<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>medya teknolojileri arşivleri - Context Dergi</title>
	<atom:link href="https://contextdergi.com/kategori/medya-teknolojileri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://contextdergi.com/kategori/medya-teknolojileri/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 28 May 2026 18:36:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Bağımsız Medya Ekosistemini Desteklemek: NewsLab Turkey</title>
		<link>https://contextdergi.com/bagimsiz-medya-ekosistemini-desteklemek-newslab-turkey/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/bagimsiz-medya-ekosistemini-desteklemek-newslab-turkey/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 12:54:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Jean Baudrillard Sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Alphan Sabancı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız habercilik]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız medya]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Gazeteciliği]]></category>
		<category><![CDATA[dijital gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[e-bülten haberciliği]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[medya dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[medya ekosistemi]]></category>
		<category><![CDATA[medya gelir modelleri]]></category>
		<category><![CDATA[medya girişimciliği]]></category>
		<category><![CDATA[medya teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[NewsLab Turkey]]></category>
		<category><![CDATA[podcast yayıncılığı]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Tuhaf Stüdyo]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya]]></category>
		<category><![CDATA[yerel gazetecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4290</guid>

					<description><![CDATA[<p>NewsLab Turkey’in kurucu ortaklarından biri olarak bağımsız ve sürdürülebilir gazetecilik alanında önemli çalışmalar yürüten, Tuhaf Stüdyo çatısı altında ise kurumlarla geleceğe dair eleştirel düşünme süreçleri geliştiren Ahmet Alphan Sabancı ile medya ekosisteminin dönüşümünden, yerel gazeteciliğin yapısal sorunlarına; gelir modellerinden yapay zekânın gazetecilik üzerindeki etkilerine kadar pek çok başlığı yeni medyadaki gazetecilik perspektifinden ele aldık. Aslı  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/bagimsiz-medya-ekosistemini-desteklemek-newslab-turkey/">Bağımsız Medya Ekosistemini Desteklemek: NewsLab Turkey</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">NewsLab Turkey’in kurucu ortaklarından biri olarak bağımsız ve sürdürülebilir gazetecilik alanında önemli çalışmalar yürüten, Tuhaf Stüdyo çatısı altında ise kurumlarla geleceğe dair eleştirel düşünme süreçleri geliştiren Ahmet Alphan Sabancı ile medya ekosisteminin dönüşümünden, yerel gazeteciliğin yapısal sorunlarına; gelir modellerinden yapay zekânın gazetecilik üzerindeki etkilerine kadar pek çok başlığı yeni medyadaki gazetecilik perspektifinden ele aldık.</span></p></blockquote>
<p><strong>Aslı Şen: Öncelikle hoş geldiniz. Söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için çok mutluyum. Sizi tanıyarak başlayabilir miyiz?</strong></p>
<p><strong>Ahmet Alphan Sabancı:</strong> 2018 yılından bu yana NewsLab Turkey’in kurucularından biriyim. Aynı zamanda eleştirel fütürist ve teknolojist olarak, kendi kurduğum Tuhaf Stüdyo bünyesinde farklı alanlarda çalışmalar yapmaya devam ediyorum. Uzmanlık alanımı kısaca özetlemek gerekirse medya teknolojileri, internet, güncel kültürel akımlar ve trendler üzerine çalışıyorum. Bunun yanı sıra farklı kurum ve kişilere danışmanlık ve eğitim sunuyorum.</p>
<p><strong>A.Ş.: Kendinizi eleştirel fütürist olarak tanımlıyorsunuz. Eleştirel fütürist tam olarak ne anlama geliyor?</strong></p>
<p><strong>A.A.S.:</strong> Hayatımızın her alanında ve her profesyonel ortamda gelecek üzerine düşünmek, bunun üzerine strateji üretmek ve plan yapmak gerekiyor. Ancak özellikle konu gelecek olduğunda, maalesef bunu popülist ve hazır bir pazarlama aracı olarak kullanan çok fazla insan var. Benim yaptığım iş sadece “Bakın böyle olacak, şöyle olacak” diye anlatmak değil; kişilerin daha eleştirel bir bakış açısıyla gelecekteki farklı potansiyelleri kendileri nasıl tartabileceklerini ve bunun üzerine nasıl düşünebileceklerini öğretmek. Gelecekte “şu olacak” diye karşılarına çıkan biri olduğunda; “Niye böyle diyorlar, gerçekten böyle bir şey olabilir mi?” diye sorabilmelerini istiyorum. Kendilerine bir gelecek vadedildiğinde, bunun karşı taraf için ne gibi avantajlar, kendileri açısından ne gibi dezavantajlar yaratabileceğini sorgulamalarına yardımcı oluyorum. İşe biraz daha teorik ve eleştirel tarafı da dahil ettiğimden dolayı böyle ayırıcı, yeni bir unvan kullanmayı tercih ettim.</p>
<p><strong>A.Ş: Tuhaf Stüdyo da bunun özelinde bir çalışma alanı değil mi?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Hem medyada hem de farklı sektörlerde insanlar gelecek üzerine plan yapmak istediklerinde ya da daha uzun vadeli bir şeyler üretmek, bunun üzerine kafa yormak istediklerinde bir nevi yol göstericilik ya da bir asistanlık yapıyorum diyebilirim. Ben hazır paket sunmak yerine, onlarla birlikte gelecek üzerine kafa yoruyorum.</p>
<p><strong>A.Ş: Muhtemelen orada geleceğe dair bir analiz yapıyorsunuz. Analizler nasıl çıkıyor ya da o geleceği yorumlama kısmı nasıl gerçekleşiyor?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Aslında her şey bugünü iyi incelemekle ortaya çıkıyor. Çok fazla medya tüketen bir insanım, işim de bunu gerektiriyor. Şu anda ne olup bittiği, kimlerin ne anlattığı, neler yapmaya çalıştığı aslında geleceğe dair sinyaller veriyor.</p>
<p>Ancak oturup internete veya herhangi bir medya aracına baktığınızda birçok farklı içerik ve haber karşınıza çıkıyor. Benim yaptığım şey, buradaki gürültünün içerisinden anlamı olabilecek, geleceğe dair işaret veren, günümüzde yaşanan birtakım değişimleri anlatan sinyalleri toplamak. Bundan sonrası da farklı metodolojilerle ve bilgi birikimiyle harmanlayarak, karşımıza çıkabilecek gelecek senaryolarını üretmek oluyor. Bu sinyalleri topladığımda da asla tek bir senaryo üretmiyorum. Bunun yerine üç veya dört tane halihazırda var olan durumdan ve geleceğe dair alakalı alanlardan oluşan farklı hikayeleri alıyorum. Buradaki amaç, farklı ihtimallerin oluşabileceğini ve o senaryolarda büyük dönüşümler yaşayabileceğimizi göstererek potansiyelleri açığa çıkarmak.</p>
<p><strong>A.Ş: NewsLab Turkey, Türkiye’de bağımsız ve sürdürülebilir gazetecilik adına alanında önemli bir boşluğu dolduruyor. Bize kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> NewsLab Turkey’nin kuruluşu, Sarphan Uzunoğlu’yla birlikte aşama aşama yaptığımız işlerin bir sonucu gibiydi. 2010’ların başında gazetecilere yönelik eğitimler, atölyeler yapıyorduk. Sarphan, programların tasarımını yaparken ben de teknoloji eğitmenliği yapıyordum. Birçok farklı kurum gazetecilik veya medya üzerine eğitimler verse de bazı eksikler olduğunu görmeye başladık. Bunun üzerine gazetecileri, medya sektörünü daha farklı formatta ve özellikle bağımsız medyayı holistik bir şekilde desteklemek adına NewslabTurkey’i hayata geçirdik. En başta verdiğimiz kuluçka programı ve eğitimler vardı. Burada yaptığımız en temel farklılık, kuluçka programına kabul edilen ve ürün çıkarabilen herkese maddi destek sunabilmeyi öncelik olarak belirledik.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Medya tarafındaki üreticilerin şunu kabullenmesi önemli; niyetim buysa, kitlem buysa, maksimum sınırım da belli. Buradan elde edebileceğim gelir belli, okur kitlesi belli. Kendimi bir Instagram fenomeniyle ya da YouTube’daki bir kanalla rakam ya da gelir üzerinden kıyaslayamam.”</span></p></blockquote>
<p>Çünkü insanlara sadece bilgiyi verip sonrasında hiçbir şey üretememeleri en büyük sıkıntılardan biriydi. Medya sektörünün ekonomik darlığını da düşününce, insanların bir şeylere başlamasına destek olabilmemiz iyi olur düşüncesiyle yola çıkmıştık. Bunun yanı sıra web sitemiz üzerinden, sektördeki insanların kendilerini geliştirebilecekleri, eğitebilecekleri içerikler üretmeye odaklandık. Zaman içerisinde yazılı içeriklerin yanı sıra söyleşilerle, farklı formatlarla da bu alanlar genişledi. YouTube’da video içerikler ürettik, birkaç farklı şekilde podcast serileri yaptık. Örneğin bunlardan bir tanesinde on bölümlük bir mini seri yapmıştım.</p>
<p>Bir tecrübe aktarımı sağlamak adına Türkiye’de ana akım olarak görülmeyen ama bir şekilde kendini sürdürülebilir kılmış medya girişimcileriyle söyleşiler gerçekleştirmiştim. Diğer yandan haftalık e-posta bültenleri yapıyoruz. Dünyada, medya sektöründe, internette olan bitenin genellikle İngilizce veya farklı dillerde olması sebebiyle Türkiye bu gelişmeleri takip edemiyordu ya da yeni gelişmeleri çok geç öğreniyordu. 2018’de niyetim bu açığı kapatmaktı. O sırada e-bülten formatı yurtdışında popülerdi ancak Türkiye’de yoktu. İnsanlara farklı bir şey gösterelim dedik ve bu sebeple 2018 Ekim’de e-bülten olarak düzenli bir yayın yapmaya başladık. Bizimle hemen hemen aynı zamanlarda Aposto da yayına başladı ve bir anda Türkiye’de herkes e-bülten yayıncılığı yapılabilir gibi bir aydınlanma yaşandı. Bizimle hemen hemen aynı zamanlarda Aposto da yayına başladı ve bir anda Türkiye’de herkes e-bülten yayıncılığı yapılabilir gibi bir aydınlanma yaşandı.</p>
<p>Bu anlamda kendimi çok şanslı görüyorum, NewsLab Turkey’de güzel bir şeyin başlangıcını yapabildik. Yıllar içerisinde elimizdeki kaynaklara göre bu ürettiğimiz şeylerin boyutları değişti. Ama hala aynı amaçla, aynı yaklaşımla bağımsız medya ekosistemini Bu anlamda kendimi çok şanslı görüyorum, <a href="https://www.newslabturkey.org/">NewsLab Turkey</a>’de güzel bir şeyin başlangıcını yapabildik. Yıllar içerisinde elimizdeki kaynaklara göre bu ürettiğimiz şeylerin boyutları değişti. Ama hala aynı amaçla, aynı yaklaşımla bağımsız medya ekosistemini desteklemek için yeni şeyler yapmaya devam ediyoruz. desteklemek için yeni şeyler yapmaya devam ediyoruz.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-4298" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/o_1-scaled-e1778493911738-650x1024.png" alt="" width="232" height="366" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sedat Erol:</strong> <strong>E-bülten haberciliği dünyada büyük rağbet görmüştü. Substack ile birlikte bu ekonomi çok büyüdü ve tekrar düşüşe geçti. Sanırım medya ekosisteminde bazen yeni işlere bir anda bir yığılma oluyor. Sürdürülebilirliği de zor olduğundan geriye yine aynı kişiler kalıyor.</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Tabii o dalgalanmalar hep oluyor. Son dalgalanmanın sebebi pandemiyle gelen podcast büyümesiydi. Bir anda hem ekonomik olarak hem de bilinirlik olarak podcast çok daha cazip geldi. Bir de pandemi döneminde yüz yüze etkinlikler yapılamıyordu. Sosyal izolasyon sürecinde insan sesi duymanın, birilerinin sohbetini dinlemenin cazibesi arttı ve podcastin hem ekonomik hem de üretim anlamında büyüdüğünü gördük. Bülten yapanların bir kısmı da ister istemez oraya geçti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>S.E:</strong> <strong>E-bülten haberciliği benim tüketim formatıma çok uygun. İstediğimde geri dönüp bakabiliyorum ve bu bana çok faydalı geliyor. Ancak bu formatta okur ve tüketici kitlesinin kısıtlı olduğu söyleniyor. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Orada birçok farklı mesele var ve konu dönüp dolaşıp şuraya geliyor: Kendi hitap etmek istediğin kitleyi bulmak ve ona göre üretmek. Herkesin herkese hitap etmesi gibi bir zorunluluk yok. Eğer ben yalnızca yazı okumayı sevenlere, benim gibi her şeyin en derinine dalmayı sevenlere yönelik üretmek istiyorsam, bunu kabul etmem gerekiyor. Burada özellikle medya tarafındaki üreticilerin şunu kabullenmesi önemli; niyetim buysa, kitlem buysa, maksimum sınırım da belli. Buradan elde edebileceğim gelir belli, okur kitlesi belli. Kendimi bir Instagram fenomeniyle ya da YouTube’daki bir kanalla rakam ya da gelir üzerinden kıyaslayamam.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">&#8220;O sırada popüler olan ya da en çok tercih edilen format neyse orada da bir şey yapmalıyım&#8221; yaklaşımını çok hatalı bir strateji olarak görüyorum. Çünkü ne kazanıp ne kaybedeceğini unutuyorsun. Bunu hesaplayamıyorsun ve çoğu zaman kontrol de sende olmuyor.</span></p></blockquote>
