulya Soley’in üstlendiği<em> Ortak Duygular</em> adlı güncel sergiyi ziyaret ettim. Sergi 1930’lardan bu yana oluşturulan ve yaklaşık 9 bin eserden oluşan British Council Koleksiyonu’ndan bir seçki içeriyor. 29 sanatçının eserlerinden oluşan seçki,<em> Özeni Korumak, Tanıdık Yüzler</em> ve <em>Hayali Gelecek</em> başlıklı üç bölüme ayrılmış. Pera Müzesi’nin web sitesindeki sergi sunumunda belirtildiği üzere, “<em>Ortak Duygular</em>, koleksiyon ve kurumların yalnızca geçmişi korumakla kalmayıp, günümüzün toplumsal ve politik dinamikleriyle güçlü ilişkiler kurma potansiyeline odaklanıyor. Duyguların yapışkan ve bulaşıcı doğası, müzeleri yapıtların yalnızca saklandığı mekânlar olmaktan çıkarıp, kapsayıcı ve umutlu bir tahayyül barındıran dinamik mekânlara evriltiyor.”</p>
<p>Bu yaklaşım, müzeleri sabit bir yapı olmaktan çıkarıp duyguların paylaşıldığı canlı ortamlara dönüştürüyor. Anya Gallaaccio’nun <em>Güzelliği Muhafaza Etmek</em> eseri 500 adet kırmızı gerbera çiçeğinden oluşuyor. Ben müzeyi ilk ziyaret ettiğimde çiçekler çok taze ve güzel kokuyordu ancak ikinci ziyaretimde tüm çiçekler çürümüştü. Her iki ziyaretimde de aynı künyeyi okumama rağmen anlamını tam olarak ikinci gidişimde daha iyi anladım. Bu eser, zamanın akışına ve kayba dair bir anlam sunuyordu. Künyede sanatçının adı, eserin ismi, eserin neyden oluştuğu ve hikâyesi anlatılıyor. Künyede belirttiği gibi, ilk kez 1991yılında sergilediği bu eser; fiziksel korumayı imkânsız bir görev olarak gördüğü için onun yerine, güzelliği korumaya davet ederek odağı maddeden duyguya kaydırıyor. Her sergisinde bu şekilde düzeni bozulup çürüyen hatta küflenen bu çiçekler her seferinde benzersiz bir deneyim sunuyordu. Bu örnekten bakış açımızı şekillendirenin sadece künyenin varlığı olmadığını, nasıl ve nerede devreye girdiğinin de önemli olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Lucian Freud’un <em>Güller ile Kız</em> tablosunu ilk gördüğümde ürpertici buldum. Resimdeki büyük çizilmiş gözler, gerçek boyuta yakın çizimiyle izleyiciye huzursuzluk hissettiriyor. Künyede sanatçının adı, eserin ismi, hangi yıllarda yapıldığını, hangi tekniklerle çizildiği ve içeriğindeki hikâyesinden bahsediliyordu.</p>
<div id="attachment_4229" style="width: 349px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4229" class="wp-image-4229 " src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/04/1589lg7q3ro11-718x1024.jpg" alt="" width="339" height="451" /><p id="caption-attachment-4229" class="wp-caption-text"><em><strong>“Güller ile Kız”, Lucian Freud</strong></em></p></div>
<p>İçeriğinde figüratif resmin en önemli temsilcilerinden, Sigmund Freud’un torunu Lucian Freud, bu ikonik tabloda yeni evlendiği ve hamile olan eşi Kitty Garman’ı resmettiğini, oturduğu sandalyenin kenarına ilişmiş gibi olmasından bahseder. Neredeyse gerçek boyutlarda resmedilmiş bu portre ile Freud duyguların dışarıya nasıl yansıdığını keşfetmemizi sağlar. Yazılana göre Kitty, Freud’un erken dönem figüratif resimlerinde psikolojik yoğunluğu ve fiziksel kırılganlığı simgeleyen bir figüre dönüşmüştür. Eserdeki kadının tedirginliğini ve donuk bir şekilde baktığını görüyoruz. Ancak neden böyle resmedildiğini künyeye bakmadan ve bir araştırma yapmadan anlamamız güçtür.</p>
