<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mustafa Kemal atatürk arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/mustafa-kemal-ataturk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/mustafa-kemal-ataturk/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 08:34:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Öğretici Bir Tarih Dersi Örneği: Söylev</title>
		<link>https://contextdergi.com/ogretici-bir-tarih-dersi-ornegi-soylev/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/ogretici-bir-tarih-dersi-ornegi-soylev/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 10:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[2.Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[29 Ekim]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[söylev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2506</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mustafa Kemal Atatürk, eşsiz bir asker, örnek bir devlet adamı, devrimci bir liderdi. Ama unutmamalı ki, O, çocukluğundan başlayarak kültür ve sanatla kendini geliştirmiş, cephelerde bile çantasından kitap eksik etmemiş aydın bir insandı. Bu nedenle Söylev, Mustafa Kemal’den beklendiği gibi, hitabet sanatının benzersiz bir yapıtı; akıcı, öğretici, bir tarih dersi örneği oldu.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/ogretici-bir-tarih-dersi-ornegi-soylev/">Öğretici Bir Tarih Dersi Örneği: Söylev</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal Atatürk, eşsiz bir asker, örnek bir devlet adamı, devrimci bir liderdi. Ama unutmamalı ki, O, çocukluğundan başlayarak kültür ve sanatla kendini geliştirmiş, cephelerde bile çantasından kitap eksik etmemiş aydın bir insandı.</p>
<p>Bu nedenle Söylev, Mustafa Kemal’den beklendiği gibi, hitabet sanatının benzersiz bir yapıtı; akıcı, öğretici, bir tarih dersi örneği oldu. Bu yapıtın gerisinde Atatürk’ün güzel konuşma yeteneği, bilge kişiliği vardı. Mustafa Kemal okul yıllarında sadece kendisine verilenlerle yetinmemişti. Örneğin, öğretmeni Mehmet Tevfik Bey’in yardımıyla tarihin derinliklerine girmiş, Namık Kemal’in şiirlerini öğrenmişti. Atatürk bir yazardı, öyle ki Söylev’in roman, anı, öykü gibi bir yazın türü olduğundan da sıklıkla bahsedilir. Bu çok yönlülüğü sayesinde askerlikten yurttaşlık bilgisine ve hatta aritmetik-geometriye kadar geniş bir yelpazede sekiz kitaba imza atmış bir yazardı. Almanca ve Fransızca öğrenmiş, çeviriler yapmış, gazetelerde başyazar olarak Anadolu’nun kurtuluşuna dair yazılar yazmıştı. Tüm ulusun okuma ve yazmayı öğrenmesi için yazı devrimini gerçekleştirmişti. Dilimizin türkçeleşmesine, yalınlaşmasına önem veriyordu. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönettiği, ekonomik, sosyal, kültürel atılımların en yoğun olduğu, kısaca işinin başından aşkın olduğu günlerde şöyle düşündü: büyük özverilerle yapılan Kurtuluş Savaşı ve kurulan Cumhuriyetin öyküsü, bir gün unutulacak mıydı? Hayır! Ve sonrasında sordu: Türk Devrimini inceleyecek gençler hangi yapıttan yararlanacaktı? Böyle bir eser yoktu. İş başa düşüyordu. Kalemi eline aldı, ayrıntılara önem vererek, sanki tuttuğu bir günlükten yararlanırcasına Söylev’deki tarihi gerçeği yazdı. Bunu yaparken de Türk Tarih Kurumu için belirlediği ilkeye kendi de uydu: “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir.” Ama tarihi yazan, yapılanlara doğrulukla bağlı kalmalıdır. İşte Söylev, tarihi yapanın yani bilge adam Atatürk’ün kalemiyle yazılan düne ve yarına ışık tutan bir belge öykü, büyük bir destan ve şiir; Türk Devriminin incelenmesini kolaylaştıracak önemli bir bilgi kaynağıdır. Ve Söylev, tüm ulusa verilen anıtsal bir armağandır. Bu armağan için de Atatürk’e çok şey borçluyuz.</p>
<div class="page" title="Page 9">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Türk devrimi, Ulus’un kendisine verdiği yetkiyle, onun kişiliğinde ete kemiğe büründüğü gün başlamıştı.</h4>
