<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mimari arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/mimari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/mimari/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 13:03:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Türkiye’nin “Melanet” Gerçeği Deprem &#8211; Ahmet Özdemir</title>
		<link>https://contextdergi.com/turkiyenin-melanet-gercegi-deprem/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/turkiyenin-melanet-gercegi-deprem/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 13:06:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akademiden Topluma: Bilim İletişimi Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Acil Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Bina sağlamlık Testi]]></category>
		<category><![CDATA[Bina Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem önlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Mimarlık ve Mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[Önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlamlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=3757</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Melisa Güven Melisa Güven: Ahmet Hocam, hoş geldiniz. Bugün ne yazık ki sizinle ülkemizin bir gerçeği olan deprem hakkında konuşmak istiyorum. Biliyoruz ki bu süreci çalışmalarınızla yakından takip ediyorsunuz. Türkiye geçmişte birçok büyük deprem yaşadı. Ancak yakın zamanda en yakıcı olan, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Büyük Kahramanmaraş depremleriydi. Bu deprem, 11 ilimizin etkilendiği,  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/turkiyenin-melanet-gercegi-deprem/">Türkiye’nin “Melanet” Gerçeği Deprem &#8211; Ahmet Özdemir</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>-Melisa Güven</strong></em></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-3758 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/ahmet-hoca-video-tam.00_07_52_28.Still002-kopya.jpg" alt="" width="1920" height="1063" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/ahmet-hoca-video-tam.00_07_52_28.Still002-kopya-200x111.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/ahmet-hoca-video-tam.00_07_52_28.Still002-kopya-300x166.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/ahmet-hoca-video-tam.00_07_52_28.Still002-kopya-400x221.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/ahmet-hoca-video-tam.00_07_52_28.Still002-kopya-600x332.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/ahmet-hoca-video-tam.00_07_52_28.Still002-kopya-768x425.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/ahmet-hoca-video-tam.00_07_52_28.Still002-kopya-800x443.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/ahmet-hoca-video-tam.00_07_52_28.Still002-kopya-1024x567.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/ahmet-hoca-video-tam.00_07_52_28.Still002-kopya-1200x664.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/ahmet-hoca-video-tam.00_07_52_28.Still002-kopya-1536x850.jpg 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/ahmet-hoca-video-tam.00_07_52_28.Still002-kopya.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></p>
<p><strong>Melisa Güven: Ahmet Hocam, hoş geldiniz. Bugün ne yazık ki sizinle ülkemizin bir gerçeği olan deprem hakkında konuşmak istiyorum. Biliyoruz ki bu süreci çalışmalarınızla yakından takip ediyorsunuz. Türkiye geçmişte birçok büyük deprem yaşadı. Ancak yakın zamanda en yakıcı olan, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Büyük Kahramanmaraş depremleriydi. Bu deprem, 11 ilimizin etkilendiği, milyonlarca insanın evsiz kaldığı bir yıkımdı. Binlerce insanımızı kaybettik. Hayatta kalanların büyük kısmı kurulan konteyner kentlerde yaşamaya ve sürecin getirdiği psikolojik sorunları atlatmaya çalışıyorlar. Depremin etkileri hâlâ sürüyor. Bu konuda farkındalığı artırmak için sizinle bir röportaj yapmak bizim için çok değerli. Öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?</strong></p>