<p>Bizdeki temel sorunlardan biri de bundan kaynaklanıyor. İnsanlar internetteki her şeyi, her tür medyayı birbirine denkmiş gibi kıyaslama hatasına düşüyor. Bir YouTuber hızla yüz binlerce aboneye ulaşırken bir e-bültenin 3–4 bin abone seviyesinde kalmasına bir sorun gibi bakılıyor. Oysa ürettiğin format ve hitap ettiğin kitle gereği zaten bir tavan sınırın var. Bu kıyaslamayı yaparak neden kendi kendine işkence ediyorsun? Bu konuda çok uyardığım insan oldu, ara ara kendime de bu uyarıyı yapıyorum hâlâ. Çünkü ister istemez insan bazen şunu düşünüyor: Farklı bir şeyler mi denesem, daha fazla insana ulaşmaya mı yönelsem? Ama diğer yandan şunu da bilmem lazım: Ürettiğim şey herkes için değil.</p>
<p>Mesela <a href="https://www.newslabturkey.org/">NewsLab</a> için hazırladığım bülteni düşünelim. Onun hitap ettiği kitle çok net. Ulaşmak istediğim kitle belli, oraya koymak istediğim şeyler belli. Bunu bir YouTube videosu hâline getirebilir miyim? Denesem bir şekilde yaparım ama içeriğin derinliğini kaybederim. Görünür kalabilmek için başka unsurlar eklemek zorunda kalırım. Bu noktada YouTube’un algoritmasını da mutlu etmem gerekir ve sonuçta yapmak istediğim şey bambaşka bir şeye dönüşür. Bu yüzden “o sırada popüler olan ya da en çok tercih edilen format neyse orada da bir şey yapmalıyım” yaklaşımını çok hatalı bir strateji olarak görüyorum. Çünkü ne kazanıp ne kaybedeceğini unutuyorsun. Bunu hesaplayamıyorsun ve çoğu zaman kontrol de sende olmuyor.</p>
<p><strong>A.Ş: Kuluçka programından bahsettik. Biraz daha detaylandırabilir miyiz? Nedir Kuluçka programı? Nasıl bir içeriği var? Nasıl bir eğitim alıyorlar orada? </strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Yıllar içerisinde bu format değişti ama en temelde önce bir başvuru süreci var. Genellikle her yıl üç haneli sayılara ulaşan başvuru dosyası geçiyor elimize. En baştan itibaren başvuracak kişilerden bir projeyle, bir fi kirle gelmelerini istiyoruz. Sadece “eğitim almak istiyorum” diyerek gelmelerini değil; hayata geçirmek istedikleri bir projeyi, başlatmak istedikleri bir fi kri ya da mevcut projelerini nasıl geliştirmek istediklerini de anlatmalarını bekliyoruz. Ne yaptıklarını, ne yapmak istediklerini ve bunu nasıl yapacaklarına dair bir planları olup olmadığını görmek istiyoruz. Ardından bir jüri süreci oluyor. O yılki bütçemiz ve programın kapsamı ne kadarsa buna göre bir seçim yapıyoruz. Seçimden sonra eğitim süreci başlıyor. Son dönemlerde bu süreci yarı zorunlu, yarı seçmeli bir formatta yürütüyoruz. Bazı eğitimler, medya profesyonellerinin ya da medya girişimcilerinin her durumda ihtiyaç duyacağı temel başlıkları kapsıyor. Bunlar bütçe tasarımı, planlama ya da editöryel konulardaki temel bilgiler gibi alanlar. Bu eğitimleri zorunlu tutuyoruz ve programa kabul edilen herkes bu eğitimleri alıyor.</p>
<p>İkinci grupta ise katılımcıların uzmanlık alanlarına ya da üretecekleri formata göre şekillenen eğitimler yer alıyor. Bunlar iklim gazeteciliği, çocuk odaklı içerikler, teknoloji gazeteciliği gibi konu bazlı alanlar olabiliyor. Aynı zamanda podcast, video ya da editörlük gibi formatlara yönelik, daha teknik bilgi içeren eğitimler de bu aşamada veriliyor. Eğitim sürecinin ardından mentörlük ve üretim aşaması başlıyor. Eğitimler tamamlandıktan sonra, projenin imkânları elveriyorsa katılımcılar için bir üretim takvimi belirliyoruz. Örneğin, bir katılımcı 12 bölümlük bir podcast serisi yapmak istiyorsa, ilk 3 ay içinde en az 3 ya da 4 bölüm üretmesini bekliyoruz. Bu süreçte hem üretimi takip ediyoruz hem de imkânlar dahilindeyse katılımcıların eğitmenlerimizden birebir mentörlük desteği almasını sağlıyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-4315 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/newslab-context-68-768x1024.jpeg" alt="" width="427" height="570" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/newslab-context-68-200x267.jpeg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/newslab-context-68-225x300.jpeg 225w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/newslab-context-68-400x533.jpeg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/newslab-context-68-600x800.jpeg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/newslab-context-68-768x1024.jpeg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/newslab-context-68-800x1067.jpeg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/newslab-context-68-1152x1536.jpeg 1152w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/newslab-context-68.jpeg 1160w" sizes="(max-width: 427px) 100vw, 427px" /></p>
<p>Maddi desteği ise genellikle üretim başlamadan önce veriyoruz. Çünkü bu destekler çoğunlukla üretime yönelik teknoloji alımı ya da diğer ihtiyaçların karşılanması için kullanılıyor. Destek sağlandıktan sonra üretim süreci başlıyor. En sonunda, projeler tamamlandığında ve teslim tarihine gelindiğinde, mümkünse bir kapanış etkinliğiyle ortaya çıkan projeleri duyuruyoruz. Bunu genellikle web sitemiz üzerinden ya da sosyal medya hesaplarımızdan yayarak mezunlarımızın görünürlüğünü arttırmaya çalışıyoruz.</p>
<p><strong>A.Ş: Peki NewsLab Turkey’nin gelir modeli nedir?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Gelir modelimiz ağırlıklı olarak fonlar ve genellikle uluslararası kurumlardan aldığımız proje bazlı destekler üzerinden ilerliyor. Bunun dışında maalesef başka bir gelir kaynağımız yok. Bir sivil toplum kuruluşu olduğumuz için düzenli bir gelir modeli oluşturmak zaten çok mümkün olmuyor. Bu nedenle şu anda modelimizi, büyük kurumlarla birlikte yürüttüğümüz projeler üzerinden sürdürüyoruz.</p>
<h2></h2>
<h2></h2>
<h2>Yerelden Dijitale Medya Eğitiminde Yeni Bir Yaklaşım</h2>
<p><strong>A.Ş: NewsLab Turkey’de eğitim verdiğiniz birçok program var. Bu eğitimlerin Türkiye medya ekosisteminde neden önemli olduğunu düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Bu soruyu daha net cevaplayabilmek için özel programlarımızdan üçünü özellikle seçerek anlatmak isterim. Bunlardan ilki, en başından bu yana yürüttüğümüz podcast programlarıydı. O dönemde podcast yayılmaya başlıyordu ve gazetecilerle haber üretmek isteyenler bu alana oldukça ilgiliydi. Ancak işin teknik tarafını öğrenmek zor geliyordu; nasıl yapacaklarını, nereden başlayacaklarını bilmiyorlardı. Bu nedenle, bu alanda onları destekleyebilmek için özel bir podcast programı başlattık. İkinci programımız yerel gazetecilik programıydı. Bunu birkaç yıl boyunca yürüttük ve aslında devam ettirmeyi çok isterdik ancak maalesef elimizdeki imkânlar buna yetmedi. Bu programda Türkiye’nin farklı bölgelerinde yerel habercilik yapan kişileri bir araya getirdik ve onlara hem eğitim hem de maddi destek sağlamaya çalıştık. Amacımız, bana kalırsa gazetecilik sektörünün en ciddi sorunlarından biri olan yerel haberciliği destekleyebilmekti. Bu program kapsamında desteklediğimiz kurumlar arasında hala yoluna devam eden, çok başarılı işler yapanlar var. Keşke bu programı daha uzun süre sürdürebilseydik.</p>
<p>Çünkü gelen herkes çok mutlu oluyordu ve eğitimden çok faydalandıklarını söylüyorlardı. Diğer yandan, gazeteciliği ve medyayı desteklemeye yönelik pek çok eğitim ve program genellikle İstanbul, Ankara, İzmir üçgeninde, hatta çoğunlukla yalnızca İstanbul ve Ankara’da sınırlı kalıyor. Bu da yerelde çalışan gazetecilerin bu tür kaynaklara erişimini zorlaştırıyor. Bu nedenle, bu tarz programların yeniden başlatılabilmesi ya da başka yapılar tarafından hayata geçirilebilmesi beni çok mutlu eder. Sonuncusu da, geçtiğimiz dönemde ürünlerini paylaşmaya başladığımız çözüm gazeteciliği programımızdı. Bu program, bana kalırsa gazeteciliğin farklı ve daha faydalı bir şekilde yapılabileceğini göstermek açısından çok değerli.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Türkiye’de gazetecileri sektör olarak yeterince koruyamıyoruz, bu başlı başına ayrı bir dert. Ama yerelde bu durum gerçekten çok daha ağır. Yerel gazetecilik uzun yıllardır kendi haline bırakıldığı için, ulusal düzeydeki baskı ve ekonomik sıkıntılar yerelde on katı, yirmi katı daha ağır yaşanıyor.”</span></p></blockquote>
<p>Çünkü günümüzde haber ve habercilikte çoğu zaman yalnızca olan biteni aktarmaya ya da en sansasyonel, en negatif ve en korkutucu şeyi haber olarak görmeye odaklanan bir yaklaşım mevcut. Bu yüzden de biz çözüm gazeteciliğini, bir sorunu anlatırken bunun nasıl çözülebildiğini ya da sadece sorunlara odaklanmayıp bunun çözümlerine ya da daha iyiye dair neler yapıldığını gösterebilecek bir gazetecilik yaklaşımını da desteklemek istedik. Program katılımcılarımız ve mezunlarımız çok güzel işler üretmeye başladı. Bu içerikleri sosyal medya üzerinden paylaşıyoruz, merak edenler hesaplarımıza bakarak görebilir. Umarım bu tür bir gazetecilik anlayışının daha fazla bilinmesine ve ülkemizde yaygınlaşmasına az da olsa katkı sunabiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-4328 size-medium" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/7-Soru-7-Cevap-context-300x169.png" alt="" width="300" height="169" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/7-Soru-7-Cevap-context-200x112.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/7-Soru-7-Cevap-context-300x169.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/7-Soru-7-Cevap-context-400x225.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/7-Soru-7-Cevap-context-600x337.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/7-Soru-7-Cevap-context-768x432.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/7-Soru-7-Cevap-context-800x450.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/7-Soru-7-Cevap-context-1024x576.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/7-Soru-7-Cevap-context-1200x675.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/7-Soru-7-Cevap-context-1536x864.png 1536w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><img decoding="async" class="alignnone wp-image-4327 size-medium" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/surdurulebilir-gazetecilik-context-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/surdurulebilir-gazetecilik-context-200x113.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/surdurulebilir-gazetecilik-context-300x169.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/surdurulebilir-gazetecilik-context-400x225.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/surdurulebilir-gazetecilik-context-600x338.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/surdurulebilir-gazetecilik-context-768x432.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/surdurulebilir-gazetecilik-context-800x450.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/surdurulebilir-gazetecilik-context-1024x576.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/surdurulebilir-gazetecilik-context-1200x675.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/surdurulebilir-gazetecilik-context.jpg 1280w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><img decoding="async" class="alignnone wp-image-4329 size-medium" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dr-sarphan-uzunoglu-context-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dr-sarphan-uzunoglu-context-200x113.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dr-sarphan-uzunoglu-context-300x169.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dr-sarphan-uzunoglu-context-400x225.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dr-sarphan-uzunoglu-context-600x338.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dr-sarphan-uzunoglu-context-768x432.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dr-sarphan-uzunoglu-context-800x450.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dr-sarphan-uzunoglu-context-1024x576.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dr-sarphan-uzunoglu-context-1200x675.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dr-sarphan-uzunoglu-context.jpg 1280w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>S.E: Yerel gazetecilik meselesi kritik bir noktada duruyor. Yerelde çok güçlü bir hikâye potansiyeli olmasına rağmen bu alanın yeterince işlenememesi, merkezde de bir tür kısır döngü yaratıyor gibi görünüyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yine gelir modeli sıkıntısından mı kaynaklanıyor sizce?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Biz zaten Türkiye’de gazetecileri sektör olarak yeterince koruyamıyoruz, bu başlı başına ayrı bir dert. Ama yerelde bu durum gerçekten çok daha ağır. Yerel gazetecilik uzun yıllardır kendi haline bırakıldığı için, ulusal düzeydeki baskı ve ekonomik sıkıntılar yerelde on katı, yirmi katı daha ağır yaşanıyor. Çünkü çok net bir gerçek var: Eğer belediyeyle aranı iyi tutmazsan, bir anda şehrin yarısı sana reklam vermeyi kesebiliyor. Belediye kurumları aboneliklerini bırakabiliyor. Üstüne bir de kaynak sıkıntısı eklenince, “Az buçuk bir gelirimiz var, onu da kaybetmeyelim” endişesiyle hareket etmek zorunda kalıyorlar. Sonuçta haber yapabilecekleri bir alan kalmamış vaziyette. Çünkü o alan olmadığı sürece para verilse bile bir şey değişmez. En başta insanlara rahatça yazabilecekleri alan yaratmak gerekiyor. Yani bence en temelde zaten mevzu bu alanı açmaya yönelik bir çaba vermek, bir şey geliştirilecekse, belki bir program üretilecekse böyle bir şey üretmek olabilir. Çünkü o alan olmadığı sürece hani oraya ne kadar kaynak da bulunsa, para da verilse çok bir şey değişmez. Yani öncelikle insanların haber yapabilecekleri, rahatça yazabilecekleri bir alan yaratmamız gerekiyor.</p>