<div class="page" title="Page 9">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Atatürk Söylev’e Osmanlı’nın yenilgisinin onaylandığı ve ülkenin işgale açıldığı 30 Ekim 1918’deki Mondros Mütarekesi sonrasında yaşanan karanlık günleri anlatarak başlayabilirdi. Oysa Söylev’i kendisinin Anadolu’ya gelişiyle başlatmayı seçti. Açıkça göstermesi gerekiyordu:</p>
<div class="page" title="Page 9">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>“Türk devrimi, Ulus’un kendisine verdiği yetkiyle, onun kişiliğinde ete kemiğe büründüğü gün başlamıştı.” (*) Amasya Genelgesi, Erzurum, Sivas Kongreleriyle ulusu kurtuluş için umutlandıran çabaları başlattı. Damat Ferit Hükümeti’nin yıkılmasını sağladı. Misak-ı Milli (Ulusal And) kararlarını yeni İstanbul hükümetine de kabul ettirdi. Ancak 16 Mart 1920’de İtilaf Devletleri İstanbul’u işgal etti. Osmanlı Devleti tümüyle bağımsızlığını yitirmişti. Çözüm, Ankara’da Meclisi toplamaktı. 23 Nisan 1920 günü TBMM açıldı. Bu yeni bir devlet, yeni bir yönetim demekti. Kuva-i Milliye güçlerini düzenli ordu haline getirdi. Ardından ülkenin her yerinde ve her cephesinde milli mücadeleye başlandı. Başarılar, zaferler birbirini izledi. Büyük Taaruz’u başkomutan olarak yönetti ve ordunun başında İzmir’e girdi. Düşman yenilmişti ve sırada barış vardı. Lozan Antlaşması’yla yeni Türkiye Devleti’ni tüm dünyaya onaylattı. Yeni Türkiye’nin ve halkının kendi varlığından ve mutluluğundan başkasını düşünmemesi için saltanatı ve halifeliği kaldırdı. Cumhuriyetin kuruluşunu sağladı. Ülke içindeki tüm bilim ve öğretim kurumlarını Maarif Vekaleti’ne bağlayarak eğitim öğretim birliğini sağladı.</p>
<p>Türk toplumunun uygarlık yolunu açmak için din ile devlet işlerini ayırdı, tekke ve zaviyeleri kapattı, şeyhlik, dervişlik gibi unvanları kaldırdı. Ayrıca kadın ve aile özgürlüğünü güven altına alan yasayı da çıkarttı. Kendi sözleriyle, tek amacı vardı:</p>
<p>“Türk ulusunu uygar toplumlar içinde yaraştığı kata yükseltmek ve Türkiye Cumhuriyeti’ni sarsılmaz temelleri üzerinde her gün daha çok güçlendirmek&#8230;”</p>
<div class="page" title="Page 9">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<h4>Söylev’i bitirirken</h4>
<p>Söylev yazılıp okunurken Cumhuriyet on yaşına bile girmemişti. Ancak ilk ödev tamamlanmış, ulusal varlığı sona ermiş gözüyle bakılan bir ulus bağımsızlığına kavuşmuştu. Sırada, bilim ve tekniğin en yeni ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti kurmak işi vardı. Ve o da gerçekleşmişti. Söylev okunurken Cumhuriyetin onuncu yılına altı yıl vardı. Onuncu yıl marşında seslendirileceği gibi, her savaştan açık alınla çıkma savaşıydı bu. Anayurt hızla demir ağlarla örülmeye, yoksulluğun, karanlığın üstüne güneş gibi doğmaya çabalanıyordu. İlerleme, daha çok ilerleme zamanıydı&#8230; Kısa zamanda çok şey başarılmıştı. Ama yaşananlar, ulusun ve yarınki çocukların dikkatli ve uyanık olması gerektiğini göstermişti. Söylev işte bu görevi de yerine getirir. Doğrudan Türk gençliğine seslenerek biter.</p>
<p>* Paul Dumont, Atatürk’ün Yazdığı Tarih: Söylev, Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık, Kasım, 1997, İstanbul</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/ogretici-bir-tarih-dersi-ornegi-soylev/">Öğretici Bir Tarih Dersi Örneği: Söylev</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/ogretici-bir-tarih-dersi-ornegi-soylev/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milli Mücadelenin Sesi: Anadolu Ajansı</title>