<p><strong>Ahmet Özdemir:</strong> İstanbul Beykent Üniversitesi’nde İnşaat Mühendisliği bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaktayım. Şu anda doktora çalışmamı yapı mühendisliği alanında yürütüyor, özellikle yapı ve deprem mühendisliği üzerine yoğunlaşıyorum. Depreme karşı risk tespiti, yani deprem öncesinde yapıların riskli olup olmadığı üzerine hızlı değerlendirme yöntemleri üzerine çalışıyorum.</p>
<p><strong>M.G: Kahramanmaraş depremleri bize bina güvenliği konusunda ne öğretti?</strong></p>
<p><strong>A.Ö:</strong> Depremde yıkılan binaların yüzde doksan beşi 2000 yılından önce yapılan yapılardı. Bu yıkımın genel nedenlerini, yapı denetim mekanizmalarının çalışmıyor oluşu, malzeme dayanımlarının belli bir standarda bağlanmamış olması, yeterli mühendislik ve kontrol hizmeti alınmayan yapıların fazlalığı olarak sıralayabiliriz. Tüm bu sebeplerle sonuç maalesef çok ağır oldu. Bunun dışında, gevşek zeminlerde yapılan yeni yapılarda temele daha çok yatırım yapmak gerekiyor. Yani temelin daha maliyetli olması gerekiyor. Lakin müteahhitler daha çok bu durumdan kaçmaya çalışıyorlar. Depremde yeni olup da yıkılan yapılar, genel olarak temel kaynaklı sorunlar nedeniyle yıkıldılar. Binada üst yapı tamamen sağlam kalıp, binada farklı oturmalar veya yan yatma gibi durumlar oluştu.</p>
<p><strong>M.G: Bunun örneğini Rönesans Rezidans’ta görmüştük. Bina, Hatay’daki yeni bir binaydı. Hatta büyük yaşam vaatleriyle kurulmuştu ama depremde tamamen yan yattı.</strong></p>
<p><strong>A.Ö:</strong> Çünkü müteahhitler zemin etüdünden kaçmaya çalışıyorlar. Para vermek istemiyorlar. Zemin etüdünden çıkan sonuca göre eğer zemin gevşekse, zemin yeterli mukavemete sahip değilse, oraya daha iyi bir temel tasarımının yapılması gerekiyor. Tabii müteahhitler buna “toprağa gömülen para” olarak bakıyorlar. Çünkü görünen bir kısım değil. Bundan dolayı da çok fazla yıkım gerçekleşti. Bir mühendis bakış açısıyla da genel olarak böyle söyleyebilirim.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3760 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-scaled.jpg" alt="" width="1850" height="2560" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-200x277.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-217x300.jpg 217w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-400x554.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-600x830.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-740x1024.jpg 740w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-768x1063.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-800x1107.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-1110x1536.jpg 1110w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-1200x1661.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-1480x2048.jpg 1480w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8804-scaled.jpg 1850w" sizes="(max-width: 1850px) 100vw, 1850px" /></p>
<p><strong>M.G: Deprem öncesinde alınması gereken en kritik önlem sizce nedir?</strong></p>
<p><strong>A.Ö:</strong> Ben şimdi deprem öncesinde alınması gereken önlem “deprem çantası hazırlayayım” falan demeyeceğim. Şöyle; bulunduğunuz, yaşadığınız, ikamet ettiğiniz yapının az çok depreme karşı dayanıklı ve dirençli olduğunu bilmeniz gerekiyor. En büyük önlem bu zaten. Biliyorsunuz, Japonlar deprem olduğunda evlerinden bile çıkmıyorlar.</p>
<p><strong>M.G: Peki deprem sonrasında yaşanan en büyük sorunlardan biri sizce nedir?</strong></p>