<p><strong>A.Ş: Basın ilan kurumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye’deki konumu sizce nasıl?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Kendi düşündüğümden önce birçok gazeteciden duyduğum şeyi söyleyeyim: Basın İlan Kurumu gazetecilerden ve haber kurumlarından imkânsızı istiyor. Özellikle yeni gelen düzenlemelerle, ilan alabilmek ya da buradan bir gelir elde edebilmek için çalışan sayısından günlük girilecek haber sayısına, hatta tıklanma sayılarına kadar son derece abartılı talepleri var. Bu talepler öyle bir noktaya gelmiş durumda ki işte örneğin; bir yerel haber sitesi buradan bir şekilde hani yerele yönelik Basın İlan Kurumu’ndan kendi şehriyle alakalı bir şey almak istiyor diyelim. Yanlış hatırlamıyorsam günde 100 ila 120 tane haber girmelerini bekliyorlar bir yerel haber sitesinden. Yani herhangi bir şehirde günde 120 tane haber değeri taşıyan olay olmasına imkân yok. Ama bu şartı sağlamazsanız Basın İlan Kurumu size ilan vermeyi ve buradan gelir elde etmeyi imkânsız hale getiriyor. Durum böyle olunca ne oluyor? Google aramalarında mutlaka karşınıza çıkmıştır, haber sitelerinin ana sayfalarında asla görmediğimiz ama arama sonuçlarında çıkan market indirim katalogları, rüya tabirleri, burç yorumları, yapay zekâyla üretilmiş ünlü biyografileri gibi içerikler vardır.</p>
<p>Bunların sebebi tam olarak bu. Çünkü Basın İlan Kurumu’nun gazetecilikle, habercilikle bağdaşmayan talepleri var. Günlük tıklanma sayısı istiyor, günlük girilecek haber sayısı istiyor ama gerçekten yaptığın haber mi değil mi bakmıyor. Bunun yanında kategori talepleri de var. Örneğin ulusal bir medya sitesiyseniz belli sayıda çalışanınızın olması, şu kadar kategoride editörün olması lazım gibi şartları var. Ancak karşılığında Basın İlan Kurumu’ndan gelecek ilan geliri, bu çalışanların maaşlarının belki ancak beşte birini karşılayabilecek seviyede kalıyor. Dijitale ayak uydurmak amacıyla, Google’dan bile çok daha ekstrem talepleri var. Diğer yandan Türkiye’de dijital medyanın hala reklam ve tıklanma gelirinden başka bir modeli olmadığı için, birçok haber sitesi ve medya kurumu kendisini bu sisteme muhtaç hissediyor ve buna uymak zorundaymış gibi davranıyor.</p>
<p>Bunun sonucunda örneğin bir yerel haber sitesi muhabirini sahaya gönderip haber takip edebilecekken, onu masa başına oturtup 20 tane daha kopya haber gir, Basın İlan Kurumu’nun sınırına yetişelim demek zorunda kalıyor. Yani gazetecilik yapmak yerine, sitenin o limitlerini doldurmaya zaman harcıyorsun. Bugün gelinen noktada Basın İlan Kurumu’nun getirdiği sınırlamalar, haber sitelerini olabildiğince bomboş içeriklerle doldurmaya zorlayan bir yapıya dönüşmüş durumda. Çünkü ancak bu şekilde ilan alabiliyorsunuz. Üstelik Google bile artık bu kadar acımasız değil. Onlar algoritmalarını daha kaliteli içeriğe doğru kaydırmışken, Basın İlan Kurumu hala 2010’ların başındaki Google gibi hareket ediyor ve Türkiye’deki haber kurumlarından, haber sitelerinden bunu talep ediyor. Bunu sağlamazsan ilan vermeyeceğim diyor ve sen otomatik olarak sistemden düşüyorsun.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Basın İlan Kurumu’nun gazetecilikle, habercilikle bağdaşmayan talepleri var. Günlük tıklanma sayısı istiyor, günlük girilecek haber sayısı istiyor ama gerçekten yaptığın haber mi değil mi bakmıyor.”</span></p></blockquote>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4342 size-medium" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/gazete-70-context-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/gazete-70-context-200x133.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/gazete-70-context-300x200.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/gazete-70-context-400x267.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/gazete-70-context-600x400.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/gazete-70-context-768x513.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/gazete-70-context-800x534.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/gazete-70-context-1024x683.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/gazete-70-context-1200x801.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/gazete-70-context-1536x1025.jpg 1536w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>A.Ş: NewsLab Turkey’de sıkça karşılaştığımız kavramlardan biri sürdürülebilir gazetecilik. Nedir bu sürdürülebilir gazetecilik biraz bahsedebilir misiniz?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Sürdürülebilirlik, son dönemde iklim krizi ve çevre meseleleriyle birlikte hayatımıza çok farklı bağlamlarda girdi. Orada daha çok doğanın ve gezegenin ayakta kalabilmesi konuşuluyor ama medya için de mantık aynı aslında. Kendi kaynaklarını üretebilen, olabildiğince dışa bağımlı olmayan ve bağımsız bir şekilde hayatta kalabilen bir kurum yaratabilmek. Yerel gazeteler üzerinden düşünürsek, gelirin tamamen belediyeyle olan ilişkine bağlıysa, senin neyi haber yapıp neyi yapamayacağın belirleniyor. Bu durumda kendi başınıza ne kadar ayakta kalabilirseniz, bağımsız hareket edebilme imkânınız da o kadar artıyor. Aynı zamanda sürdürülebilir olmak adına asla tek bir kaynağa bağlı olmamak gerektiğini bize gösteriyor. Çünkü gelir kaynaklarını çeşitlendirmiş, tek bir kaynak yerine birkaç farklı yerden gelir elde ediyorsan, bunlardan birini kaybetmek senin için o kadar büyük bir sorun yaratmayacaktır. Ama kendini tek bir tarafa yasladığında ya da üretim açısından tek bir formatla kendini kısıtlamışsan bir noktada tıkanma yaşanacaktır. Sürdürülebilir olabilmek için gelişmeye, evrilmeye ve çeşitlenmeye açık olman gerekiyor. Çünkü medya sektörü, belki de modayı saymazsak, en hızlı gelişen ve değişen sektörlerin başında geliyor. Durum böyle olunca yeniliğe adapte olabilmek ve kendini geliştirebilmek, sürdürülebilirlik için olmazsa olmaz haline geliyor. Aksi takdirde, bugün hala eski usul gazetecilikten gelen bazı insanların gazetecilikteki en temel dönüşümlere bile adapte olmakta zorlandığını ya da bununla bir kavga içine girdiğini ve bu yüzden geride kaldığını görüyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4338 size-medium" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kamera-70-context-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kamera-70-context-200x133.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kamera-70-context-300x200.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kamera-70-context-400x267.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kamera-70-context-600x400.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kamera-70-context-768x512.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kamera-70-context-800x533.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kamera-70-context-1024x683.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kamera-70-context-1200x800.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/kamera-70-context-1536x1024.jpg 1536w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>A.Ş: Değişim ve dönüşümden söz ettik. Özellikle yapay zekâ teknolojilerinin hızla geliştiği bir dönemden geçiyoruz. Sizce yapay zekâ, medyada yaşanan bu değişim ve dönüşüme nasıl bir katkı sağlayacak?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Ben yapay zekânın yaratacağı değişimlerin daha çok olumlu olacağını düşünüyorum. Çünkü insanlar genellikle yeni, farklı ya da yabancı bir şeyle karşılaştıkları zaman tepkileri duygusal oluyor. O duygusal tepkiden çıkıp da daha sakin bir şekilde bakmak çok zor. “Eski olanı kaybedeceğiz, gazetecilik bitecek, sanat elden gidecek, her şeyimizi elimizden alacak” gibi söylemler bu duygusal tepkilerin sonucu.</p>
<p>Burada yapılan en büyük hatalardan bir tanesi, sektörün Sam Altman gibi isimlerin bu duygusallığa oynadığını fark etmemesi. “Yapay zekâ şöyle olacak, AGI beş yıla geliyor, üç yıla şöyle olacak” tarzında söylemler aslında tamamen bir pazarlama taktiği. Evet, teknoloji çok hızlı gelişiyor, buna itirazım yok. Ama bu söylemlerle bilinçli olarak duygusal bir tepki yaratılıyor ve bu tepkinin yarattığı hype üzerinden ilerlemek isteniyor. Gazetecilik sektörü için de, sanatçılar için de bu geçerli. Bunun sonucunda birçok insan aynı duygusallıkla ama bu sefer negatif taraftan tepki veriyor. “Yapay zekâyı asla istemiyoruz, işimizi elimizden alacak, internette doğru bilgi kalmayacak, interneti öldürecek” gibi tamamen bir korku senaryosu, distopya senaryosu yazılıyor. Dönüp baktığımızda, evet, çok büyük bir değişim olacak ama bu değişim bir sabah kalktığımızda her şeyin altüst olması şeklinde gerçekleşmeyecek. Belki fark etmeden attığımız o küçük küçük adımların ardından, beş yıl sonra geriye dönüp baktığımızda, aslında bambaşka bir yere geldiğimizi göreceğiz. Tam da bu yüzden duygusal tepkiler vermek yerine, sakin bir şekilde oturup “Bununla ne yapılabilir, nelere dikkat etmek gerekir?” diye kafa yormak gerekiyor. Çoğu insan bunu yapmıyor. Bu tepkilerin büyük kısmını neden ciddiye almadığımın en güzel örneklerinden birini bana <a href="https://contextdergi.com/studyodan-medya-imparatorluguna-disney/">Disney</a> verdi. Yılın başlarında Disney ve Universal Studios, Midjourney’e ve OpenAI’a karakterlerini kullanıyorlar diye telif davası açmıştı. O dönem sanatçılar ve medya sektörü büyük bir heyecanla “Disney dava açtı, avukatları bunları bitirir, AI balonu patlayacak” gibi tepkiler vermişti. Yanlış hatırlamıyorsam iki hafta kadar önce Disney, OpenAI ile 3 milyar dolarlık bir içerik anlaşması yaptı. Şu anda Sora üzerinden, biz Türkiye’de henüz erişemiyor olsak da, Disney karakterleriyle video üretmek serbest artık. Burada yapılan temel hata şu: Büyük şirketlerin sanatçıları, üreticileri ya da bireyleri düşüneceği sanılıyor. Oysa tarihte bunun hiçbir zaman böyle olmadığını gördük. Bu durumun aynısını 2000’lerin başında müzik sektöründe yaşadık. Napster ve korsan MP3’ler konusunda müzisyenler müzik şirketlerine güvenmişti. “Bizi kurtaracaklar yoksa korsan yüzünden aç kalacağız” diyorlardı. Sonuçta ne oldu? Napster bitti. Bunun yerine Spotify gibi platformlara geçildi. Bugün bir sanatçının Spotify’da bir dolar kazanabilmesi için şarkısının en az 5–10 bin kez dinlenmesi gerekiyor. Düşününce, korsan dönem belki de daha iyiydi, en azından bir beklenti yoktu. Burada gerçekten bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Bana kalırsa yapay zekânın yaratacağı en büyük şoklardan biri ürettiğimiz şeye dair sahiplik ve bunun ekonomisiyle ilgili bildiğimiz pek çok kavramdan vazgeçmek zorunda kalmamız. Çünkü klasik telif hakkı yaklaşımıyla yapay zekâya baktığımızda, ortada bu sisteme hiç uymayan bir yapı var.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-4344 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/disney-71-context-683x1024.png" alt="" width="358" height="537" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/disney-71-context-200x300.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/disney-71-context-400x600.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/disney-71-context-600x900.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/disney-71-context-683x1024.png 683w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/disney-71-context-768x1152.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/disney-71-context-800x1200.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/disney-71-context.png 1024w" sizes="(max-width: 358px) 100vw, 358px" /></p>