		<link>https://contextdergi.com/milli-mucadelenin-sesi-anadolu-ajansi/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/milli-mucadelenin-sesi-anadolu-ajansi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Feb 2024 09:10:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[2.Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[halide Edib adıvar]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsallaşma]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[yunus nadi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2518</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Değil mi, evvela kendini ve mümkünse bütün vatanı kurtaracak olan Anadolu’dur. O halde kararımızı vermiş olalım, Anadolu Ajansı...”</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/milli-mucadelenin-sesi-anadolu-ajansi/">Milli Mücadelenin Sesi: Anadolu Ajansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="page" title="Page 18">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><em>Ece Nisa Güven</em></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Değil mi, evvela kendini ve mümkünse bütün vatanı kurtaracak olan Anadolu’dur. O halde kararımızı vermiş olalım, Anadolu Ajansı&#8230;”</span></p></blockquote>
<div class="page" title="Page 18">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Osmanlı Devleti’nin işgal kuvvetlerinin hâkimiyeti altında olduğu dönemde Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a çıkarak milli mücadele hareketini başlattı. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışıyla başlayan milli mücadele, çeşitli kongreler ve anlaşmalarla devam etti. Bu dönemde yaşanan en büyük sorunlardan biri bağımsızlık mücadelesinin ve yaşanan askeri, siyasi gelişmelerin tüm Anadolu’ya duyurulamamasıydı. Sivas Kongresi’nden hemen sonra bu soruna çözüm bulma amacıyla Mustafa Kemal’in talebi doğrultusunda 14 Eylül 1919’da İrade-i Milliye, 10 Ocak 1920’de ise Hâkimiyet-i Milliye gazeteleri yayımlanmaya başladı.</p>
<p>Gazeteler her ne kadar kurtuluş mücadelesine destek sağlasa da Anadolu’nun farklı kesimlerine yeteri kadar ulaşamıyor ve milli mücadelenin gerekliliğini iç ve dış kamuoyuna yeteri kadar anlatılamıyordu. Kurtuluş Savaşı’nı dış kamuoyuna anlatmak, milli mücadelenin haklılığını açıklayabilmek ve Türkiye’nin kazandığı siyasi, askeri başarıları gösterebilmek için oldukça önemliydi.</p>
<p>Ayrıca Ankara Hükümeti sürekli olarak İstanbul Hükümeti ve işgal kuvvetlerinin ürettiği veya finanse ettiği haberlerle mücadele etmek zorunda kalıyordu. Özellikle o yıllarda faaliyet göstermeye başlayan Türkiye Havas-Reuter Ajansı, Osmanlı’dan bütçe sağlaması ve temsilci bulundurmasına rağmen İngiltere ve Fransa tarafından yönetiliyordu. Ajansın yayın politikası ve yapılan haberlerin tümü işgal kuvvetlerinin çıkarları doğrultusundaydı. Bu haberler halkı Kurtuluş Savaşına karşı kışkırttığından ve milli mücadeleye karşı durulmasına, isyan çıkarılmasına sebep olduğundan Mustafa Kemal söz konusu ajansın faaliyetlerinden hiç memnun değildi. Bu yüzden yaşanan olayları, milli mücadelenin amacını, siyasi ve askeri zaferleri kamuoyuna olduğu gibi aktaracak bir ajansa ihtiyaç duyuluyordu.</p>
</div>
<div class="column">
<p>16 Mart 1920’de İstanbul’un resmen işgali ve Meclis-i Mebusan’ın kapanması üzerine Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’da toplanacak meclis için seçim yapılmasını bir yazı ile bütün illere ve komutanlıklara bildirdi. Bu sırada İstanbul’da kalmanın artık mümkün olmadığını gören bazı aydınlar da milli mücadeleye katılmanın çeşitli yollarını arıyordu. Ankara’ya gitmek için yola çıkacak iki aydın, milli mücadelenin ihtiyaç duyduğu ajansın kurulmasına da olanak sağlayacaktı. Ankara’ya giden iki farklı kafilede yer alan Halide Edib Adıvar ve Yunus Nadi Abalıoğlu, 31 Mart 1920’de Geyve-Akhisar istasyonunda bir araya geldiler. Burada yaptıkları görüşmede milli mücadeleyi destekleyecek yeni bir ajans kurulması fikri Halide Edib Adıvar’dan geldi. Halide Edib, Ankara’ya gider gitmez bir ajans teşkilatı kurulması ve bu sayede haberlerin iç- dış kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Yunus Nadi, anılarında ajansın isminin belirlenme hikayesini şöyle anlatıyor:</p>