<p><strong>A.Ö:</strong> Deprem sonrasında görüldüğü kadarıyla, afet yönetim sistemi iyi mobilize olamadı. En büyük sorun buydu. Depremzedelere, gerektiği anda ve gerektiği miktarda yardım ulaştırılamadı.</p>
<p><strong>M.G: Biraz da yapıların analizlerine değinmek istiyorum. Maalesef bu konuda da yeterli bilgiye sahip değiliz. Yapı denetim raporlarının önemi nedir? Bu raporlara nasıl ulaşabiliriz?</strong></p>
<p><strong>A.Ö:</strong> Öncelikle başlangıç raporları bulunuyor; statik, tesisat, elektrik, mimari gibi. Onun dışında, gelen malzemelerin yani her beton dökümünde veya donatı geldiğinde şantiyede malzeme raporları oluyor. Ayrıca yapım aşamalarında, yönetmeliğe uygun yapılıp yapılmadığına dair raporlar oluyor. Yani her süreçte, diyelim her kat çıkışında, ayrıca rapor düzenleniyor. Bunun sonucunda da bir tane nihai rapor oluyor. Peki bunlara nasıl ulaşılabilir? Belediyelerden veya yapı denetim firmasından istenebilir. Ama bunu ilgili yapı denetim firmasından isteyebilecek kişiler kat malikleri, yani dairenin sahipleridir. Kiracılar bunu isteyemiyor. Sonuç olarak ev sahibiyle anlaşması gerekiyor. 2001 yılından sonra zorunlu hâle getirildi ve belediyelerin bunları arşivlemesi isteniyor. Daha önceki raporlara ulaşmak ise biraz zor.</p>
<p><strong>M.G: Bir de kentsel dönüşüm süreci var. Sizce bu süreç yeterli mi, ya da bu süreç etkili işliyor mu? Kentsel dönüşüm sürecindeki binalar ne kadar sağlam yapılıyor?</strong></p>
<p><strong>A.Ö:</strong> Kentsel dönüşüm sürecinde yapılan binaların büyük çoğunluğu sağlıklı yapılıyor. Ancak süreç yeterince etkili işlemiyor. Bunun çeşitli nedenleri var: Takip süreçlerini yürütecek belediyelerde yeterli teknik uzman bulunmaması, finansal sıkıntılar, yapı sahiplerinin yeterli mali güce sahip olamaması ya da devletin yeterli desteği sağlamıyor olması gibi sorunlar yaşanıyor. Ayrıca hukuki sorunlar da olabiliyor. Bu üç temel sebepten dolayı süreç olması gerektiği gibi işleyemiyor. Örneğin, o bölgede üç kata kadar izin veriliyor ve yapılar da genellikle üç katlı oluyor. Ancak müteahhitlere verecek olan şahıslar, müteahhitten bir veya iki kat fazlasını istiyor. Bu yüzden müteahhit ile anlaşma sağlanamıyor. Bu tür sürüncemeler ve insanların yeterli bilinçte olmaması sebebiyle süreç ağır aksak devam ediyor diyebiliriz.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-3759 aligncenter" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-scaled.png" alt="" width="2560" height="2560" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-66x66.png 66w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-150x150.png 150w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-200x200.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-300x300.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-400x400.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-600x600.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-768x768.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-800x800.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-1024x1024.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-1200x1200.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-1536x1536.png 1536w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_8637-scaled.png 2560w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p><strong>M.G: Bizler, depreme bilinçli bireyler olarak binalarımızın dayanıklılığını ölçmek için testler yaptırmak istiyoruz. Ancak bu testlerin maliyetleri oldukça yüksek. Hiçbir test yapılmadan bir binanın sağlam olup olmadığı anlaşılabilir mi? Bunun üzerine araştırmalar yaptığınızı biliyorum. Yaptığınız çalışmalarda basit yöntemlerin ya da birçok yöntemin olduğunu biliyorum. Bize bu konu hakkında bilgi verebilir</strong><strong> misiniz?</strong></p>