<p>Michael Landy’nin <em>Nefret Ettiğiniz İşleri Biz Seviyoruz</em> eserini ilk gördüğümde yanındaki künyeyi fark edene kadar müzenin kenarına koyulmuş bir çöp poşeti sanmıştım. Eserin serginin parçası olduğu anlaşılamayacağı durumlarda izleyiciye künyenin varlığıyla belirtmek gerekli olabiliyor. Bu yüzden gözüm, ister istemez sanatçının bakış açısını anlamlandırmak için künyeye kayıyor. Künyede ise sanatçının adı, eserin ismi ve hikâyesi anlatılıyor. Künyede bahsedildiği üzere; eser 1995 yılında gerçekleştirdiği <em>Hurda Yığını Hizmetleri</em> başlıklı daha geniş kapsamlı projesinin bir parçasıdır.</p>
<p>Bu projede sanatçı Hurda Yığını Hizmetleri Ltd. isimli, sistemden dışlanan veya ötekileştirilen bireyleri toplumdan temizleme görevi gören kurmaca bir firma yaratır. Sergilenmekte olan çalışma ise, temizlenip çöpe atılmış bireyleri barındıran kırmızı bir çöp poşetidir. Bir yandan da çöp torbası temsili müze bağlamında bir eser olarak değer buluyor, dolayısıyla sermaye, iş gücü ve sanatın rolü ekseninde katmanlı bir okumaya da alan açıyor. Yapıt, başlığını temizlik ürünleri firması Mr. Muscle’ın o dönemki reklam kampanyasından alıyor. Bu eser, gezdiğim müzeler arasında anlamak için künyeye en çok ihtiyaç duyduğum yapıt oldu. Ancak yine de künyenin gerekli olup olmadığı konusunda net bir görüşü benimsediğim söylenemez. Belki de çözüm, künyeyi bir cevap anahtarı gibi sunmaktan vazgeçip bir ışık gibi kullanmaktır. İzleyiciye ne görmesi gerektiğini söyleyen değil, baktığı şeyi daha derin görmesini sağlayan, ipuçları veren ama kesin hükmü kişiye bırakan bir yazı dilidir.</p>
<p>Doğru kurgulanmış bir künye, eserin gizemini öldürmez; aksine o gizemin hangi kapıları açtığını bize gösterir. Bir dahaki müze ziyaretinizde künyelere sadece bilgi almak için değil, sanatçının zihin dünyasına dahil olmak için de bakmayı unutmayın.</p>
<p><strong>İllüstrasyon: Esma Dila Argüz</strong></p>
<p><a href="https://contextdergi.com/sanat-eserlerinde-kunye/">Sanat Eserlerinde Künye</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/sanat-eserlerinde-kunye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;da Modern Sanat: İKSV 17. İstanbul Bienali</title>
		<link>https://contextdergi.com/istanbulda-modern-sanat-iksv-17-istanbul-bienali/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/istanbulda-modern-sanat-iksv-17-istanbul-bienali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2023 09:15:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Medyanın Şairi: Halit Kıvanç Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul Bienali]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[SAHA Studio]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2137</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bienali, İKSV’nin iki senede bir düzenlediği bir modern sanat etkinliği. Onlarca sanatçısı, sanatseveri ve binlerce insanı konuk eden bienal çeşitli mekanlarıyla kocaman bir dünya. Bu sene 17’ncisi düzenlenen ve yine şehrin dört bir yanına ayrılmış sergileri, müzeleri, hamamları ve daha birçok eseriyle binlerce sanatseverin odağındaydı.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/istanbulda-modern-sanat-iksv-17-istanbul-bienali/">İstanbul&#8217;da Modern Sanat: İKSV 17. İstanbul Bienali</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Fikriye Yılmaz</em></strong></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">İstanbul Bienali, İKSV’nin iki senede bir düzenlediği bir modern sanat etkinliği. Onlarca sanatçısı, sanatseveri ve binlerce insanı konuk eden bienal çeşitli mekanlarıyla kocaman bir dünya. Bu sene 17’ncisi düzenlenen ve yine şehrin dört bir yanına ayrılmış sergileri, müzeleri, hamamları ve daha birçok eseriyle binlerce sanatseverin odağındaydı. Aslında bu bienal bir salgının ortasında sürece odaklanmak, anda kalmak, farkındalıklar yaratmak, eksikleri tamamlamak ve hali hazırda var olanları güçlendirmek için tasarlandı.</span></p></blockquote>