<p><em>“Mart 31, sene 920. Geyve’ye muvasalatımızın (ulaşma) dördüncü günü ve üçüncü sabahıdır. Bugün Ankara’ya doğru yolumuza devam edeceğiz, çünkü beklediğimiz Halide Edib hanım kafilesi dün akşamüstü Geyve’ye geldiler. Halide Edib Hanım ile ancak Akhisar istasyonundaki bir mola sırasında ayaküstü biraz görüşebildim.</em></p>
<div class="page" title="Page 19">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><em>Bu konuşma sırasında Halide Edib, Anadolu’nun haklı davasını bütün dünyaya anlatabilmek amacıyla ‘bir ajans teşkilatı’ kurma önerisinde bulundu.</em></p>
<p><em>-&#8230;Gider gitmez bir ajans teşkilatı kuralım, o vasıta ile dahile (iç) ve harice (dış) söyleriz.</em></p>
<div class="page" title="Page 19">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p><em>-Birinci şart hanımefendi. Sonra tabii bunun teferruatı (ayrıntı) gelir; mesela ilk merhalede (aşama) neşriyat (yayın), ki başlı başına teşkilata ihtiyaç gösterir.”</em></p>
<p><em>-Tabii sıra ile hepsi yapılır. Fakat benim fikrimce ilk iş ajans olmalıdır. Hatta isterseniz adını burada koyuverelim. Mesela Türk Ajansı, mesela Ankara Ajansı, mesela Anadolu Ajansı&#8230;</em></p>
<p><em> &#8211; Bana (Anadolu Ajansı) en iyi bir isim gibi görünüyor.</em></p>
<p><em>&#8211; Bana da öyle&#8230; Değil mi, evvela kendini ve mümkünse bütün vatanı kurtaracak olan Anadolu’dur. O halde kararımızı vermiş olalım, Anadolu Ajansı&#8230;”</em></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-2520 size-full aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/aa-telgraf-kopyasi.jpg" alt="" width="831" height="605" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/aa-telgraf-kopyasi-200x146.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/aa-telgraf-kopyasi-300x218.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/aa-telgraf-kopyasi-400x291.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/aa-telgraf-kopyasi-600x437.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/aa-telgraf-kopyasi-768x559.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/aa-telgraf-kopyasi-800x582.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/aa-telgraf-kopyasi.jpg 831w" sizes="(max-width: 831px) 100vw, 831px" /></p>
<p style="text-align: center;"><em>Atatürk&#8217;ün bir yayın organı kurulmasına yönelik gönderdiği telgraf</em></p>
<div class="page" title="Page 19">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Anadolu Ajansı’nın ismi buradan gelir. Kurtuluş Savaşı’nda büyük rol oynayan ve vatanın kurtarılmasında büyük bir katkısı olan Anadolu’dan. Halide Edib ve Yunus Nadi, Ankara’ya geldiklerinde Mustafa Kemal ile görüşüp bir ajansın açılması gerektiğini gündeme getirir. Yapılan görüşmeler sonucunda Anadolu Ajansı’nın kurulmasına karar verilir. Ajans tarafından hazırlanacak bültenlerde sadece milli gelişmeler değil, dış basına dair bilgilerin alınarak haber bültenleri aracılığıyla halka ulaştırılması amaçlanır. Yayımlanacak ilk haber ve yazıların ise Mustafa Kemal tarafından kontrol edilmesine karar verilir.</p>
<p>Mustafa Kemal tarafından 8 Nisan 1920’de “müstaceldir” (aceledir) yazılı telgrafla bütün kolordu, vilayet, idare ve merkezlere Anadolu Ajansı’nın kurulacağı haberi gönderildi. Ajans bültenlerinin haber ve bilgi kaynağı olarak Heyet-i Temsiliye işaret edildi; haberin esas ve gerçek kaynağına ulaşılacağı vurgulandı. Ayrıca ajansın çıkaracağı bütün haberlerin hızlıca çoğaltılarak bütün il, ilçe, kasaba ve köylere ulaştırılması istendi.</p>