<p>Çoğu insan bu sistemlerin nasıl çalıştığını hala bilmiyor. Örneğin, “Van Gogh tarzında bir görsel üret” dediğinizde ya da “Bu bilgileri New York Times dilinde haberleştir” dediğinizde, sanki yapay zekânın arkasında Van Gogh’un tablolarını ya da New York Times arşivini açıp okuyan bir kütüphane varmış gibi düşünülüyor. Oysa böyle bir şey yok. Ortada aşırı derecede kompleks biçimde eğitilmiş bir sistem var ve bu sistemin içine girip tek tek hangi veriye eriştiğini görmemiz mümkün değil. Korsan ürün üzerinden gidelim: Korsan müzikte ya da filmde, içeriğin birebir kopyasını indirip bilgisayarımıza koyuyorduk. Yapay zekâda böyle bir şey söz konusu değil. Eğer bunu telif ihlali sayarsak, örneğin ben gitar çalmayı öğrenirken Metallica parçalarını çalıştığımda, onlardan nota öğrendiğimde ya da onlardan esinlenerek benzer bir şey ürettiğimde bu da telif ihlali sayılmalı. Çünkü yasalar gözünde o yapay zekâ modelini eğitmek için bir materyal kullanmakla benim kendimi eğitmek için bir kitap okumam, bir resmi incelemem aynı şey haline gelecek. Burada da karşımıza iki senaryo çıkıyor: Ya telif hakkı kavramını bu şekilde genişleteceğiz ve kendimizi çok daha kısıtlayıcı bir ortamda bulacağız.</p>
<p>Zamanla bildiğimiz telif tanımından vazgeçip tamamen yeni bir konsept üretmemiz gerekecek. Ben kişisel olarak ilkini kesinlikle istemem. Ama telif haklarının tarih boyunca daha çok büyük şirketleri korumak için kullanıldığını ve hep bu doğrultuda güncellendiğini de düşündüğümden, telifin yerine yeni bir şey üretmenin artık bir zorunluluk haline geleceğini düşünenlerdenim. Eğer böyle bir dönüşüm yaşanırsa ve kimse buna hazırlıklı olmazsa, kendimizi oldukça kaotik bir ortamın içinde bulmamız da çok olası. Yani ilkini kesinlikle istemem ben kişisel görüşümü söyleyecek olursam. Diğer yandan, telif haklarının şu ana kadar tarih boyunca sadece büyük şirketleri korumak için kullanıldığını ve sürekli o şekilde güncellendiğini de düşündüğümden dolayı, tamamen telifin yerini alacak yeni bir şey üretmenin artık hani yapay zekâyla birlikte bir zorunluluk haline geleceğini düşünenlerdenim ben. Eğer öyle bir şey olursa hiç kimse buna hazırlıklı olmayacağından dolayı kendimizi çok kaotik bir ortamda bulacağız gibi geliyor bana.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Yılın başlarında <a href="https://contextdergi.com/studyodan-medya-imparatorluguna-disney/">Disney</a> ve Universal Studios, Midjourney’e ve OpenAI’a karakterlerini kullanıyorlar diye telif davası açmıştı. O dönem sanatçılar ve medya sektörü büyük bir heyecanla ‘Disney dava açtı, avukatları bunları bitirir, AI balonu patlayacak’ gibi tepkiler vermişti. Yanlış hatırlamıyorsam iki hafta kadar önce Disney, OpenAI ile 3 milyar dolarlık bir içerik anlaşması yaptı.”</span></p></blockquote>
<p><strong>Umut Yiğit: Peki, telifin yerini alabileceğini söylediğiniz bu yeni konsept somut olarak neye benziyor? Aklınızda veya dünyada tartışılan alternatif bir model var mı?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Birçok şey mümkün ama diğer yandan şöyle bir durum da var: İnsanlığın üretim ve yaratıcılık tarihini düşündüğümüzde telif aslında çok yeni bir kavram. Yani ona bu kadar sıkı sıkıya bağlı olmamız da gerek yok. Elbette bir karşılık meselesi var ama yaratıcı bir üretimi alıp kullanmanın karşılığını mutlaka telif üzerinden düşünmek zorunda da değiliz. Bunun için farklı mekanizmalar, farklı modeller üretilebilir. Mesela yakın zamanda çok ilginç, deneysel bir projeye denk gelmiştim. Bir yazar dijital olarak bir kitap yayımlamış ve kitabı satın aldığınızda, kaynakçada adı geçen herkese ödediğiniz ücretin yüzde 30’unu paylaştıran bir sistem kurmuş. Yani alıntı yaptığı, referans verdiği isimlere telif ödemek yerine, onları doğrudan satın alma mekanizmasının içine dahil etmiş. Burada mesele sadece telif değil. Durum yaratıcı sektörlerin ve gazeteciliğin tüm ekonomik modelini sil baştan kurgulamayı gerektiren bir noktaya da evrilebilir. Günümüz koşullarında bu alanın ne kadar sıkıntılı olduğunu düşündüğümüzde, zaten bu bir ihtiyaç haline gelmiş durumda. Çünkü kendi üretiminizle, yaratıcılığınızla hayatınızı sürdürebilmek gerçekten hiç kolay değil. Bugün bunu yapabilmek için ya çok büyük bir isim olmanız ya da çok büyük bir şirketin parçası olmanız gerekiyor. Bu yüzden telif tartışmasının da ötesinde alternatif ekonomik yapıları düşünmek ve denemek gibi bir ihtiyaç da söz konusu olacak. Yapay zekâ muhtemelen birçok farklı sebepten dolayı bu süreci hızlandıracak. Bundan bir iki sene önce yapay zekânın gazetecilikte yeni yeni tartışılmaya başlandığı bir dönemde katıldığım bir etkinlikte şunu söylemiştim: Dijital haberciliğin o klasik, tıklanma temelli ekonomik modelinin artık sonuna geldik. Bunun da iki temel sebebi var ve ikisi de yapay zekâ kaynaklı. Birincisi, eğer bu model üzerinden para kazanmak istiyorsanız, yapay zekâya otomatik olarak haber yazdırarak bir siteyi kolaylıkla doldurabilirsiniz. istiyorsanız, yapay zekâya otomatik olarak haber yazdırarak bir siteyi kolaylıkla doldurabilirsiniz.</p>
<p>Google AdSense kodunu ekledikten sonra da sistem zaten sizin yerinize her şeyi yapacak. Bu da Google ve benzeri platformlar üzerinden gelen otomatik, programatik reklamların değerini iyice düşürecek. Bir noktadan sonra bunların değeri sıfıra yaklaşmaya başlayacaktır. İkincisi de şu: Şu anda tıklanma temelli ekonomiyi ayakta tutan şey, haber sitelerinin yaptığı şahane araştırmacı gazetecilik haberleri falan değil. O tıklamalar genellikle Google’da maç sonucu arayanlardan ya da arayan insanların, arama sonuçlarında en üstte çıkana Google AdSense kodunu ekledikten sonra da sistem zaten sizin yerinize her şeyi yapacak. Bu da Google ve benzeri platformlar üzerinden gelen otomatik, programatik reklamların değerini iyice düşürecek. Bir noktadan sonra bunların değeri sıfıra yaklaşmaya başlayacaktır. İkincisi de şu: Şu anda tıklanma temelli ekonomiyi ayakta tutan şey, haber sitelerinin yaptığı şahane araştırmacı gazetecilik haberleri falan değil. O tıklamalar genellikle Google’da maç sonucu arayanlardan ya da çok basit bilgileri arayan insanların, arama sonuçlarında en üstte çıkana tıklamasıyla geliyor. İnsanlarda “bu haber sitesine gireyim, okuyayım” alışkanlığını yaratacak düzeyde bir üretim olmadığı için zaten böyle bir şey söz konusu değil. Üstelik insanlar artık bu tür soruları Google’a sormak yerine ChatGPT’ye, Gemini’ye falan soruyor.</p>
<p>Dolayısıyla tıklama ihtiyaçları da kalmıyor. Bunlar yaygınlaşmaya başladıkça tıklanma sayıları da zaten düşmeye başlayacak ve ekonomisini, gelir modelini tamamen buna dayandırmış kurumların ayakta kalma şansı da otomatik olarak bitmiş olacak. Geriye de bir şekilde özgün haber üretenler kalacak; gerçekten farklı bir ürün sunanlar. Yani sadece arama yaptığında market kataloğunu ilk sırada çıkaranlar değil; gerçekten haber verenler, yenilikçi ve farklı şeyler deneyenler. Bunu söylediğimde gazeteci camiasında pek çok kişinin hoşuna gitmiyor ama geriye sadece premium ürün üretenler kalacak. Yani artık salt var olmak yetmiyor, bir ekstranızın olması gerekiyor. Çünkü artık internette her şey fazlasıyla var ve bunların büyük bir kısmı oldukça kalitesiz.</p>
<p>İnsanların dikkatini çekebilmek ve akılda kalabilmek için ortaya net bir kalite farkı koymak gerekiyor. Mesela İngiltere’de dünyaya hitap eden, uluslararası yayın yapan onlarca farklı medya kuruluşu var ama dünyanın neresine giderseniz gidin herkesin bildiği Financial Times’tır, Guardian’dır. Amerika’da da aynı şekilde Washington Post ve New York Times bilinir. Dünya çapında olmanız gerekmiyor belki ama en azından ülkede ayırt edilebilecek bir iş yapmalısınız. Bu saatten sonra ancak bu sayede, internetin o bilgi seli içinde ayakta kalıp sürdürülebilir bir gelecek kurabilirsiniz.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-4347 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ads-gorsel-72-context-1024x683.png" alt="" width="491" height="327" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ads-gorsel-72-context-200x133.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ads-gorsel-72-context-300x200.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ads-gorsel-72-context-400x267.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ads-gorsel-72-context-600x400.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ads-gorsel-72-context-768x512.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ads-gorsel-72-context-800x533.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ads-gorsel-72-context-1024x683.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ads-gorsel-72-context-1200x800.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ads-gorsel-72-context.png 1536w" sizes="(max-width: 491px) 100vw, 491px" /></p>
<p><strong>A.Ş: Peki, Türkiye’de geliştirilen Kumru AI hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Kumru’yla ilgili benim en büyük şikayetim şu: O versiyon hiçbir şekilde halka açık olmamalıydı. Çünkü açıklama kısmını çoğu insan okumadı. Yayına açılan hali sadece ilk trainingi, yani ilk eğitimi yapılmış bir modeldi. Bizim kullandığımız ChatGPT, Gemini, Claude ya da açık kaynakların hepsi, ilk eğitimden sonra reinforcement learning dediğimiz ve farklı aşamalardan geçen modeller. Yani ilk ana eğitimden sonra ikincil, üçüncül eğitimlerden geçirilip bizim kullanımımıza sunuluyor. Kumru’da ise test etmemiz için açılan model sadece ana eğitimi tamamlanmış, o ikinci ve üçüncü aşamalardan henüz geçmemiş bir modeldi.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 14pt;">“Kumru’yla ilgili benim en büyük şikayetim şu: O versiyon hiçbir şekilde halka açık olmamalıydı. Çünkü açıklama kısmını çoğu insan okumadı. Yayına açılan hali sadece ilk trainingi, yani ilk eğitimi yapılmış bir modeldi.”</span></p></blockquote>
<p>Bunun kimseye açık olmaması gerekiyordu. En fazla belli sektörlerden ya da akademik alandan, test amaçlı sınırlı sayıda insana özel olarak açılıp, ardından bu reinforcement learning aşamalarına girmesi gerekiyordu. Bu hata yapıldığı için de doğal olarak internette büyük bir espri malzemesine dönüştü. Diğer yandan tamamen Türkçe kaynaklarla eğitilmiş bir model görmeyi gerçekten çok istiyorum. Çünkü bu modeller genellikle internetteki her şeyle eğitildikleri için çok daha genel bir bilgi perspektifi ne sahipler.</p>
<p>Tamamen Türkçe ile eğitilmiş bir modelin dil kullanımı çok daha farklı olabilir. Üreteceği sonuçlar, yaklaşımı da çok farklı olabilir. Modelin eğitildiği dile bağlı olarak karakterinin ve kapasitesinin nasıl değişeceğini görmek benim en çok merak ettiğim şeylerden biri. Dünyanın farklı yerlerinde, farklı ülkelerde bu tür denemeler yapılıyor ama hepsi hala çok erken aşamalarda. Keşke bu kadar aceleye getirilmeseydi de espri malzemesine dönüşmeseydi. Biraz daha beklenip o ikincil ve üçüncül aşamalardan geçmesi sağlansaydı.</p>
<p>Çünkü internet maalesef böyle konularda fi l hafızasına sahip. Daha gelişmiş bir versiyonu geldiğinde bile birçok insan sırf bu yüzden ciddiye almayabilir. Bu da onlar için ciddi bir sıkıntı olur. Bunu ChatGPT’de de gördük. Hata yapma oranı azaltılıp, insanlara yaklaşımına daha fazla moderasyon eklendiği zaman Reddit’te “ChatGPT artık çok soğuk konuşuyor, çok ciddi oldu, bu ne böyle” diye isyanlar çıktı. Hatta “arkadaşımı kaybettim” diye ağlayan postlar bile vardı. Biz insanlık olarak bir yandan kendimizi her şeyin yukarısındaymış zannediyoruz ama bizim gibi konuşan bir yazılımla karşılaştığımızda da aşırı derecede bağlanıyoruz. Kumru düzelip daha düzgün konuşmaya başladığında, “Niye böyle ciddi konuşuyor?” diye Ekşi Sözlük’te şikayetler görürüz. Bundan eminim.</p>
<p><strong>A.Ş:</strong> Geldiğiniz için çok teşekkür ederiz. Çok keyifli bir söyleşiydi.</p>
<p><strong>A.A.S:</strong> Ben de çok teşekkür ederim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/bagimsiz-medya-ekosistemini-desteklemek-newslab-turkey/">Bağımsız Medya Ekosistemini Desteklemek: NewsLab Turkey</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/bagimsiz-medya-ekosistemini-desteklemek-newslab-turkey/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Ekranlarda Bildik Hikâyeler İçerik Tüketiminde Geçmişin Geleceği</title>