<p>Pandemide aramıza giren mesafelerin yavaş yavaş kapanmaya başlamasının ardından bienal, sanata olan açlığımızı dindirmek açısından da büyük bir rol oynadı. Bienal direktörü Bige Örer bu seneki bienali tek bir başlık altında, büyük ölçekli bir sergi olarak kurgulamak yerine bir tarım kavramını ödünç aldıklarını ve kompost yöntemini örnek bellediklerini söylüyor. Kompost ise, bitkisel ve hayvansal atıkların dönüştüğü gübre anlamına geliyor. Pandemi sayesinde birçok şeyi farklı yapabileceğimizi görmemizle beraber yenileme, besleme ve dönüşme kavramları da benimsendi. Bu kapsamda bienal mekanlarını gezerken eserlerin tanıtımında ‘Başlık Yok’ yazısıyla karşılaşabilirsiniz. Çünkü 17. İstanbul Bienal’i dönüşüme odaklanarak eserleri bir zamana bağlamayı reddediyor.</p>
<p>Küratörler de bu büyük sağlık krizinin ardından yapılan bu bienal için “Bırakın bu bienal de kompost olsun. Vaktinden önce başlayabilsin, bittikten çok sonra da devam edebilsin” diyor. Bu sene bienal, Beyoğlu’nun, her kafanızı kaldırdığınızda merak uyandıran yapılarıyla karşılaştığınız tarihi sokaklarından, Kadıköy’ün cıvıl cıvıl köşelerine ve daha birçok güzelliğe ev sahipliği yapan mahallelerine dağıtıldı. Biz ise çağdaş sanatın kalbinin attığı özenle seçilmiş birkaç yeri sizin için gezdik.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-2395 size-large aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-1024x683.jpg" alt="" width="1024" height="683" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-200x133.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-300x200.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-400x267.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-600x400.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-768x512.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-800x533.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-1024x683.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-1200x800.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/yaklasim-tuneli-giriss-1536x1024.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<div class="page" title="Page 55">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>“Bırakın bu bienal de kompost olsun”</h4>
<div class="page" title="Page 55">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Metro İstanbul Yaklaşım Tüneli</h4>
<p>Rotamız Gezi Parkı’ndan başlıyor, ilk durağımız ise Yaklaşım Tüneli. Atatürk Kitaplığı’nın hemen alt caddesinde kalan Yaklaşım Tüneli, Yenikapı-Hacıosman metro hattının yapımında şantiyeye malzeme taşımak gibi işler için kullanılmış. Aslında bir tahliye tüneli. Açılışı ise pandemi döneminde Melis Bektaş’ın küratörlüğünde gerçekleşti ve onlarca sergiye ev sahipliği yaptı.</p>
<p>En başında ‘İstanbul’da şifa bulmak’ temasıyla sanatseverlerle buluştu. Bugün ise bienal kapsamında duvarlarındaki sıra dışı resimleri, etkileyici ışıklandırması, tünelin dört bir yanından gelen sesleriyle tam bir korku tüneli etkisi yaratıyor. Henüz tünelin başında olan bizler için yolculuk, tünelin sonundaki ziyaretçilerin çığlıklarıyla daha da ilgi çekici bir hal almaya başlıyor. Yaklaşım Tüneli bu ürkütücü atmosferiyle ziyaretçilerin ilgi odağı.</p>