<p>Anadolu Ajansı ilk çalışmalarına Ankara Keçiören’de bulunan Ziraat Mektebi’ndeki bir odada başladı. Kurulduğu andan itibaren çok hızlı bir şekilde harekete geçen ajans, 13 Nisan 1920’den itibaren iç ve dış kamuoyundan haberleri “Anadolu Ajansı Tebligatı” adı altında yayımlamaya başladı. Anadolu Ajansı özellikle kurulduğu andan itibaren Kurtuluş Savaşı’nın yürütülmesinde ve doğru haberin aktarılmasında önemli bir kaynak oldu ve bunu bütün Anadolu’ya ulaştırmaya çalıştı.</p>
<div class="page" title="Page 19">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Mustafa Kemal’e göre bu kaynağın Anadolu’ya ulaştırılmasında asıl görev postane memurlarına düşüyordu. Fakat atılan bütün adımlara rağmen bültenlerin belli bölgelere ulaşmadığını öğrenen Mustafa Kemal, bütün telgrafçılara gerekli hizmeti yapmaları ve toplumu habersiz bırakmamaları talimatını verdi. Bu tepkilerin bir süre daha devam etmesinin ardından Mustafa Kemal, 18 Nisan 1920’de Anadolu Ajansı’na bir telgraf gönderdi. Gönderdiği telgrafta <em>“Anadolu Ajansı’nın bazı yerlere yayılmadığı ve gönderilmediği yolunda şikayetler alıyoruz. Anadolu’nun dışarıyla bütün ilişkisinin kesilmiş bulunduğu şu sıralarda millet fertlerinin bütün bütün habersiz kalmaması amacıyla üstlenilen bu hizmetin tüm telgrafçılarımızca da kabul ve güçlendirileceğini şüphesiz addeder ve bu konuda yapılacak bir ihmalin vatan suçu teşkil edeceğinin bilinmesini arz ederim.”</em> diyerek verilen görevi yerine getirmeyenlerin ‘vatan haini’ sayılacağını belirtti.</p>
<div class="page" title="Page 19">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Kurtuluş Savaşı boyunca toplumun doğruyu öğrenmesine büyük destek sağlayan Anadolu Ajansı, savaşın kazanılmasının en önemli yapı taşlarından biri oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışından tam 17 gün önce, 6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu Ajansı TBMM’nin çıkardığı ilk yasaları duyurdu, Cumhuriyet’in doğmasına ve gelişmesine birebir tanıklık etti. İlk kurulduğu andan itibaren İstanbul hükümetinin koyduğu sansürlere ve işgal kuvvetlerinin propagandalarına karşı duran Anadolu Ajansı, haber alma noktasında tek bilgi kaynağı konumuna geldi. Sürekli olarak kurtuluş savaşının gerekliliğini anlatan ajans, aynı zamanda milli mücadelenin de sesi oldu. Anadolu’nun her noktasına ulaştırılan bültenlerle halka milli mücadelenin amacını anlatmaya ve toplumu aydınlatmaya çalıştı. Çıkan bütün yasaları ilk o duyurdu, Mustafa Kemal’in halka seslendiği bütün noktalarda yine Anadolu Ajansı vardı. Cumhuriyet ilan edilirken, saltanat kaldırılırken, kadına seçme ve seçilme hakkı verilirken, kısacası Mustafa Kemal Atatürk’ün açıkladığı her devrimde bunu halka duyurma görevi Anadolu Ajansı’na aitti. Gün geçtikçe gelişen ve modernleşen Türk devletini yaptığı haberlerle hem halka hem de dış kamuoyuna aktarma görevini Anadolu Ajansı üstlendi.</p>
<div class="page" title="Page 19">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>1924 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan bütçe görüşmelerinde ajansın şirketleşmesi tartışıldı. Tartışmalar sırasında ‘milli ajansın, doğrudan doğruya’ devlet bütçesi ve devlet tarafından atanan memurlarla idare edilemeyeceği belirtilerek ajansın özel teşebbüse devredilmesi önerildi. Bu istek ise bizzat Mustafa Kemal tarafından ortaya atıldı. Ajans, 1 Mart 1925 yılında anonim şirket statüsü kazandı ve şirket statüsüne geçtikten sonra haber üretimini artırdı. Ajans her ne kadar şirket statüsüne geçse de tüzüğünün ilk maddesi habercilik olarak belirlendi. Anadolu Ajansı, Cumhuriyetin temellerinin atıldığı günden bugüne çalışmalarına devam ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://contextdergi.com/milli-mucadelenin-sesi-anadolu-ajansi/">Milli Mücadelenin Sesi: Anadolu Ajansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/milli-mucadelenin-sesi-anadolu-ajansi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