		<link>https://contextdergi.com/yeni-ekranlarda-bildik-hikayeler-icerik-tuketiminde-gecmisin-gelecegi/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/yeni-ekranlarda-bildik-hikayeler-icerik-tuketiminde-gecmisin-gelecegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 18:35:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı televizyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk-ı Memnu]]></category>
		<category><![CDATA[binge watching]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[dijital çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[dijital ekranlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital izleyici]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[eski diziler]]></category>
		<category><![CDATA[Ezel]]></category>
		<category><![CDATA[içerik ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[izleme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[izleme pratiği]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[kült diziler]]></category>
		<category><![CDATA[medya dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[medya ekosistemi]]></category>
		<category><![CDATA[medya kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[medya teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[medya tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[nostalji]]></category>
		<category><![CDATA[nostalji kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[nostaljik içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[online video]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik motivasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[video platformları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaprak Dökümü]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya]]></category>
		<category><![CDATA[yeni nesil izleme kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Youtube]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube dizileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4725</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Deniz Engin Dijitalleşme süreci kullanıcıların yalnızca yeni içerikler üretmesiyle sınırlı kalmıyor, geçmişin medya ürünlerini de dijital evrene taşıyarak yeniden canlandırıyor. Geleneksel medyanın dönüşüm baskısı hissettiği içinde bulunduğumuz bu dönemde akıllı televizyonlar ve sürekli gelişen cihazlar tüm kullanıcılara zaman ve mekândan bağımsız bir seçim özgürlüğü sunuyor. Bu ekosistemde YouTube, özellikle genç kuşakların odağında yükselirken eski televizyon  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/yeni-ekranlarda-bildik-hikayeler-icerik-tuketiminde-gecmisin-gelecegi/">Yeni Ekranlarda Bildik Hikâyeler İçerik Tüketiminde Geçmişin Geleceği</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Deniz Engin</em></strong></p>
<p>Dijitalleşme süreci kullanıcıların yalnızca yeni içerikler üretmesiyle sınırlı kalmıyor, geçmişin medya ürünlerini de dijital evrene taşıyarak yeniden canlandırıyor. Geleneksel medyanın dönüşüm baskısı hissettiği içinde bulunduğumuz bu dönemde akıllı televizyonlar ve sürekli gelişen cihazlar tüm kullanıcılara zaman ve mekândan bağımsız bir seçim özgürlüğü sunuyor. Bu ekosistemde YouTube, özellikle genç kuşakların odağında yükselirken eski televizyon dizileri için de bir “yeniden buluşma” noktasına dönüşüyor. Arşivlik diziler, yüksek çözünürlüklü bölümler ve trend odaklı kolajlar ile birleşen ilgi çekici görsel sunumlarla dijital platformda kendilerine yer bularak popülerliğini korumaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4727" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-869x1024.png" alt="" width="376" height="443" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-200x236.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-254x300.png 254w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-400x472.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-600x707.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-768x905.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-800x943.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3-869x1024.png 869w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-3.png 1118w" sizes="(max-width: 376px) 100vw, 376px" /></a></p>
<p>Eski dizilere yönelik bu ilginin kökeninde yalnızca dijital araçların sunduğu erişim kolaylığı değil derin psikolojik motivasyonlar da yatıyor. Özellikle belirsizlik dönemlerinde artan stres ve kaygı, bireyde güçlü bir “kontrol kurma” ihtiyacı doğurabiliyor. Sonu bilindik, karakterleri tanıdık hikâyelere sığınmak kişiyi yeni bir içeriğin getireceği bilişsel yükten kurtararak zihinsel bir konfor alanı yaratabiliyor. Bu yönelimi bir kaçıştan ziyade tanıdık bir evrende güven tazeleme hazzı olarak da okumak mümkün. Öte yandan nostalji izleyiciyi yalnızca eski bir anlatıya değil, onu ilk izlediği dönemdeki kendi yaşamına ve duygularına da bağlıyor. Bu özlem duygusuna, güncel yapımlara yönelik niteliksel bir eleştiri de eşlik edebilir. Günümüz dizi sektörünün küresel pazar kaygısıyla tekdüze senaryolara hapsolması, eski yapımların samimiyetini ve özgün anlatı işleyişini daha değerli kılarak izleyiciyi geçmişin derinliğine yönlendiriyor.</p>
<p>YouTube’un geleneksel televizyon yayıncılığı üzerindeki hâkimiyeti, güncel verilerle de desteklenebilecektir. Vestel IoT ekibinin araştırmasına göre, Temmuz-Ağustos döneminde YouTube’un toplam izlenme payı %43’e yükselerek %36’da kalan uydu yayınlarını geride bırakmıştır. Bu dijital dönüşümün en somut yansımaları, yayınlandıkları dönemde reyting rekorları kıran kült dizilerin dijital performansında da görülebilir. Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu ve Ezel dizilerinin YouTube üzerindeki etkileşim verileri, geleneksel ekran başarısının dijital dünyada katlanarak devam ettiğini bizlere gösteriyor. 2025 yılı verilerine göre, ele aldığımız üç dizi arasında televizyonda en düşük reyting ortalamalarını zaman zaman gören Ezel, YouTube&#8217;da 1,93 milyon abone ve 2 milyarı aşkın toplam görüntülenme ile dijitalde en yüksek etkileşim gücüne ulaşan yapım olmaktadır. Benzer şekilde, televizyon tarihinin en yüksek reytingli yapımlarından Yaprak Dökümü ve Aşk-ı Memnu, milyarları bulan toplam görüntülenme sayılarıyla dijital platformdaki varlıklarını sürdürmektedir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2.png"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-4729 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-1024x898.png" alt="" width="1024" height="898" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-200x175.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-300x263.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-400x351.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-600x526.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-768x674.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-800x702.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-1024x898.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752-1200x1053.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-2-e1779993146752.png 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p>İlk veriler incelendiğinde; Yaprak Dökümü dizisinin hem televizyon reytinglerinde hem de YouTube görüntüleme endeksinde zirvede yer aldığı görülmektedir. Bu durum, yapımın geçmişteki kitlesel başarısını dijital evrende de tam anlamıyla koruduğuna işaret ediyor. Aşk-ı Memnu cephesinde ise yüksek reyting endeksine rağmen YouTube verilerinin daha düşük seyretmesi, dijital izleyicinin ilgisinin dizinin tamamından ziyade belirli kesitlere ve ikonik sahnelere yoğunlaştığını gösteriyor. Ezel dizisi ise televizyondaki reyting oranlarının aksine dijitalde çok daha güçlü bir grafik sergiliyor. Bu veri bizlere dizinin dijital mecralarda keşfedildiğini ya da genç kuşağın radarına girerek yeni bir izleyici kitlesi kazandığını gösteriyor. Dizilerin ilk 10 bölümlük performansları, izleme alışkanlıklarına dair önemli ipuçları sunuyor. Yaprak Dökümü, diğer iki diziye oranla daha düşük ancak oldukça istikrarlı bir izlenme çizgisi takip ediyor. Bu durum dijital izleyicinin diziyle güçlü bir duygusal bağ kurduğunu ve bölümleri atlamadan, sadık bir şekilde tükettiğini destekliyor. Aşk-ı Memnu ise daha dalgalı bir grafik sergileyerek dijital platformların sunduğu “içerik seçme ve belirleme” özgürlüğünün bir yansıması olarak, parçalı bir izlenme pratiği ortaya koyuyor. Ezel dizisinde görülen ilk bölümdeki yüksek ilgi ve sonrasındaki keskin düşüş ise tıpkı Aşk-ı Memnu’da olduğu gibi, izleyicinin devam etme motivasyonunda seçici davrandığını ve belirli unsurlara odaklandığını gösteriyor.<a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1.png"><img decoding="async" class="wp-image-4728 alignleft" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-1024x968.png" alt="" width="413" height="390" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-200x189.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-300x284.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-400x378.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-600x567.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-768x726.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-800x756.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559-1024x968.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yeni-Ekranlar-Medya-Tuketiminde-Gecmisin-Gelecegi-deniz-1-e1779993219559.png 1167w" sizes="(max-width: 413px) 100vw, 413px" /></a></p>
<p>Son bölümlere odaklanıldığında, Yaprak Dökümü dizisinin başlangıçtaki dengeli çizgisini final sürecinde de koruduğu gözlemlenebilir. Aşk-ı Memnu’da özellikle finale yaklaşan bölümlerde izlenme oranlarının zirve yapması, izleyicinin olay örgüsüyle derin bir bağ kurduğunu göstermektedir. Benzer şekilde Ezel dizisinde de final bölümüne doğru bir artış söz konusudur. Her iki dizideki bu yönelim; bilindik sonları tekrar deneyimleme ve aynı duygusal tatmini yeniden yaşama motivasyonunun karşılığı olarak değerlendirilmektedir. Elde edilen tüm veriler, eski dizilerin dijital platformlar için stratejik değeri yadsınamaz birer içerik kaynağı olduğunu kanıtlamaktadır. Bu yapımlar, YouTube ekosisteminde geçmişe ait birer geleneksel medya kalıntısı olmaktan çıkarak, yeni medyanın dinamik bir parçası hâline gelmekte ve kullanıcıyla kurdukları bu yeni temastan güçlü bir karşılık almaktadır. Hem psikolojik motivasyonlar ve güven ihtiyacı hem de nostalji duygusunun kolektif etkisiyle eski dizilere olan yönelim azalmak bir yana, her geçen gün artmaktadır.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/yeni-ekranlarda-bildik-hikayeler-icerik-tuketiminde-gecmisin-gelecegi/">Yeni Ekranlarda Bildik Hikâyeler İçerik Tüketiminde Geçmişin Geleceği</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/yeni-ekranlarda-bildik-hikayeler-icerik-tuketiminde-gecmisin-gelecegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketim Bağlamlarına Göre Şekillenen Yeni Nesil Podcast Ekonomisi</title>
		<link>https://contextdergi.com/tuketim-baglamlarina-gore-sekillenen-yeni-nesil-podcast-ekonomisi/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/tuketim-baglamlarina-gore-sekillenen-yeni-nesil-podcast-ekonomisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 17:25:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Apple Podcasts]]></category>
		<category><![CDATA[bireyselleşme]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu görev]]></category>
		<category><![CDATA[dijital çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[dijital ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[dijital içerik]]></category>
		<category><![CDATA[dijital iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[görsel içerik]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit içerik]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit medya]]></category>
		<category><![CDATA[içerik ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[medya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[medya teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[medya trendleri]]></category>