<h4>SAHA Studio</h4>
<p>Gezi Parkı’ndan Taksim Meydanı’na doğru çıkarken o her zaman cıvıl cıvıl olan ortam karşılıyor bizi. Bitmek bilmeyen koşturmacanın içinde sanki farklı bir dinginlik katıyor. İstiklal Caddesi’nin hemen girişinde, meşhur büfelerin bulunduğu Sıraselviler Caddesi’nden ilerliyoruz. SAHA Studio hemen solunuzda, Belçika Konsolosluğu’nun yanında, bir binanın eksi ikinci katında bulunuyor. SAHA Derneği, dünyanın dört bir yanından sanatçıları, yazarları ve küratörleri bir üretim ve etkileşim programı olarak tasarladığı stüdyosunda ağırlıyor. Tüm bu atölyelerin yanında, davetli sanatçılara bütçe sağlayarak araştırma, üretme ve sergileme şansı da sunuyor. Bu sene 17. İstanbul Bienali’nin resmi mekanlarından olan SAHA Studio, sanatçıların üretimlerine birebir şahit olabileceğimiz bir mekân olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>World Weather Network iş birliğinde, küresel iklim krizine karşı 28 ülkeden katılan sanatçılarla yeni çalışmalar ortaya çıkartılırken, aynı zamanda Müze Gazhane’deki Atıf Akın’ın sergileri ve Silent University Orientation Program projelerinde de paralel bir buluşma alanı sağlanıyor. Bu bahsettiğimiz sergilerin birçoğu sadece 17. İstanbul Bienali kapsamında ziyarete açıldı. Güzel haber şu ki, stüdyonun kütüphanesini, üretim ve sergi alanlarını zamansız bir şekilde ziyaret edebilir ve kullanabilirsiniz.</p>
</div>
<div class="column">
<h4>Pera Müzesi</h4>
<p>Pera Müzesi’nin bulunduğu tarihi Meşrutiyet Caddesi’ne ulaşmak için, İstiklal’in ara sokaklarından yürüyoruz. Pera Müzesi de bu caddede bulunan tarihi yapıların arasında yer alıyor. İstanbul Bienali’ne 2015’ten bu yana ev sahipliği yapan Pera Müzesi, bu yıl da yine binanın üç katını süreli sergilerine ayırmış.</p>
<p>Bienal kapsamında bu sene geçmişten günümüze kadın hareketi, Nepal Fotoğraf Kütüphanesi’nin geniş kadın arşivi, uluslararası meseleler, İstanbul Sözleşmesi ve ayrımcılık gibi konuların yanında ünlü isimlerle gerçekleştirilmiş olan röportajlar ile ziyaretçilere görsel ve işitsel açıdan zengin bir deneyim alanı sunuluyor. Bir diğer sergide ise dünyanın dört bir yanından işgal altındaki esirlerin ve askerlerin savaş sırasındaki notları, mektupları, günlükleri ve yazışmaları olarak karşımıza çıkıyor. Serginin duvarlarında savaş sırasında dünyanın detaylı haritalandırmasını görebiliyoruz.</p>
<p>Şimdiye kadar saydığım süreli sergiler dışında Pera Müzesi’nde mutlaka ziyaret etmeniz gereken zamansız sergiler de bulunuyor. Bunların başında 17. ve 19. yy’dan elçi portreleri, Osman Hamdi Bey’in en önemli eseri Kaplumbağa Terbiyecisi’nin de sergilendiği bir Osman Hamdi Bey alanı geliyor. Burada sanal gerçeklik gözlükleriyle unutulmaz bir sergi deneyimi yaşayabilirsiniz. Aynı zamanda ağırlık ve ölçü sanatının geçmişten bugünümüze değişimini görebilir ve Kütahya seramiklerinde bir kahve molası verebilirsiniz.</p>
<div class="page" title="Page 56">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Büyükdere35</h4>