<p><strong>A.Ö:</strong> Temelde, risk değerlendirmesi üç basamaklı bir süreç olarak işliyor. Birinci seviye değerlendirme yöntemlerimiz var; bunlara “sokaktan tarama yöntemleri” de diyebiliriz. Yani, binanın dış görünüşüne bakarak çeşitli yorumlar yapıyoruz. Eğer yapı riskli çıktıysa, ikinci seviyeye geçiliyor. İkinci seviyede, yapının kat planları varsa o planlardan yararlanarak çeşitli hesaplamalar yapılıyor. Bu süreç birinci seviyeye göre biraz daha uzun sürüyor. Üçüncü seviye değerlendirme yöntemleri ise bir yapının riskli ya da risksiz olduğuna dair kesin kararı verdiğimiz yöntemler oluyor. Bu yöntemleri şöyle özetleyebilirim: Örneğin, pazardan elma aldığınızı düşünün. Önce dış görünüşüne bakarsınız; rengi kırmızı mı, parlak mı? Bu, birinci derece değerlendirmeye benziyor. Eve gelip kabuğunu soyarsınız, bu ikinci derece yönteme benzetilebilir. Ama ortasından kesip açtığınızda elmanın gerçek durumunu görürsünüz. O da üçüncü derece yöntemi temsil ediyor.</p>
<p>Üçüncü derece değerlendirme maliyetli ve uzun süren bir süreç tabii.Birinci derece yöntemler genellikle daha bölgesel sonuç veriyor. “Bu bölge riskli mi, değil mi?” gibi sorulara daha iyi cevap veriyorlar. Ama tek bir binanın kesin olarak riskli ya da risksiz olduğunu söylemek için yeterli değiller. Birinci derece yöntemlerde genel olarak baktığımız şeyler; binanın dış cephesindeki düzensizlikler ve yapı planının düzenli olup olmadığıdır. Birinci derece yöntemlerde genellikle binanın dış cephesine ve yapının planının düzenli olup olmadığına bakılır. Örneğin, binanın kare ya da dikdörtgen şeklinde olması, balkonların tamamen duvarla kapatılmış olup olmaması ve zemin katın sadece camla kaplı olup “yumuşak kat” etkisi yaratıp yaratmadığı gibi durumlar değerlendirilir.</p>
<p>Ayrıca, binanın hangi yönetmeliğe göre yapıldığı da çok önemli. 2007 yönetmeliğine göre yapılan yapılar genellikle daha güvenli. 1998 sonrası yönetmelikler de bir güvence sağlıyor diyebiliriz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayınlanan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslar diye bir yönetmelik var. Bu yönetmelik bir binaya kesinlikle “bu yapı risklidir” ya da “risksizdir” demiyor. Orada bir puanlama sistemi var. Ortalama olarak 50 puanın üstüne çıkarsa, o yapı oturulabilir kabul ediliyor. 50 puanın altında ise oturulmaması tavsiye ediliyor.</p>
<p>Ama şunu da vurgulayayım, bunlar çok basit yöntemler, kesin sonuç vermezler. Kesin sonuç için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın onayladığı çeşitli fi rmalara başvuru yapmak gerekiyor. Bu fi rmalar üçüncü derece yöntemleri uyguluyor ve süreç biraz daha uzun sürüyor.</p>
<p>İkinci derece yönteme örnek olarak da “Hassan Endeksi Yöntemi” diyebilirim. Burada binanın kat planı gerekiyor. Biz, kolonların bulunduğu hizaya “aks” diyoruz. Kat planına göre binadaki akslar düzenliyse, mesafe düzenliyse ve kolon boyutları biliniyorsa matematiksel birkaç hesaplamayla yapının güvenli olup olmadığını söyleyebiliyoruz. Mesela kolonlar 40&#215;40 cm ise hesap basitçe şöyle oluyor: (0,40 x 0,40) ÷ 2 = 0,08 eder. Yani kolonun efektif alanı 0,08 m² olmuş oluyor. Diyelim ki 100 m² bir alan ve dokuz kolon var. 9 x 0,08 = 0,72 sonra yüze bölüyoruz ve o da 0,72/100= 0.0072 ediyor. Aslında burada etkili kolon alanın taban alanında yüzde kaça denk geldiğini buluyoruz. Yapılan hesaplamalarda yapı, 0,25 ve 0,50’nin üzerindeyse aşağı yukarı güvenlidir diyebiliriz. Tabii bu anlattığım iki yöntem de altı kata kadar geçerli. Yani altı kattan yüksek bir yapıdaysanız bu dediğim yöntemleri kullanamazsınız. Eğer bir daire kiralayacaksanız, özellikle 2000 sonrası yapıları tercih etmenizi öneririm. Dediğim gibi kapalı çıkma olmaması, yumuşak kat içermemesi, tepe yamaç dediğimiz, bir taraftın kat sayısının diğerine göre daha fazla olmamasına ve bitişik yapı olmamasına dikkat etmelisiniz. Mali durumunuzdan dolayı bitişik yapıda oturmak zorunda kalırsanız da katların yani döşeme seviyelerinin aynı olmasına dikkat edin.</p>