		<category><![CDATA[medya tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[multitasking]]></category>
		<category><![CDATA[online yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi sonrası medya]]></category>
		<category><![CDATA[podcast]]></category>
		<category><![CDATA[podcast dinleme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[podcast ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[podcast kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[podcast pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[podcast tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[sesli içerik]]></category>
		<category><![CDATA[sesli yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[Spotify podcast]]></category>
		<category><![CDATA[video podcast]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[yeni nesil podcast ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube podcast]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4696</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Halit Emre Özarslan &amp; Aslı Okşar 2020 sonrası dijital medya tüketiminde yaşanan dönüşüm yalnızca içerik türlerini değil, bu içeriklerle kurulan ilişkiyi de yeniden şekillendirdi. Bu noktada podcastler internet üzerinden erişilebilen sesli ve görsel yayınlar olarak, kullanıcıya zaman ve mekânla sınırlı olmayan bir deneyim sundu. Geleneksel radyo yayınlarından farklı olarak podcast formatında kontrolü kullanıcı sahipleniyor. İçeriğin  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/tuketim-baglamlarina-gore-sekillenen-yeni-nesil-podcast-ekonomisi/">Tüketim Bağlamlarına Göre Şekillenen Yeni Nesil Podcast Ekonomisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>-Halit Emre Özarslan &amp; Aslı Okşar</strong></em></p>
<p>2020 sonrası dijital medya tüketiminde yaşanan dönüşüm yalnızca içerik türlerini değil, bu içeriklerle kurulan ilişkiyi de yeniden şekillendirdi. Bu noktada podcastler internet üzerinden erişilebilen sesli ve görsel yayınlar olarak, kullanıcıya zaman ve mekânla sınırlı olmayan bir deneyim sundu. Geleneksel radyo yayınlarından farklı olarak podcast formatında kontrolü kullanıcı sahipleniyor. İçeriğin ne zaman, nerede ve ne kadar süreyle tüketileceğine onlar karar veriyor. Bu esneklik, özellikle çoklu görevle -multitasking- uyumlu yapısıyla podcastleri gündelik hayatın akışına kolayca entegre edilebilir bir medya biçimine dönüştürüyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor.jpg"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4697" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-1024x598.jpg" alt="" width="557" height="325" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-200x117.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-300x175.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-400x234.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-600x350.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-768x448.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-800x467.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-1024x598.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor-1200x701.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/sesli-ve-videolu-podcastler-nerelerde-dinleniyor.jpg 1240w" sizes="(max-width: 557px) 100vw, 557px" /></a></p>
<p>Pandemiyle derinleşen bireyselleşme eğilimi, küresel podcast tüketimindeki ivmeyi Türkiye pazarında da stratejik bir büyüme faktörüne dönüştürmüştür. PwC tarafından yayımlanan Küresel Eğlence ve Medya Sektörüne Bakış raporu, bu yükselişin yalnızca tüketici alışkanlıklarıyla sınırlı kalmadığını, pazarın finansal hacmine de doğrudan yansıdığını göstermektedir. Türkiye’de müzik, <a href="https://contextdergi.com/ankara-ve-istanbul-radyolari-modern-cumhuriyetin-ortak-sesi/">radyo</a> ve podcast pazarının 2021 yılında 79 milyon dolar seviyesindeyken 2022’de 125 milyon dolara yükselmesi, formatın kültürel bir tercihin ötesinde rüştünü ispatlamış bir medya ekonomisi haline geldiğini tescillemektedir. Veriler, podcast&#8217;lerin pandemi dönemine özgü konjonktürel bir artıştan ziyade, dijital medya ekosisteminde yapısal ve kalıcı bir aktör olarak konumlandığını doğrulamaktadır.</p>
<p>YouTube’un podcast ekosistemindeki yükselişi, &#8220;video podcast&#8221; formatının konvansiyonel sesli yayıncılığı dönüştürdüğünü düşündürmektedir. Görsel içeriğin sunduğu yüksek keşfedilebilirlik avantajı, YouTube’u pazarın merkezine taşırken; Spotify ve Apple Podcasts, daha çok sadık ve ses odaklı bir dinleyici kitlesine hitap eden platformlar olarak konumlanmaktadır. YouTube’un sunduğu görsel etkileşim ve &#8220;ortamda bulunma&#8221; hissi, podcast tüketimini pasif bir dinleme eyleminden hibrit bir deneyime çevirmektedir. Edison Research verileri, nüfusun %73’ünün en az bir kez podcast tüketmiş olmasını, kitlenin artık yalnızca dinleyici değil, &#8220;dinleyen ve izleyen&#8221; kompozit bir yapıya büründüğünün kanıtı olarak sunmaktadır. Bu dönüşüme rağmen podcastin tanımı, ses temelli anlatı ile görsel destek arasındaki esnek denge üzerinde korunmaya devam etmektedir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari.jpg"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4698" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-1024x951.jpg" alt="" width="443" height="411" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-200x186.jpg 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-300x279.jpg 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-400x372.jpg 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-600x557.jpg 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-768x713.jpg 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-800x743.jpg 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-1024x951.jpg 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari-1200x1115.jpg 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tercih-edilen-podcast-platformlari.jpg 1240w" sizes="(max-width: 443px) 100vw, 443px" /></a></p>
<p>Podcast tüketim pratikleri, mecrayı diğer dijital formatlardan ayıran temel yapı taşını; &#8220;ikincil bir aktivite&#8221; olarak konumlanma yeteneğiyle göstermektedir. Coleman Insights verilerine göre, ses odaklı podcastlerin birincil tüketim alanlarının ev içi rutinler, araç kullanımı ve fiziksel egzersiz anları olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşın video podcastler, daha çok statik dinlenme süreçlerinde ve ev ortamında tercih edilen bir format olarak ayrışmaktadır. Bu dikotomi, podcastin kullanıcıdan mutlak odak talep etmeyen, gündelik hayatın ritmine entegre olan esnek yapısını gösterir. Video formatı anlatıya görsel bir derinlik kazandırsa da, içeriğin görsel destek olmaksızın anlam bütünlüğünü koruyabilmesi, formatın temel gücü ve medya ekonomisindeki kalıcılığı açısından belirleyici unsur olmaya devam etmektedir.</p>
<p>Data Globe Hub’ın 2023–2025 projeksiyonları ve gelecek öngörüleri, podcastlerin dijital medya ekosistemindeki yükseliş ivmesinin yapısal bir karaktere büründüğünü açığa çıkarır. Sesli ve görsel formatların eş zamanlı varlığı, mecrayı esnek ve çapraz platformlarda yeniden üretilebilir stratejik bir içerik türüne dönüştürmüştür. Bu hibrit yapı, formatın gündelik yaşam dinamikleriyle tam entegrasyonunu sağlamaktadır. Podcastler bu yönüyle, konjonktürel bir medya ürünü olmanın ötesine geçerek; dijital çağın hızına ve yeni nesil iletişim akışına uyum sağlayan, kalıcı bir tüketim alışkanlığı ve sürdürülebilir bir medya ekonomisi olarak konumlanmaktadır.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/tuketim-baglamlarina-gore-sekillenen-yeni-nesil-podcast-ekonomisi/">Tüketim Bağlamlarına Göre Şekillenen Yeni Nesil Podcast Ekonomisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/tuketim-baglamlarina-gore-sekillenen-yeni-nesil-podcast-ekonomisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Podcastler ve Multitasking Kültürü</title>
		<link>https://contextdergi.com/podcastler-ve-multitasking-kulturu/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/podcastler-ve-multitasking-kulturu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 17:08:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Apple Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[BBC podcast]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel yük]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu görev]]></category>
		<category><![CDATA[dijital çağ]]></category>
		<category><![CDATA[dijital içerik üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat dağınıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[genç kuşak]]></category>
		<category><![CDATA[gündelik yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[içerik platformları]]></category>
		<category><![CDATA[içerik tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[medya alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[medya dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[medya teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[medya trendleri]]></category>
		<category><![CDATA[medya tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[mobil medya]]></category>
		<category><![CDATA[modern yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[multitasking]]></category>
		<category><![CDATA[NPR]]></category>
		<category><![CDATA[odaklanma]]></category>
		<category><![CDATA[online içerik]]></category>
		<category><![CDATA[podcast]]></category>
		<category><![CDATA[podcast dinleme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[podcast istatistikleri]]></category>
		<category><![CDATA[podcast kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[podcast trendleri]]></category>
		<category><![CDATA[podcast yayıncılığı]]></category>
		<category><![CDATA[sesli içerik]]></category>
		<category><![CDATA[sesli yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[Spotify podcast]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji ve medya]]></category>
		<category><![CDATA[verimlilik kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya]]></category>
		<category><![CDATA[zaman yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4682</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Eslem Sıla Uysal Teknolojinin hız kesmeden gelişmesi, medya tüketim alışkanlıklarımızda dönüşüm yaratıyor. 2000’li yılların başında Apple’ın iPod ve iTunes hamlesiyle hayatımıza giren podcast formatı, ismini de bu mirastan (iPod ve Broadcast) alıyor. Başlangıçta geleneksel radyoculuğa bir alternatif olarak doğan bu mecra, bir yıl gibi kısa bir sürede BBC ve NPR gibi dev yayıncıların stratejik içerik  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/podcastler-ve-multitasking-kulturu/">Podcastler ve Multitasking Kültürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Eslem Sıla Uysal</em></strong></p>
<p>Teknolojinin hız kesmeden gelişmesi, medya tüketim alışkanlıklarımızda dönüşüm yaratıyor. 2000’li yılların başında Apple’ın iPod ve iTunes hamlesiyle hayatımıza giren podcast formatı, ismini de bu mirastan (iPod ve Broadcast) alıyor. Başlangıçta geleneksel radyoculuğa bir alternatif olarak doğan bu mecra, bir yıl gibi kısa bir sürede BBC ve NPR gibi dev yayıncıların stratejik içerik alanı haline geldi. Zaman ve mekân sınırlarını ortadan kaldıran yapısı podcastleri modern bireyin gündelik koşturmacasında en sadık yol arkadaşına dönüştürdü.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dunya-genelinde-podcast-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-e1779987868272.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4686" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dunya-genelinde-podcast-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-e1779987868272-1024x666.png" alt="" width="390" height="254" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dunya-genelinde-podcast-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-e1779987868272-200x130.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dunya-genelinde-podcast-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-e1779987868272-300x195.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dunya-genelinde-podcast-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-e1779987868272-400x260.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dunya-genelinde-podcast-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-e1779987868272-600x390.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dunya-genelinde-podcast-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-e1779987868272-768x499.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dunya-genelinde-podcast-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-e1779987868272-800x520.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dunya-genelinde-podcast-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-e1779987868272-1024x666.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dunya-genelinde-podcast-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-e1779987868272-1200x780.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/dunya-genelinde-podcast-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-e1779987868272.png 1240w" sizes="(max-width: 390px) 100vw, 390px" /></a></p>