<p><img decoding="async" class="wp-image-2396 alignright" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-300x200.jpeg" alt="" width="314" height="209" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-200x133.jpeg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-300x200.jpeg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-400x267.jpeg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-600x400.jpeg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-768x512.jpeg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35-800x533.jpeg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/buyukdere35.jpeg 900w" sizes="(max-width: 314px) 100vw, 314px" />Galatasaray Lisesi’ni geçip Boğazkesen yokuşundan aşağı inmeye başlıyoruz. Biz Bienal gezimiz sırasında biraz dinlenip, nefes almadan ve yolumuzun üzerindeki meşhur Ara Güler sokağını ziyaret edip, Ara Kafe’de bir kahve içmeden yolumuza devam etmek istemiyoruz. Beyoğlu’nun en işlek ve en kedili mahallelerinden birinde bulunuyor Büyükdere35. Bu mekân, 2017’de bambaşka görüşlerden sanatçıların atölyelerine ve sergilerine ev sahipliği yapmak amacıyla bir galeri olarak kuruluyor. İlk defa bir bienal mekânı olarak sanatseverlerle buluşan Büyükdere35, bu sene çok önemli bir amaca hizmet ediyor.</p>
<p>İstanbul Havalimanı alanı ve olası Kanal İstanbul projesi, etrafındaki sulak alanları kurutmuştu. Bu da bu alanların büyük bir çoğunluğunun mandaların erişimine kapatılması ve yok olmaya bırakılması demek oluyordu. ‘Çamuralem’ etkinliği, Manda Festivali ve İKSV’nin kolektif çalışmasıyla bu büyük soruna dikkat çekilmek istendi. Ayrıca satışa sunulan yoğurdu, sütü, balı, kaymağı ve tatlılarıyla geniş bir yelpazesi var. Çay da var. Daha ne olsun.</p>
<h4>Performistanbul Canlı Sanat Araştırma Alanı (PCSAA)</h4>
<p>Büyükdere35’ten çıkıp, Beyoğlu’nun ara sokaklarında dolaşırken yakınından geçerken ziyaret etmemek olmaz deyip Kırım Kilisesi’ne de uğradık. Bu rotada gezerken sizin de mutlaka girmenizi tavsiye ederiz. Sonrasında dik bir yokuşun sonunda karşımıza çıktı Performistanbul. Performans sanatının görünürlüğünü arttırmak adına 2016’da kurulan mekân, sanatçıları bir araya toplayarak onları desteklemeyi amaçladı. Aynı zamanda araştırmacılar için hem Türkiye hem de uluslararası sanat alanında tüm performans sanatı arşivi ve canlı sanat kütüphanesine ücretsiz bir şekilde ulaşım olanağı sağladı. Bu sene ilk defa bienal mekânı olarak ziyarete açılan Performistanbul’da özellikle kadın ve LGBTİ hakları, İstanbul Sözleşmesiyle ilgili görsel ve işitsel deneyim alanları kuruldu. Mekânın tamamına dağıtılmış belgelere, kitaplara, süreli yayınlara ve bunun yanı sıra dans sanatının seslerle harmanlandığı bir alana da şahitlik edebileceksiniz.</p>
<div class="page" title="Page 56">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2397 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-200x133.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-300x200.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-400x267.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-600x400.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-768x512.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-800x533.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-1024x683.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-1200x800.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/perform-1536x1024.jpg 1536w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Müze Gazhane</h4>