<p><strong>M.G: Depremden sonra oluşan duvar ve kolon çatlaklarının öneminden bahsedebilir miyiz? Bu oluşan çatlaklar bize yapıların hasar durumu ile ilgili bilgi verir mi?</strong></p>
<p>A.Ö: Kesinlikle bilgi verir. Özellikle binalarda taşıyıcı sisteme bakmak gerekir. Yani en önemli olan kolonlar ve kirişlerin bütünlüğüdür. Bir duvarda çatlak olabilir, hatta duvar tamamen “X” şeklinde ayrılmış da olabilir. Ama esas önemli olan kolonlar, kirişler ve varsa perde betondur. Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor. Yapıların özellikle eğilme mukavemeti göstererek yıkılmaya karşı çalışmalarını isteriz.</p>
<p>Örneğin, elinizde bir çubuk olsun, çubuğu biraz eğdiğinizde eğilme mukavemeti ortaya çıkar. Bu da deprem sırasında daha dayanıklı olmasını ve kişilerin evden çıkmak için zaman kazanmalarını sağlar. Eğer eğilme olmazsa, bir sopayı ucundan tutup bastırdığınızda kırılması gibi bina da yıkılır. Biz buna mühendislikte “gevrek kırılma” diyoruz, yani çok ani bir şekilde yapı göçer. O ani kırılmayı istemediğimiz için, özellikle kolon ve kiriş birleşim bölgelerinde “X” şeklinde çatlaklar varsa oradan direkt kaçmalısınız. Kolon ve kirişlerde çatlak olmaması gerekiyor. Eğer bu çatlaklar ortaya doğru ilerliyor ve “X” şeklini almaya başlıyorsa, bu durum çok tehlikelidir.</p>
<p>Oluşan çatlağın genişliği 0,03 milimetreyi geçiyorsa, mutlaka uzman bir mühendisten bilgi alana kadar o evde oturmayın derim. Ama sadece sıvada ya da dolgu duvarında çatlak varsa, bunlar genellikle çok büyük bir tehlike oluşturmaz ve endişe duymanıza gerek yoktur.</p>
<p><strong>M.G: Buraya gelerek bizi bilgilendirdiğiniz için çok teşekkür ederiz hocam.</strong></p>
<p><strong>A.Ö:</strong> Rica ederim. Ben teşekkür ederim.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/turkiyenin-melanet-gercegi-deprem/">Türkiye’nin “Melanet” Gerçeği Deprem &#8211; Ahmet Özdemir</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/turkiyenin-melanet-gercegi-deprem/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyetin Görsel Kültürü: Ulusal Mimari</title>
		<link>https://contextdergi.com/cumhuriyetin-gorsel-kulturu-ulusal-mimari/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/cumhuriyetin-gorsel-kulturu-ulusal-mimari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beykent Newslab]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2024 09:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[2.Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[görsel kültür]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[vedat tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=2635</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti artık yeni bir görsel kültüre ihtiyaç duyuyordu ve bunun en önemli ayaklarından biri ulusal mimarinin ortaya çıkışıydı.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/cumhuriyetin-gorsel-kulturu-ulusal-mimari/">Cumhuriyetin Görsel Kültürü: Ulusal Mimari</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Ozan Günel</em></strong></p>
<blockquote><p><em>Türkiye Cumhuriyeti artık yeni bir görsel kültüre ihtiyaç duyuyordu ve bunun en önemli ayaklarından biri ulusal mimarinin ortaya çıkışıydı.</em></p></blockquote>
<p>Cumhuriyet’in kurulması Türk modernleşme ve ulus devriminin en önemli adımlarından biriydi. Fakat her devrimde olduğu gibi bu tip dönüşümler sadece siyasal sistemlerin değişmesi ile olmadı. Siyasal, ekonomik ve sosyolojik alanlar daha çok konuşulsa da Türkiye Cumhuriyeti artık yeni bir görsel kültüre ihtiyaç duyuyordu ve bunun en önemli yapı taşlarından biri ulusal mimarinin ortaya çıkışıydı.</p>