<p>Dijitalleşen dünyada podcastler küresel ölçekte devasa bir büyüme sergiliyor. Teleprompter ve Edison Research verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde podcast dinleyici sayısının 584 milyona ulaşması, bu ilginin 2024’e oranla %6,8 arttığını gösteriyor. 2027 projeksiyonu ise 650 milyon barajının aşılacağı yönünde. Ancak üretim tarafında ilginç bir tezatlık söz konusu: Kayıtlı 4,5 milyondan fazla podcast programı bulunsa da, bunların yalnızca %10-11’i (yaklaşık 500 bin) aktif olarak yayın hayatına devam ediyor. Geriye kalan milyonlarca içerik, dijital dünyanın pasif kütüphanesine dönüşmüş durumda. Edison Research ve Statista verileri ise bu devasa kitlenin tercihlerini net bir şekilde ortaya koyuyor. İçerik tercihlerinde %30 ile komedi ilk sırada yer alırken onu toplum ve kültür (%18), yaşam ve sağlık (%15) takip ediyor.</p>
<p>Eğitici içeriklerin %7 gibi düşük bir seviyede kalması, bireylerin podcastleri akademik bir bilgi edinme amacından ziyade gündelik rutinlerini daha katlanılır kılacak bir eşlikçi olarak gördüğünü kanıtlıyor. Dinleme mekânlarına baktığımızda ise bu tezi doğrulayan rakamlar karşımıza çıkıyor. Dinleyicilerin %49’u ev işi yaparken (kadınlarda %55, erkeklerde %43), %42’si yolda ve %29’u egzersiz yaparken bu içerikleri tüketiyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-dinleyicilerinin-es-zamanli-faaliyetleri-eslem-sila-uysal.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4687" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-dinleyicilerinin-es-zamanli-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-1024x951.png" alt="" width="390" height="362" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-dinleyicilerinin-es-zamanli-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-200x186.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-dinleyicilerinin-es-zamanli-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-300x279.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-dinleyicilerinin-es-zamanli-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-400x372.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-dinleyicilerinin-es-zamanli-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-600x557.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-dinleyicilerinin-es-zamanli-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-768x713.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-dinleyicilerinin-es-zamanli-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-800x743.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-dinleyicilerinin-es-zamanli-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-1024x951.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-dinleyicilerinin-es-zamanli-faaliyetleri-eslem-sila-uysal-1200x1115.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/podcast-dinleyicilerinin-es-zamanli-faaliyetleri-eslem-sila-uysal.png 1240w" sizes="(max-width: 390px) 100vw, 390px" /></a></p>
<p>Podcast popülaritesinin ardındaki asıl itici güç, dijital dünyanın hayatımıza dayattığı &#8220;multitasking&#8221; (çoklu görev) alışkanlığıdır. Günümüz bireyi için zaman boşa harcanmaması gereken en kıymetli sermayedir. Görsel dikkat gerektirmeyen bu format, işe giderken, spor yaparken veya ev işiyle uğraşırken fiziksel rutinleri zihinsel bir aktiviteyle doldurarak bir verimlilik alanı açıyor. Ancak bu durumun bir de bilişsel maliyeti var. Literatürde multitasking, beynin karmaşık işler arasında yaptığı &#8220;dağınık bir geçiş&#8221; olarak tanımlanıyor. Her ne kadar aynı anda birden fazla işi yaptığımızı düşünsek de bu durum dikkat dağınıklığına ve verimlilik düşüşüne neden olabiliyor. Buna rağmen, özellikle genç kuşakta bir davranış biçimi haline gelen bu &#8220;bilişsel eğilim&#8221;, podcastlerin neden dijital dünyanın yükselen yıldızı olduğunu açıklamaya yetiyor. Sonuç olarak podcastler görsel yorgunluktan kaçan ve verimliliği merkeze alan yeni nesil medya kültürünün en güçlü temsilcisi konumunda.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/podcastler-ve-multitasking-kulturu/">Podcastler ve Multitasking Kültürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/podcastler-ve-multitasking-kulturu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital İzleme Kültüründe TikTok Etkisi ve YouTube’un Dönüşümü</title>
		<link>https://contextdergi.com/dijital-izleme-kulturunde-tiktok-etkisi-ve-youtubeun-donusumu/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/dijital-izleme-kulturunde-tiktok-etkisi-ve-youtubeun-donusumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 17:41:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[algoritma kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[dijital izleme kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[dikey video formatı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat süresi]]></category>
		<category><![CDATA[genç nesil]]></category>
		<category><![CDATA[içerik ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[içerik tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[internet kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[kısa format videolar]]></category>
		<category><![CDATA[kısa içerik trendi]]></category>
		<category><![CDATA[kısa video içerikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[medya dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[medya ekosistemi]]></category>
		<category><![CDATA[medya teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Meta]]></category>
		<category><![CDATA[mobil medya]]></category>
		<category><![CDATA[online video]]></category>
		<category><![CDATA[Snapchat]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya analizi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya trendleri]]></category>
		<category><![CDATA[tiktok]]></category>
		<category><![CDATA[TikTok algoritması]]></category>
		<category><![CDATA[video içerik üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[video izleme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[video platformları]]></category>
		<category><![CDATA[video tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni medya kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Youtube]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube Shorts]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4703</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Yağmur Çetin Çevrimiçi ortam TikTok’un algoritma temelli ve kısa süreli içerik yapısıyla birlikte köklü bir paradigma değişiminden geçiyor. Bu dönüşümün merkezinde ise sadece yeni bir platformun yükselişi değil YouTube gibi yerleşik devlerin "uzun formatlı" mirasındaki izleme alışkanlıklarının nasıl bir evrim geçirdiği sorusu yer alıyor. Pandeminin küresel çapta dijital alışkanlıkları tetiklemesiyle başlayan bu süreç, bugün izleme  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/dijital-izleme-kulturunde-tiktok-etkisi-ve-youtubeun-donusumu/">Dijital İzleme Kültüründe TikTok Etkisi ve YouTube’un Dönüşümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>-Yağmur Çetin</em></strong></p>
<p>Çevrimiçi ortam TikTok’un algoritma temelli ve kısa süreli içerik yapısıyla birlikte köklü bir paradigma değişiminden geçiyor. Bu dönüşümün merkezinde ise sadece yeni bir platformun yükselişi değil YouTube gibi yerleşik devlerin &#8220;uzun formatlı&#8221; mirasındaki izleme alışkanlıklarının nasıl bir evrim geçirdiği sorusu yer alıyor. Pandeminin küresel çapta dijital alışkanlıkları tetiklemesiyle başlayan bu süreç, bugün izleme sürelerinden dikkat eşiğine kadar platformların tüm dinamiklerini yeniden şekillendiriyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4707" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3.png" alt="" width="342" height="452" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3-200x264.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3-227x300.png 227w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3-400x528.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3-600x792.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-3.png 680w" sizes="(max-width: 342px) 100vw, 342px" /></a></p>
<p>Yıllarca çevrimiçi videonun mutlak hakimi olan YouTube, 16:9 geniş ekran formatı, prodüksiyon kalitesi yüksek içerikleri ve sınırsız süre imkanıyla bir dijital kütüphane işlevi gördü. Ancak 2016’da sahneye çıkan TikTok; ham, dikey ve &#8220;doğrudan uygulamada üretilen&#8221; 9:16 formatıyla bu düzeni sarstı. TikTok’un aylık 2,2 milyarı aşan kullanıcı trafiği, izleme kültüründe hız ve yoğunluk odaklı bir devrim başlattı. YouTube geniş bir demografiye hitap eden bir alan sunarken TikTok özellikle genç neslin dikkatini 15 saniye ile 10 dakika arasındaki dinamik kliplerle hapsetti.</p>
<p>Güncel verilere baktığımızda bu iki platformun kullanıcıların günlük rutinlerine nasıl entegre olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Kullanıcıların %74’ü YouTube’u, %67’si ise TikTok’u günde en az bir kez ziyaret ediyor. Hatta her beş kullanıcıdan biri, bu platformları günde on kezden fazla açarak içerik tüketimi döngüsünü buralardan tamamlıyor. Ancak burada asıl dikkat çeken nokta platformların popülerliği değil, izleme kültürümüzün genetiğinin değişmesidir. Bir tüketici olarak kendi alışkanlıklarıma baktığımda da fark ettiğim üzere kısalan dikkat sürelerimiz ve hayatın hızlanan temposu, bizi 15 saniye ile 1 dakika arasına sığdırılan rafine edilmiş bilgiye yönlendiriyor. Kısa videolar sadece zaman kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda kullanıcıyı içeriğe daha odaklı tutarak öğrenimi basitleştiriyor.</p>
<p>Bu değişim o kadar belirgin bir hal aldı ki YouTube başta olmak üzere Meta ve Snapchat gibi devler, bu dikey ve kısa video akışını kendi ekosistemlerine kopyalamak zorunda kaldı. YouTube Shorts, bu adaptasyon sürecinin en somut meyvesi olarak karşımıza çıkıyor. 2021-2024 yılları arasındaki üretim verileri incelendiğinde Shorts içeriklerinin özellikle 2023 itibarıyla ana akım hâline geldiği görülüyor. 1,5 milyar aylık aktif kullanıcıyı aşan bu servis izleyicinin uzun videolardan ziyade, hızlı tüketilen içeriklere olan iştahını da gösteriyor. BTK’nın 2025 yılı verilerine göre YouTube, Türkiye’deki toplam internet trafiğinin %46’sını, video izleme oranlarının ise %60’ını domine ederek liderliğini koruyor. 57,5 milyonluk bir kullanıcı kitlesine sahip olan YouTube karşısında TikTok, 40,2 milyonluk erişimi ve %3,6’lık veri trafiği payıyla daha çok bir etkileşim ve trend belirleme mecrası olarak konumlanıyor.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4708" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-1024x945.png" alt="" width="339" height="312" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-200x185.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-300x277.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-400x369.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-600x554.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-768x709.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-800x738.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2-1024x945.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/tiktok-etkisiyle-degisen-youtube-izleme-aliskanliklari-2.png 1064w" sizes="(max-width: 339px) 100vw, 339px" /></a></p>