<p>Galata’nın dolambaçlı sokaklarından çıkıp, Karaköy’den Kadıköy’e bir vapur sefası yapıyoruz. Kadıköy’de Hasanpaşa Mahallesi’nde bulunan Müze Gazhane’ye ulaşıyoruz. Eskiden enerji verecek hava gazının üretimi için kullanılan gazhane, yıllar sonra talebin bitmesiyle kapandı. Sonrasında mahallelinin çabaları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin restorasyon çalışmalarıyla şehre bir ortak alan olarak kazandırıldı. Şimdilerde sergi, müze, kütüphane, konser ve sinema alanı gibi birçok amaca hizmet eden bir mekân olarak kullanılıyor. Bu sene Müze Gazhane’de bienal kapsamında birçok performans sanatçısı, yazar, şair, görsel sanatçı ve sosyal girişimcinin sergileri bizi karşılıyor. En dikkat çeken projelerden biri olan ‘Bayrak Projesi’, Endonezya’daki depremden sonra ortaya çıktı. Senelerdir onlarca ülkede, farklı iş birlikleriyle toplumların sorunlarına dikkat çekmek için performans sanatçılarının koreografileriyle sergileniyor.</p>
<p>Bu sene de Türkiye ayağını, bienal kapsamında Performistanbul ile beraber gerçekleştirdi. Müze Gazhane’deki bir diğer sergi olan Pustaka Bergerak (Endonezya Gezici Kütüphane Ağı) çalışması da, okuryazarlığı yaygınlaştırmak amacını benimsiyor. Endonezya’daki uzak kıyılara ulaşımın ve toplumsal dayanışmanın arttırılması için el arabası, at, tekne ve motosiklet gibi ulaşım araçlarıyla etkileşimin teşvik edilmesi sağlanıyor.</p>
<div class="page" title="Page 57">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><strong>arthereistanbul</strong></p>
<p>Müze Gazhane’den çıkıp kısa bir yürüme mesafesiyle Kadıköy’ün dar sokaklarından birinde ulaşıyoruz mekanımıza. arthereistanbul, savaş yüzünden Suriye’den ayrılan sanatçıların 2014’de kurduğu bir oluşum. Bulundukları<br />
yeri terketmek zorunda kalan sanatçıların eserlerini sergileyebilecekleri ve çalışabilecekleri bir alan olma özelliğini taşımakta. Yeldeğirmeni Mahallesi’nde binanın üç katına yayılan mekânda film gösterimlerinin yapıldığı bir salon, ses kayıt stüdyosu, sergi ve atölye alanları bulunuyor.<br />
Aynı zamanda bu küçük mekân her köşesinden fırlayan kedileriyle meşhur. Bu sene bir bienal projesi olarak karşımıza çıkan ‘Ayakizi’, savaşlardan bir hikâye anlatma çabası ve bir öğrenme süreci.</p>
</div>
<div class="column">
<p>Ayrıca kadın hareketi ve insan hakları konularının da anlatıldığı bir ‘Ayakizi Kitaplığı’ bulunuyor. Ziyaretçiler bu kitaplıktan detaylı incelemeler yaparak bilgi edinebiliyor.</p>
<p>Tüm bunların yanı sıra bienal kapsamında dijital olarak incelenebilecek birçok internet sitesi de sunuldu. Ziyaret etmenizi şiddetle öneririz:</p>
<p>www.mantipostasi.com/tr</p>
<p>hrantdink.org/tr</p>
<p>acikradyo.com.tr</p>
<p>cascadingspiral.com</p>
<p>kuslar.iksv.org</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-2398 size-large aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-1024x685.jpg" alt="" width="1024" height="685" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-200x134.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-300x201.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-400x268.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-600x402.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-768x514.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-800x536.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-1024x685.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-1200x803.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/11/muze-gazhane-2-1536x1028.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://contextdergi.com/istanbulda-modern-sanat-iksv-17-istanbul-bienali/">İstanbul&#8217;da Modern Sanat: İKSV 17. İstanbul Bienali</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/istanbulda-modern-sanat-iksv-17-istanbul-bienali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