<p>Türk tarihine bakıldığında 11. yüzyılın sonundan Anadolu’ya yerleşene kadar seyyah, göçebe toplumları görülür. Bu gezginlik bir yandan farklı kültürleri sentezleyen bir toplum yaratırken, bir yandan da özellikle mimari ve kentsel planlama gibi daha kalıcı görsel kültür ve tasarıma ait özelliklerin ortaya çıkmasını geciktirdi. 13. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin kurulması ve kısa zamanda bir imparatorluğa dönüşmesi sonucu da kentsel yapılanma bu göçebe dönemin ve İslam kültürünün, mimarisinin etkisinde gelişti. Fakat özellikle ulus düşüncesinin ortaya çıkması ve Birinci Dünya Savaşı sonrası bir Türk ulusu inşası üzerine devlet planlaması yapılması bu durumun değişmesi gerekliliğini ortaya koydu. Bu olguların sonucunda yapılan planlamanın gerçekleşmesi sonucu görselliğin en önemli alanı olan mimari ve kentsel planlamanın ulusallaşması, aynı zamanda da devrimsel dönüşüme uygun olarak yenilenmesi gerekti.</p>
<div id="attachment_2637" style="width: 336px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-2637" class=" wp-image-2637" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-2-300x169.jpg" alt="" width="326" height="184" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-2-200x113.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-2-300x169.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-2-400x225.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-2-600x338.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-2-768x432.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-2-800x450.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-2-1024x576.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-2-1200x675.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-2.jpg 1280w" sizes="(max-width: 326px) 100vw, 326px" /><p id="caption-attachment-2637" class="wp-caption-text"><em>                        Resim Heykel müzesi</em></p></div>
<p>İşte bu noktada her ne kadar yeni cumhuriyetin başkenti olmasa da hem yıllarca imparatorluğun başkenti olması sebebiyle hem de yeni cumhuriyetin de kalbi ve en önemli şehri diyebileceğimiz İstanbul ve küçük bir şehir iken bir başkent olan Ankara bu dönüşümü anlamak adına önemli örnekler oldular. İstanbul ve Batılılaşma süreci tabii ki 1923 ile başlamadı. Doğan Kuban’a göre “İstanbul’un hep Batılı bir kent olduğu söylenebilir. Fakat bu İslam’ın Batısı’dır”. Kuban, devrim öncesi başlayan kentsel dönüşümü batılı fikrine bir öykünme olarak görür. Fakat devrimsel dönüşümler sadece bir öykünme üzerinden gerçekleşmez. Onların çok daha derin dönüşümlere ihtiyaçları vardır. Örneğin Sovyetler Birliği kurulduğunda oluşan yeni sanatsal yaklaşım, hem temsil hem de form olarak o yeni düzeni anlatması gereken bir dil gerekliliğinin sonucudur. Aynı şekilde, Türkiye Cumhuriyeti de bu devrimi yaparken yüzünü Batı’ya dönmüş fakat aynı zamanda bunu devrimsel dönüşümlere uygun bir şekilde Sibel Bozdoğan’ın “Devrime Biçim Vermek” olarak adlandırdığı bir perspektifte yapmaya çalışmıştır. Bu biçim devrimin yüzünü döndüğü Batı’dan esintiler taşıdığı gibi bir yandan modern ulusal mimari anlayışını yansıtmaya çalışır bir yandan da geçmişini yansıtan, geldiği kültürden esintiler taşır. Örneğin Vedat Tek’in (o dönemki adıyla Vedat Bey) tasarladığı ve 1909 tarihinde tamamlanan Sirkeci Merkez Postanesi (günümüzdeki adıyla Büyük Postane) Sibel Bozdoğan’a göre belirgin bir şekilde Avrupai bir bina olsa da Osmanlı mimarisinden izler de taşır.</p>