<p>Grafikler bu dijital dönüşümün boyutlarını somut bir şekilde ortaya koyuyor. Birinci grafiği incelediğimizde; YouTube (%74) ve TikTok (%67) kullanıcılarının büyük çoğunluğunun platformları her gün en az bir kez ziyaret ettiğini, hatta her beş kullanıcıdan birinin gün içinde ondan fazla giriş yaptığını görüyoruz. Bu yüksek frekans, 15 saniye ile 1 dakika arasındaki videoların modern hayatın hızlı temposuna ve kısalan dikkat sürelerine ne kadar uyum sağladığını kanıtlıyor. Bir tüketici olarak ben de zamanı daha verimli kullanmak ve içeriğe daha kolay odaklanabilmek adına bu yeni izleme kültürünü benimsiyorum. Sektörün bu değişime verdiği yanıt ise ikinci grafikte net bir biçimde okunuyor. 2021-2024 yıllarını kapsayan veriler, YouTube Shorts üretiminin özellikle 2023 ve 2024 yıllarında devasa bir ivme kazandığını gösteriyor. Diğer platformların da bu dikey video akışını entegre etmesi, kısa formatın geçici bir heves değil, kalıcı bir standart haline geldiğinin ispatı niteliğinde.</p>
<p>Üçüncü grafik ise kullanıcı talebinin yönünü doğrudan tayin ediyor; nisan-haziran döneminde kısa videoların popülerliği zirve yaparken, 20 dakikalık uzun içeriklerin izlenme oranları daha kısıtlı bir alanda kalıyor. Sonuç olarak vardığımız nokta kullanıcıların YouTube’u terk ederek TikTok’a geçmesi değil, TikTok ile hayatımıza giren tüketim alışkanlıklarını YouTube ve diğer platformlara taşımasıdır. TikTok sektörü temelinden şekillendirse de YouTube’un yerini almak yerine, dijital dünyadaki izleme deneyimini bütünüyle dönüştürmektedir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/dijital-izleme-kulturunde-tiktok-etkisi-ve-youtubeun-donusumu/">Dijital İzleme Kültüründe TikTok Etkisi ve YouTube’un Dönüşümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/dijital-izleme-kulturunde-tiktok-etkisi-ve-youtubeun-donusumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parçalanmış Dikkat: İkinci Ekran Kullanımı</title>
		<link>https://contextdergi.com/parcalanmis-dikkat-ikinci-ekran-kullanimi/</link>
					<comments>https://contextdergi.com/parcalanmis-dikkat-ikinci-ekran-kullanimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Aklan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 18:05:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[canlı yayın deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu görev]]></category>
		<category><![CDATA[cross-device marketing]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit medya]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci ekran kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[medya ekosistemi]]></category>
		<category><![CDATA[medya teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[medya tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[multitasking]]></category>
		<category><![CDATA[QR kod pazarlaması]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[reklam stratejileri]]></category>
		<category><![CDATA[second screening]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya etkileşimi]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon ve sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Yayıncılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://contextdergi.com/?p=4539</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Hafize Balı İkinci Ekran Kullanımı (Second Screening), televizyon veya ana bir monitör karşısında geçirilen sürenin; akıllı telefon, tablet veya dizüstü bilgisayar gibi ikincil bir cihazla eş zamanlı olarak paylaşılması eylemini tarif eder. Günümüzde dijital cihazlar, bireyin sosyal ve fiziksel evreninin ayrılmaz birer parçası haline gelmiştir. Koltukta televizyon izlemekten doğa yürüyüşlerine, hatta en kişisel anlara kadar her  [...]</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/parcalanmis-dikkat-ikinci-ekran-kullanimi/">Parçalanmış Dikkat: İkinci Ekran Kullanımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&#8211;<span class="NormalTextRun SpellingErrorV2Themed SCXW153627111 BCX8" data-ccp-parastyle="Gövde">Hafize</span><span class="NormalTextRun SCXW153627111 BCX8" data-ccp-parastyle="Gövde"> </span><span class="NormalTextRun SpellingErrorV2Themed SCXW153627111 BCX8" data-ccp-parastyle="Gövde">Bal</span><span class="NormalTextRun SpellingErrorV2Themed SCXW153627111 BCX8" data-ccp-parastyle="Gövde">ı</span></strong></em></p>
<p>İkinci Ekran Kullanımı (Second Screening), televizyon veya ana bir monitör karşısında geçirilen sürenin; akıllı telefon, tablet veya dizüstü bilgisayar gibi ikincil bir cihazla eş zamanlı olarak paylaşılması eylemini tarif eder. Günümüzde dijital cihazlar, bireyin sosyal ve fiziksel evreninin ayrılmaz birer parçası haline gelmiştir. Koltukta televizyon izlemekten doğa yürüyüşlerine, hatta en kişisel anlara kadar her saniye, ikincil bir ekranın potansiyel müdahalesine açıktır. Bu hibrit tüketim modelinde birincil ekran görsel ve işitsel dikkati üzerine çekerken; ikincil ekran, izlenene anlık tepki verme, araştırma yapma veya sosyal etkileşime girme imkânı sunarak aktif bir katılımcı rolü üstlenmektedir. Özellikle canlı spor etkinlikleri ve popüler yayınlar, bu etkileşimi en üst seviyeye taşımaktadır. Yayınlara entegre edilen hashtagler, QR kodlar ve anlık anketler gibi interaktif araçlar, izleyiciyi birincil ekranın pasifliğinden çıkarıp ikincil ekranın anlık tepki döngüsüne de davet etmektedir. Ancak bu durum dikkatin kaçınılmaz bir şekilde parçalanmasına yol açarak kullanıcının odak noktasını çoklu platformlar arasında bölünmüş, hibrit bir düzleme hapsetmektedir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ikincil-ekran-kullanim-sirasinda-yapilan-aktiviteler.png"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-4541" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ikincil-ekran-kullanim-sirasinda-yapilan-aktiviteler-1024x568.png" alt="" width="548" height="304" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ikincil-ekran-kullanim-sirasinda-yapilan-aktiviteler-200x111.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ikincil-ekran-kullanim-sirasinda-yapilan-aktiviteler-300x166.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ikincil-ekran-kullanim-sirasinda-yapilan-aktiviteler-400x222.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ikincil-ekran-kullanim-sirasinda-yapilan-aktiviteler-600x333.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ikincil-ekran-kullanim-sirasinda-yapilan-aktiviteler-768x426.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ikincil-ekran-kullanim-sirasinda-yapilan-aktiviteler-800x444.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ikincil-ekran-kullanim-sirasinda-yapilan-aktiviteler-1024x568.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ikincil-ekran-kullanim-sirasinda-yapilan-aktiviteler-1200x666.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ikincil-ekran-kullanim-sirasinda-yapilan-aktiviteler-1536x852.png 1536w" sizes="(max-width: 548px) 100vw, 548px" /></a>Bu alışkanlığının yükselişi, küresel içerik tüketiminde altyazıdan dublaja geçişin ardındaki temel motivasyonu da açıklamaktadır. Geçmişte birçok pazarda norm kabul edilen altyazı kullanımı, izleyicinin görsel odağını ekrana hapsetmekte ve eş zamanlı çoklu görev (multitasking) becerisini kısıtlamaktadır. Oysa dublaj, izleyiciye gözü serbest bırakma özgürlüğü tanıyarak bir yandan ana içeriği pasif bir dinleme ile takip etme, diğer yandan ikincil cihazıyla aktif olarak ilgilenme imkânı sunmaktadır. Bu durum, yerelleştirilmiş medya içeriklerinde seslendirmenin neden yeniden yükselişe geçtiğinin stratejik bir analizidir. Ancak televizyon izlerken ikincil bir ekrana başvurmak, içerikten kopmak anlamına gelmemektedir. Aksine kullanıcıların önemli bir bölümü ana ekranda gördüklerini dijital mecralarda anlık olarak araştırmak veya sosyal medya kanallarında kolektif bir tartışmaya katılmak için de bu cihazları kullanmaktadır. Elbette bu sürece eşlik eden sohbet, eğlence veya doğrudan alışveriş gibi bağımsız aktiviteler de mevcuttur. Tüm bu dinamikler, televizyon izleme eyleminin artık doğrusal ve pasif bir süreç olmaktan çıktığını izleyicinin odağını kendi kontrolünde paylaştırdığı, etkileşimli ve çok katmanlı bir deneyime dönüştüğünü kanıtlamaktadır.</p>
<p>Elde edilen bulgular, içerik üreticileri ve reklam verenler için bölünmüş izleyici dikkatini yeniden konsolide etmeye yönelik stratejik bir yol haritası sunmaktadır. İkinci ekranlar, sosyal <a href="https://contextdergi.com/seda-ogretir-geleneksel-medyada-zincirleme-bilim/">medya</a> aracılığıyla sağladıkları gerçek zamanlı etkileşim kapasitesiyle, reklam kampanyalarını statik birer mesaj olmaktan çıkarıp kolektif birer deneyime dönüştürmektedir. Tüketicileri görüşlerini paylaşmaya veya bir topluluğun parçası olmaya teşvik etmek, kampanyanın virâl yayılım katsayısını maksimize etmektedir.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkeler-arasi-ikincil-ekran-kullanim-orani.png"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-4546 size-large" src="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkeler-arasi-ikincil-ekran-kullanim-orani-1024x657.png" alt="" width="1024" height="657" srcset="https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkeler-arasi-ikincil-ekran-kullanim-orani-200x128.png 200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkeler-arasi-ikincil-ekran-kullanim-orani-300x193.png 300w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkeler-arasi-ikincil-ekran-kullanim-orani-400x257.png 400w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkeler-arasi-ikincil-ekran-kullanim-orani-600x385.png 600w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkeler-arasi-ikincil-ekran-kullanim-orani-768x493.png 768w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkeler-arasi-ikincil-ekran-kullanim-orani-800x513.png 800w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkeler-arasi-ikincil-ekran-kullanim-orani-1024x657.png 1024w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkeler-arasi-ikincil-ekran-kullanim-orani-1200x770.png 1200w, https://contextdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/ulkeler-arasi-ikincil-ekran-kullanim-orani-1536x986.png 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p>İkinci ekran olgusu, televizyon odaklı pazarlama kampanyalarının doğrudan tüketici eylemine (call-to-action) dönüşmesini her zamankinden daha ölçülebilir ve hızlı hale getirmektedir. Günümüzde markalar; hedefli <a href="https://contextdergi.com/reklamciligin-babasi-john-hegarthy-her-zaman-farkli-olmak/">reklamcılık</a>, stratejik QR kod entegrasyonları ve cihazlar arası (cross-device) senkronize kampanyalar aracılığıyla izleyicinin bölünmüş odağını yakalamaya çalışmaktadır. Dikkatin ana ekrandan ikincil cihaza kaydığı o kritik kırılma anı, markalar için aslında yeni bir kapı aralamaktadır: Kullanıcıyı bir web sitesine yönlendirmek, dijital bir sohbete dahil etmek veya saniyeler içinde satın alma işlemini tamamlatmak. Sonuç olarak ikinci ekran, dikkati dağıtan bir engel değil; doğru kurgulandığında televizyon etkisini doğrudan dijital ticarete bağlayan en kısa köprüdür.</p>
<p>Bu eğilim yalnızca teknolojik imkânlarla değil, aynı zamanda coğrafi ve kültürel kodlarla şekillenmektedir. Yaygın kanının aksine, bu davranış sadece yüksek gelirli ekonomilere özgü bir lüks değil, hane halkı tüketim endeksinin düşük olduğu gelişmekte olan pazarlarda da baskın bir fenomen olarak karşımıza çıkmaktadır. Cihaz tercihleri ve kullanım sıklığı incelendiğinde ise çarpıcı bir asimetri gözlemlenmektedir: Türkiye’de akıllı telefon üzerinden dijital dünyaya her an bağlı kalma oranı, Doğu ve Orta Avrupa ülkelerine kıyasla çok daha yüksek bir oran sergilemektedir. Bu durum, ikincil ekranın evrensel bir norm haline geldiğini ancak metodolojisinin ülkelerin medya tüketim genetiğine göre farklılaştığını kanıtlamaktadır. Bu kullanım, günümüz medya ekosisteminde basit bir dikkat dağınıklığı olmanın ötesine geçerek yeni nesil bir etkileşim mimarisi inşa etmektedir. İzleyici artık içeriği yalnızca tüketen pasif bir alıcı konumundan sıyrılarak araştıran, yorumlayan ve eş zamanlı tepki veren aktif bir katılımcı özneye dönüşmüştür.</p>
<p><a href="https://contextdergi.com/parcalanmis-dikkat-ikinci-ekran-kullanimi/">Parçalanmış Dikkat: İkinci Ekran Kullanımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://contextdergi.com">Context Dergi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://contextdergi.com/parcalanmis-dikkat-ikinci-ekran-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