<div id="attachment_2639" style="width: 340px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-2639" class=" wp-image-2639" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-4-300x182.jpg" alt="" width="330" height="200" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-4-200x121.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-4-300x182.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-4-400x242.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-4-600x363.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-4-768x465.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-4-800x484.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-4-1024x620.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-4.jpg 1181w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" /><p id="caption-attachment-2639" class="wp-caption-text"><em>                       Ziraat Bankası binası</em></p></div>
<p>Yapılan arkeolojik kazılardan da görüldüğü üzere İstanbul insanlık tarihinin büyük bir kısmında önemli bir şehirdi. Türkiye 1923’de devrimci bir yöne döndüğünde İstanbul’un Osmanlı’dan, Bizans’tan, Roma’dan ve öncesinden kalan önemli bir mirası vardı. Böylesi yerlerde şehrin tamamen dönüşmesi yerine bir sentez kültürü gelişir. Ankara ise Cumhuriyet ile büyüyen bir şehirdi. İstanbul’un aksine yeniden yaratım değil baştan yaratımın bir merkezidir.<br />
Mimar Kemaleddin’in eserlerinin yanı sıra, Giulio Mongeri (Ziraat Bankası Genel Müdürlük Binası) ve Arif Hikmet Koyunoğlu (Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi) gibi mimarların da işleri şehrin dokusuna eklenmiştir. Belki de İstanbul’un aksine baştan yaratılan bir şehir olduğu ve idarenin de merkezi olduğu için Ankara bir şehir olarak düzenin göstergesi olarak görülmüştür.</p>
<p>Aslında mimarlık özelinde bahsedilen bu durumu görsel kültürün tüm alanlarında görmek mümkündür.  1925 yılında yürürlüğe giren Şapka Kanunu ve 1934 yılında yürürlüğe giren Kıyafet Kanunu gibi kanunlar, ulusal mimarinin gelişmesi için çıkarılan kanun ve kararnameler gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin altı oku inkılapçılığın görsel karşılıklarıydı. Daha önce Osmanlı İmparatorluğu içerisinde II. Mahmud döneminde benzer dönüşümler denense de Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen dönüşümler çok daha kapsamlı ve detaylı dönüşümlerdi.</p>
<div id="attachment_2638" style="width: 287px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-2638" class=" wp-image-2638" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-3-300x264.jpg" alt="" width="277" height="244" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-3-200x176.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-3-300x264.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-3-400x352.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-3-600x528.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-3-768x675.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-3-800x703.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-3-1024x900.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-3.jpg 1200w" sizes="(max-width: 277px) 100vw, 277px" /><p id="caption-attachment-2638" class="wp-caption-text"><em> Vedat Tek</em></p></div>
<p>Şehir, insanların hayatlarının önemli bir kısmını geçirdikleri ve aynı zamanda sürekli maruz kaldıkları mekânsal bir tasarımdır. Bu sebeple insanların kültürel ve algısal yaklaşımlarını ciddi bir şekilde etkilediği için görsel dönüşümler alanından bakıldığında üzerine en çok düşünülen alanların başında gelir. Doğal olarak, Cumhuriyet’in ilanıyla beraber bu dünyaya uygun bir kentsel tasarımın gerekliliği de ortaya çıkar. Bu anlayışı yansıtan Cumhuriyet tarihinin mimari ve kentsel dönüşümü ilk olarak Birinci Ulusal Mimarlık Akımı ile bağdaştırılır. Akım aslında Osmanlı’nın son döneminde başlamış olsa da temsil olarak varlığını ve aynı zamanda asıl etkisini devrim sonrasında göstermiştir. Akımın öncüleri arasında Mimar Kemaleddin ve Vedat Tek gelmektedir. Her ne kadar Afife Batur gibi önemli mimarlık tarihçileri bu tip akım ve sıfatların toptanlaştırıcı etkisinin altını çizse de bu yazı açısından söz konusu mimarların Türk ulusallaşmasına ve mimari çağdaşlaşmasına bakmak önemlidir.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-2636 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-215x300.jpg" alt="" width="237" height="331" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-200x280.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-215x300.jpg 215w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-400x559.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-600x839.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-732x1024.jpg 732w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-768x1074.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-800x1118.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-1099x1536.jpg 1099w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-1200x1678.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-1465x2048.jpg 1465w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2023/12/buyuk-postane-1-scaled.jpg 1831w" sizes="(max-width: 237px) 100vw, 237px" />Türk devriminin ütopik toplumsal dönüşüm karakteri kendisini kentsel dönüşüm çabalarında da gösterir. Bu dönüşümün ilginç bir yaklaşımı Le Corbusier üzerinden görülebilir. Mimarlık tarihinin en önemli mimarlarından biri olan İsviçreli-Fransız bir mimar olan Le Corbusier, geleneksel Türk mimarisinin geometrik formlarından ve işlevselciliğinden ciddi bir şekilde etkilenmiştir. Düzen ve akılcılığın sembolü olarak gördüğü küpün Osmanlı ve Selçuklu yapılarında kullanımı özellikle ilgisini çekmiştir. Aslında Le Corbusier 1911’de Türkiye’ye seyahat etmiş ve özellikle “büyük mimari ilkelerin ansiklopedisi” olarak adlandırdığı Selçuklu dönemi şehri Konya’dan oldukça etkilenmiştir. Daha sonra Türkiye’de yaşadığı deneyimleri ve bunların çalışmalarına olan etkisini Doğuya Yolculuk kitabında yazmıştır. Aynı şekilde Türk mimarlığı da Le Corbusier’in işlerinden çokça esinlenmiştir. Sibel Erdoğan’ın da söylediği üzere Behçet Sabri ve Bedrettin Hamdi tarafından hazırlanan ve ilk sayısını 1931 yılında çıkartan Mimar Dergisi, Le Corbusier’in formları ile Türk Modern mimarisinin yaklaşımında bir sentez üretmek istemiştir. Bu durum hem Batılılaşan hem de kendi dokusunu yaratan devrimsel dönüşümlerin nasıl doğal bilinç süreçleri ürettiğini göstermek açısından önemlidir. Klasik Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden etkilenen Batılı bir mimarın izini sürmek devrimsel dönüşümü kavramayı ve kültür ile nasıl bir bağlantısı olduğunu anlamayı sağlarken bir yandan da geleceğe nasıl bakabileceğimize güzel bir örnek oluşturur. Ne var ki, Cumhuriyet’in 100. yılına girerken Türkiye gündemini halen kentsel dönüşümler, büyük şehirleri bekleyen deprem ve heyelan gibi tehlikeler meşgul ediyor.</p>
<p>Fakat bu konular daha çok şehirlerin sermayeye teslim edilmesi gibi tartışmalar üzerinden ele alınmaktadır. Cumhuriyet’in yüzüncü yılına girerken asıl yapılması gerekenler iyi bir plan ile binaların kentsel dokularını ve miraslarını bozmadan onları geleceğe aktarmak ve hâlihazırda bulunan sorunları ortadan kaldırmak olmalıdır. Bunun için her ne kadar eksikleri, hataları, yanlışları olsa da; Cumhuriyet’e yeni kentsel bakışla bakmak, o bakışı kopyalamadan anlamak ve günümüze uyarlamak sağlam adımlarla ilerleyebilmek için önemli bir girişim olacaktır.</p>
<p><em>İllüstrasyon: Nur Torun</em></p>
<h4>Yararlanılan Kaynaklar</h4>
<p>D<em>oğan Kuban &#8211; İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir – Yem Kitapevi</em></p>
<p><em>Sibel Bozdoğan – Modernizm ve Ulusun İnşası – Metis Yayınları</em></p>
<p><a href="https://contextdergi.com/cumhuriyetin-gorsel-kulturu-ulusal-mimari/">Cumhuriyetin Görsel Kültürü: Ulusal Mimari</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/cumhuriyetin-gorsel-kulturu-ulusal-mimari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
